“Halkı tutamıyormuş!”

“Halkı tutamıyormuş!”

“Halkı tutamıyorum” diyen kişi bir parti başkanı!

Söz konusu olan Türkiye’de “Gezi Komplosu’na haklı tepki veren” ve “yüzde ellinin üzerindeki” Türkiye insanı değil. Onlar gerçekten evde oturmak istemedi ve en demokratik haklarını kullanarak mitinglere koşup Başbakanları Recep Tayyip Erdoğan’ı destekledi ve de Türkiye’de “27 Mayıs denemesi yapmaya kalkanları” lanetledi.

KKTC’de ise böyle bir durum yok!

Ancak bir parti başkanı “halkı tutamadığını” söylemekte.

Sokakta konuştuğum insanların buna ilk tepkisi de “tutmasın, bakalım ne olacak” oldu.

Serdar Denktaş adaya ilk geldiğim günden itibaren iyi bir diyaloğa sahip olduğum ve hatta bir ara Alman liberalleri ile buluşturup DP ve FDP arasında ilişki kurulması için birlikte çaba verdiğim biri. Maalesef o zaman bu konuda başarılı olamadık.

Bu nedenle son günlerde “halkı tutamıyorum” cümlesine kadar vardırdığı iddialarını dikkatle okudum. Duyduğum kadarıyla “aslı olmayan” bir senaryoyu artık ona bunu “kendisi için inandırıcı olan” kimler anlattıysa her gün tekrar edip duruyor.

KKTC’nin Dış İşleri Bakanlığı’da yapmış birinin Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kurumunu “seçim kavgası” amaçlı bir operasyonda dile getirmesi gerçekten çok talihsiz bir durum.

KKTC’deki Türkiyeli ya da Türkiye yanlısı seçmenin oyunu alabilmek amacıyla gündeme getirilen bu “senaryo” bence nafile bir çaba!.

Türkiye ve KKTC dostluğuna çok değer veren ve Türkiye konusunda kesinlikle tavizsiz seçmenler Serdar Denktaş ve partisinin 2011 yılında Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği önünde kurduğu “eylem çadırını” tasvip etmedikleri gibi aynı zamanda unutmadılar da!

“Türkiye karşıtı 2011 mitingleri” esnasında kurduğu çadır ve Türkiye’ye karşı aldığı tavır unutuldu sanıyordu her halde Serdar Denktaş. Sahaya inince seçmenlerin o günleri ve özellikle onun tavrını unutmadıklarını görmüş olmalı.

Seçmen ile Türkiye arasındaki bağların kopmaz olduğunu görünce de günlerdir dile getirdiği senaryoya sarılmış olmalı. Türkiye karşıtı olmadığını “kanıtlama” çabası olarak gündeme gelen bir yöntem olsa gerek bu.

Oysa “Türkiye ile hiç bir sorunu olmayanın” ihtiyacı olmayan bir durum bu, değil mi?

Büyük hayal kırıklığını ise “hiç kimseden cevap alamayarak” yaşıyor olmalı.

Hatta bir gazeteci ile yaptığı bir röportajda “bana söylediler ama halka açıklamadılar” deyivermiş. Aslında ona “kimin ne zaman ve ne söylediğini” açıklasa iyi olur, çünkü “beklediği adres” iddialarını ciddiye almadığından olmalı tek bir tepki bile vermedi.

Bence “tutamadığını iddia ettiği” halk 28 Temmuz Günü sandıkta bu konuda ne düşündüğünü açıkca beyan edecek.

KKTC halkı sorunları yaratıp çözemeyen ve çözemeyince de ikidebir Türkiye’yi hedef gösteren politikaları uygulayanlardan bıktı artık.

Huzur istiyor.

Insanlar geçimi ve geliri ile ilgileniyor. Masallar dinlemek istemiyor.

Çünkü her şey ortada.

KKTC ve Türkiye ayrılmaz bir bütün! KKTC’nin Türkiye ile didişen politikacılara değil uyum içinde çalışarak Kıbrıs Türkü’nü refaha taşıyacak yöneticilere ihtiyacı var.

 

Yazar: Ozan Ceyhun

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş