McCane’in Suriye Gezisi
Suriye ile ilgili Türk medyasının pek üzerinde durmadığı bir gezi yaşandı. ABD’de Cumhuriyetçilerin kaşarlanmış politikacılarından McCane Suriye’ye giderek muhalefetin yanında yer aldığını göstermek istedi. Onlara destek sözü yanında bir takım sembolik faaliyetlerden sonra ülkesine döndü. Bu gezi esnasında yaşanan bazı olaylarla ilgili tartışmalar McCane daha dönmeden başladı.
ABD’de NeoCon akımın temelinde öncelikle müdahalenin bulunduğu belirtelim. Afganistan ve Irak müdahalelerinin sahibi Cumhuriyetçi başkan Bush’un başta gelen vasıflarından birisi NeoCon olmasıydı. Evangelik kiliseyle de birçok bakımdan örtüşen bu siyasi akımın İsrail siyasetine yakınlığıdır. Esasen adı geçen kilise de birçok bakımdan Musevilerle kader birliğine inanırlar. Kudüs ve çevresinin Müslümanlardan “kurtarılması” bunların başında gelir.
Arizona Senatörü John McCane 2008’de Obama karşısında Cumhuriyetçilerin başkan adayı idi. Başından beri Demokratların “pasif” politikalarından hiç de memnun olmayan Senatör’ün bölgeye ziyareti bugüne kadar ABD tarafından yapılan en üst düzey temas olarak kabul edilmektedir. McCain burada muhalif liderlerle görüştü, onlara çok daha fazla silah verilmesi gerektiği yönünde nutuk attı, ABD’nin derhal Suriye’yi bombalamasının elzem olduğunu söyledi ve bol bol fotoğraf çektirdi.
McCane özgürlük ve demokrasi savaşçılarına destek için bu ülkeye gittiği halde fotoğraf çektirdiklerinin bazılarının sabıkalı haydut (adam kaçıran) olduğu ortaya çıktı. ABD basınında ciddi alay konusu olan ihtiyar kurdun bu gaflarına karşılık McCane, kendisiyle her fotoğraf çektirmek isteyenden kimliğini soramayacağını, bunların hepsinin sabıkalarını bilmek zorunda olmadığını söyledi. Buna karşın görüştüğü, fotoğraf çektirdiği kişilerin haydut mu, özgürlük savaşçısı mı olduğunu bilemeyen bu “bunak”ın Suriye halkına nasıl faydalı olacağı tartışılmaktadır.
McCane’in ABD yönetiminden derhal Suriye’yi bombalamaya başlaması gerektiğini söylemesi, muhalif çevrelerce memnuniyetle karşılanırken aklıselim olanlar bunun ahlaksız bir öneri olduğunu hatırlattılar. Bu yaşta, görmüş geçirmiş bir politikacının öncelikle bu anlamsız savaşın bitmesi için neler yapılabileceğini, savaşın bitmesiyle yeni yönetimin oluşturulması konusunda tarafların nasıl uzlaştırabileceğini ve nihayet Suriye’nin diktatörlük ve baskı rejiminden katılımcı yönetime nasıl adım atabileceğinin yollarını göstermesi beklenirdi. Halen kan dökülen bütün az gelişmiş ülkelerde, özellikle İslam coğrafyasında olduğu gibi Suriye’de de barışa giden yolun nasıl tesis edilebileceği, gerekirse taraflar arasında uzlaşmada arabulucu olması yaşına başına daha fazla yakışırdı.
Belirtmek gerekir ki yine bir Cumhuriyetçi başkan olan baba Bush zamanında Irak Kuveyt’i işgal ettiği için ABD ve koalisyon güçleri apar topar Irak’ı bombaladı. Adına I. Körfez Savaşı denilen bu müdahale ile Irak, Kuveyt’ten çıkarıldı. Ancak yıllar sonra Oklahoma patlamasıyla dev bir resmi bina yerle bir oldu yüzden fazla insan öldü. I. Körfez Savaşı’nın pilotu Timothy McVeigh, Kuveyt bahanesiyle ABD’nin Irak’ta binlerce masumu katlettiğini, kendisinin de katliam suçlusu olduğunu söyledi. Psikolojik bunalımdaki bu eski pilot, sorumlusu olduğu binayı havaya uçurarak günah çıkarmaya çalışmıştı.
McCane ve Neoconların arzuladığı şekliyle Suriye’ye müdahale gerçekleşirse diktatör Esed’in ölüp ölmeyeceği kesin değil. Ancak onbinlerce Suriyeli sivilin bugünleri aratacak bir katliam devresine gireceği kesin. ABD’de yönetimin kontrol edebilen, eleştiren, gerektiğinde bütçe üzerinde baskı uygulayan bir kamuoyu sayesinde Suriye’nin Iraklaşmasının önüne geçilebilir. Ancak halen devam eden bu kirli savaşın sona ermesi sözkonusu pasif politikalarla mümkün değildir. Bunun için başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri ortak bir zeminde bir araya gelip sorunu çözmenin yolunu bulmalıdırlar. Cenevre konferansında ABD ve Rusya’nın bu soruna köklü bir çözüm bulacağının beklenmesi de ham hayaldir. Çünkü bu iki ülke de öncelikle kendi menfaatlerine göre geleceği yönlendirmek isteyeceklerdir.
[email protected]