Kategoriler
Kültür/Sanat

ADIM ADIM İSTİKLAL SAVAŞI – I

GENEL KURMAY ARSIVLERINDEN ADIM ADIM TURK ISTIKLAL SAVASI VE BASKUMANDANLIK MEYDAN MUHAREBESI – I. KISIM

57. Tümen Kaplangı Muharebeleri

Genelkurmay arşivinden Başkomutanlık Meydan Muharebesi Savaş tutanakları:

İki taraf ordularının 30 Ağustos 1922 saat 24.00 durumları:

Türk Ordusu:

1 nci Ordu Komutanı, Başkomutan ve Genelkurmay Başkanı Dumlupınar istasyonunda. Batı Cephesi Komutanı Afyon’dadır.  1 nci Kolordu: 15 nci Tümen Hallaçlar’da. 14 ncü Tümen Paşacık köyü batısında, 30 ncu Alayı Kaplangı dağında. 57 nci Tümen Kaplangı dağının en yüksek noktası Dedetepe’de düşmanla temasta. Kolordu Komutanı Büyükoturak’ta.     Bağımsız 6 ncı Tümen: Yenice – Şabanköy – Ahat hattında düşmanla temastadır.

Ordu ihtiyatı olan 2 nci Kolordu: 4 ncü Tümeniyle Paşacık, 7 nci ve 8 nci Tümenleriyle Büyükoturak – Santtepe bölgesinde. Kolordu Komutanı Büyükoturak’tadır

Yunan Ordusu iseGeneral Trikopis Adatepe muharebesinden kaçabilenlerle Kızıltaş vadisinden çekiliyordu. Banaz’a çekildiğini umduğu General Franko Grubuyla birleşmek için oraya gitmek kararında idi. Yanındaki kurtulabilen birliklerle bir an önce Banaz’a varmak istediğinden bütün gece yürüyüşe devam etti.

Savaş değişik cephelerde yakın temas şeklinde tüm hızıyla devam ediyordu.

“Büyük Oturak’da bulunan kolordu komutanı, saat 19.00’da yazılan 57 nci Tümenin raporunu alınca, İslamköy’e hareket etmiş olan 14 ncü Tümeni Kaplangı dağına çevirdi ve 57 nci Tümene yardım etmesini emretti. Saat 20.25’de, 57 Tümene de şu emri verdi:

“Düşman Dumlupınar mevzilerini tekrar almak için Sultanoluğu – Toklusivrisi doğrultusunda gece daha taarruz edebilir. Bu istikameti kesinlikle kapatmak lazımdır. Sağınıza yanaşan 14 ncü Tümen, Kaplangı dağına taarruz etmek ve sizi takviye etmek suretiyle yardım edecektir. 14 ncü Tümen Paşacık’a gelmiştir. Bu emrin bir suretini 14 ncü Tüman Komutanına veriniz.”

Kolbaşısıyla saat 19.30’da Paşacık’a varan 14 ncü Tümen Komutanı, kolordu emrini alınca öncü olan 30 ncu Alayı Kaplangı doğrultusuna yürüttü. 30 ncu Alay Komutanının 57 nci Tümen Komutanı ile görüşmesi sonunda, alay bir taburunu 57 nci Hücum Taburu kuzeyine yanaştırdı. Saat 22.00’de her iki tabur 1432 Dede tepesine yanaşmaya başladılar. Saat 24.00’de, iki taburun yaptığı baskınla 1432 rakımlı Dede tepesi bugün üçüncü defa ele geçirildi. 30 ncu Alayın diğer iki taburu da tepeye yanaştı. Ormanların sıklığı, gece karanlığı, bu bölgeye yeni gelen 30 ncu Alayın araziyi hiç tanımaması yüzünden takip yapılamayarak ele geçirilen mevzilerde gecelendi. Çekilen Yunanlılar da 500 metre batıdaki Toptepe’de kaldılar. 14 ncü Tümen büyük kısmı Paşacık batı yamaçlarında, 57 nci Tümen de bulunduğu mevzi ve yerlerde geceyi geçirdiler.

Saat 23.30’da Kolordu Komutanı, Ordu Komutanına şu raporu yazdı: (Bugünkü Kaplangı muharebelerini belirttikten sonra) “Alınan esirlerin ifadelerine göre 57 nci Tümen cephesinde Yunanlıların 7 nci, 11 nci, 12 nci, 23 ncü, 26 ncı Alayları ile Evzon Alayı varmış. 6 ncı Tümen, Yenice batısında giriştiği muharebede Yunanlılar inatla savunduklarından dolayı 57 nci Tümenden yardım istemiştir. Kolordunun karşısında 1 nci, 2 nci, 7 nci düşman tümenleriyle 4 ncü Tümenden iki alay olduğu kabul edilebilir. Trenle de takviye birlikleri yetiştirmesi umulmaktadır. Maksadı, Düzlüce – Kaplangı – Yenice hattında inatla savunarak Murat dağları kuzeyinde kalan büyük kısmına vakit kazandırmak olabilir. ”

Tümen Komutanı, ortalık ağarınca 1364 rakımlı tepede bulunan 39 ncu Alayın yanına gitti. Bu alay gece ormanlardan yürüdüğünden fazla yorulduğu için daha ileri gidememişti. Alaya hemen Kaplangı dağını (1432 rakımlı Dede tepesi) ele geçirmesini emretti. Alay ilerlemeye başladı. Arazi sık ormanlık, yamaçlar fazla dik ve derindi. İlerleme ağır oluyordu. 1432 rakımlı Dede tepesine yaklaşınca piyade muharebesi başladı. Fakat Yunanlıların ateşi zayıftı. Saat 08.00’de 39 ncu Alay Dede tepesini ele geçirdi. 37 nci Alayla hücum taburu ve iki dağ bataryası 1364 rakımlı tepe gerisine yanaştırıldı. Yarbay Mazhar (Buyukataman) kumandasindaki 176 ncı Alay meydanda yoktu. Alayın geceyi Sultanoluğu’nda geçirdiğini sanan tümen komutanı yaptırdığı aratmalara rağmen bulduramadı. Alay gece karanlığında Sultanoluğu’nu başka bir yer sanarak geceyi diğer bir yerde geçirmiş ve sabah erkenden buldurduğu klavuzlarla birçok dolaşmalardan sonra saat 13.30’da 1364 rakımlı tepe gerisine gelebilmişti.

General Franko Grubu ise İzmir’deki Küçükasya Ordusu Komutanlığından İzmir yolunu kapamak emrini aldığından, bulunduğu Yenice – Kaplangı – Hallaçlar hattında savunma kararındaydı. Halbuki gece yarısı 7 nci Tümen Hallaçlar mevziini kaybetmiş, Hatıplar’a çekilmekte, 1 nci Tümen de gece yarısı Kaplangı dağının en yüksek tepesine kaptırdığından 500 metre gerideki (batıdaki) tepelerde savunma tertibi almıştı. 2 nci Tümen Çivril güneyindeki birliklerini Banaz çayının kuzey kıyısına çekti. Ordu emrinde bulunan Süvari Tümeni ise Uşak – Alaşehir demiryolunun korunmasıyle görevli idi. (2 nci Süvari Alayı, Franko Grubu emrinde İslamköy’de bulunuyordu.

İzmir’deki Küçükasya Ordusu Komutanlığı, General Franko’ya İzmir yolunun kesin olarak kapanmasını emrediyordu. Türk birlikleri (57 Tümenin 39 ncu Alayı) 30 Ağustos sabahı Kaplangı dağının en yüksek noktası olan 1432 rakımlı Dedetepesi’ne taarruz ederek saat 08.15’de tepeyi ele geçirdiler. İzmir doğrultusunu kapayan Kaplangı dağına çok önem veren General Franko, Hasanköy dolaylarında bulunan dört taburlu mürettep 8 nci Alay ve diğer ihtiyatlarla, 1/38 nci Evzon Alayını takviye ederek gece yarısına kadar devam eden taarruz ve karşı taarruzları 1364 rakımlı Dedetepesi üç defa el değiştirdikten sonra saat 24.00’de tepe Türklerin elinde kaldı. Yunan birlikleri de 500 metre batıdaki Top tepesi mevzilerinde gecelediler. Bugünkü Kaplangı muharebesine katılan Yunan birlikleri; 1/38 nci Evzon Alayı ile 4 ncü, 5 nci Alaylar, 4 ncü Tümen erlerinden kurulu dört taburlu 8 nci Alay, 12 nci Tümen erlerinden kurulu iki taburlu mürettep alay, bir sahra topçu taburu, bir dağ topçu taburu ve bir ağır topçu taburu idi.

1364 rakımlı tepede bulunan tümen komutanı İslamköy’ün altı kilometre batısındaki Kızılcaviran dolaylarında Yunanlıların büyük topluluklarını gördü. Sabah erken güney-batıya gönderilen süvari bölüğünden saat 10.30’da gelen raporda; Hasanköy, Gümele bölgesinde Yunanlıların faaliyeti olduğu, Yeniceköy civarında düşman ateşiyle karşılaştığından fazla ileri gidemediği, 6 ncı Tümenle irtibat yaptığı bildiriliyordu. Hasanköy batısından bir alay kadar (4 ncü Yunan Tümeninin dört taburu) Yunan kuvvetinin Kaplangı dağına (Dede tepesi) açılmış olarak ilerlediği görüldü. Ayrıca Gümüle’de bir iki bölük piyadesi (1 nci Tümenin 4 ncü Alayı) vardı. 37 nci Alay hemen saat 10.30’da 1364 rakımlı tepeden Hasanköy doğu sırtlarına ilerleyerek Sığıralanı sırtlarını işgal etti. İki dağ bataryası 1364 rakımlı tepede mevzilendirildi. Ancak, bataryaların mevzie girişleri pek geç oldu. Yunanlılar ise Hasanköy batısında mevzilenmiş topçusu ve Banaz istasyonundaki ağır bataryaları ile 39 ncu Alaya (1342 rakımlı Dede tepesi) şiddetli ateş açtılar. Bu sırada kolordu emri geldi. Bu durumda tümen Susuz doğrultusunda ilerleyemezdi. Ayrıca; İslamköy’ün iki kilometre güneyinden 6 ncı Tümene karşı, Yenice batısında 1178 rakımlı tepe ve Gelinciktepe’ye bazı Yunan birlikleri de (63 ncü Alayın 1 nci Taburu) yanaşıyorlardı. Saat 13.30’da 176 ncı Alay, tümen gözetleme yerine yaklaşmaktaydı. 37 nci ve 39 ncu Alaylar cephelerinde muharebe şiddetlenmiş, Yunanlılar üstün kuvvetlerle taarruza geçmişlerdi. 1/38 nci Evzon Alayı, dört taburlu mürettep alay, Kaplangı köyünde bulunan ihtiyat 5 nci Alaydan ibaret Yunan birlikleri saat 14.00’de 1432 rakımlı Dede tepesini geri aldılar. 39 ncu Alay doğuya çekildi. Bu alay geniş ve ormanlık bir cephede fazla dağılmış olduğundan 1364 rakımlı tepe ile Çorum köyü arasındakisırtlarda (Şaptepe) güç toplanabildi. Bu alayın 1364 rakımlı tepedeki 176 ncı Alayla da irtibatı yoktu. 37 n

ncı Alayla da irtibatı yoktu. 37 nci Alayın kuzey yanında da küçük ölçüde çekilmeler oldu ise de hücum taburunun bir bölüğü ve ağır makineli tüfeklerin yardımı ile çabuk durduruldu. Henüz 1364 rakımlı tepeye yanaşmış bulunan 176 ncı Alaya, 39 ncu ve 37 nci Alaylar arasından 1432 rakımlı Dede tepesinin ele geçirilmesi görevi verildi. Saat 14.40’da dağ bataryaları 176 ncı Alayı desteklemeye başladılar. Tümenin 120 milimetrelik İngiliz obüs bataryası ile sahra bataryası da Sultanoluğu batı sırtlarında 176 ncı Alayı desteklemek üzere mevzie giriyorlardı. Alay taarruza devam ederek saat 16.00’da yaptığı hücumla Kaplangı dağının 1432 Dede tepesini tekrar ele geçirdi. Yunanlıları ovaya dökmek için daha bir kaç sırtın elde edilmesi gerekiyordu. Alay taarruza devam ediyor, fakat Yunanlılar 500 metre batıdaki Top tepesinde tutunuyorlardı.

Gece yarısına kadar devam eden imha muharebesi günün ilk ışıkları ile yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Yunan ordusunun büyük kısmı imha edilmiş, direnme azim ve iradesi de tamamen kırılmıştı.
1. Kolordu, 30 Ağustos günü Kaplangı Dağı-Hallaçlar-Murat Dağı hattında tertiplenmiş olan üç tümen kadar olan Franko grubuna taarruzuyla Kaplangı Dağını düşürdü. Yunanlılar, gece karşı taarruzu ile geri aldılar. 31 Ağustos günü yapılan taarruzlarla Franko grubu bu hattan geri atıldı ve Uşak istikametinde takip edildi.

Çekilen Yunanlılar, yer yer direnmek istediler, ancak muvaffak olamadılar. Takip insan üstü bir hızla ilerledi. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin

ncı Alayla da irtibatı yoktu. 37 nci Alayın kuzey yanında da küçük ölçüde çekilmeler oldu ise de hücum taburunun bir bölüğü ve ağır makineli tüfeklerin yardımı ile çabuk durduruldu. Henüz 1364 rakımlı tepeye yanaşmış bulunan 176 ncı Alaya, 39 ncu ve 37 nci Alaylar arasından 1432 rakımlı Dede tepesinin ele geçirilmesi görevi verildi. Saat 14.40’da dağ bataryaları 176 ncı Alayı desteklemeye başladılar. Tümenin 120 milimetrelik İngiliz obüs bataryası ile sahra bataryası da Sultanoluğu batı sırtlarında 176 ncı Alayı desteklemek üzere mevzie giriyorlardı. Alay taarruza devam ederek saat 16.00’da yaptığı hücumla Kaplangı dağının 1432 Dede tepesini tekrar ele geçirdi. Yunanlıları ovaya dökmek için daha bir kaç sırtın elde edilmesi gerekiyordu. Alay taarruza devam ediyor, fakat Yunanlılar 500 metre batıdaki Top tepesinde tutunuyorlardı.

Gece yarısına kadar devam eden imha muharebesi günün ilk ışıkları ile yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Yunan ordusunun büyük kısmı imha edilmiş, direnme azim ve iradesi de tamamen kırılmıştı.
1. Kolordu, 30 Ağustos günü Kaplangı Dağı-Hallaçlar-Murat Dağı hattında tertiplenmiş olan üç tümen kadar olan Franko grubuna taarruzuyla Kaplangı Dağını düşürdü. Yunanlılar, gece karşı taarruzu ile geri aldılar. 31 Ağustos günü yapılan taarruzlarla Franko grubu bu hattan geri atıldı ve Uşak istikametinde takip edildi.

Çekilen Yunanlılar, yer yer direnmek istediler, ancak muvaffak olamadılar. Takip insan üstü bir hızla ilerledi. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin

de vahşice katledildiğini görmekteydi. Bir dakikalık zaman kazanmasının, birçok yerleşim merkezinin ve birçok Türk’ün hayatını kurtaracağını anlamıştı. Bu nedenle Türk piyadeleri, süvarilerle aynı günde İzmir’e girdiler. Takipte katedilen mesafe yaklaşık 450 km.dir. Bu, muharebe ederek her gün üst üste ortalama 50 km. ilerlendiğini ifade eder. 14 Ağustos’tan beri her gün yürüyüş yapmış ve aralıksız 5 gün muharebe etmiş olan yaya birlikler için, bunun gerçekleştirilmesinin izahı oldukça güçtür. Yapılan faaliyet insan takatinin üstündedir. Bunun sırrı kanaatimizce gaye birliğinde yatmaktadır.
Ve 9 eylülde bilindiği gibi düşman denize döküldü 16 Eylül’e kadar İzmir civarındaki bölgeler Yunanlılardan kurtarıldı. Bursa istikametine çekilen Yunan kuvvetleri, Mürettep Süvari Tümeni ile takviye edilen 3. Kolordu ve Kocaeli Grubu ile takip edildi. Takip harekatından kurtulabilen son Yunan birlikleri 18 Eylül’de, Bandırma’dan vapurlara binerek kaçtılar.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Zafer tepeden; bizzat idaresinde, 30 Ağustos Zaferi kazanılırken,yakın muharebe hatlarına kadar giriyor, birliklerimizin kahramanca saldırışlarını, süngü hücumlarını memnunlukla seyrediyordu. O Başkomutan ki, kendisinin kandan ve kan dökmekten nefret etmesine rağmen; Türk Milliteni hayat hakkı tanımak istemeyen, Türk’ün ve Türk Ordusunun şan ve şerefle dolu tarihinin büyüklüğünü bilmeyen veya bilmemezlikten gelen gafil, sözde büyük dış siyasilere ve onların hükümetlerine Türk Milletinin gasp edilmek istenen hayat hakkını silah zoruyla tanıtıyor, mutlu bir devir açıyor, Anadolu yaylasında yeni bir Ergenekon’dan çıkış sağlayarak hür ve bağımsız Türkiye’nin ve Cumhuriyetin temelini atmış oluyordu. Yıllar boyu sürüp gelen kanlı olayların son bulduğu, çok çetin engellerin aşıldığı bu anda Başkomutan, Büyük Millet Meclisi Ordularını  taltif ediyor, milletine de dört gözle beklediği zafer müjdelerini veriyordu.

Böylece üç yıl, dört ay (15 Mayıs 1919-18 Eylül 1922) süren ve bu süre içinde tarifi güç mezalimler yapan, Anadolu’yu bir harabeye çeviren Yunan işgali, sona erdirilmiş oldu.

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz bilakis onlar diridirler”

“Allah vatanını savunanla beraberdir”

Kaynak : Genelkurmay Arşivi  (Yılmaz AKYÜZ)

http://www.tayyareci.com/hvtarihi/1919-23/07d.asp

”KURTULUŞ SAVAŞI HAVA HAREKATI”

(d)  Yunan Ordusunun Adatepe’de Savunma Düzeni ve Muharebesi:

Yunan Ordusu Komutan vekili General Trikopis 29/30 Ağustos 1922 gecesi birliklerinin Çalköy dolaylarında toplanmasını emretmişti. Küçük Aslıhanlar – Dumlupınar yolunu açmak ve Dumlupınar mevziinde bulunduğunu umduğu General Franko Grubu ile buluşmak kararında idi. 12 nci Tümenden bir iki taburu Küçük Aslıhanlar’a göndermişse de Türklerin 23 ncü Tümeninin karşı koyması üzerine bu taburlar Çal’a geri çekilmişlerdi. 4 ncü Türk Kolordusuyla muharebe eden diğer birlikler de kolay kolay çekilemiyorlardı. 29/30 Ağustos gecesi muharebinin pek yakından devamı ve 14 ncü Türk Süvari Tümeninin kuzeyden yaptığı baskınlar birlikleri fazla karıştırmış ve sabaha kadar Çalköy dolaylarında toplanamamışlardı. 30 Ağustos 1922 sabahı güneş doğduğu halde karışık birçok birlikler Hamurköy’den Çal’a gelmekte, bir kısmı da Çal’dan Allıören’e gitmekteydiler. 30 Ağustos 1922 saat 01.00’den bir saat sonra General Trikopis de Çalköy’e gelmişti. Birlikleri pek karışık bulduğundan hemen düzene sokturdu ve ortalık ağarınca yoklama yaptırdı. Başlarında tümen komutanları da bulunan 4 ncü Tümen pek zayıf mevcutlu idi (General Trikopis’e göre 300-400 er). Bu tümen 28 Ağustos 1922’de Balmahmut muharebesinde fazla yaprınıp dağılmış, bir kısmı da 1 nci Tümenle beraber Dumlupınar’a çekilmişti. 5 nci Tümen 29/30 Ağustos 1922 gecesi, emir gereğince, Çalköy’e gelmemiş, köyün güneyinden tarlalardan batıya yürümüştü. Küçük Aslıhanlar güneyine vardığında 23 ncü Tümen birlikleriyle karşılaşmış, yaptığı muharebede bozularak dağılmış, tümen komutanıyla bir kısmı Ağaçköy üzerinden 30 Ağustos 1922 sabahı Kızıltaş vadisi yoluyla batıya çekilmiş, bi kısmı da kuzeye yürüyerek Çal batısında toplanmış, iyi bir durumda idi. 13 ncü Tümen, 2 nci ve 3 ncü Alayları ve dağ Skoda topçu taburuyla Çalköy güneyinde toplu durumda bu tümenin 42 nci Alayı Arapgediği’nde 23 ncü Tümen birliklerine karşı gediği savunmakta, 9 ncu Tümen de Çalköy güney batısında toplanmıştı. 1 nci ve 2 nci Kolordular karargahları, 1 nci ve 2 nci Skoda topçu taburları 150 kamyon, ordu ve kolordu seyyar hastaneleri, kollar, ağırlıklar ve bağlı birlikler Çalköy ve güney-batı derelerinde toplanmaktaydılar. Erzak ve cephane azalmıştı. Ortalık ağarınca Türk topçusu ateşe başladı.

13 ncü Tümen Çalköy ve güney-batı sırtlarında küçük Adatepe (Nasuhtepe hariç) kesiminde güneye karşı savunma düzeni almaya başladı. 9 ncu Tümen, Küçük Aslıhanlar güney tepelerine gönderildiyse de 23 ncü Tümen birliklerinin ateşleri altında dağılarak çekildi ve 13 ncü Tümen mevziinin batısını uzatarak Adatepe’lerde güney-batı ve batıya karşı savunma mevziine girdi. 4 ncü Tümenden kalanlar da 9 ncu Tümenin kuzeyindeki Ardıçlıtepe’de batıya karşı savunma düzeni aldı.

Artık Dumlupınar’a çekilemiyeceğini anlayan General Trikopis, Çalköy – Allıören – Keçiler – Dümenler yoluyla Banaz’a çekilmeye karar verdi. Orada General Franko Grubuyla buluşacağını umuyordu.

Saat 11.30’da verdiği emirde: “12 nci Tümen başta olmak üzere sırasıyla 4 ncü Tümen, ağırlıklar, bağlı birlikler, 9 ncu Tümen çekilecekler, 13 ncü Tümen artçı olarak, 5 nci Tümen iki taburla yürüyüş kolunun iki yanında yancı olarak yüreyecekti.”

Saat 13.00’de 12 nci Tümen Çal – Allıören yoluyla yürüyüşe geçti. Saat 14.00’de kuzeyden Türk 61 nci Tümen birliklerinin önce topçu bir az sonra da piyade ve makineli tüfek ateşine uğradı. Daha sonra bu tümenin piyadelerinin de ilerlemeye başladıkları görülünce 12 ncü Tümen mecburi olarak yürüyüş kolunu durdurdu. Birlikler sağa dönerek kuzeye karşı mevzi aldılar. 5 nci Tümenden bir kısım birlik de batı kanadını uzattı. Muharebe pek şiddetli oluyordu. Kuzeyden doğudan ve güneyden yapılan topçu ateşleri de fazla kayıplar verdiriyordu. Saat 15.00’de Türk topçu ateşi etkisini artırdı. Saat 16.00’da bu etki son hadde çıkmış, mevzideki bataryalar tahrip edilmişti. General Trikopis’in elinde ihtiyat (yedek) bulunan 5 nci Tümenden kalan birliklere 12 nci Tümenin doğu kanadını uzatmak üzere Çalköy kuzey-batısında mevzi aldırdı. Yunan Ordusu Komutanlığı bu durumda akşama kadar bulundukları mevzileri savunmak ve gece aynı yoldan çekilmek kararında idi.

