Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Avrupa Birliği Hayali Bitti mi?

Amerikan düşünce kuruluşu  Alman Marshall Fonu, (The German Marshall Fund: GMF) her yıl 12 ülkede geniş çaplı kamuoyu araştırması yapar. 2013 yılı Transatlantik Eğilimler anketi geçen hafta açıklanmıştır. Bu yılın araştırmasında 11 AB üyesi ülke ile ABD ve Türkiye yer almıştır. AB üyesi ülkeler şunlardır: Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık.

Araştırma, German Marshall Fund of the United States,  Compagnia di San Paolo, Barrow Cadbury Trust, Fundação Luso-Americana, the BBVA Foundation, the Communitas Foundation, the Swedish Ministry for Foreign Affairs ile birlikte gerçekleştirilmiştir.

Tüm ülkeler için 3-27 Haziran 2013, Türkiye için  2 Temmuz 2013 tarihinde tamamlanmıştır. Araştırma  için yapılan ankette  bu ülkelerdeki vatandaşlarla yüz yüze ya da telefon görüşmeleri yöntemi kullanılmıştır.

Ankete göre Türk halkının Avrupa Birliği’ne üye olma hayali bitmiş gibidir.

Türkiye’de ankete katılanların yüzde 44’ü Türkiye’nin AB’ye katılmasını istediklerini belirtirken, AB’ye katılımın olumsuz olacağını düşünenlerin oranı  yüzde 34’tür. Bu oran 2004’te yüzde 25 idi.

2-27 Haziran 2012 tarihleri arasında yapılan ve 12 Eylül 2012 tarihinde  açıklanan Transatlantik Eğilimler 2012   araştırması sonuçlarına göre Türklerin sadece yüzde 38’i “AB üyeliği iyidir” görüşünde idi.

Transatlantik  Eğilimler’in 2004’te yaptığı benzer araştırmada Türk insanının AB üyeliğine verdiği destek yüzde 73 olmuştu.

Son araştırmada AB ülkelerinden katılımcıların yüzde 20’si Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin olumlu olacağını, yüzde 43’ü ise kötü olacağı kanısındadır. Katılımcıların  yüzde 37’si ise bunun ne kötü ne de iyi olacağını  açıklamıştır.

Ankette öne çıkan bulgulardan bazıları aşağıda yer almaktadır:

  • Anketi cevaplıyanların  büyük bir çoğunluğu (ABD %62, AB %46 ve Türkiye %41) Çin’in bir fırsattan çok ekonomik tehdit olduğunu düşünüyor,
  • ABD’lilerin yüzde 62’si, Türkiye ve AB vatandaşlarının ise yüzde 72’si Suriye’ye askeri müdahaleye karşı çıkıyor,
  • AB’lilerin yüzde 64’ü Hindistan, Brezilya ve Endonezya gibi gelişme yolunda olan ülkelerin ekonomik fırsat getirdiği görüşünü taşıyor,
  • Ankette görüşülen kişilerin büyük çoğunluğu ekonomik krizde önemli ölçüde etkilendiğini düşünüyor,
  • Avrupalıların yüzde 65’i, ABD’lilerin yüzde 75’i krizden kişisel olarak çok etkilendiklerini öne sürüyor,
  • Avrupalıların yüzde 85’i, ABD’lilerin  yüzde 68’i, Türklerin yüzde 69’u ekonomik sistemin faydalarının sadece azınlıkta yer alan bir kesime aktarıldığı görüşünü taşıyor,
  • Ülkelerinin AB üyesi olmasının olumlu olduğu görüşünü taşıyanların oranı ülkelere göre farklılık gösteriyor. Almanya’da bu oran  yüzde 71 iken İngiltere’de yüzde 40, Portekiz’de  yüzde 49 oranında bulunuyor,
  • Türkiye’de ankete katılanların yüzde 44’ü Türkiye’nin AB’ye katılmasını istediklerini belirtiyor,
  • AB’ye katılımın olumsuz olacağını düşünenlerin oranı  yüzde 34’e ulaşıyor,
  • Türklerin yüzde 38’i Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde kendi başına hareket etmesi,  yüzde 21’i ise AB ile birlikte hareket etmesi gerektiğini savunuyor.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın geçen hafta Türk vatandaşlarının AB ülkelerine 3 aya kadar vizesiz seyahat hakkı elde edebileceği Demirkan davasını Türkiye aleyhine karar bağlamasından sonra, AB’ye ve AB kurumlarına  güven  kalmamıştır.

Leyla Ecem Demirkan davasında ABAD, davayı reddederek Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz girme hakkının bulunmadığına hükmetmiş, böylece AB ile Türkiye arasında imzalanmış tüm anlaşmaları, Ortaklık Konseyi Kararlarını ve daha önce verilmiş ABAD kararlarını da yok saymıştır.

Divan, Türk vatandaşlarından istenen vizenin yasal zemini bulunduğunu belirterek Türk vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti konusunda hayati öneme sahip olan Demirkan davasında Türkiye’yi haksız bulmuştur.

Böylece Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vize almadan azami 3 ay süreyle turistik amaçlı seyahat hakkı olmadığı kesinleşmiştir.

Bu bir çifte standarttır ve bu çifte standardı ben Bobon kriteri olarak isimlendirmekteyim. Bo: Bizden olanlar (kurucu altı ülkeden sonra AB’ye katılan 22 Hıristiyan ülke), Bon: Bizden olmayanlar (Müslüman Türkiye)

Türkiye bazı AB liderleri (Merkel ve geçmişte  Sarkozy) ile bazı Avrupalılar tarafından Bon kapsamında algılandığı için, daima önüne engel çıkarılan ülke olmuştur. Eğer Bobon kritirleri uygulanmasaydı,1959’da yapılan ortak üyelik başvurusu dikkate alınırsa, aradan geçen yarım yüzyıl içinde Türkiye AB üyesi olurdu.

Gümrük birliği ile AB malları Türkiye’de serbest dolaşımda iken, ayrıca AB vatandaşları kolaylıkla Türkiye vizesi alırken, Türk vatandaşlarına AB mevzuatından doğan haklarını vermemek kabul edilemez bir durumdur.

Bu karardan sonra AB ile ilişkiler gözden geçirilmeli,  gümrük birliği ve açılmayan başlıklar  konusu gündeme getirilmeli, 53 yıldır devam eden mutsuz ve gönülsüz ilişkiye, Merkel’in Almanya’da kazanmasından sonra bir nokta konulmalıdır.

 

 

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.