Ana sayfa Haberler Türkiye

NİSAN/ MAYIS–1915 ERMENİ İSYANI BÜYÜYOR – 2 –

Şubat 1915’te Timor nahiyesi merkezinde çıkan isyanla artık olaylar önüne geçilemez bir duruma girdi. Burada civardan katılanlarla birlikte ellerine Rus silahları olan asilerin sayısı bini aşmıştı. Müslüman köylere saldırmaya başladılar. İsyan Gevaş ve Çatak kazalarına da yayıldı. Komitenin hazırladığı “Müdafaayı Şahsiye için Talimat” adındaki belge hükümlerine (1) uyularak Müslüman köylerinde yaşayan Ermeniler hemen Ermeni köylerine göçe başladılar. Kısa zamanda Saray ve Hoşab kazalarındaki Müslüman köylerinin arasında kalan Ermeni köylerinde eli silah tutan bütün Ermeniler buralardan ayrıldılar. Buna karşılık Ermeni köylerinde yaşayan Türkler bu gelişmelerden habersizdiler ve sadece resmi elemanların verdiği talimatlara uymakla sorumlu oldukları bilinci ile hareket ediyorlardı. Askerlik çağındaki Ermeni gençlerin tümüne yakını “asker kaçağı”, “silahlı” ve “bir teşkilat içinde” bulunmalarına rağmen, Türk ve Müslüman gençlerinin askeri görevle dışarıda bulunmaları nedeni ile bu gibi isyankâr faaliyetlere karşı tamamen müdafaasız bir durumda bulunuyorlardı.
İsyanla birlikte çetelerle devriyeler arasına silahlı çatışmalar başlayınca, saldırılar hemen Müslüman köylerine ve yolculara yöneldi. Rastladıkları bütün Müslümanları çocuk yaşlı demenden imha etmeye başladılar. (2) Resmi belgelerde yeminli ifadelerle bu olaylar detaylı olarak açıklanmaktadır. Meselâ Mehmet Hulusi adlı bir zatın yeminli ifadesinde Ermenilerin yaptıkları katliamlar ve Rus Ordusu ile Ermeni faaliyetleri arasındaki ilişkiler şu sözlere özetleniyordu:
“Saray bölgesinin Ruslar tarafından işgali sırasında Ermeni çeteleri 200 kişilik Köprüköy köyüne saldırdılar. Kadınlar, erkekler, çocuklar ve yaşlılar katledildi, evler yakıldı. Ayrıca Van Gölü’nü aşmak için Ebriren köyüne geçen askerlerin cesetleri Van Gölü kıyılarından çıkarıldı.”(3) Aynı günlerde Van’daki durumu, Van valisi Cevdet Bey’in 2 Mart–1915 Tarihli mesajından öğreniyoruz:
“Van’ın yukarı mahallelerindeki isyancı Ermeniler şehrin her tarafından saldırılar ile bütün mahallelere yayılmak istemişler ancak püskürtülmüşlerdir. Türk taarruzu karşısında askerlerimize kale gibi evlerinin mazgallarından ateş açılmış askerlerimiz de bu kesimlere girememişlerdir. Bu çatışmada 23 şehit, 27 yaralımız olmuştur.” (4)
Bu satırlardan ve Ermeni yazarların aynı konuda verdikleri bilgilerden de açıkça anlaşılacağı şekilde, Ermenilerin yıllardır hazırladıkları ve bekledikleri gün gelmiştir. Sadece Van’da değil bölgede yaşayan bütün Ermeniler isteseler de istemeseler de kendi devletlerine isyan halinde ve düşman ülke orduları ile işbirliği içine girmişlerdir. Askerden silahlarıyla (veya silahsız olarak) kaçan Ermenilerin sayıları 30.000 – 40.000 ‘i aşmaya başlamıştır. Bölgede yaşayan Türk ve Müslüman köylerinde çoğunlukla yaşlılar, kadın ve çocuklar vardır. Savunmasız bu insanların yaşamları tamamen devletin koruyucu kanatlarına ve Ermeni çeteleri ve Rus gücünün merhametine kalmıştır. Ancak devlet güçleri isyanları bastırmak için yetersiz, Ermeni ve Ruslar çok zalimdir.
Van isyanı da, Van Valisi’nin elindeki küçük kuvvetlerle bastırılacak kadar küçük değildi. Rusların Van istikametindeki taarruzları karşısında Van seyyar jandarma Fırkası (Tümeni) 4 Mart’ta geri çekilmişti. Bu tümenin kumandanı Binbaşı Kazım Bey (General Kazım Özalp) vakit geçirmeden Birinci Kuvve-i Seferiye’nin Van tarafına yürümesini tavsiye etmiştir.(5)