(e)  Adatepe’nin Ele Geçirilmesi ve Gece Muharebeleriyle 1 nci ve 2 nci Yunan Kolordularının Büyük Kısmının Ortadan Kaldırılması:

1 nci Ordu birliklerinin muharebeleri:

30 Ağustos 1922 saat 15.00’de Başkomutan ve 1 nci Ordu Komutanı durumu görmek üzere Akçaşehir’den Bakırcıtepe’ye geldiler. 4 ncü Kolordu Komutanı da burada idi. Kolordu Komutanı, saat 14.00’de taarruza başlanmasını emrettiği halde tümenler dağınık olarak ve oldukça karışık olduklarından düzenlenebilmeleri ve yeni bölgelerinde taarruz düzeni almaları bu saate yetişemeyeceğinden ikinci bir emirle taarruz saatini 15.00’e çıkarmışsa da uzatılan bu zamanın da yeter olmadığı, yapılan gözetlemede görülüyordu. Tümenler henüz yürüyüş halindeydiler. Bunun üzerine, duruma daha yakından hakim ve birliklere etkili olarak muharebeyi sonuçlandırmak için Başkomutan, 1 nci Ordu Komutanı, 4 ncü Kolordu Komutanı saat 15.30’da 11 nci Tümenin gözetleme yeri olan Zafertepe’ye gittiler.

4 ncü Kolordunun taarruzu:

Başkomutan ve 1 nci Ordu Komutanı Zafertepe’ye çıktıkları zaman gördükleri manzara şu idi: Yunanlılar tekmil ağırlıkları ortada, dört tarafa karşı savunma düzeni almışlardı. 4 ncü Kolordu doğu, güney ve güney-batıdan Yunanlıları kuşatmış bir durumda, 11 nci Tümen birlikleri taarruza başlamış, bir kısmı da yanaşmakta idiler. 2 nci Ordunun 16 ncı ve 61 nci Tümenleri de kuzeyde bulunuyorlardı.

11 nci Tümen:

70 nci Alay önce hızla ilerlediyse de arazi sarplığı ve solundan ilerlemekte olan 5 nci Kafkas Tümeninin 9 ncu Alayının, henüz kendi hizasına gelmemesi üzerine taarruz ağırlaştı. Hücumun daha etkili olması için, Ordu Komutanı, bir alayın daha 70 nci Alayla Çalköy arasından ilerlemesini emretmesiyle 126 ncı Alayını sağda birinci hatta süren tümen komutanı kendisi de ön hatlara giderek taarruzu ilerletti, bazı bataryalarını daha ileri aldı. Saat 17.00’de 5 nci Kafkas Tümeninin 9 ncu Alayı ile hücum taburu Zafertepe – Örentepe hattına yaklaştılar. Saat 18.30’da 11 nci Tümen gözetleme yerinden Başkomutan, 9 ncu Alayın aracılığı ile 5 nci Kafkas Tümenine gönderdiği emirde: “Tümenin süngü hücumu ile düşmanı atmasını ve Adatepe’yi mutlaka zaptetmesini” istedi. Bu emir ağızdan ağıza bütün birliklere yayıldı. Birlikler yarış edercesine büyük bir hızla ilerlemeye başladılar. 9 ncu Alay Berberçam tepesini zaptetti. Buradaki Yunanlılar ağır kayıplarla 300 metre kadar gerideki mevzilere çekildiler.

Saat 17.00’de hücum taburu ile 10 ncu Alay da 9 ncu Alay hizasına varmış ve Dumlupınar yolunu geçmiş bulunuyorlardı.

5 nci Kafkas Tümeninin topçusu ve ordunun ağır topçu alayı saat 17.00’den itibaren ateş hızını son hadde çıkarmışlardı.

Saat 19.00’da 11 nci ve 5 nci Kafkas Tümen birlikleri Yunan mevzilerine 100 metreye kadar yaklaştılar. Zayıf bir düşman topçusu tevkif ateşi açtıysa da az zamanda bütün topları susturuldu.

15 dakika devam eden bir topçu imha ateşi peşinden iki tümen birden hücuma kalkarak saat 19.25’de Yunan mevzilerine girdiler. Direnmek isteyen Yunanlılar süngülendi, kaçabilenlerin çoğu ayakta yapılan şiddetli ateşlerile yok edildi.

Birlikler ilerledikçe cephe daralmış birlikler birbirine karışmışlardı. Komşu birliklerden de zararlı yan ateşleri geliyordu. Bu durumdan faydalanan Yunanlılar 9 ncu Alayın sağ yanı ile 70 nci Alayın sol yanına, saat 20.25’de son bir karşı taarruza kalktılar. Yapılan süngü muharebesiyle geri atıldılar.

Ufak bir duraklama ile birliklere çeki düzen verildi, gece karanlığında tekrar ilerlemeye devam olundu. Saat 20.50’de tepeler hattına kadar olan arazi (Küçük Adatepe’nin ün yüksek noktası “Nasuhtepe” – 1128 hattı) Yunanlılardan tamamen temizlendi. Bu sırada Kolordudan: “düşman her taraftan sıkışmıştır, bir karşı taarruzla kendisine yol açmak istemesi umulmaktadır. Birlikler mevzilerinde savunmaya hazır bulunmalıdır” emri geldiğinden daha ileri gidilmekten vaz geçildi. Fakat bu emir kolordunun en sağında bulunan 126 ncı Alaya ulaşamadığından bu Alay saat 23.30’da bomba ve süngü hücumu ile Yunanlıları tutunmak istedikleri son mevzilerinden de attı, 1149 rakımlı tepe – Kanlıköprü’ye kadar da takip etti. Bu suretli bölge düşmandan tamamen temizlenmiş oldu. 11 nci Tümenin iki alayı cephede durumlarını sabaha kadar muhafaza ettiler. Diğer birlikleri Çalköy’ün iki kilometre güneyinde yol üzerinde sabahladılar. 5 nci Kafkas Tümeni de kendi bölgesini Yunanlılardan temizledikten sonra iki alayı ve hücum taburu ile geceyi muharebe durumunda geçirdi. İhtiyatındaki 13 ncü Alayını Küçük Adatepe’deki 10 ncu Alayına gerisine yanaştırdı.

23 ncü Tümenle 3 ncü Kafkas Tümeninin taarruz ve hücumları:

23 ncü Tümen; sağda Hücum Taburu, solda 31 nci Alay olmak üzere saat 17.30’da Büyük Adatepe doğrultusuna ilerlemeye başladılar. Bir dağ ve bir sahra bataryası da ileriye yanaştırıldı.

69 ncu Alay, bir taburu ile Hücum Taburunu, diğer bir taburu ile 31 nci Alayı izleyerek ilerledi. 68 nci Alay bugün Aaragediği’ni zaptetmiş ve az bir direnmeden sonra 5/42 Evzon Alayı da çekilmişti. Bu alayın karşısında yalnız Yunanlılar hesabına çalışan Memiş çetesi kaldığından gediğin elde bulundurulması için bir tabur bıraktırılarak Elmacıkalanı civarına tümen ihtiyatına getirildi. Saat 23.30’da Hücum Taburu ile 31 nci Alay süngü hücumu ile Büyük Adatepe’yi ele geçirdiler. Ancak, tepeler birbirini takip ettiğinden ve Yunanlılar da her tepeyi savunduklarından, gecenin fazla karanlığı ve arazinin sarp ormanlık oluşu mevzi içinde ilerlemeyi ağırlaştırıyordu. Doğu ve kuzeydeki komşu birliklerin ateşleri birinci hattaki birliklere zarar vermeye başladığından Tümen Komutanının emriyle yalnız süngü ve bomba ile muharebeye devam edilerek Büyük Adatepe kesimi de Yunanlılardan temizlendi. Saat 24.00’de bütün kolordu bölgesinde ateş kesilmişti. Yalnız 31 nci Alayın Büyük Adatepe’de işgal ettiği yerlerde Yunanlılar 600 kadar ölü ve 50 esir bırakmışlardı.

3 ncü Kafkas Tümeni:

Fazla yorgun olmasından ve arazinin sarplığından dolayı 23 ncü Tümenin taarruzuna ayak uyduramadı. Öncüde bulunan 8 nci Alay, Kolbaşısı ile saat 19.00’da Ağaçköy’e varır varmaz 23 ncü Tümenin batısından Büyük Adatepe kuzey-batı yamaçlarına (Ardıçlıtepe) taarruza başladı. Tümenle beraber gelen iki dağ bataryası Ağaçköy’ün güney-batı ormanında mevzilenerek Adatepe’ye ve kuzeyine ateş açtılar. Tümen süvari bölüğü 23 ncü Tümen Süvari Bölüğü ile, saat 21.00’de 8 nci Alayın solundan Kızıltaş vadisi doğrultusuna sürüldü ve dağınık olarak çekilen düşman erlerine saldırdı. 8 nci Alay saat 23.30’da Ardıçlıtepe’yi işgal etti. 11 nci Alay da 8 nci Alayın peşinden Ağaçköy’e geçmişti. Saat 21.00’de tugay komutanı emrinde olarak, Kızıltaş boğazını kapatmak üzere Ağaçköy – Keçiler yolu ile kuzey-batıya yürütüldü. Alaylar ilerledikçe 8 nci Alayla 11 nci Alayın arası açılıyor ve büyük bir boşluk kalıyordu. 7 nci Alay ise henüz meydanda yoktu. Bu boşluğu kapatmak üzere, 23 ncü Tümenden bir tabur istendi. 68 nci Alayın bir taburu gönderildiyse de bu tabur saat 24.00’de Ağaçköy’e vardı ve 8 nci Alayın sol geresine yanaştırıldı. Kızıltaş vadisini kapatmak üzere Ağaçköy-Keçiler yoluyla hareket eden 11 nci Alay vadiye kadar ilerlemeyerek tahminen, Adatepe ve kuzeyinden karışık bir surette çekilen Yunanlılar Kızıltaş vadisinde Türk birlikleriyle karşılaşmadan Keçiler-Uysu yoluyla savuşmuşlardı. Tümen birlikleri geceyi aynı durumda geçirdiler.

12 nci Tümen:

Saat 17.30’da Hamurköy kesiminde toplanan tümen birlikleri, saat 18.30’da kolordu ihtiyatı olarak hareketle saat 20.30’da Arpalı dolaylarına gelip gecelediler.

Adatepe kuzeyindeki 2 nci Ordu Birliklerinin muharebeleri:

16 ncı Tümen:

16 ncı ve 61 nci Tümen’in sekiz bataryadan oluşan topçuları saat 17.30’da ateş hızlarını son hadde çıkardılar. Piyadeler de Yunan mevzilerine 300-400 metreye yanaştılar. Çalköy güneyinden 126 ncı Piyade Alayının ilerlediği görülüyordu. Saat 16.00’da 61 nci Tümene ordunun emrini götüren subay gelerek Yunanlıların 61 nci Tümene taarruz etmekte olduklarını bildirdi. Bu sırada Başkomutanlıktan Zafertepe’den Tümene gelen bir subay da; Yunanlıların 61 nci Tümene taarruz ettiklerini, bu tümene yardım edilmesi emrini bildirmesi üzerine 16 ncı Tümen Komutanı, ihtiyatta bulunan 43 ncü Alayla Hücum Taburunu Akpirim tepesine yanaştırdı. Akyol tepesindeki batarya da Kızıltepe’ye mevzi değiştirdi. Tümen komutanı saat 18.15’de Akpirim tepesine, 61 nci Tümen gözetleme yerine gitti. Yunanlıların taarruzu üzerine Bileyik ve Erikli tepelerine kadar ileri kaymış birliklerin Akpirim tepeleri hattına kadar çekildiklerini, Yunan taarruzunun durdurulduğunu, 61 nci Tümenin henüz muharebeye girmemiş bir alayının ihtiyatta olduğunu öğrendi. Ortalık kararmak üzereyken 43 ncü Alayla Hücum Taburu Akpirim gerisine yanaşmış bulunuyorlardı.

61 nci Tümen:

Saat 17.00’de tümen komutanının orduya verdiği raporda bugün yaptığı muharebeler izah ediliyor ve mümkünse bir süvari tümeninin kendi batısına gönderilerek, Yunanlıların çekilme yolunun tamamen kapatılmasını teklif ediyordu. Ortalık kararmak üzereydi. İki tarafında kayıpları önemliydi. 190 ncı Alaydan bir tabur, Kaletepe’deki 159 ncu Alayın 1 nci Taburunu değiştirdi ve 159 ncu Alayın bu taburu da en batıya, Kurttepe güney yamaçlarına mevzilendirilerek alayın batı kanadı uzatıldı. Yunanlılar Allıören köyü kuzey yamaçlarını fazla kuvvetle tutmaktaydılar. Tümen süvari bölüğü, gece yarısı gelen 16 ncı Tümen Süvari Bölüğüyle beraber Keçiler vadisini kapatmak üzere Abya deresi batısındaki Bakacaktepe’ye gönderildiyse de bölükler, 31 Ağustos sabahı olduğu halde, oraya varamamışlardı. Bu suretle 61 nci Tümenle 3 ncü Kafkas Tümeni arasında dörtbuçuk kilometrelik bir boşluk kalmış ve Adatepe’deki Yunan birlikleri de bu boşluktan faydalanarak batıya çekilmişlerdi.

Saat 19.00’da Zafertepe’den 4 ncü Kolordu Komutanının 6 ncı Kolorduya gönderdiği yazıda:

“Başkomutan şimdi yanımdadır. Şu hususları soruyorlar:

a.  Karargahınız nerededir,

b.  Tümenler nerededirler,

c.  Ordu Komutanı nerdedir,

d.  Cephenin son emrini aldınız mı?

e. Başkomutan, paşalarla görüşmeği arzu etmektedirler,

Acele cevap verilmesi.”

2 nci Ordu Komutanı bu satte Çalköy kuzey-doğusunda (Yanıklı veya Gökseki tepesi olması muhtemel) bulunuyordu. Başkomutanın sorularına şu cevabını arzetti.

“Ben, 6 ncı Kolordu Komutanı ve Kurmay Başkanı ile Çalköy’ün kuzey-doğu sırtlarında gözetlemeyle meşgulken 4 ncü Kolordu aracılığııyle suallerinizi aldım. 6 ncı Kolordu karargahı ve ben Beşkarış’tayım, Karargahım Egret’tedir. 17 nci Tümen Hamurköy bölgesinde, 16 ncı Tümen Çalköy’ün kuzey-batısında muharebede, 61 nci Tümen Allıören civarında muharebede, 1 nci Tümen ve 3 ncü Kolordu Karargahı Altıntaş’dadır. Cephenin son emri hangisidir, kestirilemedi, Seyitgazi bölgesinde durum malumdur. Buradan akşama doğru tekrar bilgi alacağımı umuyorum.”

Bugün akşam üzeri ve gece 4 ncü Kolordunun yaptığı taarruzlara 2 nci Ordu birlikleri katılmadılar. Saat 21.00’de Akpirim tepesinden 16 ncı Tümen Komutanının verdiği emirde; yarın sabah taarruza devam edileceği, birliklerin bulundukları durumda istirahat etmeleri, Yunanlıların bir çıkış teşebbüsüne karşı uyanık bulunmaları isteniyordu. 2 nci Ordu cephesinde saat 24.00’e kadar karşılıklı ateş muharebesi yapılmakla yetinilmiş, 4 ncü Kolordu birlikleriyle karışıp bir yanlışlığa meydan verilmemek için taarruz edilmemişti.

Ortalık karardıktan ve Yunan mevzileri zaptedildikten sonra, Başkomutanla 1 nci Ordu Komutanı Dumlupınar istasyonuna gittiler. Batı Cephesi Karargahı Afyon’da, 2 nci Ordu Karargahı Beşkarışhöyük’te gecelediler.

2 nci Ordu Komutanı 31 Ağustos 1922 saat 01.25’te verdiği emirde 61 nci Tümenin 6 ncı Kolordu emrine verildiğini bildirdi. 17 nci Tümenin daha batıya kaydırılarak Allıören-Çal kesimindeki Yunanlılara taarruz edilmesini ve batıya çekilmelerinin önlenmesini istedi. Gece birliklerde bir hareket olmadı. 17 nci Tümen 31 Ağustos 1922 sabahı Hamurköy kuzeyinden batıya yürüyüşe geçti.

(f)  Yunan Ordusu asıl kuvvetlerinin Adatepe’de son savunması ve kurtulabilenlerin Kızıltaş deresinden çekilişleri:

Alınan esirlerden, bugün Adatepe bölgesinde Yunanlıların 4 ncü, 5 nci, 9 ncu, 12 nci, 13 ncü Tümenleriyle 1 nci, 2 nci Kolordu karargahlarının bağlı birliklerinin ve Kolordu, Ordu topçularının bulunduğu öğrenildi. Yunanlılar muharebe meydanında silah, cephane ve bütün ağırlıklarını terk etmiş ve sabaha karşı ancak beş, altı bin kişilik bir kuvveti Keçiler doğrultusuna çekilebilmişti.

General Trikopis’in raporuna göre, her taraftan yapılan Türk taarruzları pek şiddetlenmişti. Saat 19.00’da 1 nci Yunan Kolordusu komutanı, geceye kadar bütün mevzilerin savunulmasını ve geceleyin, evvelki emir gereğince 12 nci Tümen, ağırlıklar, kollar, bağlı birlikler, 9 ncu ve 13 ncü Tümenler sırasıyla Kızıltaş vadisi – Dümenler – Banaz yoluyla yürüyüşe devam olunmasını emretti.

Saat 18.30’dan itibaren Yunan topçusu susturulmuştu. Yer yer panikler başladı. Ortalık kararınca panikler bütün birliklere sirayet etti. Çekilme yolu üzerinde bulunan 12 nci Tümende de panikler oluyor ve topçular koşum keserek hayvanlara atlayıp dört nal batıya kaçıyorlardı. Ortalık karmakarışık olmuştu. Yalnız 13 ncü Tümen saat 20.00’ye kadar mevzilerini savundu ve 20.30’da bu tümen de diğer tümenlerle beraber düzensiz bir şekilde çekilmeye başladı. Kolordu Karargahları da 20.30’da hareket etti, kılavuz yoktu. Bütün birlikler karışık bir surette, Kızıltaş vadisinden çekiliyorlar, bir kısmı da Dumlupınar’la Kızıltaş deresi arasındaki dağlara (Murat Dağları) kaçıyordu. Yunanlılar bütün ağırlıkları ile tekerlekli araçlarının hepsini, tekmil toplarını bırakmışlardı. 4 ncü, 5 nci, 9 ncu, 12 nci, 13 ncü Tümenler ve 1 nci, 2 nci Kolordu karargahı ve bağlı birlikleri tamamiyle erimişti. Muharebe meydanında 4 ncü Tümen karargahı ve bütün evrakı, araçları, telsiz istasyonu, birçok yük ve binek otomobili, sayısız silah, cephane ve gereç bırakılmıştı. Yalnız 11 nci Tümen kesiminde 25 top ele geçmişti. Sağ kalan Yunanlılar nereye kaçtıklarını bilmiyorlardı. Esirler cephanelerinin azaldığını, ekmeklerinin hiç kalmadığını bildirmişlerdi. General Trikopis, raporunda 30 Ağustos 1922 sabahı Çal’da yaptırdığı yoklamada mevcudu çok az gösteriyor ve 29/30 Ağustos 1922 gecesi 25.000 kişinin Kızıltaş vadisinden batıya çekildiğini, yanında ancak 28 bataryadan 10 dağ ve üç sahra bataryasıyla 6.000 kişinin kaldığını bildiriyorsa da, bunlar ancak General Trikopis’le çekilen kuvvetlerdir. 30 Ağustos 1922 günü dört yandan yapılan gözetleme ve muharebe ile alınan esirlerden bu bölgedeki kuvvetlerin 30.000’den aşağı olmadığı anlaşılıyordu.

(g)  5 nci Süvari Kolordusunun harekat ve muharebeleri:

29/30 Ağustos 1922 gecesini Kolordu Karargahı ve 2 nci Süvari Tümeni Kurtköy’de, 14 ncü Süvari Tümeni Eydemir – Akpirim tepesi Mecidiye’de, 1 nci Süvari Tümeni Beşkarışhöyük’te geçirdiler. Kolordu Komutanı 6 ncı Kolordusunun kendi bölgesine geldiğini, Çalköy – Allıören doğrultusunda taarruz edeceğini biliyordu. Ordudan henüz bir emir almamıştı. Durumu şöyle düşünüyordu. Ordunun, önceden hazırlanmış Dumlupınar mevzilerine taarruzunda, Süvari Kolordusunun görevi Yunan Ordusunun gerisine düşmekti. Dumlupınar mevziinin kuzey yanı Arapgediği’ne dayanıyordu. Daha batısında Murat dağları vardı. Bu dağ sarp ve yolsuzdu. Belli başlı geçitlerini Yunanlılar küçük müfrezelerle tutarlarsa kolordunun hareketlerini durdurabilirler, kayıp da verdirirlerdi. Bunun için Yunanlılar bu kesimde savunmak üzere yerleşmeden, sağ ve sollarını emniyete almadan kuzeyde açık bulunan geçitlerin birinden geçerek Yunan ordusunun gerisine düşmek gerekmekteydi. O halde önce Belova gediğini tutmak lazımdı. Yapılacak keşiflerin sonucuna göre de kolorduyu bugün ilerletmek uygun olurdu. Bunun için 29 Ağustos 1922 saat 21.00’de şu emri verdi (özet):

“…1 nci Ordumuz, batıya çekilmekte olan düşmanın Dumlupınar mevzilerine yerleşmesine meydan vermemek için aralıksız ve şiddetle takip etmektedir. 2 nci Ordunun 61 nci Tümeni Kurtköy’e, 6 ncı Kolordusu Beşkarışhöyük bölgesine gelmişlerdir. Düşmanın Uşak doğrultusuna çekilmesini önlemek için kolordumuz bu gece yürüyüşe geçeciktir. 2 nci Süvari Tümeni Gökçeler – Çal – Ören yoluyla kuzey-batıya yürüyerek yarın öğleye kadar Tava köyüne varmış bulunacak, tümen karargahı Ören’de olacaktır. 14 ncü Süvari Tümeni Eydemir – Abya – Karabel yoluyla Şeyhler – Saraycık – Alıncak dolaylarına 30 Ağustos 1922 sabahı varmış olacak. Tümen karargahı Şeyhler’de bulunacaktır. Düşmanın hareketlerimizi görmemesi için tümen, 30 Ağustos sabahı gün ağarmadan Karabel’i aşmış bulunmalıdır. Tümenler yürüyüş hedeflerine önceden keşif kolları gönderecek ve hedeflerine vardıklarında sıkı emniyet düzeni alacaklardır. Düşmanın herhangi bir doğrultudan taarruzu halinde tümenler birbirlerine yardım edeceklerdir. Yarınki konma bölgeleri düşmana katiyen sezdirilmiyecektir. Kurtköy – Tava kuzeyinde 2 nci Tümen, güneyinde 14 ncü Tümen başlıca yollar üzerinde keşif yaptıracaklardır. İaşe satınalma yoluyla yapılacaktır. Ben Aslıhanlar’a gideceğim.”

