Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Milli Eğitim Bakanı Avcı’dan Müjde: Türk Dünyası Meydanı

Milli Eğitim Bakanı Avcı’dan Müjde: Türk Dünyası Meydanı

 

Eskişehir’de yıkılacak olan stadyumun yerine ne yapılacağı konusu uzun süre kamuoyunun gündemini işgal etmiştir.

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, 30 Temmuz’da Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği Ajansı’nın düzenlemiş olduğu Halil İbrahim Sofrası  iftar programında “Mevcut stad alanımız 3 yıl sonra tamamiyle meydan olacak. Rekreasyon alanları olacak. Eskişehir’e Türk Dünyası  meydanı yapacağız” demiştir.

Daha sonra Şeker Fabrikası Sosyal Tesislerinde düzenlenen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada da  “Sazova’da yeni bir stat yapılması halinde mevcut stat yerinin ne yapılacağı konusu uzun süredir Eskişehir‘de tartışılıyordu. Bu meydanın Eskişehir halkının beklentileri dışında hiçbir şekilde kullanılmayacağını, Eskişehir halkının nefes alacağı bir şehir meydanı olarak düzenleneceğini müteaddit defalar söyledik. İnşallah 2016 yılında mevcut stadın yerinde, görkemli, muhteşem iftar programları yapabileceğimiz, Türk Dünyası Şehir Meydanımız olacak” diyerek sözlerine açıklık getirmiştir.

Sayın Bakan mevcut stat yerinin ne olacağı konusundaki tartışmalara son  noktayı koyarak gelecek nesillere Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir’den kalacak daimi bir eserin yaratılması için kapıları açmıştır.

Bu girişimi, Türk Dünyası’nın özellikle ekonomik yönden entegre olması konusunda Başbakanlıkta 1990’lı yıllarda görevli iken emek vermiş bir öğretim üyesi olarak takdirle karşılıyorum.

Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti olmuştur ama kültür başkentine yakışır bir meydanı yoktur.

 

Dünyanın önde gelen kentlerinde önemli meydanlar vardır. Bu  meydanlar  kent kültürünün önemli bir parçası olup, kentsel yaşamın  en etkin  kullanılan kamusal alanlarıdır.

 

Kent meydanı, kentin bir simgesidir ve özel günlerde sosyal, kültürel, siyasal ve ticari amaçlar için kullanılır.

 

Sosyal yaşantının geçtiği mekanlar tarih boyunca Eski Yunanda  agora, Romada  forum olarak anılmıştır.

 

Kent meydanları, kentlilerin dini, siyasi, kültürel ve ticari  sebeplerle  açık bir mekanda toplanma ihtiyacından doğmuştur. Günün  şartlarına göre biçimlenen ve birçok işlevin gerçekleştiği toplanma mekanlarıdır.

 

İstanbul’da Taksim Meydanı buna güzel bir örnektir.

 

Bir kentin merkezi sayılan meydanlar, diğer kentsel mekan elemanları olan cadde ve sokaklara  göre, sosyal yaşamın daha fazla yansıtıldığı alanlar olup,  halka koruma sağlayarak bir nevi özgürlük ortamı sağlamaktadır. Bu sebeple   dünyadaki pek çok meydan Özgürlük Meydanı olarak anılmaktadır.

 

Günümüzün  modern dünyasında  kent meydanının olmaması büyük bir eksikliktir. Bu eksikliğe rağmen Hürriyet Gazetesi 2 Eylül 2005 tarihinde Türkiye’nin en güzel 10 meydanını seçmiştir.  Hürriyet’in tespitine göre bu 10 meydan şunlardır:

 

  • Konak Meydanı – İzmir
  • Sultanahmet Meydanı -İstanbul
  • Saburhane Meydanı – Muğla
  • Hükümet Konağı Meydanı – Kastamonu
  • Orhangazi Meydanı- Bursa
  • Prominand Alanı – Amasya
  • Mevlana Meydanı -Konya
  • Balıklıgöl ve Dergah Platformu Meydanı-Urfa
  • Alaçatı Meydanı -İzmir
  • Birgi Meydanı – İzmir
  • Cumhuriyet Meydanı – Kars

 

Eskişehir 2013 yılında Türk Dünyası Kültür Başkentliği ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Başkentliği unvanlarını taşımaktadır.

 

Emre Koyuncu 16 Ağustos  tarihinde TEPAV’da  yayınlanan yazısında çok önemli bir tespitte bulunmuştur.

 

Haziran ayında  Paris’te  Place de La Republique (Cumhuriyet Meydanı) meydanının yeniden düzenlenen şekliyle  açılışı Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoë tarafından yapılmıştır.

 

Meydan, Paris’in merkezinde, 1879-80 döneminde genç cumhuriyetin simgesi olarak oluşturulan, 1958’de Charles de Gaulle 5’nci Cumhuriyet’in Anayasası için yapılacak  halkoylamasında  evet oyu istediği konuşmasını yaptığı mekandır.

 

Cumhuriyeti simgeleyen  bir heykele de sahiptir.