Cephedeki gelişmeler Rusların Van istikametinde ilerleyerek Van’ı işgal ve bölgedeki bütün Ermenilerin tam bir ayaklanmaya başlayacaklarını işaret ediyordu. Ermenilerden kalan isyana katılmayanlar da vardı ve hükümet bölge resmi organlarına gönderdiği bildirilerde isyana katılmayanlara karşı dikkatli olunması” isteniyordu. 12 Mart 1915 tar“ihli telgrafta 3. Ordu Komutanlığı, isyana katılmayanlar için, isyana katılanlar ile bir tutulmaması, onlara zarar verilmemesi, onların korunması ve adaletle hareket edilmesini istiyordu. (6)
Olaylar geri bölge emniyetinin sağlanması için cepheden önemli bir savunma gücünün ayrılmasını gerektiriyordu. Bu durum, tam da Rus ordusunun ve onlara destek veren Ermeni isyancıların hedefledikleri bir olgu idi. 24 Mart’ta Van Seyyar Jandarma Tümen Komutanlığı’nın 3.Ordu Komutanlığı’na gönderdiği mesajın özeti şöyledir:
“Van bölgesindeki bazı köylerde Ermenilerin çıkardıkları olaylar, Tümenin Van bölgesinde yaptığı harekâtı sonuçlanıncaya kadar mevcut kuvvetler ile idare edilmeli, Ermenilerin hareketlerini kıracak önlemler alınmalıdır. Mutlaka yardım gönderilmesi lâzımsa Tümenin yarısından fazlasını bu göreve ayırmak gerekir, bu ise Kafkaslardaki harekâtı aksatır. Bu nedenle hangi hareketi yapacağımızın bildirilmesi” (7)
Bölgede alınan tedbirlere gelince, her tedbir Ermeniler ve olayların gerçek nedenleri olan misyonerler ve kilise mensuplarınca İstanbul ve dış dünyaya ters bir şekilde yansıtılacak, ülkesine isyan etmiş, düşmanla sıkı bir ilişki içinde olan asi kütleler, Devlet baskı ve zulmüne uğramış masum insanlar olarak gösterilecektir. Bölgedeki durum zannederiz ki Van’ın Mahmudi Kazası Kaymakamı Kemal Bey’in 4 Mart 1915 günü İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği telgraf’tan daha iyi anlaşılacaktır.
“Yüzyıllardan beri Osmanlı Devleti’nin koruyuculuğu altında yaşamlarını sürdüren Ermeni vatandaşlarımızı kendilerine bu günkü durumu sağlayan Müslümanlara karşı yaptıkları ve örneğine hiç rastlanmamış olan faciaları belirten şu bilgileri okurken boğulacak kadar ızdırap duyuyorum.
Yirminci asrın nefretle tarihe kaydedeceği bu lekeli sayfalarını, vatanımız içinde hükümetimiz sayesinde güvenli ve mutlu bir hayat yaşayan Ermeni vatandaşlarımız yazmışlardır.
Bu şahısların masum ve bakir kızlardan başlayarak yetmiş yaşındaki erkeklere kadar Türkler hakkındaki uyguladıkları alçakça hareketlere karşı hükümetimiz, her çeşit intikam ve kinden sıyrılmış olarak düzeni sağlamaya çalışmaktadır.
Ermeni komitelerinin hükümetin bu durumundan faydalanarak tek veya toplu, fakat devamlı olarak yabancılara ve hükümete başvurmalarının nedeni, komitelere katılan Ermenilerin faaliyetlerini örtmek ve kapatmak için olduğu kesindir.” (8)

DİPNOTLAR:

(1) Ermeni Komitelerinin Köylere kadar yayılan teşkilatları ve değişik direktif ve talimatlarla ilgili bilgi için bknz. Ermeni Komitelerinin Amâl ve Harekatı İhtilaliyesi; s.177–194, 200–216.
(2) Faiz Demiroğlu: Vanda Ermeni Mezalimi (1895-1920), s.59 ( Ankara-1985)
(3) Ergünöz Akçora: Van ve Çevresinde Ermeni İsyanları (1896- 1916), s.166 (İstanbul – 1994).
(4) ATASE Arşivi, No–4/3671, Kls.2820, Des 69-A, F.3–87.
(5) Ali İhsan Sabis, Harp Hatıralarım C.2, s.186.
(6) Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Sayı 8/1 No.18/8.
(7) E. Akçora, s.169.
(8) ATBD, Sayı 81, No.1819.

Dr. M. Galip Baysan