1 nci Süvari Tümenine: 30 Ağustos 1922 sabahı Genişler – Gecik – Gökçeler yoluyla Çal – Yağcılar bölgesine ilerlemesini ve kuzey ve doğu doğrultularının demiryoluna kadar ve Kütahya – Altıntaş yolunu keşfetmesini emretti.

30 Ağustos 1922 sabahı, kolordunun bulunduğu Kurtköy’e gelen Genelkurmay Başkanı, kolordunun bugünkü durumunu ve hareketlerini uygun buldu ve 1 nci, 2 nci Ordular hakkında bilgi vererek kolorduyu aydınlattı.

Süvari tümenleri, kolordu emri gereğince, 30 Ağustos sabahı şiddetli yağmur altında hareket ettiler. Öğleden sonra 2 nci Süvari Tümeni 2 nci Alayı ile Tava, 4 ncü Alayı ile Tokul, diğer birlikleriyle Ören’de; 14 ncü Süvari Tümeni 3 ncü Alayı ile Şeyhler, 5 nci ve 54 ncü Alaylarıyla Saraycık’da; 1 nci Süvari Tümeni de 10 ncu, 11 nci, 34 ncü Alaylarıyla Yağcılar, 14 ncü ve 21 nci Alayları ve kolordu topçusu ile Çal’da konmaya geçtiler. Tümenler hareketten önce Kütahya – Altıntaş şosesiyle Arslanapa, Çavdarhisar, Armutçuk, Yağmurlar, Cebrail, Göynük, Çukurviran doğrultularına keşif kollarını göndermişler, Kütahya – Gediz şosesinde Yunanlılara rastlamamışlardı.

1 nci Ordu Komutanlığının 29 Ağustos 1922 saat 12.30’da yazılmış emri bugün 30 Ağustos saat 11.00’de kolorduya geldi. Bu emirde 5 nci Süvari Kolordusunun bütün kuvvetiyle ordunun sağ yanından batıya ilerleyerek Altıntaş – Dumlupınar ve Kütahya – Gediz yolları arasından Murat dağlarını aşıp Uşak doğrultusunda çekilen düşmanı şiddetle takip ve önlemek görevi verilmişti. Kolordu, bugün yaptığı harekatı bu emre uygun bulduğundan bir değişiklik yapmadı. Eğret baskınında Yunanlıların içinde kalıp bugün Kurtköy’de kolorduya katılan 2 nci Süvari Tümeni’nde görevli Kurmay Yüzbaşı Cevdet’den, 1 nci Kolordunun Toklusivrisi’ni alıp Kaplangı dağına ilerlemekte olduğu, demiryolu boyunca Yunanlıların arkası kesilerek Murat dağları kuzeyinden Keçiler – Belova doğrultusunda çekilmek zorunda bırakıldıkları öğrenildi. Kolordu komutanı saat 14.00’de Kurtköy’den şu emri verdi (özet):

“Uşak demiryolu boyunca gerisi kesilen düşman, Keçiler – Belova doğrultusunda çekilmektedir. Süvari kolordusu güneye dönerek düşmanı Çukurviran batısına geçirmeden Kızıltaş deresinde yok etmek için 14 ncü Süvari Tümeni Şeyhler’den hemen hareketle, Eskioğuzlar tepelerini (Oysu ile Saraycık arasındaki Kızılyokuş) güneye karşı işgal ve bu doğrultudan çekilen düşmanı durduracaktır. 2 nci Süvari Tümeni de 14 ncü Süvari Tümeninin batısındaki Kaştakalan (Belova gediğinin iki kilometre kuzeyinde) civarında Belova gediğini hakim sırtı tutarak düşmanın daha batıya geçmesine engel olacak ve batıya çekilmek isteyen düşmanı 14 ncü Süvari Tümeniyle beraber yok edeceklerdir. 1 nci Süvari Tümeni ise, bu muharebeye katılmak için Çal bölgesinde hazır bulunacaktır.”

Bu emir atlı habercilerle tümenlere gönderildi. Kolordu emrini saat 19.20’de alan 14 ncü Süvari Tümeni Saraycık’daki 54 ncü Alayın Kızılyokuş üzerinden Kızıltaş vadisine inen yolların keşfedilmesini ve emniyette bulundurulmasını, 5 nci Alayın Saraycık – Kaştakalan doğrultusunu keşfetmesini, hareket için ayrı emir vereceğini bildirdiyse de başka bir emir vermedi ve tümen birlikleri 30/31 Ağustos 1922 gecesini bulundukları durumda geçirdiler. 2 nci Süvari Tümeni kolordu emrini saat 19.45’de aldı. Keşif kollarından daha önce gelen bir rapordan; saat 18.00’de Keçiler vadisinden 5 nci Yunan Tümeninin bazı parçalarının batıya geçmekte olduğunu, 54 ncü Süvari Alayının Saraycık’ın iki kilometre güneyinde düşman ateşiyle karşılaştığını, Yunanlıların boğaza hakim tepeleri tutmuş bulunduklarından daha fazla ilerleyemediğini öğrendiğinden, birliklerini Tokul’a hareket ettirdi. Tümen komutanı da Tokul’a 4 ncü Süvari Alayının yanına giderek alayı Belova gediğini doğrultusuna sürdü. Tümen bağlı birlikleri, batarya, 20 nci ve 13 ncü Süvari Alayları Tokul’da, 4 ncü Süvari Alayı Tokul’la Belova gediği arasındaki sırtlarda gecelediler. Kolordu Komutanı öğleden sonra Kurtköy’den Aslıhanlar’a gitti ve geceyi orada geçirdi.

Tümenler Çal, Tokul, Saraycık bölgelerine zamanında varmış olmalarına rağmen ve kolordudan Kızıltaş vadisini kapamaları emrini aldıkları halde 2 nci ve 14 ncü Süvari Tümenleri çekilen 5 nci Yunan Tümeninden arta kalanları yancılarıyla yalnız teması muhafaza ederek istirahatle geçirdiklerinden, 5 nci Yunan Tümeni artıkları, Murat çayı vadisinden batıya çekilme fırsatını bulmuşlardı.

5 ncü Süvari Kolordusu 26-27 Ağustos 1922’de yaralılarını Çayhisar’da sıhhiye bölüklerinde bırakmıştı. Seyyar hastanesi ancak 27 Ağustos 1922 akşamı Çayhisar’a gelerek yaralıları alıp tedaviye başladı. 30 Ağustos 1922 akşamı da Kurtköy’e vararak görevine devam etti.

(h)  1 nci Kolordu ve Bağımsız 6 ncı Tümenin Hallaçlar, Kaplangı muharebeleri:

1 nci Kolordunun 14 ncü ve 57 nci Tümenlerinin cephe kesimleri 29/30 Ağustos gecesi sükunetle geçti. Yalnız 23 ncü Tümen kesiminde Yunanlılar iki defa taarruz etmişlerse de atılmışlardı.

Ordu Komutanlığının 29/30 Ağustos 1922 gecesi verdiği emri kolordu komutanı 30 Ağustos 1922 sabahı almıştı. Bu emre göre 1 nci, 4 ncü Kolorduların gece dahi düşmana şiddetle taarruz ederek netice aramaları ve 30 Ağustos 1922 günü için de düşmanı takip etmeleri isteniyor idiyse de, kolordunun 29 Ağustos 1922 günü saat 20.20’de yazdığı raporun Ordunun eline ulaşmadığı bu ordu emrinin yayınlanmasından anlaşılmıştı. Çünkü kolordu, hedeflerine varmış ve gece de taarruza lüzum kalmamıştı. Esasen emir de kolorduya 30 Ağustos 1922 sabahı gelmişti. 30 Ağustos 1922 günü için de Düzağaç – Arpagediği hattının güney batısından düşmanın takip edilmesi isteniyordu. Ancak, kolordunun en sağda olan 23 ncü Tümeni kolordu hududunun kuzeyini aşmış, Aslıhanlar bölgesinde Yunanlılarla yakın muharebe temasındaydı. Kolordu bu tümeni bulunduğu durumda bırakmak ve oradaki görevini tamamlatmak zorundaydı. Bu tümen, diğerleriyle batıya takibe katılamazdı. Durum da henüz önemini muhafaza ediyordu. Kolordu her ihtimale karşı 14 ncü ve 15 nci Tümenlerini Cafergazi – Santtepe bölgesinde bulundurmayı ve gerekirse 23 ncü Tümene veya 4 ncü Kolorduya yardımı düşünüyordu. Sabah saat 05.00’de gelen ordu emrindeki istekleri tümenlere ulaştırmak çok vakit kaybettireceğinden saat 05.007de telefonla 15 nci Tümene: Saat 06,00’da Dumlupınar köyü – Hatipler – Cafergazi doğrultusuna yürümesini, 23 ncü Tümene; düşman taarruzlarını tardetmekle kalmayıp karşı taarruzla yok etmeye çalışmasını, 14 ncü Tümene; saat 08.00’de Büyük Oturak – Banaz doğrultusuna hareket etmek üzere Santtepe kesiminde toplanmasını, 57 nci Tümene; 6 ncı Tümenin taarruzunu kolaylaştırmak için düşmanın yanını kuşatacak surette Susuz doğrultusunda takibe devam etmesini emretti ve arkasından yazılı emrini de gönderdi.

Kolordu emri tümenlere gönderilirken 23 ncü Tümenin 30 Ağustos saat 06.00’da yazdığı rapor gelince durum saat 06.30’da Orduya bildirildi. Kolordu komutanı Çiftlik yoluyla Dumlupınar istasyonuna giderken Çiftlik’te Ordu Komutanıyla telefonla görüştü. Düşündüklerini belirtti. Ordu Komutanı da kuzeyde durum aydınlanıncaya kadar 14 ncü ve 15 nci Tümenlerin hareketlerinin durdurulmasını uygun buldu. Bunun üzerine, kolordu komutanı 15 nci ve 14 ncü Tümenlerin yürüyüşlerini Cafergazi ve Oturak’da durdurarak yalnız 15 nci Tümen Süvari Bölüğünün Hallaçlar – Bahadır ve batısı, 14 ncü Tümen Süvari Bölüğünün Banaz – Derbent doğrultusuna keşfe göndertti. 57 nci Tümenin hareketini durdurmadı.

15 nci Tümen “Hallaçlar Muharebesi”:

Tümen, kolordudan telefonla aldığı emir üzerine 30 Ağustos 1922 saat 06.00’da Çalışlar kuzeyindeki ordugahından Cafergazi – Hallaçlar yoluyla hareket etti. Kolbaşı saat 08.15’de Cafergazi’ye vardığında kolordu emrine göre istirahete geçti. Süvari bölüğünü Hallaçlar – Bahadır ve batısına keşfe gönderdi.

14 ncü Tümen sabah erken, Büyük Oturak – İslamköy yoluyla hareket etmişti. Kolordunun Santtepe bölgesinde toplanıp beklemesini isteyen birliklerini Büyük Oturak dolaylarında durdurdu. Bu sırada Yunanlılar batıdan topçu ateşi açtılar.

Dumlupınar istasyonunda bulunan 1 nci Kolordu Komutanı saat 13.00’de 1 nci Ordu Komutanlığının; “Kolordunun Dumlupınar – İslamköy – Uşak şosesiyle Sultanoğlu – Susuz – Kapaklar – Kuyucak hattı arasından ilerleyerek rastlayacağı düşmanı yok etmesini ve kolordunun 30 Ağustos akşamı İslamköy – Ahat hattına varmasını, 2 nci Kolordunun 30/31 Ağustos gecesini Büyük Oturak – Paşacık kesiminde geçireceğini, 23 ncü Tümenin, 4 ncü Kolordu ve 6 ncı Tümenin 1 nci Kolordu emrine verildiklerini, cephanenin Akçaşehir’den tamamlanacağını ve erzakı tümenlerin, bulundukları bölgelerden tedarik etmelerini, ordu karargahının 30 Ağustos 1922 akşamı Dumlupınar’a bulunacağını” bildiren emrini aldı. Kolordu komutanı da saat 14.00’de şu emri verdi (özet): “15 nci Tümen Oturak istasyonu – Hatipler üzerinden ilerleyerek öncüsüyle Kuşdemir’e varacak ve Küçük Oturak – Comburdu – Karlık bölgesini keşfedecek. 14 ncü Tümen Büyük Oturak – İslamköy üzerinden ilerleyerek öncüsüyle Derbent doğusuna varacak, Karlık – Kapaklar hattına karşı keşif yapacak. 57 nci Tümen öncüsüyle Susuz köyüne varacak ve Kızılcasöğüt – Kırka doğrultusunda keşif yapacak. 6 ncı Tümen 57 nci Tümenin güneyinden Kızılcasöğüt doğrultusuna ilerleyecek ve süvarisiyle Karaboyalık – Susuzören – Karakuyu doğrultusunu keşfedecektir. Tümenler birbirleriyle ve kolorduyla daima irtibat sağlamalıdırlar. Kolordu karargahı 30/31 Ağustos gecesini Ekşisu’da (Banaz istasyonunun yedi kilometre kuzey doğusundaki demiryolu durak mevzkii) geçirecektir.”

30 Ağustos 1922 saat 07.00’de Çalışlar’dan hareket eden Kolordu Ağır Topçu Taburu saat 10.30’da Cafergazi civarında mevzilenerek Hallaçlar sırtlarında görülen düşmana ateş açtı.

14 ncü Tümen bölgesinde Yunanlılar görülmüyordu. Yalnız saat 14.00’de Düzlüce kuzey-batı sırtlarında zayıf bir Yunan kuvveti vardı.

Kolordu Komutanı saat 14.40’da Cafergazi’ye, 15 nci Tümen gözetleme yerine gelerek, kolordu emrini henüz alamayan 15 nci Tümen Komutanına ağızdan emrini verdi. Tümen de 45 nci Alayın bir taburunu kolordu topçusunun emniyetine bırakarak saat 15.20’de 56 ncı Alay ve bir dağ bataryası önce de olarak Hallaçlar yoluyla hareket etti. Öncü, Cafergazi türbesinin dört kilometre batısındaki Kazviran deresine vardığında ve büyük kısım Cafergazi batı yamaçlarından inerken Hallaçlar bölgesinden Yunan topçusu ateş açtı. Birlikler kayıp vermeksizin derelerin yamaçlarına yanaştılar. Öncüdeki batarya mevzie girip düşman topçusuna ateş açtı. Öncü öncüsü açıldı, topçu ateşi altında ilerleyerek Hallaçlar köyünün kuzeyindeki yamaçlarda mevzilenerek taarruzu destekledi. Bu sırada kolordu komutanı Cafergazi’den Büyük Oturak köyüne inip Yunan topçu ateşleri altında Oturak köyü batısındaki tepeye çıktı. Yaptığı gözetlemede iki batarya ile desteklenen Yunan birliklerinin Hallaçlar köyünün kuzey ve güneyinde (7 nci Yunan Tümenidir) savunma mevziinde olduğunu gördü. Bunun üzerine tümene; öncü öncüsüyle bu işi başaramayacağını, tekmil öncüsüyle taarruz etmesini emretti. Kolordu topçusundan da bu taarruzu desteklemesini istedi. Ortalığın kararmasına rağmen saat 20.00’de 56 ncı Alay tekmil kuvvetiyle taarruza devam ediyor, Yunanlılar inatla direniyor ve fazla miktarda tüfek bombası kullanıyorlardı. Tümen Komutanı süngü hücumu ile düşmanı atmasını, yolun açılmasıyle tümeni, büyük kısmı ile yürüyüşe devam ettireceğini, alayın arkasından yürülüş koluna katılmasını 56 ncı Alay Komutanına emretti. Alay saat 23.00’den önce Hallaç köyü kuzeyindeki tepelere, biraz sonra da köyün güneyindeki tepelere yaptığı süngü hücumlarıyla Yunan mevzilerini ele geçirdi. Yunanlılar fazla kayıplar vererek batıya çekildiler ve çok sayıda silah, cephane ve gereç bıraktılar. Alay işgal ettiği mevzilerde emniyet düzeni aldı ve geceledi. Alayın bir subay, 18 er şehidi; 71 er yaralısı ve 22 er kaybı vardı.

Tümenin büyük kısmı, 56 ncı Alayın gerisinde Kozviran ve doğusundaki derelerde toplu bulunuyordu. Yunanlılara yeniden tutunma imkanı vermemek için durum kolorduya bildirilerek 31 Ağustos 1922 saat 01.00’de öncüde 45 nci Alay olarak hareket etti. Öncü Alayı Hallaçlar’ın bir kilometre batısına vardığında yeniden düşman ateşiyle karşılaştı. İlerlemeyi uygun bulmayan tümen komutanı büyük kısmı Hallaçlar köyünde topladı. Emniyet birliklerini köyün dört kilometre batısındaki tepeler hattına kadar sürerek bölgeyi tarattı. Yunanlıların 5 nci Tümeninden bir subay ile 10 esir alında. Gece Hallaçlar bölgesinde geçirildi.

14 ncü Tümen:

Bugün kolordu emriyle saat 16.00’ya kadar Büyükoturak çevresinde kaldı.

57 nci Tümen “Kaplangı Muharebeleri”:

Tümen Komutanı, ortalık ağarınca 1364 rakımlı tepede bulunan 39 ncu Alayın yanına gitti. Bu alay gece ormanlardan yürüdüğünden fazla yorulduğu için daha ileri gidememişti. Alaya hemen Kaplangı dağını (1432 rakımlı Dede tepesi) ele geçirmesini emretti. Alay ilerlemeye başladı. Arazi sık ormanlık, yamaçlar fazla dik ve derindi. İlerleme ağır oluyordu. 1432 rakımlı Dede tepesine yaklaşınca piyade muharebesi başladı. Fakat Yunanlıların ateşi zayıftı. Saat 08.00’de 39 ncu Alay Dede tepesini ele geçirdi. 37 nci Alayla hücum taburu ve iki dağ bataryası 1364 rakımlı tepe gerisine yanaştırıldı. 176 ncı Alay meydanda yoktu. Alayın geceyi Sultanoluğu’nda geçirdiğini sanan tümen komutanı yaptırdığı aratmalara rağmen bulduramadı. Alay gece karanlığında Sultanoluğu’nu başka bir yer sanarak geceyi diğer bir yerde geçirmiş ve sabah erkenden buldurduğu klavuzlarla birçok dolaşmalardan sonra saat 13.30’da 1364 rakımlı tepe gerisine gelebilmişti.

1364 rakımlı tepede bulunan tümen komutanı İslamköy’ün altı kilometre batısındaki Kızılcaviran dolaylarında Yunanlıların büyük topluluklarını gördü. Sabah erken güney-batıya gönderilen süvari bölüğünden saat 10.30’da gelen raporda; Hasanköy, Gümele bölgesinde Yunanlıların faaliyeti olduğu, Yeniceköy civarında düşman ateşiyle karşılaştığından fazla ileri gidemediği, 6 ncı Tümenle irtibat yaptığı bildiriliyordu. Hasanköy batısından bir alay kadar (4 ncü Yunan Tümeninin dört taburu) Yunan kuvvetinin Kaplangı dağına (Dede tepesi) açılmış olarak ilerlediği görüldü. Ayrıca Gümele’de bir iki bölük piyadesi (1 nci Tümenin 4 ncü Alayı) vardı. 37 nci Alay hemen saat 10.30’da 1364 rakımlı tepeden Hasanköy doğu sırtlarına ilerleyerek Sığıralanı sırtlarını işgal etti. İki dağ bataryası 1364 rakımlı tepede mevzilendirildi. Ancak, bataryaların mevzie girişleri pek geç oldu. Yunanlılar ise Hasanköy batısında mevzilenmiş topçusu ve Banaz istasyonundaki ağır bataryaları ile 39 ncu Alaya (1342 rakımlı Dede tepesi) şiddetli ateş açtılar. Bu sırada kolordu emri geldi. Bu durumda tümen Susuz doğrultusunda ilerleyemezdi. Ayrıca; İslamköy’ün iki kilometre güneyinden 6 ncı Tümene karşı, Yenice batısında 1178 rakımlı tepe ve Gelinciktepe’ye bazı Yunan birlikleri de (63 ncü Alayın 1 nci Taburu) yanaşıyorlardı. Saat 13.30’da 176 ncı Alay, tümen gözetleme yerine yaklaşmaktaydı. 37 nci ve 39 ncu Alaylar cephelerinde muharebe şiddetlenmiş, Yunanlılar üstün kuvvetlerle taarruza geçmişlerdi. 1/38 nci Evzon Alayı, dört taburlu mürettep alay, Kaplangı köyünde bulunan ihtiyat 5 nci Alaydan ibaret Yunan birlikleri saat 14.00’de 1432 rakımlı Dede tepesini geri aldılar. 39 ncu Alay doğuya çekildi. Bu alay geniş ve ormanlık bir cephede fazla dağılmış olduğundan 1364 rakımlı tepe ile Çorum köyü arasındakisırtlarda (Şaptepe) güç toplanabildi. Bu alayın 1364 rakımlı tepedeki 176 ncı Alayla da irtibatı yoktu. 37 nci Alayın kuzey yanında da küçük ölçüde çekilmeler oldu ise de hücum taburunun bir bölüğü ve ağır makineli tüfeklerin yardımı ile çabuk durduruldu. Henüz 1364 rakımlı tepeye yanaşmış bulunan 176 ncı Alaya, 39 ncu ve 37 nci Alaylar arasından 1432 rakımlı Dede tepesinin ele geçirilmesi görevi verildi. Saat 14.40’da dağ bataryaları 176 ncı Alayı desteklemeye başladılar. Tümenin 120 milimetrelik İngiliz obüs bataryası ile sahra bataryası da Sultanoluğu batı sırtlarında 176 ncı Alayı desteklemek üzere mevzie giriyorlardı. Alay taarruza devam ederek saat 16.00’da yaptığı hücumla Kaplangı dağının 1432 Dede tepesini tekrar ele geçirdi. Yunanlıları ovaya dökmek için daha bir kaç sırtın elde edilmesi gerekiyordu. Alay taarruza devam ediyor, fakat Yunanlılar 500 metre batıdaki Top tepesinde tutunuyorlardı.

Yunanlılar 176 ncı Alay karşısındaki kuvvetlerini devamlı olarak takviye ettiler ve saat 17.00’de tekrar karşı taarruza geçtiler. Bu sırada alınan iki esirden 176 ncı Alayın karşısında beş Yunan alayı olduğu anlaşıldı.

Saat 17.50’de Yunan taarruzu çok şiddetlendi. Özellikle 176 ncı Alayın kuzey kanadı fazla sıkıştırılıyordu. Saat 18.30’da tümenin Susuzköy’e ilerlemesini bildiren kolordu emri geldi. Fakat tümen Kaplangı dağını bile tamamiyle elde edememişti. Bu sırada (saat 18.30) Yunan ağır topçusu Dede tepesini şiddetle ateş altına aldı ve Yunan birlikleri, yaptıkları karşı taarruzla Dede tepesini tekrar aldılar. 176 ncı Alay, hücum taburu gerisine, 1364 rakımlı tepe güney-batısına çekildi. 37 nci Alay ve hücum taburu, mevzilerini muhafaza ediyorlardı. Tümen birlikleri çok yorulmuş ve biraz da karışmış olduklarından tekrar yapılacak bir taarruzu başaramayacaklardı. Tümen Komutanı saat 19.00’da kolorduya şu raporu gönderdi: “Fazla takviye alan düşman, saat 18.30’da Kaplangı dağını elde etti. Merkez ve kuzeydeki birlikler geri çekildiler. Düşman Kaplangı doğusunda durdurulmaya çalışılacaktır. Elimde ihtiyatım bulunmadığından ortalığın kararması ve erlerin de çok yorgun olmalarından dolayı bir karşı taarruzu uygun görmedim. Saat 18.00’den sonra ayrıca Banaz doğu sırtlarından da bir tümen kadar kuvveti gelmektedir. Şimdi 14 ncü Tümenin kolbaşısı Kaplangı doğusuna geldiğinden baştaki alayına taarruz görevi vereceğim. Obüs bataryasının cephanesi şimdiye kadar hiç ikmal edilmedi.”

