İlk, TİP Gençlik Kolu, 28 Ekim1962 Pazar günü, İstanbul’da, daha sonra, Adana, Ankara, İzmir ve Gaziantep (Temmuz 1963)‘de kuruldu.

cumhuriyet_devrimi__2_

Üniversitede okuyan ve sendikal yaşamla, aydın çevresiyle, basınla, yazarlarla ilişkileri olan, sanatla, edebiyatla uğraşan gençler vardı. Bu gençlerden birisi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olan Nurer Uğurlu’ydu.

1928’den 1954’e kadar Adana’da “Seyhan” gazetesini çıkartmış olan Rıza Şen, Nurer Uğurlu’nun dayısı ve Orhan Kemal’in gençlik arkadaşıydı.

O dönem aydınların, yazarların sanatçıların, gazetecilerin Cağaloğlu’nda gittiği “İkbal”, “Büyük” ve “Meserret” kahvehaneleri vardı. 

“ŞİMDİ, PARTİ, PARTİ OLDU”

Zaman zaman İkbal Kahvehanesi’ne uğrayan Nurer Uğurlu, Orhan Kemal ve yakın çevresiyle günün olaylarını konuşur sohbet ederdi. Sendikacı Kemal Sülker, o dönem, Orhan Kemal’in kızıyla evli ve TİP Genel Sekreteriydi.Sendikal ve politik alanda yaşanan gelişmelerden doğrudan bilgi alınmakta ve konuşulmaktaydı.

Kemal Sülker, İkbal Kahvehanesine bir uğrayışında, “Mehmet Ali Aybar’ın TİP Genel Başkanlığını kabul ettiğini” söyledi. Bu habere müthiş sevinen eski toplumcular ve sosyalistler, masaya ellerini vurarak, “Şimdi, parti, parti oldu” dedi.

Nurer Uğurlu ve arkadaşları da, bu bilgileri, üniversite kantininde konuşup, tartışarak değerlendirmekteydiler.

Aybar’ın Genel Başkan olmasıyla aydınların TİP’e yönelimleri arttı. TİP ve Aybar, daha çok ilgiyle izlenmeye başlandı.

TİP ve Aybar’ın çalışmalarını yakından takip eden Nurer Uğurlu, bir gün üniversite kantininde, Ali Yaşar, Gencay Gürsoy, Esat Eşkazan, Nejat Yazıcıoğlu, Münir Süer, Ali Babaoğlu, Ali Sanlı, Nurkalp Devrim, Kazım Arık, Demir Özlü ve diğer arkadaşlarıyla günün olaylarını konuşup, sohbet ederlerken, “TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’ın Türkiye sorunları hakkında çok güzel açıklamaları, değerlendirmeleri var. Biz de bir şeyler yapalım. Aybar’ı yalnız bırakmamamız lazım” dedi.

“Ne yapalım?” konuşmaları sırasında, “Gençlik Kollarını kuralım”düşünceleri dile getirildi.

Nurer Uğurlu, İkbal Kahvehanesine gitti, Orhan Kemal’e, “Orhan Abi, arkadaşlarla TİP Gençlik Kollarını kurmaya niyetliyiz. Ne dersin?”diyerek düşüncelerini öğrenmek istedi. Orhan Kemal,“Yeğenim! Partili olmak zor bir iştir. Sorumluluk ister. Parti disiplin işidir. Başka bir işe benzemez. Şimdi gidiyorsunuz YÖN Dergisi yazarlarıyla sohbet ediyorsunuz, CHP’nin bazı çalışmalarına katılıyorsunuz. Kendinize göre haklı bulduğunuz bazı eylemleri yapıyorsunuz. Parti dendiği an bu işin şekli değişir. Her istediğin konuda konuşamazsın, her konuda rahat davranamazsın. Partiye girmek kolaydır belki ama sorumluluğunu taşımak zordur. Ayrıca sol partiler öbür partilere benzemez. Daha çok disiplin gerektirir. Bir hiyerarşisi vardır. Ona göre düşünün.” dedi.

Orhan Kemal’in bu uyarısından sonra TİP’in Gençlik Kollarını kurmaya niyetli gençler, kantinde kendi aralarında oturup tartıştı.

“Ne olacak yani? Gidip Mehmet Ali Aybar’la bir konuşalım. Biz, partinin gençlik kollarını kurmak istiyoruz, ne dersiniz, diyelim.” diye karar alındı.

Nurer Uğurlu, Orhan Kemal’in yanına gitti, “Orhan Abi! Sen, Mehmet Ali Aybar’dan bir randevu al. Biz, Aybar’la görüşmek istiyoruz.” dedi.

“Kaç kişi var?”

“Valla bilmiyorum. Arkadaşlara sormadım ama birkaç kişi gelir.”

Orhan Kemal, Aybar’dan randevuyu aldı.

