Kategoriler
Ahmet K. Aytar

PAYLAŞIMIN DENGELENMESİ DÖNEMİNDE ESAD VE ERDOĞAN

Samsun’da 19 Mayıs büyük coşku ile kutlandı.
Türkiye’nin her yerinden gelen binlerce insan Atatürk’ün Samsun’a gelişini sembolize eden bayrağın,Kurtuluş Yolu’daki Bandırma Vapuru’nun simgesi iskeleden karaya çıkarılmasını izledi.
Anıt Park’ta Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törenden ve -mesela,Samsun Sanat Tiyatrosu oyuncularının,Atatürk ile 18 silah arkadaşının heykellerinin bulunduğu alanda 19 Mayıs 1919 ‘daki karaya çıkışı canlandırmalarının ardından,
Türk Bayrağı altında yol boyunca Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlılık ve Recep Tayyip Erdoğan’a hiddet ifade eden sloganlar eşliğinde yüründü.
Recep Tayyip’in akıbeti en çok konuşulan,tartışılan ve merak edilen konuydu -ki doğrusu,halkın Başbakan ile ilgili duyguları,düşünceleri ve dilekleri pek fenaydı…

*
ABD’nin hem egemen olduğu uluslararası hukuk düzenini sürdürmek ve küresel tek pazarını oluşturmak,hem de İsrail’in güvenliğini İslamcı tehditlere karşı sağlamak ve itikadi hedefleri önündeki engelleri kaldırmak üzere sürdürdüğü her günü sayısız insanlık dramı ile süren,Büyük Orta Doğu projesi kapsamındaki savaşımı yeni bir sürece evrilmiştir.
ABD, Rusya ile Orta Doğu’da kesişen çıkarlarında ayrışmanın bölgeye barış getirmeyeceğini görmüş -bilhassa,Suriye’nin dağılması halinde radikal örgütlerin ne denli tehdit oluşturacağını anlamış ve ülkenin dağılmaması için tarafların BM arabuluculuğunda müzakere masasına oturmasına destek vermiştir.

*
Teminen ABD krizin çözümü önüne koyduğu “Esad’sız çözüm” rezervini kaldırmıştır.
Esad’sız çözüm tek kutupluluk, Esad’lı çözüm ise müzakere temelli çok kutupluluğu temsil ediyordu.
Rezervin kaldırılmasıyla ABD ve Rusya’nın liderliğinde Suriye İç Savaşında Cumhurbaşkanı Esad’ın Uluslararası Ceza Mahkemesine sevkedilmesine karşılık muhalif unsurların ve destekçileri Başbakan Erdoğan ile Türkiye’nin de bu suça iştirakte olduğu iddiasının taraflarca kabul edildiği,
Bu suretle, müzakerelerde hükme bağlanan çoğulcu parametrelerin uluslararası sistem ağlarına yansıtılacağı anlaşılıyor.

*
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin görevine başladığındaki konuşmasında “Başkan Esad’ın hesaplamasını değiştirmek zorundayız. Şimdi Esad orada İran’dan, Hizbullah’tan, Rusya’dan gelen destekle, cephanesiyle, ordusuyla oturuyor. Ve hava gücünü, Scud füzelerini, tanklarını kullanarak savaşmaya devam edebileceğine inanıyor. O yüzden bu denklem bir şekilde değişmeli. Bunu hepimiz biliyoruz” ifadesiyle işaret ettiği,
ABD ‘nin krizin çözümünde ilk seçeneğin siyasi yol olduğu, üzerinde anlaşmaya varılmış bir geçiş hükümeti ve sonrasında yeni liderliği belirleyecek seçimleri öngördükleri, bunun gerçekleşmesi için muhalefete destek verileceğinden bahsetmesi üzerinden çok zaman geçmemiştir.

*
Bu sırada,ABD dünyaya düşünce ve inanç özgürlüğü vaadinin hilafına Türkiye ve İslam ülkelerinde Eşbaşkan Erdoğan vasıtasıyla dehşet bir samimiyetsizliği sürdürmekte,
Din akla- bilime ve vicdan- düşünce özgürlüğü esasına dayanmasına rağmen İslam dininin demokrasiye aykırı olmadığı savından geliştirilen -o yüzden,yalnızca yıkım,kan ve gözyaşının amili olan “Ilımlı İslam” konsepti işletilmekte – sonuçta, onca yıl sonra İslam ülkelerinde her yerde,her koşulda birer pıtrak gibi oluşan radikal kişiler ya örgütler dünyayı tehdit etmektedir…

*
Şimdi coğrafyasında İsrail’e sağlam bir güvenlik ve istikrar oluşturmak için tarafların Suriye’yi iç savaşa götüren unsurlar ve amilleri konusunda sonuç çıkarmaları, sonuçların BM’de temsil edilen uluslarararası hukuka ve uluslararası sistem ağlarına yansıtılmaları gerekiyor.
Taraflar Suriye İç Savaşının amili olarak Cumhurbaşkanı Beşir Esad ile muhalif güçlerin destekçisi Başbakan Tayyip Erdoğan’ı taraf olarak algılıyor.
Yeni Suriye oluşturulmasını teminen bu ikisinin şahsında BM’nin temsil ettiği hukukun nasıl ihlal edildiği, müeyyideleri ve bir kez daha bunlara meydan vermemek üzere içtihadlarının uluslararası sistem ağlarına yansıtılacağı müzakereler süreci başlıyor.

*
Bu sırada İsrail’in güvenliği ve istikrarını temin etmek için müzaker sürecine paralel olarak,
Erdoğan’ın -bilhassa, radikal örgütlerin beslenmesine,eğitilmesine ve tüm silahların depolanmasına izin vererek terörist yuvası haline getirdiği sınır bölgelerinde;
Nasıl kontrol edileceği,nasıl tasfiye edileceklerine dair de bir plan bulunmuyor.

*
ABD ve Rusya gerek ekonomik gerekse siyasi alanda hem bölgelerinde hem de küresel bazda artan güçleri beraberinde yeni askeri ve ekonomik birliktelikleri ortaya çıkarmaya,tek kutuplu siyasi sistemin çok kutupluluğa dönüşmeye-yazmasıyla yeni bir küresel dengenin oluşmasına yol açmıştır.

*
Türkiye radikal terör örgütlerinin kuşatmasındadır ama Suriye Cumhurbaşkanı Beşir Esad kadar Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni süreçte işgal edecekleri bir statü bulunmuyor, misyonlarının bittiğine karar verilmiştir -ki,bu İsrail’in bölgedeki güvenliğini belirleyen unsurlardan biri olan Kürd ve Kürdistan sorunları ötesinde “Barış”anlamına geliyor…

21.5.2013