Kolordu Komutanı saat 16.00’da, 14 ncü Tümenin Büyükoturak – Paşacık yoluyla İslamköy’e hareketini emretmiş, tümen de 30 ncu Alayını, bir dağ bataryası ve istihkam bölüğüyle öncüye memur ederek saat 16.30’da hareket etmişti.

Büyük Oturak’da bulunan kolordu komutanı, saat 19.00’da yazılan 57 nci Tümenin raporunu alınca, İslamköy’e hareket etmiş olan 14 ncü Tümeni Kaplangı dağına çevirdi ve 57 nci Tümene yardım etmesini emretti. Saat 20.25’de, 57 Tümene de şu emri verdi:

“Düşman Dumlupınar mevzilerini tekrar almak için Sultanoluğu – Toklusivrisi doğrultusunda gece daha taarruz edebilir. Bu istikameti kesinlikle kapatmak lazımdır. Sağınıza yanaşan 14 ncü Tümen, Kaplangı dağına taarruz etmek ve sizi takviye etmek suretiyle yardım edecektir. 14 ncü Tümen Paşacık’a gelmiştir. Bu emrin bir suretini 14 ncü Tüman Komutanına veriniz.”

Kolbaşısıyla saat 19.30’da Paşacık’a varan 14 ncü Tümen Komutanı, kolordu emrini alınca öncü olan 30 ncu Alayı Kaplangı doğrultusuna yürüttü. 30 ncu Alay Komutanının 57 nci Tümen Komutanı ile görüşmesi sonunda, alay bir taburunu 57 nci Hücum Taburu kuzeyine yanaştırdı. Saat 22.00’de her iki tabur 1432 Dede tepesine yanaşmaya başladılar. Saat 24.00’de, iki taburun yaptığı baskınla 1432 rakımlı Dede tepesi bugün üçüncü defa ele geçirildi. 30 ncu Alayın diğer iki taburu da tepeye yanaştı. Ormanların sıklığı, gece karanlığı, bu bölgeye yeni gelen 30 ncu Alayın araziyi hiç tanımaması yüzünden takip yapılamayarak ele geçirilen mevzilerde gecelendi. Çekilen Yunanlılar da 500 metre batıdaki Toptepe’de kaldılar. 14 ncü Tümen büyük kısmı Paşacık batı yamaçlarında, 57 nci Tümen de bulunduğu mevzi ve yerlerde geceyi geçirdiler.

Saat 23.30’da Kolordu Komutanı, Ordu Komutanına şu raporu yazdı: (Bugünkü Kaplangı muharebelerini belirttikten sonra) “Alınan esirlerin ifadelerine göre 57 nci Tümen cephesinde Yunanlıların 7 nci, 11 nci, 12 nci, 23 ncü, 26 ncı Alayları ile Evzon Alayı varmış. 6 ncı Tümen, Yenice batısında giriştiği muharebede Yunanlılar inatla savunduklarından dolayı 57 nci Tümenden yardım istemiştir. Kolordunun karşısında 1 nci, 2 nci, 7 nci düşman tümenleriyle 4 ncü Tümenden iki alay olduğu kabul edilebilir. Trenle de takviye birlikleri yetiştirmesi umulmaktadır. Maksadı, Düzlüce – Kaplangı – Yenice hattında inatla savunarak Murat dağları kuzeyinde kalan büyük kısmına vakit kazandırmak olabilir. Bir karşı taarruzla tekrar Dumlupınar mevzilerini de ele geçirmek istediği de düşünülebilir. 1 nci Kolordu 31 Ağustos günü için temas ve muharebe ettiği düşmana taarruz kararındadır. Bu maksatla 2 nci Kolordunun 4 ncü Tümeninin biraz daha güneye Sultanoluğu’na yanaşması, arazi durumu bakımından faydalıdır.”

Ordu Komutanı bu teklifi kabul etti ve 4 ncü Tümeni 1 nci Kolordu emrine verdi.

6 ncı Tümen:

30 Ağusutos 1922’de 1 nci Kolordu emrine verilen tümen, saat 07.00’den itibaren Yenice – İslamköy doğrultusunda şu düzenle hareket etti. Akıncılar keşif maksadiyle ilerde, 50 nci Alay (bir tabur eksik) kuzeyde, 51 nci Alay (bir tabur eksik) güneyde Yenice köyü doğrultusunda, 52 nci Alay, 50 nci Alayın arkasında, geride topçu taburu olarak yürüyüşe geçtiler. Saat 09.15’de henüz düşmanla temas olmamıştı.

51 nci Alayın 2 nci Taburu Düzkışla’dan, Reşadiye – Şabanköy; 50 nci Alayın 1 nci Taburu İmrez – Ahatköy – Susuz; Hücum Taburu Kûfi boğazından Işıklı – Belkuyu doğrultularında taarruzlarına devam ediyorlardı. Saat 09.45’de Akıncı müfrezeleri, 50 nci ve 51 nci Alayların uçları Yenice batı sırtlarından ateş yediler. Saat 11.50’de topçu taburu mevzie girerek her iki koldan ilerleyen birer taburun taarruzunu destekledi. Yunan emniyet birlikleri köyün batısındaki asıl mevzilerine çekildiler. Yunanlıların köyün kuzey-batısındaki 1178 rakımlı tepe – Gelinciktepe hattını önceden tahkim etmişlerdi. Dört taburla yapılan bu taarruzda Yenice köyü hizalarından daha ileri gidilemedi. 6 ncı Tümenin karşısındaki Yunanlılar, 2 nci Tümenin 7 nci Alayını Banaz’a trenle getirdikleri 63 ncü Alayın bir taburu ile takviye ettiler.

Ordunun emrini alan Tümen Komutanı, 57 nci Tümenin yardım için emrinde bulunduğunu öğrenince hemen 57 nci Tümene; karşısındaki düşmanın sol yanına, Banaz doğrultusunda taarruz etmesini bildirdiyse de 57 nci Tümen Kaplangı dağında düşmanla uğraşıyordu. 6 ncı Tümen Komutanı 57 nci Tümene Yunanlıların taarruz etmekte olduklarını görünce ihtiyatındaki 52 nci Alayı sağ gerisine yanaştırdı. Tümen bu durumda geceledi. Hücum Taburunun karşısında Işıklı bölgesindeki Yunan birliklerinin Uşak doğrultusuna çekildikleri öğrenildi. 6 ncı Tümen Komutanının 1 nci Ordu ile direkt irtibatı olmadığından raporlarını, Afyon’da Batı Cephesi Karargahına gönderiyor ve oradan da 1 nci Orduya yazdırılıyordu. Kritik zamanlarda Batı Cephesi Komutanının 6 ncı Tümene verdiği emirler, ayrıca 1 nci Orduya da bildiriliyordu. Bugün gene Cephe Komutanı: “Yenice – Ahat hattındaki düşmana devamlı taarruzlarla geri atmasını ve Ahat dağını aldıktan sonra demiryoluna paralel olarak güneyinden ilerlemesini ve asıl Yunan kuvvetlerini önlemeye çalışmasını, 1 nci Kolordu ile irtibat sağlamasını” 6 ncı Tümene emretmişti.

1 nci Kolordu karargahı ve ağır topçu alayı Büyükoturak’da gecelediler.

Devamı için tıklayınız

Editör :     Ercan ÇETİNERLER

KAYNAKLAR

Copyright © 2000-2003 Tayyareci

http://www.tayyareci.com/hvtarihi/1919-23/07e.asp

(i)  1 nci Kolordu karşısındaki Yunan kuvvetlerinin (General Franko Grubu) harekatı:

Toklusivrisi – Dumlupınar mevzilerinden 29 Ağustos 1922 akşamı çekilen Yunanlıların 1 nci ve 7 nci Tümenleriyle, 4 ncü ve 12 nci Tümenlerinden bu gruba katılan bazı birlikler, saat 22.00’den itibaren Dedeyakası – Dedetepe – Çorum batı sırtları – Hallaçlar güney ve kuzey tepeleri hattına yerleşmişlerdi. Demiryol kuzeyinde 7 nci Tümen, güneyinde 1 nci Tümen vardı. Dedeyakası’ndan itibaren güney-batıya doğru cephe kısmı 1178 rakımlı tepe – Gelinciktepe – Şabanköy kuzey yamaçları mevzii da 2 nci Tümene aitti. 2 nci Tümenin Yenice batısında 7 nci Alayı, daha güneyinde 1 nci Alayı bulunuyordu. 1 nci Tümen de güneyden itibaren Dedeyakası ve Dedetepesi kesiminde 1/38 nci Evzon Alayı, bunun kuzeyinde 12 nci Tümenden iki taburlu bir mürettep alay, Çorum batı sırtlarında demiryoluna kadar 49 ncu Alayla, birinci hattı savunma düzeni aldılar. Bu mevzi önceden tahkim edilmiş, ateş meydanları açılmış ve önemli noktalarda tel engelleri yapılmıştı. 5 nci Alay Kaplangı köyünde, 4 ncü Tümen erlerinden 8 nci Alay Komutanı emrinde kurulu dört taburluk bir alay Hasanköy, 4 ncü Alay ve bir batarya İslamköy doğusunda tümen ihtiyatı idiler. Fakat 4 ncü Alay ancak 30 Ağustos sabahı yerine gelebildi. Kaplangı dağı bölgesinde 16 toplu bir dağ ve 16 toplu bir sahra topçu taburu mevzilenmişti. Demiryolu kuzeyindeki 7 nci Tümen, 22 nci Alayı ile Hallaçlar güneyindeki tepelerde, 23 ncü Alayı Hallaçlar ile Kazviran batısındaki tepelerde birinci hatta, 37 nci Alay Düzlüce kuzeyinde tümen ihtiyatı idi. Tümenin iki bataryası Hallaçlar kuzey ve güneyinde, diğer iki bataryası Düzlüce kuzeyinde mevzideydiler. Arpagediği’ndeki Plastras müfrezesiyle irtibat yapılmıştı. Ayrıca 29/30 Ağustos gecesi trenle İzmir’den Banaz istasyonuna gelen 63 ncü Alayla 2 nci Süvari Alayı ve Sivaslı bölgesinden 2 nci Tümenin getirttiği 34 ncü Alay İslamköy çevresinde ihtiyatta idiler. Ağır topçu taburu da İslamköy ve güneyinde mevzilenmişti. 1 nci ve 2 nci Tümen Komutanları ve bağlı birlikleri de Banaz istasyonunda bulunuyorlardı. Demiryolu ile ikmal normal olarak yapılmakta idi ve İzmir ile muhabere vardı. Yalnız muharebenin birinci gününden beri 1 nci Kolordu ile irtibat yapılamamıştı.

İzmir’deki Küçükasya Ordusu Komutanlığı, General Franko’ya İzmir yolunun kesin olarak kapanmasını emrediyordu. Türk birlikleri (57 Tümenin 39 ncu Alayı) 30 Ağustos sabahı Kaplangı dağının en yüksek noktası olan 1432 rakımlı Dedetepesi’ne taarruz ederek saat 08.15’de tepeyi ele geçirdiler. İzmir doğrultusunu kapayan Kaplangı dağına çok önem veren General Franko, Hasanköy dolaylarında bulunan dört taburlu mürettep 8 nci Alay ve diğer ihtiyatlarla, 1/38 nci Evzon Alayını takviye ederek gece yarısına kadar devam eden taarruz ve karşı taarruzları 1432 rakımlı Dedetepesi üç defa el değiştirdikten sonra saat 24.00’de tepe Türklerin elinde kaldı. Yunan birlikleri de 500 metre batıdaki Top tepesi mevzilerinde gecelediler. Bugünkü Kaplangı muharebesine katılan Yunan birlikleri; 1/38 nci Evzon Alayı ile 4 ncü, 5 nci Alaylar, 4 ncü Tümen erlerinden kurulu dört taburlu 8 nci Alay, 12 nci Tümen erlerinden kurulu iki taburlu mürettep alay, bir sahra topçu taburu, bir dağ topçu taburu ve bir ağır topçu taburu idi.

Güneydeki 2 nci Tümenin 7 nci Alayına, (6 ncı Türk Tümeninin) taarruzları devam ettiyse de Yenice’den daha ileri gidemedi. Bu alay 63 ncü Alayın bir taburu ile takviye edilmişti. Ancak 1432 rakımlı “Dedetepesi” Türklerin eline geçince alay gece Hasanköy’e çekildi. (Yunan Ansiklopedisinde böyle yazılıyorsa da 31 Ağustos 1922 sabahı 6 ncı Tümen 7 nci Yunan Alayı ile saat 10.00’a kadar muharebe etmiş, bundan sonra alay Banaz doğrultusuna çekilmişti.)

(j)  1 nci Ordu ihtiyatı olan 2 nci Kolordunun ileriye yanaşması:

Ordu Komutanlığının emirlerine uyarak, tümenler saat 10.00-10.30’da konma yerlerinden yağmur altında yürülüşe geçerek saat 11.30-12.00’de 7 nci Tümen Arpalı’ya, 8 nci Tümen ve Kolordu karargahıyla bağlı birlikler Çalışlar’a, 4 ncü Tümen Güney köyüne vararak istirahate geçtiler. Saat 16.00’da gelen Ordu emrinde; “Kolordunun İslamköy doğrultusunda yürüyüşe devam etmesi, 30/31 Ağustos 1922 gecesini Büyükoturak – Paşacık bölgesinde geçirmesi” bildiriliyordu. Kolordu da; 4 ncü Tümenin Paşacık’ta, 8 nci Tümenin Çorum’da, 7 nci Tümenin Büyükoturak’ta, Kolordu bağlı birliklerinin Çiftlik’te gecelemelerini emretti. Kolordu karargahı Büyükoturak’ta geceyi geçirecekti. 7 nci Tümen, Kolordu Topçu Taburu beraberinde olarak, saat 16.00’da, Çiftlik yoluyla Büyükoturak’a vardı. Köyün doğusunda konmaya geçti. 8 nci Tümen Cafergazi – Oturak yolu ile Çorum’a giderken, saat 17.00’de Cafergazi’ye vardığında 15 nci Tümenin Hallaçlar’da muharebe ettiğini görünce yürüyüş kolu durduruldu. 135 nci Alayla süvari bölüğü Büyükoturak’a gönderilrek batıya karşı tertip alındı. Tümen büyük kısmı Santtepe’de geceyi geçirdi. 4 ncü Tümen de Karaköse yoluyla saat 18.00’de Paşacık’a varıp konmaya geçti. Kolordu karargahı Oturak’ta, bağlı birlikler Çiftlik’te gecelediler.

(k)  1 nci Ordu bölgesinde diğer harekat:

(I)  3 ncü Süvari Tümeni:

Tümen Sarıgöl’ün üç kilometre güneyindeki Emcelli köyünün güney sırtlarında bütün kuvvetiyle toplanmıştı. 30 Ağustos 1922 gününü orada geçirdi. Köylüler, 29 Ağustos 1922 günü 50 kadar Yunan süvarisinin Emcelli’den kuzeye gittiğini bildirmişlerdi. Yapılan gözetlemede saat 17.45’de bir Yunan süvari alayının Sarıgöl’ün bir buçuk kilometre batısına kadar geldiği ve orada kaldığı görüldü. “Küçük Asya harekatında Yunan süvarisi kitabının 216 ncı sahifesinde (çevirme) 1 nci Yunan Süvari Alayının 30 Ağustos 1922 günü Yeleğen köyünden Çamköy’e giderek güneye karşı cephe aldığı, Alaşehir’den bir piyade taburunun Sarıgöl’e gittiği yazılıdır.”

30 Ağustos 1922 günü saat 23.00’e kadar istirahat eden tümen, göreviyle hiç ilgisi olmayan bir kararla 28 nci Süvari Alayı öncü, 27 nci Süvari Alayı artçı düzeniyle güneye, Âlemşah yoluyla Beşçam’a (dağlık bölgeye) hareket etti. 31 Ağusutos 1922 gününü Beşçam’da geçirdi.

(II)  Menderes Bölge Komutanlığı:

Yunanlılar ortalık ağarmadan Çivril Hükümet Konağı ile istasyonunu yakarak kasabayı boşaltmışlardı.

Sabah yapılan gözetlemelerde Menderes boyundaki Yunan karakollarının da çekildiği görülüyordu. 59 ncu Alayın 1 nci Taburu Çivril doğrultusuna hareket ettirildi. Yunanlılar Menderes üzerindeki demiryolu ve şose köprülerini tahrip etmemişlerdi. Tabur saat 13.00’de Yunan birliklerine rastlamadan Çivril’i işgal etti. 59 ncu Alay Komutanı da 10 ncu Bölük ve bir Rus dağ topu ile Çivril’e vardı. Yunanlılar gece Çal kesiminden de çekilmişlerdi. 74 ncü Alayın bir taburu 30 Ağustos 1922 günü saat 06.00’da Şeyhelvan dağını işgal etti.

Menderes Bölge Komutanlığının, durumu bildiren raporunu Ordu Komutanınından daha önce alan Batı Cephesi Komutanı saat 14.00’de Menderes Bölge Komutanlığına direkt olarak şu emri verdi.

“Çivril bölgesinde düşmanda çekilme belirtileri görülmektedir. Şeyhelvan dağı ve Sarayköy kesimindeki Akköprü, birliklerimiz tarafından ele geçirilmiştir. Cephenizden düşmanın takibi lazımdır. Durmak isteyen dü

Sabah yapılan gözetlemelerde Menderes boyundaki Yunan karakollarının da çekildiği görülüyordu. 59 ncu Alayın 1 nci Taburu Çivril doğrultusuna hareket ettirildi. Yunanlılar Menderes üzerindeki demiryolu ve şose köprülerini tahrip etmemişlerdi. Tabur saat 13.00’de Yunan birliklerine rastlamadan Çivril’i işgal etti. 59 ncu Alay Komutanı da 10 ncu Bölük ve bir Rus dağ topu ile Çivril’e vardı. Yunanlılar gece Çal kesiminden de çekilmişlerdi. 74 ncü Alayın bir taburu 30 Ağustos 1922 günü saat 06.00’da Şeyhelvan dağını işgal etti.

Menderes Bölge Komutanlığının, durumu bildiren raporunu Ordu Komutanınından daha önce alan Batı Cephesi Komutanı saat 14.00’de Menderes Bölge Komutanlığına direkt olarak şu emri verdi.

“Çivril bölgesinde düşmanda çekilme belirtileri görülmektedir. Şeyhelvan dağı ve Sarayköy kesimindeki Akköprü, birliklerimiz tarafından ele geçirilmiştir. Cephenizden düşmanın takibi lazımdır. Durmak isteyen dü

Sabah yapılan gözetlemelerde Menderes boyundaki Yunan karakollarının da çekildiği görülüyordu. 59 ncu Alayın 1 nci Taburu Çivril doğrultusuna hareket ettirildi. Yunanlılar Menderes üzerindeki demiryolu ve şose köprülerini tahrip etmemişlerdi. Tabur saat 13.00’de Yunan birliklerine rastlamadan Çivril’i işgal etti. 59 ncu Alay Komutanı da 10 ncu Bölük ve bir Rus dağ topu ile Çivril’e vardı. Yunanlılar gece Çal kesiminden de çekilmişlerdi. 74 ncü Alayın bir taburu 30 Ağustos 1922 günü saat 06.00’da Şeyhelvan dağını işgal etti.

Menderes Bölge Komutanlığının, durumu bildiren raporunu Ordu Komutanınından daha önce alan Batı Cephesi Komutanı saat 14.00’de Menderes Bölge Komutanlığına direkt olarak şu emri verdi.

“Çivril bölgesinde düşmanda çekilme belirtileri görülmektedir. Şeyhelvan dağı ve Sarayköy kesimindeki Akköprü, birliklerimiz tarafından ele geçirilmiştir. Cephenizden düşmanın takibi lazımdır. Durmak isteyen dü

düşman kısımlarına derhal taarruz edilmelidir. Menderes Bölge Komutanlığına ve bilgi için 1 nci Orduya yazıldı.” Şeyhelvan dağını işgal eden tabur hareketine devamla Süller köyüne kadar ilerledi ve orada geceledi. 3 ncü Süvari Tümeninin geçiş hareketini destekleyen 59 ncu Alayın 2 nci Taburu da, bugün, beraberindeki iki Rus dağ topu ile, öğleden sonra Denizli’ye vardı. Menderes bölgesinin diğer kısımlarında önemli bir olay olmadı. Müfreze Komutanı Tırkaz köyündeydi.

Yunanlıların Bağımsız 54 ncü Alayı 29/30 Ağustos 1922 gecesi çekilerek sabaha karşı, Banaz çayını geçip karşı yakada savunma düzeni alıyordu ve çekilirken de Nazilli’ye kadar olan bütün köyleri yakmışlardı.

(l)  2 nci Ordu bölgesinde diğer harekat ve muharebeler:

29/30 Ağustos gecesini Akoluk’da geçiren Yunan birliğinin (15 nci Tümen) 30 Ağustos günü nereye gideceği önemli idi. 2 nci Ordu Komutanı 30 Ağustos 1922 saat 08.00’de verdiği emirde: Mürettep Süvari Tümeninin Batı Cephesi emri gereğince, Yunan Eskişehir Grubunun gerisine gitmeden önce Döğer, Malatya doğrultularına giderek Akoluk’daki  Yunan kuvvetini keşfedip Altıntaş doğrultusuna gelmesini kesin surette önlemesini veya geciktirmesini istedi. Batı Cephesi Komutanlığı ile Yunan yürülüş kolu hakkındaki bilgiyi saat 11.00’de almış ve uçaklara Akoluk – Malatya – Döğer bölgesinde keşifler yaptırmış ise de uçaklar ormanlardan dolayı bir şey görememişlerdi. Cephe Komutanı 2 nci Ordudan, bu Yunan kuvvetinin Türkmen dağı ile Kütahya arasından kuzeye geçmesinin önlenmesini saat 11.30’da emretti.