“Öyle kalabalık gitmeyelim.” denilerek, Nurer Uğurlu ile Ali Yaşar, görüşme yapmak amacıyla, Mehmet Ali Aybar’ın Galata, Veli Alemdar Han 5/5 nolu yazıhanesine gitti.

“PARTİLİ OLMAK ZORDUR. HELE BİZİM PARTİLİ OLMAK ÇOK ZORDUR”

İki genci sevecen bir tavırla karşılayan Aybar, “Hukuk Fakültesi’nde doçentlik yapmış birisi olarak gençleri severim. Fakat, niye geldiniz bu partiye?”, diye sordu. Nurer Uğurlu, “Hocam niye gelmeyelim? Bugün Türk politika hayatına çok değişik bir ses getirdiniz. Bu sese her Türk gencinin ilgi duyması gerekir.”

“Gençler! Bu beni sevindirir ama size şunu söyleyeyim. Partili olmak zordur. Hele bizim partili olmak çok zordur.”

Orhan Kemal’le bu konuları daha önce konuşmuş olan Uğurlu, “Hocam! Elbette biliyoruz. TİP, ne Halk Partisi’ne, ne öteki partilere benzemiyor. Bunu biliyoruz. Abilerimiz, bizi uyardılar. Sizinle çalışmaya bilerek geliyoruz” dediği sırada, yazıhaneden içeri giren ve Aybar’ın yanında iki genci gören TİP Genel Sekreteri Orhan Arsal, meraklı gözlerle Aybar’a baktı.

“Hoş geldin Arsal” dedikten sonra Aybar, “Gençler bizimle çalışmak istiyorlar ne dersin Orhan?” diye sordu.

Orhan Arsal, birdenbire ayağa kalktı ve Nurer Uğurlu ile Ali Yaşar’ın boynuna sarıldıktan sonra, heyecanla, “Nerede kaldınız gençler? Biz, sizleri bekliyorduk. Nerede kaldınız?” dedi.

Uğurlu ile Yaşar, Aybar’ın içten sevinçli fakat dıştan temkinli, Arsal’ın heyecanlı davranışları arasında şaşırıp kaldı. Gençlere hemen “evet”demeyen Aybar,

“Gençler, iyice düşünün taşının ondan sonra gelin.” dedi.

TİP Gençlik Kollarını kurmaya karar veren gençler, Nurer Uğurlu ile Ali Yaşar’ı, bu konuda kararlı olduklarını açıklamak üzere TİP Genel Merkezine Mehmet Ali Aybar’ın yanına gönderirler.

Odasına giren Uğurlu ile Yaşar’a dikkatle bakan Aybar, “Sevgili Uğurlu! Galiba Yaşar senden biraz büyük gösteriyor” dedi.

Ali Yaşar hem yaşça hem de boyca Nurer Uğurlu’dan büyüktür. Uğurlu,

“Sayın Aybar! Bir sorun mu var?”

“Hayır. Bakın biz de gençlik kuruluşu şöyledir: bir gençlik kolları genel başkanı olacak, bir de il ve ilçe örgütleri başkanları olacak. Gelenek olarak yaşı büyük kimse o üst makamı alır.”

Böyle bir şey beklemeyen Ali Yaşar, “Efendim, Nurer Uğurlu’nun Gençlik Kolları Genel Başkanı olması daha iyi olur.”

“Ali kardeş, senin olmanda bir sakınca mı var?”

“Hayır efendim! Hiçbir sakıncası yok.”

“Peki neden istemiyorsun?”

“Efendim! Nurer bu konuda hepimizden bilgili. Bu işleri bilir. Ağzı laf yapıyor. Gazete ve dergilerde yazılar yazıyor. Gerek üniversite çevresinde, gerek aydınlar çevresinde Nurer’in daha çok arkadaşları var.”

“Hayır! Yaşça sen büyük olduğuna göre sen gençlik kolları genel başkanı ol. Nurer de İstanbul il başkanı olsun. Sonra kongreye gidersiniz, arkadaşlarınız Nurer’i seçerse o zaman Nurer olur. Ama şimdi atamayla olacak. Atama olduğu için biz yaşça büyük olanı öne alırız.”

Aybar, gençlerle konuştuktan sonra, Genel Yönetim Kurulunda, üyelere bilgi verdi ve şunları söyledi:

“Arkadaşlar! Üniversiteden partimizin gençlik kollarını kurmak isteğiyle iki arkadaş geldi. Kendilerine genel başkan olarak yetki verdim. Bu arkadaşlar, işe başladıktan bir süre sonra gençlik kollarımız kurulmuş ve üye kaydetmeye başlamış olacak.”

“Cumartesi günü gelin, üye kaydı yapacağız” diye duyuru yapıldı.

“ARKADAŞLAR! BU İŞİ GENÇLER TUTTUYSA, BU MAYA SAĞLAMDIR”

Cumartesi günü, üye kaydı yaptırmaya gelen gençler tarafından TİP’in küçük parti odası merdivenlerine kadar dolmuştu.