 

Delanoë meydanı yayalaştırmak istediğini 2008 yılında gerçekleştirilen seçim kampanyasında dile getirmişti.

Meydan  sendikaların gösterileri için toplanma noktasıdır. Paris’te bulunduğum 5 yıl boyunca bu meydanda sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının sayısız etkinliğine tanık olmuşumdur.

Koyuncu’nun yazısına göre meydanın yeniden düzenlenmesiyle ilgili  danışma ve proje geliştirme süreci 3 yıl sürmüş, projenin tasarım ve danışma süreci 3 aşamada gerçekleştirilmiştir.

Birinci aşama amaçlar belirlenmiştir.  Önce meydanla ilgili Paris Belediyesi uzmanlarla birlikte iki rapor hazırlamıştır.

İkinci aşamada tasarım için bir yarışma yapılmıştır. Yarışma Nisan 2009- Ocak 2010 arasında yaklaşık 6,5 aylık bir süre içinde sonuçlanmıştır.

Üçüncü aşama seçilen projenin tanıtımıyla başlamış, ardından yayalar, motorlu araç ve bisiklet sürücüleri ile seyahat ve atölye çalışmaları gerçekleştirilmiş, trafiğin yönü, park, bisiklet yolu, sinyalizasyon gibi detaylar ele alınmıştır.

Son aşamada mevzuata göre zorunlu olarak büyük imar projelerinin inşaatı başlamadan önce yapılan ve halkın soru ve görüşlerini ilettikleri halk sorgulaması  gerçekleştirilmiştir.

Eylül 2011’de yapılan Belediye meclisinde projenin kabul edilmesinden sonra  inşaat çalışmaları başlamıştır.

Tarihi  havuzun kaldırılması, meydan düzenlemesinin modern mimari çizgiler taşıması, alan içinde bir kafe düzenlemesi yapılması  24 milyon Euro’ya mal olmuştur.

Halkla yürütülen bilgilendirme ve istişare sürecinin sonunda Paris’te başarılı bir meydan çalışması gerçekleştirilmiştir.

İyi bir yönetişim sonucunda uzman görüşleriyle birlikte halkın görüşlerini de içine alan proje sonucunda Paris, yeni bir kent meydanına kavuşmuştur.

(http://placedelarepublique.paris.fr)

Anadolu Üniversitesi İİBF  Dekanı Prof. Dr. Recai Dönmez, Atatürk Stadyumu’nun bulunduğu yerin meydan olarak düzenlenmesine destek vermiştir: “Atatürk Stadyumu’nun bulunduğu alanda oluşturulacak şehir meydanına ne yapılabilir? Meydanla bütünleşmiş bu anıt-eser zamanla şehirle özdeşleşecektir.”

Sevgili Dönmez’in de ifade ettiği gibi bu meydana Türk Dünyasını simgeleyen bir  anıt eserin de (tıpkı  Paris Republique meydanında olduğu gibi) yapılması şarttır.

Bu eserin ne olması gerektiğini daha önce  yazdığım için burada tekrar etmeyeceğim.

Dünyanın belli başlı kentlerindeki önemli meydanlar şunlardır:

Trafalgar Meydanı (Londra), Saray Meydanı (Saint Petersburg, Rusya),  Firdevs Meydanı (Bağdat), Times Meydanı (New York), Aziz Peter Meydanı (Roma), San Marco Meydanı (Venedik), Plaza de Mayo Meydanı (Buenos Aires, Arjantin),  Özgürlük Meydanı (Tahran), Concorde Meydanı (Place de la Concorde, Paris),  Quinconces Meydanı, (Bordeaux, Fransa), Aziz Michel Meydanı (Place Saint-Michel, Paris), Dam Meydanı  (de Dam, Amsterdam),  Alexander Meydanı  (Alexanderplatz, Berlin),  Potsdam Meydanı ( Potsdamer Platz, Berlin), Paris Meydanı (Pariser Platz, Berlin), Unesco Kültür Mirası olan Kızıl Meydan (Moskova),  UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ndeki Nakş-ı Cihan Meydanı (İsfahan, İran), Tiananmen Meydanı (Pekin), Djemaa el Fnaa Meydanı (Marakeş, Fas), Registan Meydanı (Semarkant, Özbekistan), Bağımsızlık Meydanı (Astana, Kazakistan), Cumhuriyet Meydanı (Almatı, Kazakistan), Alatoo Meydanı (Bişkek, Kırgızistan), Bağımsızlık Meydanı (Taşkent, Özbekistan),Tarafsızlık Meydanı (Aşkabat, Türkmenistan), Azadlık Meydanı (Bakü, Azerbaycan).

Bu meydanlardan dördü hariç ( Registan, Firdevs, Özgürlük ve Nakş-ı Cihan hariç) hepsini gördüm ve hayran oldum.

Eskişehir’e bu meydanlara yakışır bir meydanı kazandırmak için tüm Eskişehirlilerin katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum.

Türk Dünyası Meydanı düzenlemesi yapılırken mutlaka Paris’teki  Republique meydan düzenlemesinden yararlanılmasında ve görüş alış verişinde bulunulmasında yarar vardır.