(I)  Mürettep Süvari Tümeninin Porsuk köprüsü muharebesi:

Tümen 29/30 Ağustos 1922 gecesini Pusan köyünde bir iki saat istirahatle geçirdikten sonra 30 Ağustos 1922 saat 02.30’da Kütahya şosesi ile kuzeye hareket etti. Tümen saat 06.00’da Porsuk köprüsüne varınca Kütahya’dan gelip Gediz şosesiyle batıya çekilmekte olan Yunanlıların 32 nci Alayına rastladı. 38 nci Süvari Alayının uc bölüğü hemen köprüyü kuzeye geçerek Yunan öncülerini attı. Alay da köprüyü geçip taarruza başladı. Köprünün güney sırtlarına mevzilendirilen tümen topçusu taarruza başladı. Köprünün güney sırtlarında mevzilendirilen tümen topçusu (iki top) bu taarruzu destekledi. Bu sırada 37 nci Süvari Alayı da batıdan dolaştırılarak Yunan alayının çekilme yolunu kesmek üzere Porsuk kuzeyine geçirildi ve taarruza katıldı. Saat 09.00’da Yunan alayı dağılıp kuzeydeki Hacı Azizoğlu ve Göynükviran ormanlarına kaçtı. Yunan alayından 70 erle bir subay esir alınmış ve 300’den fazla ölü bulunmuştu. Gediz şosesinin kuzeyindeki arazinin sarp ve sık orman oluşu süvarilerin takibine engel olmuş, Yunan alayının kaçabilen kısımları orman ve kayalıklar aralarında gizlenmişlerdi. Doğrudan gönderilen bir keşif kolu saat 10.00’da Alayunt’u ve öğleyin Kütahya’yı işgal etti. Tümen Komutanı saat 15.00’de durumu telsizle Batı Cephesi ve 2 nci Ordu Komutanlarına bildirdi. Birliklerini

saat 15.30’da Porsuk köprüsünün iki kilometre kuzeyinde topladı ve 33 ncü, 38 nci Alayları ile kuzeye hareket ederek saat 18.00’de Kütahya’ya girdi. Şehrin güney sırtlarında 33 ncü Alayla güneye karşı emniyet düzeni aldı. Porsuk köprüsü batısında terkedilen silah, donatım ve gereçleri toplamak üzere 37 nci Alay (iki bölüğü eksik) bırakıldı. Bu Alay bugünkü muharebeye bir süvari ve bir makineli tüfek bölüğüyle katılmıştı. Bir bölüğü Osmanköy’de, bir bölüğü Karaören bölgesinden henüz gelmemişti. Porsuk köprüsünün bir kilometre güneyinde saat 16.00’da 37 nci Alay Komutanı tarafından yazılan ve saat 18.00’de tümene gelen raporda: “Ağırlıklar Kütahya doğrultusuna sevkedilirken düşmanın iki ağır, üç hafif makineli tüfek ve piyade ateşiyle karşılaşmışlardır. İki ateş arasında kalan ağırlıkların tekrar Kütahya’ya gönderilmesi için taarruz etmek kayıplar verilmesine yol açacağından Kütahya’dan güneye Porsuk üzerine taarruz edecek bir kuvvet süratle sevkedildiği takdirde düşmanın bu kuvveti iki ateş arasında kalacak ve yok edilmesi mümkün olacaktır. Bu sebeple ona göre lüzumlu tedbirlerin alınması” bildirilmişti. Bu raporu alan tümen komutanı hiç bir şey yapmadığı gibi 37 nci Alay Komutanı da ağırlıkların düşman eline geçmesine karşı herhangi bir teşebbüste bulunmamıştı. Bu olaydan kurtulabilen yaralı erlerden ve köylülerden öğrenildiğine göre, ağırlıklarla esir edilen 158 er ile mürettep Süvari Tümenine ilaç götüren Doktor Yüzbaşı Hamdi, 53 ncü Yunan Alayı Komutanı tarafından şehit ettirilmişlerdi. Ağırlıkları basan bu Yunan birliği, Akçamescit’den Alayunt’a gitmekte olan 15 nci Yunan Tümeninin yancıları idi. 2 nci Ordu Komutanı 30 Ağustos 1922 saat 22.50’de Mürettep Süvari Tümenine; 31 Ağustos 1922 günü için verdiği emirde: Ordu ile temas ve irtibatı muhafaza ederek, tümenin esas görevinin Eskişehir’deki düşman grubunun batıya çekilme yollarını kesmek ve gene bu grubun güney-batıya doğru Ordumuzun yan ve gerilerine etkili olmasını önlemek olduğunu ve derhal İnönü doğrultusunda ilerleyerek düşmanın Bursa ve Kütahya doğrultularına çekilmesini önlemesini istedi.

(II)  3 ncü Kolordu 1 nci Tümenin Altıntaş bölgesine yanaşması:

3 ncü Kolordu Komutanı, 29/30 Ağustos 1922 gecesini 1 nci Tümen birlikleriyle Döğer istasyonu dolaylarında geçirdi. 30 Ağustos sabahı Ordu emri kolorduya gelmediğinden bir önceki Ordu emri gereğince (1 nci Tümenin Karaağaç – Hamidiye bölgesine gelmesine dair) 1 nci Tümene saat 07.30’da hareket emri verdi. Kolordu karargahı da birlikte yürüyecekti.

1 nci Tümen:

4 ncü Alay öncü olarak, Kayalar (Sultaniye) – Karaağaç – Hamidiye – Aykırıkçı yoluyla hareket etti. Bu yol, arabaların geçmesine elverişli olmadığından sahra toplarıyla, sıhhiye ve istihkam bölükleri ve bağlı birlikler İcadiye yoluyla Tatarmahmut’a gönderildi. Öncü alayı saat 15.00’de Aykırıkçı’ya, 5 nci ve 3 ncü Alaylar Karağaç bölgesine vardılar ve istirahate geçtiler. 3 ncü Alaydan bir tabur Karaağaç’ın kuzey ve doğusundaki sırtlarda emniyet düzeni aldı. Tümenin diğer birlikleri Aykırıkçı’da konmaya geçtiler.

Tümen Süvari Bölüğü, sabahtan Akoluk’a gelen Yunan birliğinin hareketlerini keşif ve takip için Karacaviran’a gönderildi. Bölük, saat 14.45’de Karacaviran’dan gönderdiği raporda: “Düşmanın 1-2 Tümen kadar bir kuvvetinin İkizoluk’dan Akoluk’a geldiğini ve Akoluk köyünü yaktıktan sonra Ahılar’dan (Çekürler) Cağürler istasyonuna gelerek öğleye kadar orada kaldığını ve Türk Ordusu hakkında bilgi alıp Akmescit doğrultusuna yürüdüğünü, oradan Kütahya’ya veya Porsuk köprüsüne gitmesi umulduğunu” bildirdi. Bu rapor hemen kolorduya gönderildi.

Kolordudan 61 nci Tümeni aramaya giden subay, dönüşte Ordunun 15 sayılı emrini saat 16.30’da kolorduya getirdi. Bu subaydan 61 nci Tümenin kolordu emrinden çıkarak Allıören doğrultusuna gittiği de öğrenildi.

Kütahya’daki Mürettep Süvari Tümeni emrine girmek üzere, Meclis Muhafız Taburu, 30 Ağustos 1922 saat 19.00’da Aykırıkçı’dan kuzeye yürüyüşte idi. Tabur 30/31 Ağustos gecesini Pusan’da geçirecekti.

1 nci Tümenin Altıntaş kuzeyine ve kolordu karargahının Altıntaş’a gitmesini isteyen 15 sayılı Ordu emrini alan kolordu komutanı, 1 nci Tümen Süvari Bölüğünün raporuna göre Yunan tümeninin yakında olmasından, bütün tümenin Elmalıdağ – Cindağ (Döğer’in batısı) hattının kuzeyinde bulunmasını uygun bulmayarak Karaağaç doğusu – Altıntaş kuzeyi – Tatarmahmut bölgesinde bulunarak kuzey ve kuzey-doğu doğrultularını keşfettirmesini saat 18.30’da 1 nci Tümene emretti. 1 nci Tümen Komutanı Karaağaç bölgesinde yalnız 3 ncü Alayı bırakarak diğer birliklerini saat 20.00-20.30’da Aykırıkçı’dan hareket ettirerek 31 Ağustos 1922 saat 01.00’de Tatarmahmut’da konmaya geçirdi. 1 nci Tümenin bu konma değişikliği boş yere birliklerin yorgunluğunu attırmış, erler uykularını alamamış ve ertesi gün (31 Ağustos) tümenin geç hareket etmesine sebep olmuştu. Kolordu Komutanı, durumu saat 20.30’da Orduya bildirdi.

(III)  41 nci Tümen ve Porsuk Müfrezesi:

Porsuk Müfrezesi:

30 Ağustos 1922 günü, toplayabildiği beş bölükle Sarıkavakça dağı, Hamidiye doğrultularına taarruz ettiyse de kuvvetli topçu ve piyade ateşleriyle karşılaştı. Bu durumda akşama kadar ateş muharebesi devam etti. Müfrezenin 50’den fazla şehit ve yaralısı oldu. Müfreze, karşısındaki Yunanlıları iki piyade taburu ve iki batarya tahmin ediyordu. Bugün yapılan gözetlemelerde 4-5 kilometre uzunluğundan iki yürülüş kolunun saat 10.00’da İmşehir’i geçerek Eskişehir doğrultusuna gittikleri görüldü.

Tümen, 29/30 Ağustos gecesini muharebe durumunda geçirdi. 30 Ağustos sabahı saat 05.30’da kısa bir topçu hazırlığı ile taarruza başladı. 16 ncı Piyade Alayı isimsiz istinat noktasının engellerine kadar sokuldu ise de soldan gelen yan ateşleri pek etkili olduğundan engeller aşılamadı. Yunanlılar saat 08.30’da bir bölükle bu isimsiz istinat noktasını takviye ettiler. Soldan ilerleyen 19 ncu alay da bir başarı sağlayamadı. Saat 07.40’da Tümenin bir sahra bataryası ve bir dağ takımı ileriye mevzi değiştirmişti. En soldaki Tepercetepe’de bulunan 12 nci Alayın da Alaçam istinat noktasına yaptığı taarruz Yunanlıların şiddetli ateşleri karşısında ileri götürülemedi. Bugün akşama kadar tümen cephesinde karşılıklı ateş maherebesinden başka bir şey olmadığı gibi Yunan birliklerinde de bir değişiklik görülmedi. Yalnız bütün gece isimsiz tepe gerisinde birçok oto ve araba gürültüleri işitildiğinden Yunanlıların çekilmekte oldukları anlaşılıyordu.

Tümen Komutanı saat 12.15’de Batı Cephesinden direkt olarak aldağı emirde; tümenin karşısındaki düşmanı tespit ve Akoluk’dan ilerleyen düşman kolunun hareketlerini keşfederek bildirmesi istendiğinden, sol yan müfrezesi emrinde bulunan süvari takımını Yüksekkıran’dan Akin – Akoluk doğrultusuna ilerletmiş ve bu takına Türk milislerini katmıştı. En sağda bulunan süvari bölüğü de bu yana getirilerek aynı görevle hareket ettirilmişti. Yapılan keşifler sonunda saat 18.30’da düşman yürüyüş kolunun Kütahya doğrultusunda yürüdüğü öğrenilmiş ve 2 nci Orduya bildirilmişti.

(m)  Kocaeli Grubu bölgesindeki harekat:

Grup Komutanı, ayırdığı beş piyade taburu ve iki dağ bataryasından kurulu Mürettep Müfrezeyi 30 Ağustos sabahı İznik kuzey-doğusunda (Belheriz – Hisardere – Oğulpaşa – Espede – Hisarcık) topladı. Kendisi de 30 Ağustos akşamı Hisarcık’a gitti.

İznik gölü doğu kenarından Vezirhan’a kadar kuş bakışı 40 kilometrelik cephe kesiminde 18 nci Tümen Komutanı emrinde, sadece dört taburla altı adi ateşli top bırakmıştı.

Bugün Yalova, İznik, Balçıkhisar, Vezirhan kesimlerinde karşılıklı ateş muharebesinden başka önemli bir şey olmadı.

(n)  İki taraf ordularının durumu, karar ve emirleri:

(I)  Türk Ordusu:

Batı Cephesi Komutanı saat 20.00 olduğu halde ordulardan rapor almamışsa da 1 nci Ordu Komutanı ve Başkomutanla yaptığı telefon görüşmelerinden Yunan Ordusu büyük kısmının imha edilmek üzere olduğunu, Türk Ordusuna bütün seferi kazandıracak kesin muharebenin devam etmekte bulunduğunu biliyordu. Menderes bölgesinde Çivril ve Şeyhelvan dağı işgal edilmiş ve bu kesimdeki Yunanlılar çekilmiş, Eskişehir bölgesinde de çekilme belirtileri görülmüştü. Batı Cephesi Komutanı, Adatepe bölgesinde sıkışan beş Yunan tümenine taarruzla sonuç alınmasına ve Uşak doğrultusunda takibe şiddetle devam edilmesine karar verdi. Saat 20.15’de ordulara şu emri verdi (özet):

“Kırkpınar – Kızıltepe – Hamurköy hattı ve Aslıhanlar bölgesindeki mağlup beş düşman tümeninin önce 4 ncü Kolordu ve 23 ncü Tümen, sonra 6 ncı Kolordu ve 61 nci Tümen taraflarından yakalandığı anlaşılmaktadır. 1 nci ve 2 nci Ordular önce Hamurköy, Çalköy, Aslıhanlar bölgesindeki düşman tümenlerini kamilen esir edeceklerdir. 1 nci Ordu Uşak doğrultusunda şiddetle takibe devam edecektir. Süvari Kolordusu ile yalnız Kızıltaş deresini kapatmak değil, asıl Alaşehir genel doğrultusunda hızla ön alarak düşmanın Uşak Grubunu önlemeye ve durdurmaya çalışılmalıdır. 2 nci Ordu, 3 ncü Kolordu karargahı ile Mürettep Süvari Tümenini ve 1 nci Piyade Tümenini derhal Kütahya doğrultusunda yürütecek ve Akoluk’dan, Kütahya’ya yönelen düşman tümenine yetişerek taarruz edecektir. Cephe karargahı bu gece Afyon’dadır, yarın Dumlupınar’a gitmesi muhtemeldir.”

2 nci Ordu Komutanı saat 22.00’de Batı Cephesi Komutanlığına yazdığı raporda: Porsuk Müfrezesi ve 41 nci Tümen bölgesindeki gösteriş taarruzlarını, Yunanlıların o cephede savunmaya devam ettiklerini, Mürettep Süvari Tümeninin 32 nci Yunan Alayını dağıttığını, 3 ncü Kolordunun Altıntaş’a yanaştığını, Döğer istasyonunda Yunanlıların erzak ve cephaneyi yaktıklarını bildirdikten sonra; “61 nci Tümenin, iki tümen kadar tahmin edilen Yunan kuvvetlerini Çal – Allıören arasındaki vadi içinde yakaladığını ve Yunanlıların karşı taarruza geçtiğini ve henüz bir sonuç alınmadığını, 6 ncı Kolordunun 16 ncı Tümeninin karşısındaki Yunanlıların savunmada kaldıklarını ve bu düşmana güneyden 4 ncü Kolordunun taarruz ettiğini, 17 nci Tümenin düşmana güneyden 4 ncü Kolordunun taarruz ettiğini, 17 nci Tümenin düşmana rastlamadığını ve Hamurköy sırtlarında kaldığını, Süvari Kolordusunun son dört günlük harekatta yanlış sevk ve idare edildiğini ve eğer 61 nci Tümenin batısında bulunup düşmanın batı yönünü kapatsaydı, Yunanlıların silahlarını kamilen terkedeceklerini, mümkünse Süvari Kolordusuna acele emir verilmesini” teklif etti. Fakat kendi kararı ve 31 Ağustos için ne yapacağını bildirmedi. Batı Cephesi Komutanı bu kanıda değildi. O, esas kabahatı 2 nci Ordunun ağır hareketlerinde buluyordu.

1 nci Ordu Komutanı ise ancak 31 Ağustos 1922 saat 03.30’da yazdığı rapor ve raporun ekinde de orduya verdiği emrin suretini Batı Cephesi Komutanlığına gönderdi. Bunda, taarruza devam ve İzmir doğrultusunda takibe kararlı olduğunu belirtmişti.

Başkomutanla beraber 30/31 Ağustos 1922 gecesini Dumlupınar istasyonunda geçiren 1 nci Ordu Komutanı Batı Cephesi Komutanlığının emrini alır almaz esasen hazırlatmış olduğu ordu emrini 31 Ağustos 1922 saat 02.30’da yayınladı (özet): “…Ordu bugün de (31 Ağustos) düşmana şiddetli taarruz ederek geri atacak ve Kızıltaş vadisinde 4 ncü Kolordunun muharebe ettiği düşman tümenlerinin bunlara katılmasına meydan vermeyecektir. Bu taarruz için 2 nci Kolordunun Kaplangı dağına en yakın bir tümeni 1 nci Kolordu emrine verilmişti. 2 nci Kolordu Oturak – Paşacık bölgesinde harekete hazır bulunacak ve 1 nci Kolordunun muharebesini yakından izleyecektir. 4 ncü Kolordu, karşısındaki düşmanla yaptığı muharebeyi bugün sona erdirecek ve bulunduğu bölgede toplanarak düşmanın kurtulabilen kısımlariyle de teması kaybetmeyerek kuzeydeki 2 nci Ordu birlikleriyle irtibatı muhafaza edecek ve bu sabahki mağlup düşman kuvvetlerini esir edecektir. Belova gediği – Aslıhanlar (Şeyhler köyünün dört kilometre kuzeyindedir) ve Aslıhanlar kuzey-doğusundaki Çal bölgesinde bulunan 5 nci Kolordu 31 Ağustos’ta bir kısım kuvvetiyle Belova gediğinde Kızıltaş vadisini kapatarak bu vadi boyunca düşmanın Gediz – Uşak şosesine doğru çekilmesini veya Murat dağları güneyine geçmesini önleyecek ve bir kısım kuvvetiyle de Kızıltaş vadisi boyunca batıya ilerleyerek Gediz doğrultusunda çekilmek isteyen düşmanı karşılayacaktır. Menderes Bölgesi Komutanlığının 59 ncu Alayı, Çivril’den çekildiği bildirilen düşmanla teması kaybetmeyerek aralıksız takip ve tespit edecektir. Diğer bölgelerde de düşmanla sıkı temas muhafaza edilmelidir. Ordu karargahı Dumlupınar’dadır.”

(II) Yunan Ordusu:

Türk Ordusu kazandığı zaferi kesinleştirmek için şiddetli taarruz ve takip karar ve emirlerini verirken General Trikopis Adatepe muharebesinden kaçabilenlerle Kızıltaş vadisinden çekiliyordu. Banaz’a çekildiğini umduğu General Franko Grubuyla birleşmek için oraya gitmek kararında idi. Yanındaki kurtulabilen birliklerle bir an önce Banaz’a varmak istediğinden bütün gece yürüyüşe devam etti.

30 Ağustos 1922 sabahı 23 ncü Tümen karşısında bozulup iki gruba ayrılan 5 nci Tümenin bir kısmı Çal’a çekilmiş, tümen komutanı ile beraber Kızıltaş vadisine giden diğer grup ise Keçiler – Uysu – Belova yolu ile durmadan yürümüş ve yolda kendisine katılan 9 ncu Tümen Komutanı ve bazı dağınık gruplarla birleşerek Murat çayı vadisinden Uşak doğrultusuna çekilmişti.

General Franko Grubu ise İzmir’deki Küçükasya Ordusu Komutanlığından İzmir yolunu kapamak emrini aldığından, bulunduğu Yenice – Kaplangı – Hallaçlar hattında savunma kararındaydı. Halbuki gece yarısı 7 nci Tümen Hallaçlar mevziini kaybetmiş, Hatıplar’a çekilmekte, 1 nci Tümen de gece yarısı Kaplangı dağının en yüksek tepesine kaptırdığından 500 metre gerideki (batıdaki) tepelerde savunma tertibi almıştı. 2 nci Tümen Çivril güneyindeki birliklerini Banaz çayının kuzey kıyısına çekti. Ordu emrinde bulunan Süvari Tümeni ise Uşak – Alaşehir demiryolunun korunmasıyle görevli idi. (2 nci Süvari Alayı, Franko Grubu emrinde İslamköy’de bulunuyordu.)

Bursa doğrultusunda çekilme emri alan 3 ncü Yunan Kolordusu Komutanı, 30 Ağustos 1922 günü, bulunduğu mevzileri savunurken bir kısım kuvvetlerini ve ağırlıklarını Eskişehir doğrultusunda çekmeye başladı.

15 nci Yunan Tümeni de 30 Ağustos 1922 günü Akoluk’dan Çökürler’e gelmiş, oradan Kütahya doğrultusuna hareket etmişse de Kütahya’nın da Türkler tarafından işgal edildiğini öğrenince Alayunt ve güneyine gelip 30/31 Ağustos 1922 gecesini orada geçirmişti. Alayunt’da, başkomutanlıktan telsizle: 1 nci ve 2 nci Kolordulardan bir emir almazsa Gediz yoluyla Uşak’a gitmesi emrini aldı.

(III)  İki taraf ordularının 30 Ağustos 1922 saat 24.00 durumları:

Türk Ordusu:

Kocaeli bölgesinde: Birlikler eski durumlarında, ateş muharebesine devam etmekteler. Belheriz – Hisardere – Epsede – Hisarcık bölgesinde toplanan beş taburluk mürettep mürfreze Orhangazi – Gemlik kesimine gitmek üzere gece yürüyüşünde.

2 nci Ordu: Porsuk Müfrezesi, 41 nci Tümen bölgelerinde gösteriş taarruzları devam etmekte, Mürettef Süvari Tümeni Kütahya’da, 1 nci Tümen Tatarmahmut bölgesinde. 3 ncü Kolordu karargahı Çakırsaz’da, 61 nci Tümen Akpirim tepeleri – Allıören kuzeyinde mevzilerinde. 6 ncı Kolordunun 16 ncı Tümeni Çal köyünün kuzey sırtlarında mevziide. 17 nci Tümeni Hamurköy kuzey-doğusunda ihtiyatta. Kolordu komutanı ve 2 nci Ordu Komutanı Beşkarışhöyük’te.

1 nci Ordu: 5 nci Süvari Kolordusunun 1 nci Süvari Tümeni Yağcılar – Çalköy, 2 nci Süvari Tümeni Tava – Tokul – Ören, 14 ncü Süvari Tümeni Şeyhler – Saraycık bölgelerinde. 2 nci ve 14 ncü Süvari Tümenlerinin bir kısım birlikleri Belova gediği ve Saraycık güneyinde çekilmekte olan Yunan yancıları ile temasta. 5 nci Süvari Kolordu Komutanı Şeyhler köyünün kuzeyindeki Aslıhanlar’da. 4 ncü Kolordu; 11 nci, 5 nci Kafkas, 23 ncü Tümenleri ve 3 ncü Kafkas Tümeninin 8 nci Alayı ile Yunan birliklerinin büyük bir kısmını imha etmiş olarak Adatepe bölgesinde. 3 ncü Kafkas Tümeni Ağaçköy ve batısında. 12 nci Tümen Arpalı’da, kolordu ihtiyatında. Kolordu Komutanı Arpalı’da.

1 nci Kolordu: 15 nci Tümen Hallaçlar’da. 14 ncü Tümen Paşacık köyü batısında, 30 ncu Alayı Kaplangı dağında. 57 nci Tümen Kaplangı dağının en yüksek noktası Dedetepe’de düşmanla temasta. Kolordu Komutanı Büyükoturak’ta.

Bağımsız 6 ncı Tümen: Yenice – Şabanköy – Ahat hattında düşmanla temasta.

Ordu ihtiyatı olan 2 nci Kolordu: 4 ncü Tümeniyle Paşacık, 7 nci ve 8 nci Tümenleriyle Büyükoturak – Santtepe bölgesinde. Kolordu Komutanı Büyükoturak’ta.

Menderes Bölge Komutanlığı: Çivril ve Şeyhelvan dağını işgal etmiş, diğer birlikleri Menderes boyunda eski durumunda.

3 ncü Süvari Tümeni: 1 nci Ordu ve Batı Cephesi Komutanlıkları bu tümenden bir bilgi alamamışlardır. (Süvari Tümeni 30 Ağustos 1922 akşamı Emcelli’den güneye, Beşçam’a yürüyüşte.)