“Gençler! Ne diyeceğimi şaşırdım. Nurer ile Ali arkadaşınız, geldiler bana. Sayı vermediler. Bir-kaç kişi dediler. Fakat, merdivenlere kadar arkadaşlarım dolup, herkes benimle tanışmaya, el sıkışmaya geldiği vakit eski üniversite hocalığım aklıma geldi. Beni çok sevindirdiniz” diye bir masanın üzerinde söze başlayan Aybar, TİP kurucusu sendikacılar ile Rasih Nuri İleri, Nebil Varuy, Şaban Yıldız, Yılmaz Halkacı’ya dönüp, “Arkadaşlar! Bu işi gençler tuttuysa, bu maya sağlamdır” dedi.

TİP’e üye olmak için gelen gençler yaklaşık otuz kişiydi. Mehmet Ali Aybar, o günü her hatırladığında, Nurer Uğurlu’ya, “O ne kalabalıktı” diyerek, o anki duygularını dile getirir.

Böylece TİP’in gençlik kolları kuruldu. TİP Gençlik Örgütü Genel Başkanı Ali Yaşar, sekreter Ali Babaoğlu, İstanbul İl Gençlik Örgütü Başkanı Nurer Uğurlu, genel sekreter Nurkalp Devrim oldu.

TİP Gençlik Örgütü, kurulduğu gün, 28 Ekim 1962 Pazar günü, bir bildiri yayınladı. Bu bildiri şöyledir:

“Ulusumuzun iç ve dış sömürgeciliğe karşı kazandığı zaferle varılan cumhuriyetin 39. yıldönümünü kutlamaktayız. Türk gençliği olarak cumhuriyet bayramımızın nasıl bir anlam taşıdığını biliyoruz. Türk ulusu, iç ve dış sömürgeciliğin baskısı altında ezilirken, büyük Atatürk, bu savaşı önce dış sömürgecilere, sonra iç sömürgecilere karşı yöneltmesinin asıl amacını gençlik olarak her zaman ve her yerde savunacağımızı bildiririz. Cumhuriyet, Türk ulusunun kazandığı bir bayramdır. Cumhuriyet bayramımızın anlamı ve Atatürk devrimlerinin asıl amaçları, bir takım çıkarcıların kendilerini ön planda tutmaları sonucu unutuldu. Atatürk devrimlerini savunanlar toplum karşısında suçlandırılmaya kalkınıldı. Bunların bu çıkarcıların nasıl bir amaç uğrunda çalıştıklarını artık biliyoruz. Ve şunu bir daha söylüyoruz ki, büyük Atatürk cumhuriyeti ve devrimleri soylu ve güçlü Türk gençliğine emanet etmiştir.

Atatürk gençliği, cumhuriyetin ve devrimlerin bekçisi olduğunu bir daha bildirir, ulusumuzun kendi kanıyla kazandığı ve kurduğu cumhuriyetin 39. yılı kutlu olsun.” 

TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar, 30 Ekim 1962 Salı günü, saat 16.30’da kendisini ziyarete gelen üniversiteli ve emekçi gençlerden kalabalık bir topluluğu TİP Ankara İl Merkezinde kabul etti ve gençlerle 2 saat süren bir sohbet toplantısı yaptı.

Toplantıda, genel olarak gençlik meseleleri ve yüksek öğrenim gençliği ile işçi ve köylü gençliğinin iş ve kader birliği etmelerinin gereği görüşüldü. İstanbul ve Adana’dan sonra TİP Ankara İl Gençlik Kolu’nun da yakında kurulacağı, bu konudaki çalışmaların tamamlanmak üzere olduğu bildirildi.

TİP Gençlik Kolları Merkez Yönetim Kurulu’nun kuruluş hazırlıkları sonuçlanmış, emekçi ve üniversiteli gençlerden kurulu yönetim kurulu çalışmalarına başlanmıştı.

TİP Gençlik Kolları Merkez Yönetim Kurulu’nun kuruluşu dolayısıyla şu açıklama yapıldı:

“Bizim gençlik kollarımız yalnız üniversite gençliği içinde kalmıyor, işçi ve emekçi gençlerle üniversite öğrencilerinin elele vermesini sağlayan bizim gençlik örgütlerimizde, doğrudan doğruya üretim faaliyetinde bulunan genç emekçilerle üniversite gençleri yarı yarıya yer alıyorlar. Gençlik kollarımız, emekçi halk yığınlarının uyarılması, aydınlatılması konularında en olumlu çalışmalarda bulunacaklardır. Genç arkadaşlarımız işçi mahallerine kalabalık kümeler halinde gidecekler, aydınlatıcı görevlerini etkin bir şekilde yerine getireceklerdir. Ayrıca, gençlik kollarımız çeşitli toplumsal faaliyetlerde bulunacaklar, halkımıza emeğin en yüce değer olduğu gerçeğini öğreteceklerdir.”