1 nci Ordu Komutanı, Başkomutan ve Genelkurmay Başkanı Dumlupınar istasyonunda. Batı Cephesi Komutanı Afyon’dadır.

Yunan Ordusu:

3 ncü Yunan Kolordusu eski mevzilerini korumakla beraber Bursa doğrultusuna çekilmek üzere Seyitgazi kesiminden bir kısım kuvvet ve ağırlıklarını Eskişehir’e çekmektedir. 15 nci Yunan Tümeni Alayunt’dadır. 1 nci ve 2 nci Kolorduların karargahları, bağlı birlikleri, Ordu Ağır Topçu Alayı, 4 ncü Tümenden bir kısım, 5 nci ve 9 ncu, 12 nci ve 13 ncü Tümenlerden bugünkü Adatepe muharebelerinden kurtulabilen tahminen 5-6 bin kişilik bir kuvvet Allıören – Keçiler – Oysu yolu ile Kızıltaş vadisinden batıya çekilmektedir. 5 nci Tümen Komutanı emrinde, 5 nci Tümen birliklerinden kurtulabilen bir kısım kuvvet de Belova gediğini aşmış, Murat vadisinden Gediz istikametine çekilmektedir. Plastras Müfrezesi de Arpagediği’nden Murat dağlarından Banaz’a çekiliyor.

General Franko Grubu: Hallaçlar’daki 7 nci Tümen, Bahadır – Derbent doğrultusuna çekilmekte, 1 nci Tümen, Kaplangı dağı batı tepelerinde tutunmakta, Franko Grup karargahı Banaz istasyonunda. 2 nci Tümen Yenice – Şabanköy – Ahatköy hattında savunma mevziinde. 54 ncü Bağımsız Alay Banaz çayı kuzeyinde Alfaklar – Avgan hattında savunma düzeni almakta. Menderes boyundaki Bağımsız 31 nci ve 18 nci Alaylar eski durumlarında. Küçük Asya Ordusu Komutanı İzmir’de.

(IV)  Diğer Türk cepheleri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin doğu ve Elcezire cephe komutanlıkları bölgesinde bir olay olmamıştı. 31 Ağustos 1922’de Erbaa dolaylarında 1500 asi 10 ncu Tümen birliklerine teslim olmuş ve önemli bir olay olmamıştı.

(o)  Başkomutan muharebe alanında:

Ordu Komutanı, Kolordulara emirlerini verip sabah raporlarını aldıktan sora, 31 Ağustos 1922 sabahı Başkomutan ve Genelkurmay Başkanı ile birlikte Adatepe bölgesine gitti. Bu sırada Batı Cephesi Komutanı da oraya geldi. Hep beraber muharebe meydanı gezildi. Çalköy – Allıören – Yeniköy – Adatepe arasında dar bir bölgede beş Yunan tümeninin ve iki kolordu karargahıyle bağlı birlikleri, seyyar hastaneler, kolorduların ve ordunun bütün top, motorlu araç, araba, eşya, donatım ve gereçleri, dereleri ve yolları doldurmuştu. Bütün muharebe meydanı Yunan ölüleriyle dolu idi. Muharebe alanının etrafındaki orman ve korularda kalan Yunan er ve yarılaları toplatılıyordu. Kurtulabilen Yunanlılar Kızıltaş deresine ve derenin güneyindeki dağlara dağılmışlardı. Çok kayıplara uğramış 1 nci ve 2 nci ve 7 nci Yunan Tümenlerinden başka İzmir’e kadar savunma görevi almaya elverişli düşman kuvveti kalmamıştı.

Muharebe meydanında bugün sayılan, Yunanlıların terkettiği top miktarı 141 idi.

Yıllar boyu sürüp gelen mücadele, günlerden beri devam eden ve özellikle bir gün önce (30 Ağustos 1922) düşmanın büyük kısmını yok eden kanlı muharebelerde artık kesin olarak bitirilmiş bulunuyordu.

Gazi Başkomutan Mustafa Kemal, çökmüş bir imparatorluk üzerine yeniden kurulan bir Türk Devletinin temellerini atmanın huzuru içinde idi. Zaferden iki yıl sonra büyük insanın kendisi durumu şöyle belirtmekteydi.:

“Muharebe meydanını dolaşırken ordumuzun kazandığı zaferin büyüklüğü ve buna karşılık düşman ordusunun düçar edildiği felaketin dehşeti beni çok duygulandırdı. Karşıki sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler bırakılmış toplarla, otomobillerle, sayısız donatım ve gereçlerle bu kalıntıların arasında yığınlar teşkil eden ölülerle, toplanıp karargahlarımıza sevkedilen sürü sürü esir kafileleriyle hakikaten bir kıyamet gününü hatırlatıyordu. Bu kadar şiddetli ateş ve saldırı çemberinden bugün için kurtulabilenler birkaç bin kişilik kılıç artığından ibaretti. Fakat onlar da daha büyük Türk çemberinin içinden çıkmaya muvaffak olamayarak başlarında başkomutanları olduğu halde beyaz bayrak çekmeye mecbur olacaklardı.”

Evet bu muharebe alanı sadece hezimete uğramış, mahvolmuş bir ordunun mezarı olmayıp aynı zamanda beş yüz yıl önce ebediyyen tarihe gömülmüş bir imparatorluğu horlatmak emeliyle istirik bir Bizans ve Elenizm rüyası görenlerin (megalo idea) de mezarı olmuştu.

(p)  Durumun muhakemesi ve karar:

Muharebe meydanını gezen ve son durumu bir anda kavrayan Başkomutan Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı ve Batı Cephesi Komutanı, 31 Ağustos 1922 öğleyin Yunanlıların yakıp yıktığı Çalköy’e geldiler. Burada, yıkık ve henüz dumanları tüten bir evin avlusunda bulunan ve masa gibi kullandıkları kırık bir kağnı arabasının etrafında durumu gözden geçirdiler. Düşman ordusu, asıl kuvvetleriyle imha edilmiştir. Yok edilen bu ordunun binlerce kaçakları ile Uşak’a doğru çekilen dağınık birliklerinin derlenip toparlanmasına ve herhangi bir hatta tutunmasına engel olmak lazımdır. En kötü bir ihtimal olarak; Yunanlıların, Eskişehir Grubunu az kayıplarla çekerek ve Yunanistan’dan da getirebilecekleri kuvvetlerle birleşip Milne (Akhisar – Salihli – Ödemiş) hattında veya İzmir yakınında bir savunma hattı kurmaları ve harekatımızı uzatmaya çalışmaları düşünülebilir. Bunun için, Yunanlıların Eskişehir Grubunu da yakalayıp mağlup etmek ve asıl kuvvetlerimizle durmadan şiddet ve süratle İzmir’e yürümek lazımdır. Karar; düşman hiç aman vermeden şiddetle takip olunmalıdır. Bu ana düşünceler ve düşmanı aralıksız, şiddet ve süratle takip kararı hakkında Büyük Komutan ayne şöyle demektedir.

“Ağustos’un 31 nci günü öğleye yakın idi ki Çalköy’de yıkık bir evin avlusu içinde Fevzi ve İsmet Paşalarla buluştuk. Kırık kağnı arabalarının döşemelerine iliştik. Bundan sonraki durumu inceledik. Kazandığımız meydan muharebesinin bütün seferi sona erdirecek bir büyüklük ve önemde olduğunda birleştik. Şimdi Bursa doğrultusunda çekilen düşman kuvvetlerini mahvetmekle beraber ordunun büyük kısmiyle durmaksızın İzmir’e yürüyecektik.”

İşte bu suretle verilen karar üzerine büyük takip başladı. Başkomutan, yakın muharebe hatlarına kadar giriyor, birliklerimizin kahramanca saldırışlarını, süngü hücumlarını memnunlukla seyrediyordu. O Başkomutan ki, kendisinin kandan ve kan dökmekten nefret etmesine rağmen; Türk Milliteni hayat hakkı tanımak istemeyen, Türk’ün ve Türk Ordusunun şan ve şerefle dolu tarihinin büyüklüğünü bilmeyen veya bilmemezlik

bilmemezlikten gelen gafil, sözde büyük dış siyasilere ve onların hükümetlerine Türk Milletinin gasp edilmek istenen hayat hakkını silah zoruyla tanıtıyor, mutlu bir devir açıyor, Anadolu yaylasında yeni bir Ergenekon’dan çıkış sağlayarak hür ve bağımsız Türkiye’nin ve Cumhuriyetin temelini atmış oluyordu. Yıllar boyu sürüp gelen kanlı olayların son bulduğu, çok çetin engellerin aşıldığı bu anda Başkomutan, Büyük Millet Meclisi Ordularını aşağıdaki bildirgesiyle taltif ediyor, milletine de dört gözle beklediği zafer müjdelerini veriyordu.

“Garp Cephesi Komutanlığına

Orduya hitaben yazdığım beyanname ilişikte takdim edilmiştir. Bunun bütün Garp cephesindeki  kıtaata tamim olunmasını ve subaylar vasıtasıyla efrada dahi okunmasının temin buyrulmasını rica ederim.

Başkomutan Mustafa Kemal”   “Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları

Afyonkarahisar – Dumlupınar büyük meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun temeltemel varlığını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ettiniz. Sahibimiz olan büyük Türk Milleti geleceğinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından görüp takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdiratını aracılık etmek vazifemi, arkasını bırakmayarak devamlı olarak yapacağım. Başkumandanlığa teklifatta bulunulmasını Cephe Kumandanlığına emrettim. Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemelerini ve herkesin akıl kuvvetini ve yurtseverlik kaynaklarını kullanarak bol bol yarışmaya devam eylemesini talep ederim.

Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

Başkumandan

Mustafa Kemal”

Başkomutan tarafından millete de aşağıdaki bildirge yayınlanmıştı:

“Büyük ve asîl Türk Milleti;

Batı Cephesinde 26 Ağustos’tan beri başlayan taarruz harekatımız Afyonkarahisar-Altıntaş-Dumlupınar arasında büyük bir meydan muharebesi halinde beş gün beş gece devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının üstün kahramanlığı

ve Allah’ın yardımıyla zafer gerçekleşti. Zalim ve mağrur düşman ordusunun temel varlığı akıllara dehşet verecek bir kesinlikle yok edildi. Teşkilat ve teçhizatı gibi geleneksel ve ismi milletimizin çok eski, bilinmeyen zamanlardan beri ve sonsuzluğa kadar olan imanından vücut bulan ordularımızı fedakârlığınıza lâyık olarak size takdim ediyorum. En büyük komutanından en genç erine kadar ordularımıza hâkim olan fikir, milletin gösterdiği vazife uğrunda şehit olmaktır. Bunu muharebe meydanlarında yakından görerek büyük milletimize haber veriyorum. Milletimizin yaradılışındaki mevcut güç ve ülküyü üç buçuk sene evvel çalışma arkadaşlarımla ifade etmekten başlayarak dayanılmaz müşkülat içinde devam eden savaşlarımızın neticeleri görülmektedir. Milletin oy, karar, emir ve isteğine dayanan her işin sonucu millet için hayırlı olduğu bir gerçektir. Milletimizin geleceği emindir ve Tanrı’nın vaadettiği zaferi ordularımızın kazanması kesindir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

Başkumandan

Mustafa Kemal”

Devamı için tıklayınız

(13)  Başkomutan Meydan Savaşı’nda Hava Harekatı.

29 Ağustos 1922’de Cephe Uçak Bölüğüne Afyon’a intikali emredilmişti. Bölüğün emrine Afyon’a intikal için beş kamyon verilmişti. Bölük Komutanı malzemenin bu araçlarla Afyon’a naklinin gecikeceğinden endişe ettiğini, nakliyatın gecikmesiyle uçuş faaliyetinin durabileceği konusunu rapor etti.

30 Ağustos 1922 günü hava çok rüzgarlı ve alçak bulutlarla kaplı olduğundan uçulamamış ve çekilen düşman birliklerine bomba ve makinalı tüfek taarruzu yapılamamıştı.

Batı Cephesi Komutanlığı; Döğer – Çökürler, Çörez ve Kayalar bölgesinde keşif uçuşu yapılmasını emretmişti. Öğleden sonra yapılan hava keşiflerinde: Keşfi emredilen bölgelerde dost ve düşman birliklerine ait en ufak bir hareket görülmüyordu. Düşmanın imhasıyla sonuçlanan 30 Ağustos 1922 günü kara savaşlarında kötü hava şartları nedeniyle uçaklarımız tarafından kara harekatı desteklenememişti.

31 Ağustos 1922 günü Yüzbaşı Fazıl ile Rasıt Üsteğmen Osman Nuri (BAYKAL), Uşak bölgesinde bir keşif uçuşu yaptı. Aynı gün dört sorti daha keşif uçuşu yapılmıştı.

Yüzbaşı Fazıl’ın 08.00-09.30 arasında yaptığı hava keşfinde; Banaz’la Kapaklar İstasyonu arasındaki iki Yunan tümeni ve kolbaşısı, Kapaklar istasyonunun ilerisinde yürüyüş halinde, ayrıca iki Yunan tümeni daha olduğu tespit edildi. Demiryolu kuzeyindeki sırtların gerisinde iki Yunan süvari alayının yürüyüş halinde oluduğu görülüyordu. Bu kuvvetler Uşak yönünde ilerliyordu. Aynı saatlerde Eskişehir, Seyitgazi bölgesini keşfeden diğer bir Türk uçağı havanın kapalı ve sisli olması nedeniyle, keşif yapamamıştı. Aynı gün bölüğün bütün uçakları, Uşak yönünde kaçan Yunan birliklerini bombalamak için hazırlanmıştı. Ancak şiddetli fırtına yüzünden uçaklar havalanamadı.

(14)  Yunan Kuvvetlerinin İzmir Yönünde Çekilişi:

(a)  Yunan bozgunu:

Afyon, Eskişehir arası mevzilerini terkedip İzmir ana istikametinde çekilen Yunan kuvvetleri, Alaşehir – Salihli – Ahmetler – Kasaba – Turgutlu – Kemalpaşa (Nif) hattında cephe kurup direnme girişiminde bulundular, fakat sürekli takip ile taarruz eden Türk birlikleri bu direnişi dağıttı. Yunanlılar bozguna uğramış düzensiz gruplar halinde İzmir’e doğru kaçmaya başladılar. 1 Eylül 1922’de Uşak kurtarıldı. Uşak’tan çekilirken Yunan birlikleri terketmek zorunda oldukları erzak ve askeri araç ve gereçleri yakma bahanesiyle kenti ateşe vermişlerdi. 4 Eylül 1922’de Alaşehir’i, 5 Eylül’de Salihli ve 6 Eylül’de Manisa’yı yaktılar.

(b)  Yunan komutanlarının esir alınışı.

2 Eylül’de yapılan takip harekatı esnasında Yunan orduları komutanı General Trikopis ve 1 nci Kolordu komutanı General Digenis kurmay heyeti ile birlikte Çalköy civarında Yarbay Halit (AKMANSU) tarafından esir alındı. İzmir’e kadar çekilen Yunan birlikleri, burada kendilerini bekleyen nakliye gemilerine binemeden, yetişen 5 nci Süvari Kolordusunun yarattığı tehdit sebebi ile Urla bölgesine çekildiler.

(15)  İzmir’in Kurtarılışı.

9 Eylül 1922 günü sabah saat 10.00’da Türk Ordusunun süvari birlikleri İzmir’e girdi. 3 yıl, 3 ay 25 gün sonra Türk Bayrağı İzmir’de tekrar dalgalanmaya başladı. Ancak İzmir tanınmayacak hale gelmişti.

10 Eylül 1922’de Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile birlikte İzmir’e geldi.

(a)  Yabancı Basında Yazılanlar:

İzmir’deki Yunan davranışlarını açıklamak, duruma daha tarafsız ve iyi intibat edebilmek için 5 Eylül 1922’den itibaren yabancı basında çıkan yazıların özetleri şöyledir.

5 Eylül 1922, Fransız Le Figaro gazetesi (İzmir’de görevli bir Fransız subayının izlenimleri):

5 Eylül 1922, trenler cepheden buraya asker getiriyorlar. Bitkin Yunan askerleri, bunlardan gerçekten bir ordu oluşturulabilir mi?

Burada sivil göçmenlerle büyük kalabalık oluşturdular. Türkler yaklaşıyor. Bu olay hristiyanlarda zaten var olan korkuyu bir kat daha arttırıyor. Herbiri 10.000 askerden oluyan beş Yunan tümeni Afyonkarahisar hattında darmadağın olmuştur. Uğradığı bozgunun paniği içinde Yunanlılar, İzmir, Bursa ve Balıkesir tren yoluna attılar kendilerini. Yunanlılar tehlikenin ne denli yakın ve büyük olduğunu anlamıyorlardı. Çünkü ordularının haber alma örgütü son derece yetersizdi.

İzmir’deki Fransız Baş Konsolosu M. Grayye tehlikeyi üç ay önce farketmiş; “Yunan askeri, komuta, beslenme, araç-gereç yönünden büyük bir boşluk içinde ve uzun süren savaş üstelik morallerini de çökertmiş” diyordu.

(b)  Yunan Üst Komiseri:

İzmir’deki Yunan üst komiseri İsterkiyadis belirli bir gerekçe ileri sürmeden sahneden çekilmiştir.

(c)  Hacı Anesti:

Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanı Hacı Anesti; Yunanlıların İzmir önünde hazırladıkları bir hatta Türkleri durduracaklarına ve Türk Ordusunun İzmir’e girmesine izin vermeyeceklerine inanıyordu.

Ama hangi askeriyle, herhalde cepheden dönen bu perişan askerle değil. Hacıa Anesti Trakya’dan gelecek üç alaya ve İzmir’deki 4.000 jandarmaya güveniyordu. Ancak bu üç alay, morolleri cephedeki askerler kadar bozuk olan jandarma ile birlikte İzmir’i koruyabilecekler mi? Bu durum endişe verici idi.

İzmir içinde “Türklerin bu son hareketleri kendilerine pek pahalıya mal olacaktır” şeklinde sözler dolanıyordu. Bu sözlerdeki amacın; Kentlerde yangın çıkarmak olduğu sonradan anlaşıldı.

(d)  İzmir’deki Yunan Memurları:

İzmir’deki Yunan memurları bir Türk tehlikesi ile karşılaşmaktansa, kenti terk etmeyi daha akılcı buluyorlardı.

(e)  İzmir’deki Fransızlar:

Fransızlara gelince, durum daha değişikti. Kenti korumak için gerekli kuvvete sahip değildi. Deniz birliklerinin görevi ise öncelikle kendi vatantaşlarını ve ulusal çıkarlarını korumaktı. İzmir Limanı’nda; Vice Admiral Dobruk, Ayron Duk ve V nci Kral George zırhlıları, bir korvet süvarisi tarafından komuta edilen iki küçük İtalyan kruvazörü ve Fransız Kont Amiral Domenil komutasında Edgar Kine ile Ernes Regan adlı kruvazörler bulunuyordu.

(f)  Yapılan Toplantı:

Müttefiklerin Iron Duk zırhlısından yaptıkları toplantıya büyük donanma komutanlarından başka Müttefiklerin ve Amerika’nın konsolosları katıldılar.

(I)  İtalyan temsilcisi; bu işlere karışmamak konusunda ülkesinden talimat aldığını,

(II)  İngiliz temsilcisi; vatandaşlarını gemilere bindirerek güvence altına almak istediğini açıkça belirtiyordu.

(III)  Amiral Domenil; Yunan liderlerinin çaresizliği karşısında, Fransız Konsolosluğu, Fransız hastanesi, Fres okul, Credit Lyon ve şimendifer yapımı koruma görevinin kendisinde kaldığını söylüyor ve bunun için de elindeki araçlar ve Deniz Kuvvetlerini kullanabileceğini belirtiyordu. Amiral Domenil ayrıca İstanbul’da bulunan  Jeanne D’arc zırhlısını İzmir’e gelmesi için İstanbul’a telgraf çektiğini bildirdi.

(g)  Müttefiklerin İzmir’de Aldığı Güvenlik Önlemleri.

6 Eylül 1922; Ernes Regan kruvazörü, bir bölük deniz askerini karaya çıkardı. Türkler askerlere yollarda dostça davranışta bulundular. Askerler Fransız Konsolosluğuna gidip oranın güvenliği için görevlendirildiler.

7 Eylül 1922; Kendilerini Yunanistan’a götürecek bir gemiye binebilmek umuduyla Anadolu’nun çeşitli yerlerinden kaçıp gelen Rum göçmenleri ile cepheden firar eden Yunan askerleri İzmir’de büyük bir kalabalık oluşturuyorlardı.

Bunların Yunan gemilerine bindirilmesi işlemi, belirli bir ölçüde sağlanabilen bir düzen için gerçekleşiyordu. Bu düzen özellikle Fransız amiralinin Yunan makamları ile yaptığı görüşme sonunda sağlanabildi.

İsterkiyadis ise, kendi en kısa sürede terkedebileceğini Amiral Brook’a bildirdi. Yunan ordusuna mensup askerlerin, kentin 30 kilometre batısında Urla ve Çeşme’den gemilere bindirilmesine başlandı.

Türk kuvvetlerinin çok hızlı ilerlemeleri sebebiyle Yunanlılar Manisa’da yangın çıkarmakta başarılı olamadılar. Ancak 6 Eylül 1922’den itibaren Bornova’nın yandığı görüldü.

İzmir’deki Fransız uyruklulardan Bolgar Kine zırhlısına alınanları tahliye için Todville yolcu gemisi İzmir’e geldi.

İngiliz Amirali yeni talimat almış olacak; İngiliz Konsolosluğu dışında İzmir’de Oriental Carpet Company hali imali ve National Bak Turkey gibi İngilizlere ait kuruluşları da koruma altına almaya hazırlanıyordu.

(16)  Yunanlıların İzmir’den Ayrılmaları:

Son Yunan nakliye gemisi de hareket etti. Yunan üst komiseri İsterkiyadis Yunanistan’a dönmemiş, Fransız konsolosluğundan aldığı pasaportla Ayronduk zırhlısına binerek Fransa’ya gitmişti.

Bütün Yunan komuta heyeti ortadan kaybolmuş, bu gibi kaçışlar sonunda limanda sadece;

-Bir grup asker kaçağı ve göçmenler, bir miktar askeri araç-gereç ve gemilere binemeyen bir Yunan taburu kalmıştı.

(17)  Mustafa Kemal Paşa’ya Gönderilen Mektup:

Müttefik Devletler Başkonsolosları kenti teslime karar verdiler. Başkonsoloslar Mustafa Kemal Paşa’ya bir mektup yazarak; İzmir’e heran girebileceğini, İzmir’e savaşmadan girmesini dilediklerini, kendilerine ait konsolosluk ve iş yeri gibi bir kaç binanın kendi askerlerince koruma altında tutulmasını anlayışla karşılanmasını rica ettiklerini belirttiler.

(18)  Damat Ferit ve Eşinin Avrupa’ya Kaçışı:

22 Eylül 1922’de Damat Ferit Paşa’nın eşi Mediha Sultan ile birlikte Sirkeci’den trenle İngiliz Polisinin koruması altında Avrupa’ya kaçtığı öğrenildi.

Bir kısım Yunan kuvvetleri Bursa yönünde çekilmeye başladı. Kocaeli Grubu da İznik Gölü, Gemlik hattına taarruz ederek, buradaki mevzileri ele geçirdi. Eskişehir’den çekilen Yunan birlikleri Uludağ ile İznik Gölü arasındaki müstahkem bölgede sıkışıp kaldı. Yunanlıları bu bölgeden atmak için bu bölgeye ilave Türk birlikleri gönderildi.

28 Eylül 1922’de Batı Anadolu düşmandan temizlendi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Anlaşması ile Yunan savaşı sona erdi.

(19)  Vahdettin’in Yurt Dışına Kaçışı:

17 Kasım 1922’de Halife Vahdettin, Müslümanların halifesi imzası ile, İngiliz İşgal Komutanlığına yazdığı bir mektupta; İngilizlere sığınmak ve aynı zamanda İstanbul’dan başka yere naklinin yapılmasını istediğini bildirdi. 18 Kasım 1922’de hayatından endişe eden Halife Padişah Vahdettin’in İngilizlere sığındığı öğrenildi. Aynı gün gizlice İngiliz Malaya zırhlısına bindirilerek Malta Adası’na götürüldü.

Vahdettin’in hilafet sıfatı 18 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla kaldırılarak, Abdülmecit’i Halife olarak atadı. Bu ünvan sadece manevi bir değer taşıyacak, yönetimde hiçbir yetkisi olmayacaktır.

(20)  Kronolojik Sıra ile Olaylar:

(a)  8 Eylül 1922:

Geç vakit İzmir’e gelen 300 kadar Yunan askeri kenti yıkmak ve yakmak tehdidinde bulundular. Ancak İngiliz Şimendifer yardım binalarını koruyan kuvvetler bunların istasyondan çıkıp kente girmelerine engel oldu. Tümünü gemilere bindirmek üzere Urla’ya sevketti.

(b)  9 Eylül 1922:

9 Eylül 1922 günü sabahı saat 10.30’da 2 nci Türk Süvari Tümeni birlikleri İzmir’e girdi. İlk birliklerin başında, 14 ncü Süvari Alayından Yüzbaşı Zeki (Hava Orgenerali Zeki DOĞAN) komutasındaki 3 ncü Bölük, yanında Tümen emir subayı

subayı Teğmen Hamdi ve 4 ncü Süvari Alayından Teğmen Ali Rıza bulunuyordu. 4 ncü Süvari Alayı, Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin hükümet konağına ulaşıp bir kaç arkadaşıyla balkona çıkarak Yunan Bayrağını indirip Ayyıldızlı Al Bayrağı göndere çekti. Askerin teçhizatı kötü idi. Uzun bir savaştan çıktıkları askerin yüzlerinden okunuyordu.

Batılılar İzmir’de büyük çapta bir katliamın yapılacağını belkiyorlardı. Ancak Mustafa Kemal Paşa Rumlara kötülük yapılmamasını emretmişti. Bu durum Rumların yüreğindeki korkunun dinmesine yetmemişti. Ancak bu haber yeterli idi, Türk askeri Mustafa Kemal Paşa’nın her dediğini yapıyordu.

Yunan ordusunu bozguna uğratan Türk ordusu düşmandan arındırılmış İzmir’e düzenli bir biçimde ve her zamanki disiplinli haliyle girdi. Kent içinde hayret uyardıracak bir sessizlik, ciddiyet, dürüstlük ve düzen içinde resmi geçit yaptı.

Fransız konsolosluğu önünde bu resmi geçiti izleyen Amiral Domeniel Türk subayları tarafından saygı ile selamlandı. Türk subaylar kent içinde Fransa’ya karşı dostluk duygularından başka bir duygu taşımadıklarını her fırsatta belirttiler.

Nurettin Paşa vilayet işlerini devralmak için hükümet konağına girdi. Başkonsoloslar kendisini hükümet konağında karşılayıp konağın anahtarlarını teslim ettiler.

Bu sırada en çok alkış Rumlardan geliyordu. Vali Paşa, karaya çıkarılmış deniz birliklerinin kentte kalmalarını güçlükle kabul etti. Yangın çıkarma ve yağma olmayacağı konusunda kesin bir dille güvence verdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın bu gece kente törensiz gireceğini duyurdu. Panik içinde bir kısım Yunanlılar, müttefiklerin korudukları binalara sığınmak istiyorlardı. Kıt’aların arkasında başı bozuk bazı kişilerin kentteki kalabalık arasına karışıp kavga ve öldürme olaylarına sebep oldukları görülüyordu.

(21)  Yabancı Basında Çıkan Yazılar:

Yunanlılar savaşın başından beri Türklere uyguladıkları insanlık dışı tutumlarına karşılık daha büyük olayların beklentisinde idiler. Korkuları bu olaylarda kesinlikle görülmedi. Batı basınının temsilcileri Türk ordusunun bu davranışını hayret ve hayranlıkla izlediklerini gazetelerine bildirirken, kentte bir iki polisiye olay dışında, değil yağma ve katliam, hiç bir karışıklık dahi görülmediğini yazdılar.

(a)  Coriera Della Sera İtalyan Gazetesi:

Chicago Tribune gazetesinin İzmir’deki Amerikan muhabirinden naklen aldığı haberleri 14 Eylül 1922 tarihli sayısında şöyle yayınlıyordu.

“İzmir’deki Rum halkının ruhsal görünüşlerinde göze çarpan bariz bir değişiklik olmuştur. İzmir’deki Rumlar 36 saat kadar korkunç bir kabul geçirdiler. Rumların korkuları Türkler tarafından büyük bir katliama geçileceği kuşkusundan kaynaklanıyordu. Böyle bir olayın gerçekleşmemesi üzerine Rumlardaki korku, yerini hayrete bırakmıştı.

Amerikalı yazar Türklerin değil bir katliama girişmek tam aksine son derece ılımlı ve ciddi bir davranış içinde bulunduklarını bildirmektedir.

Askeri Kıt’alar tarafından kurşuna dizilen bir kaç çapulcu ile, kişisel düşmanlıkların hedefi olan bir kaç Ermeni, Rum ve Türkün öldürülmeleri dışında kentte öldürülme olayına rastlanmamıştır. Gazeteci, pazar günü 15, pazartesi günü beş ölüm olayı olmak üzere toplam ölü miktarını 20 olarak vermektedir.

Amerikan birliklerindeki subaylar ise İzmir’deki ölü miktarını en fazla 100 olarak tahmin etmektedirler.

Amerikalı yazar, İzmir’in yeni valisi Nurettin Paşa’nın çevresinde bir kaç subay ve askerlerle birlikte Ermeni mahallesinde dolaştığında, yağmacıları bizzat yakalayıp aldıkları eşyayı bıraktırdığına gözleri ile tanık olmuştur.

General ile kısa bir görüşme yapan yazar; Yunanlıların işgal sırasında yaptıklarına hiç bir zaman aynı biçimde karşılık verilmeyeceğini ve İzmir’de asayişin çok kısa sürede gerçekleşeceğini generalden duyduğunu bildirmiştir.”

(b)  Chicago Tribune:

Gazetesine gönderdiği mektubunda Amerikalı yazar, Hükümet konağından Alcancak’a kadar olan (şimdiki fuar alanı) Rum-Türk mahalleleri yanmış ve yıkılmıştır. Terkedilen malların çapulcular tarafından yağma edilmesini önlemek için bu bölge kordon altına alınmıştır. Yakılan, yıkılan ve Yunanlıların öldürdüğü binlerce müslümanın cenazeleri ile dolu arazi şimdi Türklerin elindedir. Bu durumda Türklerin hiç bir misillemeye girişmemeleri Türk ordusunun disiplinine en somut örneği oluşturmaktadır. Bu asil davranış cidden belirtilmeye değer niteliktedir. Süvari ve piyade kuvvetleri asayişin sağlanmasında jandarmaya yardım etmektedirler. Yabancıların oturduğu yerlerde hiç bir olay görülmemiştir.

Altı bin kadar Yunan esiri dün kente getirilmişti. Bunlar İzmir civarında yapılan savaşlarda esir düşmüşlerdir. Müslüman halk bunlara saldırmak istedi ama; Türk Komutanları halkı durdurdu ve esirlere zarar verilmesini önlediler.

İstanbul’dan öğrenildiğine göre; işgal kıt’alarının sadece İstanbul’da ve Boğazlarda bırakılması kararlaştırıldı.

(c)  Chiago Tribune’de yayınlanan “Mektup”:

Bir Avrupa’lı subay; “Mustafa Kemal Paşayı zafere götüren savaşların seyri incelendiğinde, Paşa hazretlerinin yüksek bir askeri yetenek gösterdiğinin belirlendiğini” yazmaktadır.

(d)  Morning Post:

7 Kasım 1922 tarihli sayısında, Aydın Şimendifer şirketinde çalışan bir İngilizin İngiltere’ye annesine gönderdiği mektubu yayınlamıştı. 12 Eylül 1922 tarihinde İzmir’den postaya verilen bu mektupta şöyle denilmektedir.

“Gazetelerde, Yunanlıların İzmir’i tahliye ettiklerini ve Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’e girdiğini okumuşsunuzdur. Yunan geri çekilmesi başladığı zaman, İzmir’e doğru göçmen halkı taşımak üzere kentte bulunuyordum.

Yunan Ordusu ile ben de kaçmak zorunda kaldığım sırada, Yunan kıt’alarının düzenli Türk Ordusunun Milis kuvvetleri ile çarpışmalarını seyrettim. Yunan ordusunu gördükten sonra diyebilirimki, buraların Yunanlılara verilmesinden artık söz edilmemelidir. Ben Türkler ile daima birlikte yaşarım. Cumartesi günü Türklerin İzmir’e girişi olağanüstü bir olaydı. Kendilerine karşı bomba atıldığı halde Türklerden bir silah bile patlamadı. İzmir Yunan değil Türk’tür. Sevgili anne ve baba, her İngiliz anlamalıdırki, İzmir Yunanın değil Türkün olmalıdır.

Yunan ordusu geri çekilirken karşısına çıkan her binayı yaktı ve tüm memleket onlar tarafından tahrip edildi. Sanırım gazeteler Türkler, Ermenileri katlediyor diye feryada başlamışlardır. Ermenilerin davranışlarını gördükten sonra, Türkler ne yapsa haklarıdır demek isterim. Ermeniler Mustafa Kemal Paşa’ya bile bomba attılar. Burada bulunup da Türk ve Yunan ordularının nasıl davrandıklarını görseniz, siz de “TÜRKLERE HAK VERİRDİNİZ”. Aydın tren istasyonu yangından kurtuldu. Fakat bizin için artık iş yoktur. Hiç bir kent ve köy sağlam bırakılmadı. Yunanlılar neredeyse İzmir’in tamamını yaktılar.

Yiyecek bile bulunamıyor şimdi. İzmir’e tekrar döndüğümüz zaman, Türkiye aleyhine savaş ilan ederse, hiç birimizin kurtulacağını sanmıyorum.

Eğer zalim Yunanlılar geri çekilirken bu biçimde davranmasalardı Türkler de karşılık vermezdi. Son 15 günlük ilerleyişinde Türk kent ve köylerinden geçen her asker bu kent ve köylerin yakılıp, yıkılmış durumunu gördükten sonra başka türlü davranamazdı.

Uygar sandığımız Yunanlıların geri çekilirken yaptıkları çirkin davranışların uygarlıkla hiç bir ilgisi yoktur. İngiltere bu köpekleri koruyorsa, İngiliz ulusunun alçalmakta olduğunu söylemekten başka diyecek bir şey yoktur.”

(22)  Yerli Basında Yazılanlar:

11 Eylül 1922 tarihli TAN Gazetesi, İzmir’in kurtuluşunu şöyle bildirmektedir.

“Türk süvarisi Cumartesi günü İzmir’e ulaşmış ve Yunanlıların hiç bir direnişi olmadan kenti işgalcilerden kurtarmıştır. Kentin teslimi düzenli bir şekilde gerçekleşmiş ve üzüntü yaratacak her hangi bir olaya rastlanmamıştır.

Gerçekten son üç gündür İzmir’de Yunan hükümeti yönetimi görülmemektedir. Kişisel yaşamını kurtarma çabasına giren Yunan komiseri; görevini ve kendi halkını bir anda bırakmış Iron Duk adlı Fransız savaş gemisine sığınmıştı.

Yunanlıların elindeki Türk toprakları işgalcilerle hiç bir görüşme yapmadan silah gücü ile geri alınmıştır.

Bu gün (12 Eylül 1922) İzmir için hüzünlü bir gündür. İzmir’deki yerli Rumların “Türklere kalmasın” diye kendi evlerini yakmaları ve Yunan askerleri tarafından çıkarılan büyük yangın Kordon’da bulunan oteller, işyerleri ve pekçok meskenin de yanmasına sebep olmuştur.”

(23)  Bursa’nın Kurtarılışı ve Daha Sonraki Günler:

10/11 Eylül 1922 gecesi Bursa Yunanlılardan tamamen temizlendi. İznik gölü batısından Mudanya yönünde ilerleyen Kocaeli Grubu, 11 nci Yunan Tümeni ile 47 nci ve 55 nci Yunan Alaylarını Mudanya’da kıstırdı. Gemilere binip kaçmaya fırsat bulamayan Yunan birlikleri ve komutanları esir edildi. Bursa bölgesinde yenilgiye uğrayan 3 ncü ve 10 ncu Yunan Tümenlerinin artıkları, Bandırma doğusunda mukavemet etmek istedi, ancak Türk birliklerinin hucümuna dayanamayarak, Kapıdağ yarımadasına sığındı. Kapıdağ’a sığınan Yunanlıların bir kısmı esir edildi. Anadolu’yu işgal eden Yunanlılar, vahşi ve insafsıza davranmışlar ve çekilirken bölgeyi yakıp yıkarak harabeye çevirmişlerdi. Türk Ordusunun üstün başarı ve fedakarlıkları sonucu düşman “Vatanın harimi ismetinde boğulmuştu.” 300.000 kişilik Yunan ordusu Megalo İdea uğruna Anadolu’da böylece yok olmuştu.

18 Eylül 1922’de Batı Anadolu düşmandan tamamen temizlenmişti. Batıdaki bu başarılardan sonra Türk Ordusu Çanakkale ve İstanbul bölgesine yöneldi. 23 Eylül 1922 günü 20 nci Süvari Alayı’nın bir bölüğü Çanakkale yakınındaki Erenköy’e girdi. Bu durumdan telaşlanan İngilizler, Çanakkale mutasarrıfı aracılığı ile Erenköy’ün 24 Eylül sabahına kadar boşaltılmadığı takdirde savaş açacaklarını bildirdiler. 2 nci Süvari Tümeni Komutanı bu ültimatomu cevaplandırmağa lüzum görmedi.

Türk Orduları Boğazlara yaklaşırken İngiltere Başbakanı Loyd George Türkiye’ye karşı savaş açmaya kararlı bir tavır takınarak, Fransa, İtalya, Romanya, Yugoslavya ve İngiliz dominyonlarından Türkiye’ye karşı sefere katılacak askeri birlik göndermelerini istedi. Hindistan, Kanada, Güney Afrika dominyonları bu teklifi reddetti. Avusturalya da kaçamak bir cevapla İngiliz Başbakanı’nın teklifini olumsuz karşıladı. İtalya ne savunma ne de taarruz için hiç bir harekette bulunmayacağını bildirerek, Çanakkale’deki birliklerini geri çekti. Fransa, kuvvetlerini Çanakkale’den çekeceğini İstanbul’daki yüksek komisere bildirdi. Romanya ve Yugoslavya bazı bahanelerle İngiliz teklifine olumsuz cevap vermişti.

20-23 Eylül 1922 tarihlerinde Fransız – İngiliz – İtalyan temsilcileri Türklerle yapılacak barış anlaşmasının esaslarını kararlaştırmak amacıyla bir konferans yaptılar. 28 Eylül 1922 günü daha evvel Anadolu ile temas kuran Franklin Bouillon arabulucu olarak İzmir’e gönderildi. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’le görüşen Franklin Bouillon Trakya’nın Türkiye’ye geri verileceğine dair teminat verdi. Bu teminat üzerine Boğazlara doğru yapılan harekat 28 Eylül 1922 günü Başkomutanın emri ile durduruldu.

(24)  Mudanya Andlaşması:

Savaş sonrası yapılacak anlaşma için görüşmeler 3 Ekim 1922 günü Mudanya’da başladı. Garp Cephesi Komutanı İsmet (İNÖNÜ); Fransız, İngiliz, İtalyan askeri temsilcileri bir araya geldiler. Yunan delegeleri toplantıya katılmamış, Mudanya’da sonucu beklemişlerdi.

Müttefikler, Doğu Trakya konusunda oyalayıcı bir tavır alınca, Başkomutanlık 6 Ekim 1922’de harekatı durdurma kararını kaldırdı. 2 nci Uçak Bölüğü Susurluk civarında Beyköy’e intikal etti. Askeri hazırlıklarımızı yakından izleyen Müttefikler, daha fazla israr etmeden, Andlaşmayı 11 Ekim 1922’de imzaladılar. Yunanlılar bu anlaşmayı imzalamak istemedi, fakat sonunda ikna edildi ve sabah saat 06.00’da Mudanya Andlaşması imza merasimi tamamlandı. Bu andlaşma ile;

-Savaş haline son veriliyor.

-Trakya, Yunanlılar tarafından 30 gün içinde boşaltılarak teslim ediliyor.

-İstanbul ve Boğazlar teslim ediliyor ve fakat bu bölgede, Barış yapılıncaya kadar İngiliz, Fransız ve İtalyan devletlerinin işgal kuvvetleri sayılarını artırmamak şartiyle kalmaları kabul ediliyordu.

Andlaşmanın imzalanmasından sonra Refet Paşa (BELEN) Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ve Başkomutanın “Fevkalade Murahassı” ünvaniyle 19 Ekim 1922 günü İstanbul’a gitti. İstanbul halkı Refet Paşa’yı büyük bir coşkuyla bağrına bastı. Trakya’nın teslim alınma yetkisi de Refet Paşa’ya verilmişti. Mudanya andlaşması gereğince İstanbul’daki askeri tesislerin bir proğram dahilinde işgal kuvvetlerinden Türk Ordusu ilgililerine teslim ediliyordu. Hava tesislerinin teslimine memur heyette Hava Yüzbaşı Rifat Mazlum ve Teğmen Avni Okar da vardı. İngilizlerden, Yeşilköy tren istasyonu civarındaki hava yollarının bulunduğu binalar, Fransızlardan, yukarıdaki yerin biraz kuzeyindeki Fransız hava yollarının işgal ettiği hava birliğinin binaları, Yeşilköy’deki eski Deniz Okulu binası ve Safraköy (Sefaköy) civarınada eski Uçuş Okulu binası ve hava meydanı teslim alındı.

Safraköy meydanındaki binaların önemli bir kısmı Fransızlar tarafından yakılmıştı. Protokol gereği zamanında tahliye edilemeyen malzemenin Türk ilgililerine teslimi gerekiyordu. Bunlar içinde 5-6 adet uçak hangarı, uçak yağları, çok miktarda alkol ve bazı uçak malzemeleri vardı. Bu malzemeler İzmir’deki hava birliklerine gönderildi.

Bundan üç yıl evvel Yeşilköy ve civarından ne kadar kısa bir sürede, ne kadar aşağılayıcı bir hüzünle ve telaşla atıldığımızı hatırlayıp, bu günkü şerefli durumdan gururlanmak ne büyük bir hazdı. Fransız subayının zamanı dolduğu halde teslim etmek istemediği malzemeler için yalvarışını izlemek hayatta ender rastlanacak bir olaydı.

29 Ekim 1922’de Edirne Jandarma Alayı adı verilen ve yeni kurulan bir birlik vapurla İstanbul’a geldi ve Trakya’ya geçti. Diğer seyyar jandarma birlikleri 30 Ekim 1922’de Gemlik’den, 31 Ekim 1922’de Bandırma’dan Akdeniz ve Gülcemal vapurları ile Ereğli’ye çıkarıldılar. 21 Kasım 1922’ye kadar Türk birliklerinin Trakya’ya nakil faaliyetleri tamamlandı. Edirne ve Gelibolu bölgeleri 18-26 Kasım 1922 arasında Türk birlikleri tarafından teslim alındı. Vatan topraklarının tamamı düşmandan arınmıştı.

29 Ekim 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine “Anayasa” ile yeni bir Türk Devletinin doğduğu ve “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” olduğu konusunda bir önerge verildi. Bu önerge 30 Ekim 1922’de gündeme alınarak, 1 Kasım 1922 günü kabul edildi. Böylece Osmanlı Saltanatına son verilmişti.

Devamı için tıklayınız

(25)  Türk Ordusu’nun İzmir’e Doğru İlerleyişinde Hava Harekatı:

1 Eylül 1922’de hava şartları uçuş için elverişliydi. Konya’dan gelen iki Albatros-C XV uçağı ile birlikte bölüğün 19 uçağı bulunuyordu. Fakat ağır savaş şartları içinde, bunlardan sadece altı tanesi faal olarak savaşa katılabiliyordu.

Bu uçaklarla 1 Eylül 1922 günü saat 07.20’den 16.45’e kadar değişik bölgelerde 13 sorti yapıldı. Uçaklar, 12 sortide arızasız olarak üslerine dönerken, Spad-XIII tipi bir av uçağı benzini bittiği için İslamköy İstasyonu civarına mecburi iniş yaptı. Bir gün sonra karayolu ile gönderilen benzin ile yakıt ikmali yapılan uçak üssüne döndü. Bu uçuşlarda Seyitgazi, Eskişehir, İnönü, Karaköy, Kütahya ve Uşak bölgelerinde Yunan birlikleri bombalandı. Bombalanın Yunan birlikleri panik halinde dağılıyordu.

(26)  Uşak’ın Kurtarılışı ve Hava Harekatı:

Çekilen Yunan birliklerinin yaktığı Uşak alevler içinde yanıyordu. 1 Eylül 1922 günü Uşak kurtarıldı. Batı Cephesi Komutanlığı; düşmanın, ordu ile birlikte yakından takip edilmesi için, cephe bölüğünden bir müfrezenin Uşak’a intikalini emretti. Saat 20.30’da gelen bu emir gereğince, yer teçhizatının nakli için bölüğe üç-dört kamyon tahsis edilmişti. Ancak, daha Çay’daki malzemeler Afyon’a taşınamamıştı. Bunun üzerine Batı Cephesi Komutanlığı 148 sayılı çok ivedi emri ile daha evvel tahsis edilen dört kamyon yerine 10 kamyonun Cephe Uçak Bölüğü emrine verilmesini 1 nci Ordu Menzil Bölge Müfettişliğine bildirdi.

İntikalden önce Cephe Uçak Bölük Komutanı ve personel, Batı Cephesi karargahına çağırıldılar. Batı Cephesi Komutanı, Bölüğün gördüğü hizmetlerden dolayı başta Bölük Komutanı olmak üzere hepsinin ellerini sıkarak kutladı. Bölük Komutanı Yüzbaşı Fazıl’a “Şu andan itibaren Binbaşılığa terfi ettin. Mustafa Kemal Paşa da tebrik için seni bekliyor” diyen İsmet Paşa, Binbaşı Fazıl’ı Başkomutanlığa götürdü. Bölük Komutanını Binbaşı olarak takdim etti. Binbaşı Fazıl Başkomutan tarafından kutlandı. Havacıların büyük hizmetlerinden dolayı kendilerine teşekkür ettiğimi personelinize duyurun, ayrıca “maiyetinizde fevkalade hizmeti görülenleri derhal bir üst rütbeye terfi ettirin emrini verdiler. Yüzbaşı Fazıl ile birlikte Yüzbaşı Yahya bir üst rütbeye terfi etmişti. Bölük Komutanının teklifi sonucu Batı Cephesi uçak bölüğünde bulunan pilot, rasıt ve diğer ihtisaslarda bütün personel de 31 Ağustos 1922 bir üst dereceye terfi etmişlerdi.

27)  Batı Cephesi Komutanlığının 2 Eylül 1922 Günü Yapılacak Hava Harekatı ile İlgili Emri:

-Uşak, Alaşehir bölgesi ve yollarının izlenmesi,

-Eskişehir, İnönü, Kütahya yollarındaki Yunan birliklerinin faaliyetinin tespiti,

-Alaşehir’deki tesislerin ve istasyonun bombardıman edilmesi, görevlerini kapsıyordu.

2 Eylül 1922 günü iki sorti yapıldı. Sabah erken saatlerde yapılan keşifte şu sonuç elde edilmişti. Bir gün evvel Kütahya’da bulunan Türk birlikleri, Kütahya’dan 20 kilometre kuzeyde İnönü yönünde giden yolda istirahat halindeydi. 150 kadar Yunan motorlu aracı İnönü’den Bozöyük’e doğru ilerliyordu. İnönü İstasyonunun güneyinde 200 kadar aracın hareket halinde olduğu görülüyordu. Eskişehir – İnönü yolu üzerinde iki Yunan tümeni düzenli bir şekilde İnönü’ye doğru çekilmekteydi. Bir Yunan tümeni, Eskişehir yolundan Çukurhisar’a doğru yürüyüş halinde, 10 kilometre mesafede idi. Türk topçusu, Çukurhisar batısından geçen yolu ateş altında tutuyordu. Türk birlikleri Eskişehir’e girmek üzereydi.

2 Eylül 1922 günü 07.35’de yapılan keşif uçuşunda, uçak Alaşehir yönünde uçarken bir Yunan av uçağının saldırısına uğradı. Türk uçağı saldırıyı önledi ve keşif görevine devam etti. Ayrıca, Alaşehir İstasyonu ve civarındaki düşman birliklerini de bombaladı. Bu uçak meydana geri döndüğünde dört mermi isabeti aldığı görülmüştü.

(28)  Batı Cephesi Komutanlığının 3 Eylül 1922 Günü Yapılacak Hava Harekatı ile İlgili Emri:

-Alaşehir, Salihli bölgesindeki düşman ana kuvvetlerinin yerinin tesbiti ve bombardıman edilmesi,

-Kuzey Cephesinde Karaköy, Pazarcık yönünde geri çekilen düşman kuvvetlerinin tespit edilmesi, görevlerini kapsıyordu.

3 Eylül 1922 günü saat 07.20’de havalanan uçak görevini tamamladı ve Uşak meydanına indi. Keşif sonu raporunu Batı Cephesi Komutanlığına iletti. Uşak meydanına (T) iniş işareti gererek diğer uçakların inişlerini bekledi.

Esir edilmiş olup o sıralarda Dumlupınar karargahında bulunan Yunan 4 ncü ve 9 ncu Tümen Komutanları uçakların komutanlık karargahına attıkları rapor torbalarını gördükten sonra;

“Böyle mükemmel, fedakar ve her dakika Başkomutanı harekatın seyrinden haberdar eden havacılara salip olduktan sonra savaşı kazanmak hakkınızdır.” demişlerdir.

Kuzeyde Karaköy, Pazarcık yönünde geri çekilen düşmanın tesbiti için; bölge, uçakların uçuş menzilinin yarısından daha uzak olduğundan uçak gönderilememişti.

4 Eylül 1922 sabahı 08.30’da Afyon’dan havalanan üç av ve beş keşif uçağı onar dakika aralıklarla Uşak meydanına indi. Ancak, yer destek malzemeleri henüz Uşak’a varamamıştı. Bu yüzden uçakların yapacakları keşif uçuşları sekteye uğradı. Bu nakil sırasında üçbuçuk ton uçak benzini yolların bozuk oluşu ve trafik tıkanıklığı yüzünden Afyon’dan Uşak’a 24 saatte getirebildi. Kara nakliyatı eski kamyonların durumu nedeniyle çok zorlaşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma demir tekerlekli kamyonlar, yollardaki köprüler müsait olmadığından Dumlupınar’dan ileriye geçemiyordu. Bu durum karşısında Bölük Komutanı Binbaşı Fazıl’ın Bölüğünün savaş gücünü kaybettiğini ısrarla rapor etmesine rağmen, kimse yardımcı olamıyordu.

Bölükteki 15 pilot ve rasıt Uşak’taki uçakları faal tutabilmek için makinist gibi çalışıyordu. Civarda başıboş Yunan askeri dolaştığından, herhangi bir sabotajı önlemek için de sıkı güvenlik tedbirleri alınmıştı.

5 Eylül 1922 günü Uşak, Alaşehir arasında keşfe çıkan uçağın motoru arızalandığından Karakuyu civarında mecburi iniş yaptı. Tamiri siten bir keşif uçağı da Afyon’dan Uşak’a uçarak getirildi.

6 ve 7 Eylül 1922 günleri uçuş yapılmamıştı.

8 Eylül 1922 günü Cephe Uçak Bölüğüne; çekilmekte olan Yunan birliklerinin Manisa, Nif, Torbalı bölgesindeki durumunun tesbit edilmesi ve dönüşte uçakların Alaşehir veya Salihli’ye inmesi emredildi. Yer destek ve bakım teçhizatı da Salihli’ye nakledildi. Cephe Uçak Bölüğü Salihli’nin kuzey-doğusuna 10 kilometre mesafedeki Dureselli Köyü yakınında hazırlanan meydana intikal etti. Böylece bölük İzmir’e daha çok yaklaşmış olacaktı. Aynı gün Türk birlikleri İzmir’e doğru ilerliyordu. Fakat uçak bölüğünün ağırlıkları Salihli’ye taşınamamıştı. Alaşehir ve Salihli’de birer meydan hazırlanması için bölgelere askeri birlik gönderildi.

(29)  Türk Ordusu’nun İzmir’e Girişinde Türk Hava Kuvvetleri:

9 Eylül 1922 günü Türk birlikleri İzmir’e girerken, Uşak’tan kalkan iki keşif ve bir av uçağı sabah 07.30’da Salihli meydanına iniyordu. Bölük o gün sekiz sorti yapmıştı.

10 Eylül 1922 günü keşif yapılmadı. Yüzbaşı Fazıl’ın 26 Ağustos’ta düşürdüğü Yunan uçağının tamiri 11 Eylül 1922’de tamamlanmıştı. Breguet-14 B2 tipi Garipçe isimli keşif uçağı Uşak’taki iki Spad-XIII av uçağı ile birlikte Salihli’ye geldi.

11 Eylül 1922’de; Uşak’ta bulunan Cephe Bölüğünün malzeme ve ağırlıkları demiryollarının yer yer tahrip edilmiş oluşu nedeniyle kamyonlarla Salihli’ye gönderildi. Ayrıca Uşak’taki gayri faal durumda bir Breguet, bir Albatros-C XV ve bir De Havilland-9 uçağı bırakıldı.

13 Eylül 1922’de Bölüğün Salihli meydanından İzmir’e intikali emredildi. 13 Eylül 1922 günü iki keşif uçağı İzmir’e intikal için havalandı, fakat motor arızası nedeniyle uçaklar Salihli’ye geri döndüler.

Salihli’ye intikali gerçekleştiren Bölük Komutanı Binbaşı Fazıl, Seydiköy/İzmir’deki Gaziemir meydanının durumunu bilmediği ve üst makamlardan da bilgi verilmediği için İzmir’e bu maksatla personel göndermişti. Bu personelden de henüz bilgi sağlanamamıştı.

(30)  Havacıların İzmir’de Toplanması:

14 Eylül 1922’de verilen emirli Sivil Pilot Vecihi’nin Gaziemir/İzmir meydanına gitmesi, daha sonra gelecek uçaklar için meydanın hazırlanması emredildi. Sivil Pilot Vecihi o gün gördüklerini şöyle anlatmıştı. “Kızılçullu istasyonunu görünce bende bir heyecan ve kuşku yarattı. Gördüğüm meydan uçaklarla dolu idi. Biraz daha yaklaşınca bunların Yunan kokartlı olduklarını ve düzensiz bir şekilde bırakılmış bulunduklarını gördüm. Yunan pilotları uçarak kaçmak yerine sandalla kaçmayı tercih etmişlerdi.”

14 Eylül 1922’de dört av, iki keşif uçağı 06.40’da İzmir’e indiler. Arızalı olan üç keşif uçağı ise Salihli’de bırakılmıştı. Bunlardan bir tanesi 15 Eylül 1922’de İzmir’e uçtu, kalan uçaklar motor arızası nedeniyle uçuşa devam edemedi. Biri Çoban İsa istasyonunun yanına, diğeri Seydiköy’e 10 kilometre mesafede

mesafede bir yere mecburi iniş yaptı. Salihli Meydanı Bölük Komutanı Vekili Binbaşı Yahya’ya bırakılmış, Binbaşı Fazıl İzmir’e gitmişti.

15 Eylül 1922’de Batı Cephesi Komutanlığı Çeşme ve Seferihisar bölgesinin havadan keşfini emretti. Yapılan keşif sonucu durum şu şekilde tesbit edildi. Kaçan Yunan birliklerinin öncüleri Alaca’yı geçmişti. Çeşme İskelesinde büyük bir kalabalık gemilere binmeye çalışıyordu. Çeşme limanı açıklarında 50 büyük nakliye gemisiyle, birliklerin kol başı, Urla – Çeşme şosesi üzerinde Alaçatı’ya girmek üzeriydi. Uçakta bomba bulunmadığı için kaçan Yunan birliklerine makineli tüfek ateşi açılmıştı.

(31)  Yunan Hava Birliklerinden Alınan Ganimetler:

Afyon ve Uşak’taki Yunan hava birliklerinin bırakıp kaçtıkları malzemenin tasnifini yapmak için personel yetişmiyordu. Bu ganimet  malzemelerinden başlıcaları üç adet Nieuport tipi avcı ve De Havilland-9 tipi bombardıman uçağı, 18.000 civarında bomba ve 40 ton benzin idi. İzmir’in Seydiköy ve Gaziemir bölgesindeki Yunan tayyare istasyonlarında yeni bir De Havilland-9 tipi bombardıman uçağı ile üç adet Nieuport av uçağı, çift kumandalı Avro-504 eğitim uçağı uçuşa hazır durumda ele geçirildi. Ayrıca çok miktarda çeşitli malzeme ve yedek parça bulundu. Alsancak istasyonunda 30 vagona yüklenmiş durumda birçok uçak gövdesi, kanat ve diğer malzeme ele geçirildi. Şimdi; pilotlar için uçuş kombinezonları, gözlükler ve eldivenler ile, eksikliğini acı, acı çektiğimiz neler yaptık diye anlattığımız emayit, kanat bezleri, kaplama tahtaları, jant, lastik kablo, buji ve benzeri her şeyimiz vardı. Uçaklara uyan yedek parçalardan istifade edilmişti.

(32)  Cephe Uçak Bölüğü’ndeki Yeni Düzenlemeler:

Cephe Uçak Bölüğü 15 Eylül 1922’de Gaziemir/İzmir’de toplandı. Ağırlıklar ve yer personelinin de buraya gelmesi bekleniyordu. Konya’dan İzmir’e gelen Hava Kuvvetleri Müfettişi Kurmay Yarbay Muzaffer (ERGÜDER) bölüğün yeniden tertiplenmesi için bazı düzenlemeler yaptı. Bölükte 16 uçak bulunuyordu.

Hava Kuvvetleri Müfettişi Kurmay Yarbay Muzafer’in (ERGÜDER) şu emri vermişti.

No: 1243                              Seydiköy                    15 Eylül 1922

Batı Cephesi Uçak Bölük Komutanlığına

1.  Harekatın çok süratli gelişmesi ve ikmalin doğurduğu güçlükler, bölük teşkilatı ve faaliyetinde bazı aksamalara sebep olmuştur. Bunların düzenlenmesini,

a.  Bölük uçakları cetvelde gösterilenlerden oluşacaktır.

b.  Her uçağın ismi hizasında yazılıdır. Uçak üzerlerine bu isimler suratle yazılacaktır.

2.  Uşak’ta onarımda bulunan 12 no.lu ve Sivrihisar’da onarılan 5 no.lu uçağın faal hale getirilişi Afyon İstasyonunun görevidir.

3.  Ele geçen çift kumand okul uçağı, okula verilmek üzere şimdilik bölükte muhafaza edilecektir.

Gereğini rica ederim.

Hava Kuvvetleri Müfettişi Muzaffer

Eki: Cephe Uçak Bölüğü

Uçak Durumu.

Hava Kuvvetleri Müfettişliğinin 15 Eylül 1922 tarih ve 1243 sayılı emirleri ekidir.

Cephe Uçak Bölüğü Uçak Durumu

Uçak Tipi                 :         Uçak İsmi                               :               Düşünceler                                     :

Breguet-14 A2                    174 ncü Alay                                          Alay Subaylarının hediyesi.

Breguet-14 A2                    Erzurum’lu Nafiz-4                                Erzurumluğu Nafiz’in aldığı 4 ncü uçak.

Albatros-C XV                    1 nci Albatros                                        Geçici ismidir.

Albatros-C XV                    2 nci Albatros                                        Geçici ismidir.

De Havilland-9                  (İsmet) No.2                                                         …

De Havilland-9                   Havilland (Ganimet 1)                             Geçici ismidir.

Breguet-14 B2                    10 no.lu                                                               …

Breguet-14 B2                    Garipçe (Ganimet 2)                              Yüzbaşı Fazıl’ın inişe mecbur ettiği uçak.

Nieuport K-1                       Niyoport (Ganimet 3)                             Geçici ismidir.

Nieuport K-1                       Niyoport (Ganimet 5)                             Geçici ismidir.

Spad-XIII                            Şehit Behçet                                                       …

Spad-XIII                            Şehit Sırrı                                                           …

Spad-XIII                            Şehit Fehmi                                                       …

Spad-XIII                            Şehit Bahattin                                                   …

Spad-XIII                            Şehit Cemal                                                       …

Emir gereğince Afyon avcı bölüğünün personeli, daha önce tamirine başladığı Uşak’ta 12 numaralı ve Sivrihisar’da 5 numaralı avcı uçağının onarımı devam ediyordu. İzmir’de ele geçen eğitim uçağı ilerde uçuş okuluna verilmek amacıyla bölükte muhafaza ediliyordu. Bu dönemde hava müfettişliğinin en önemli konusu Cephe Uçak Bölüğünün ağırlık ve yer personelinin İzmir’e nakli konusuydu. Akaryakıt ve bombaların süratle İzmir’e getirilmesi de önemli bir problemdi.

(33)  Alınan Genelkurmay Emri:

17 Eylül 1922 tarihli Genelkurmay emri ile; Konya’daki Müfettişlik ve Adana’daki uçuş okulunun İzmir’e intikalleri emredildi. Uçuş Okulu eski Ziraat Okulu binasına yerleşti.

(34)  Hava Kuvvetlerinde Hazırlanan Talimat:

Hava Müfettişliğinin İzmir’e intikalini müteakiben Hava Müfettişi ve birkaç uçucu subayın iştiraki ile görev talimatı hazırlandı. Genelkurmay Başkanlığına tasdik ettirildi. Talimata “Uçak Birlik ve Müesseselerinin Teşkilatı ve İlk Hizmetleri için Talimat” adı verildi. Ek olarak da Hava Kuvvetlerine giren her uçak için tutulması gereken “Sicil Esas Defteri” çıkarıldı. Talimatın içindeki önemli kısımlar şunlardı:

-Uçaklara ad ve numara verilmesi, uçak sicil defteri tutulması.

-Uçak hizmetine tayin olunan erlerin görevleri ve hangar hizmetleri.

-Uçuş meydanlarında bulunması gereken şartlar, meydan görevleri.

-Bir uçak bölüğünün teşkilatı, takımları ve inzibat.

-Uçak bölük istasyonlarında nöbetçiler.

-Bir uçağın uçurulması.

-Uçağın hazırlanmasında makinistin görevleri.

-Uçuş.

-İniş hizmeti.

-Uçak bölüğünün yerde toplanması düzeni.

-Uçak birliklerinde ikmal malzemelerinin sarf usulü.

-Bir uçak bölüğünün uçarak yer değiştirmesi, yeni meydanlara intikali.

-Bir uçak birliğinde bulunması gereken kayıt evrakı.

(35)  Kaçan Yunanlıların Durumu:

16 Eylül 1922’de yapılan hava keşfinde Yunanlıların Çeşme’yi boşalttıkları tespit edildi. İzmir’den kaçan Yunanlılar Urla ve Çeşme’den donanma himayesindeki nakliye gemilerine binip kaçıyorlardı. Yunanlıları taciz etmek için yeterli bomba bulunmuyordu. Cephe Uçak Bölüğü Afyon’dan ileri meydanlara intikal ederken bir kısım onarım ve yedek malzemesini Uşak’tan Salihli’ye intikalde akaryakıtının önemli bir kısmını, Seydiköy’e gelirken de bombalarının hepsini gerekli ulaştırma araçları bulunmadığından ileri meydanlara taşıyamamıştı. Elinde iki atlı arabadan başka imkanı yoktu. Üst makamların desteğine bağlı idi.

(36)  Uçak Bölüğünün Faaliyetleri:

17 Eylül 1922’de Uşak ve Salihli’de kalan son iki uçak uçarak Seydiköy’e getirildi. Rasıt Yüzbaşı Kenan, yer bakım kademesi malzemelerini taşıyan kamyonlarla birlikte Seydiköy’e geldi. Bölüğe ait diğer malzemeler henüz taşınamamıştı.

18 Eylül 1922’de Batı Cephesi Komutanlığı, bölüğe Midilli ve Sakız adası civarındaki düşman gemilerinin durumunun keşfi ve bombalanması görevini verdi. Fakat muharebe uçuşları ve savaş şartları altındaki ağır çalışma temposu, uçaklarımızı çok yıpratmıştı. 120 saatlik bakım süresini aşan motorlar indirilmiş, uçakların çoğu genel bakıma alınmıştı. Yunanlılardan ganimet alınan uçaklar hiç ele alınmamış, hatta bir kısmının kokartları bile değiştirilmemişti. Görev yapılamadı.

20 Eylül 1922 günü Midilli’nin keşfi için uçak gönderilebildi. Adada Yunan ordusunun hiçbir faaliyetinin olmadığı görüldü.

23 Eylül 1922’de Franklin Bauillon başkanlığındaki müzakere heyetinin İzmir’de bulunuşu münasebetiyle şehir üzerinde alçak irtifadan gösteri uçuşları yapılması emredildi. Heyet, sulh anlaşması öncesi temaslarda bulunmak üzere gelmişti.

(37)  Hava Kuvvetleri Müfettişi’nin Raporu:

Ağustos 1922 ayının son haftasını Cephe Uçak Bölüğü yanında geçiren Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Savaşında uçak bölüğünün harekat ve faaliyetlerini yakından izleyen Hava Kuvvetleri Müfettişi Kurmay Yarbay Muzaffer’in (ERGÜDEN) Milli Savunma Bakanlığına gönderdiği 23 Eylül 1922 tarih ve 1179 sayılı raporunda aşağıdaki hususlar yer alıyordu.

-Yeni gelen ve makinalı tüfekleri burada takılan Spad uçakları ile 25-26 Ağustos 1922 günleri hava üstünlüğü sağlanmıştır. Düşman keşif uçakları keşfe devam edemediğinden harekatımız örtülü kalmış, kendi uçaklarımız mükemmel şekilde keşiflerini yapmışlardır.

-Keşif uçaklarımız iki tarafın durumunu kusursuz olarak tesbit etmiş ve genel cephe durumu hakkında çok faydalı bilgiler vermişlerdir.

-Keşif uçaklarımız ilk düşman çekilmesi başladığı zaman Yunan tümenlerinin Eğret Köyü ve sonra da Uşak istikametinde, kuzey grubunun Eskişehir-Bozöyük genel istikametinde çekilişlerini ve bu bölgedeki birliklerimizin harekatını tam olarak tesbit etmek suretiyle Batı Cephesi Komutanlığına gerekli bilgileri vermiştir.

-Çekilen düşman birliklerine tesirli bomba ve makinalı tüfek taarruzları yapılmış ve bilhassa çekilmenin ilk günlerinde Uşak’ta bulunan düşman kollarına ağır kayıplar verdirilmiştir.

-Harekat sırasında av uçaklarımız bir düşman uçağını düşürmüş, ikisini de mecburi inişe zorlamıştır.

-Batı Cephesinde Garipçe’de ele geçirilen bir Breguet-14 B2, Seydiköy’de üç Nieuport, üç De Havilland uçağı onarılmak suretiyle uçuşa hazır durumda cephe uçak bölüğüne verilmiş, bir eğitim uçağı da Adana Uçuş Okuluna gönderilmek üzere hazırlanmıştır. Bunlardan başka ele geçen gövde, kanat, motor ve malzeme çok olup bunlardan keşif uçakları yapılacaktır. Yalnız Uşak’ta 18.240 uçak bombası ele geçirilmiştir.

-Harekat sırasında cephe uçaklarının ikmalini sağlamak için Afyon’da bir harp uçak istasyonu kurulmuştur.

-Bölüğün harekat sırasında değişik sebeplerden dört uçağı kırılmış, üçü hemen onarılmıştır. Bölüğün bugünkü kuvveti 16 uçak olup, bunlardan iki bölüklü bir grup teşkil edilmesi Batı Cephesi Komutanlığına arz edilmiş, ayrıca Konya’da iki, Afyon’da beş uçak uçuşa hazırlanmıştır.

-Harekatta ve özellikle uçakların ileri meydanlara intikalinde uçucular yer hizmetlerinin yerine getirilmesinde sıkıntı çekmektedirler. Bu sebeple malzeme ve yer hizmetlerinden sorumlu olacak kara birliklerinden uçak bölüklerine birer Bölük Komutan Yardımcısı verilmesi ve ayrıca bir nakliye ve muhabere müfrezesinin uçak bölüklerine katılması ile uçak bölüklerinde bulunan 16 uçaktan iki bölüklü bir uçak grubu teşkilinin lüzumu Genelkurmay Başkanlığına ve Batı Cephesi Komutanlığına arz olunmuştur.

Hava Kuvvetleri Müfettişi Kurmay Yarbay Muzaffer

38)  İlk Gösteri Uçuşları:

23/24 Eylül 1922 günleri av uçakları, Başkomutanlık ve Batı Cephesi Komutanlığı karargahları üzerinden alçak uçuş ile akrobasi gösterileri yaptı. 24 Eylül günü Bozcaada’ya gelen muhtemelen Short-184 tipi bir Yunan deniz uçağı Ezine’nin 24 kilometre güney-batısında Kösedere kıyısına inerek Türk Kuvvetlerinin durumu hakkında soruşturma yapıp havalanmıştı.

28 Eylül 1922 tarihinde Müttefik Devletleri temsilen Gazi Mustafa Kemal ile görüşmeye gelen arabulucu Fransız Franklin Bouillon’un beş gündür İzmir’de bulunduğu izlendi.

28-30 Eylül 1922 arasında Seydiköy’deki Gaziemir meydanından kalkan uçaklarımız İzmir semalarında ve bölgede gösteri uçuşlarına devam ettiler. Bir yandan da alınan uçakların uçuşa hazırlanmasına büyük bir hızla devam edilmekteydi.

Devamı: ADIM ADIM İSTİKLAL SAVAŞI – II