Merkel’e Cevap: Ucu Açık Müzakere Olmaz

Designated German Finance Minister and Vice-Chancellor Olaf Scholz of the SPD (3R), German Chancellor Angela Merkel of the CDU (C) and German Interior Minister Horst Seehofer of the CSU (5R) pose with the coalition treaty of the conservative CDU/CSU party and the Social Democrats to form a new government flanked by parliamentary group leader of the Social Democrats (SPD) Andrea Nahles, parliamentary group leaders of the Christian democrats (CDU) Volker Kauder and of the Bavarian Christian Social Union (CSU) Alexander Dobrindt General, Secretary of the CDU, Annegret Kramp-Karrenbauer and Secretary General of the CSU Andreas Scheuer in Berlin, on March 12, 2018. / AFP PHOTO / John MACDOUGALL (Photo credit should read JOHN MACDOUGALL/AFP/Getty Images)

Almanya,  Avrupa Birliği’nin kurucusu ve en önemli ülkesidir, Türkiye’nin en önemli dış ticaret ortağıdır.  2012 yılında  Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke Almanya’dır.  Dış ticaret hacmi i 34,53 milyar dolardır.

Türkiye’nin ithalatında Almanya, Rusya’nın ardından ikinci sıradadır.  5 binden fazla Alman firması Türkiye’de faaliyet gösterirken, bu sayının yıl sonunda 5 bin 500’ü aşması beklenmektedir.

Almanya’da 3 milyon Türk vatandaşı yaşamaktadır. Almanya Başbakanı  Merkel Türkiye’ye gelmeden önce verdiği bir demeçte bu konuya değinerek,   Almanya’da çok sayıda Türk’ün yaşamasından dolayı iki ülkenin özel bir bağı olduğunu vurgulamıştır.

Almanya, Türkiye’ye 2007-2012 döneminde  gelen doğrudan yabancı yatırımlar içinde  Hollanda, ABD, Avusturya, Lüksemburg ve İngiltere’nin ardından  6’ncı sıradadır. (%6.2)

Bu olumlu göstergelere  rağmen Almanya,  Fransa ile birlikte kurucu üye olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmasına en fazla karşı çıkan ülkedir. Bunun sebebi, Türkiye’nin  Avrupa Parlamentosu, Konsey  gibi önemli AB kurumlarında önemli bir temsil  ve söz hakkına sahip olacak olmasıdır.

Almanya, Türkiye’yi AB üyesi yapmadan  fakat Avrupa’dan da koparmadan ilişkileri sürdürme politikası izlemektedir.

Bu sebeple  Başbakan Angela Merkel  Türkiye’ye gelmeden önce verdiği  demeçte,   ”Önümüzde uzun bir müzakere yolunun bulunduğuna inanıyorum…Bu müzakereleri sonucu açık olarak sürdürüyoruz” demiştir.

Başbakan Merkel’in Türkiye ziyareti ile ilgili olarak Alman Lausitzer Rundschau gazetesi şu yorumu yapmıştır: “Avrupa Birliği’ne katılım kriterleri herkes için aynı: Hukuk devleti olmak, düşünce ve din özgürlüğünün sağlanması ve demokrasinin tesis edilmesi… İmtiyazlı ortaklık yerine şimdi şunun söylenmesi gerekiyor: Üye olmanızı gönülden arzu ediyoruz ve gerekli koşulları yerine getirebilmeniz için elimizden geleni yapacağız. Ancak Merkel, ziyaretinde böyle bir ifadeyi ağzından çıkaramadı.”

Müzakerelerde  ucu açık süreç olmaz.  Türkiye AB’ye “imtiyazlı ortak” olarak da giremez. Çünkü AB müktesebatında böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca  AB ile üyelik müzakereleri yürütüp  AB’ye üye olmayan bir ülke de yoktur. 

Ucu açık müzakere sürecinin sonu “imtiyazlı ortaklık”tır.  İmtiyazlı ortaklık kavramı,  Merkel’in liderliğini yaptığı Hıristiyan Birlik Partileri’nden çıkmıştır.

Hıristiyan Demokrat Birlik ve Bavyera Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri’nden oluşan Hıristiyan Birlik,  2004 yılında Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin olarak aldığı  Ayrıcalıklı Ortaklık: Türkiye İçin Avrupa Perspektifi (http://www.cdu.de/doc/pdf) kararında, 2004 yılındaki 10 ülkenin AB’ye dahil olduğu büyük genişlemenin AB için sıkıntılı  olduğu, bu sebeple  Türkiye’ye imtiyazlı  ortaklık teklif edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

Kararda; Türkiye ile gümrük birliğini de aşan bir serbest ticaret bölgesi kurulacak, dış politika, güvenlik, sivil toplum, çevre, eğitim, sağlık gibi konulardaki işbirliği derinleştirilecektir.

Böylece  Türkiye AB’nin yapısal ve tarım fonlarından  yararlanamayacak, Türk vatandaşları  AB içerisinde serbest dolaşım özgürlüğünden mahrum kalacak, Türkiye hiçbir  AB kurumunda temsil edilmeyecektir.

Mallar serbest dolaşacak ama kişiler dolaşamayacak,Türk vatandaşları vize sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. 

Böyle bir üyeliği Türkiye kabul edemez.  Türkiye’ye  imtiyazlı  ortaklık statüsü verilmesi söz konusu olacak olursa,  Lizbon ve Ankara  Anlaşmaları ile  Katma Protokol’ün  değiştirilmesi gerekir.

Başbakan  Merkel, bundan önceki Türkiye ziyareti öncesinde  29 Mart 2010 tarihinde  Türk gazeteciler ile yaptığı görüşmede “İmtiyazlı -ayrıcalıklı- ortaklık dediğim zaman bu şu anlama geliyor: Türkiye ile AB arasında iç içe geçmiş ilişkilerimiz var. Müzakere edilen 35 fasıl var. Bunlardan 27-28’i eminim ele alınabilir ve bu da gerçekten imtiyazlı bir ortaklık anlamına gelir. Kurumsal iç içe geçiş gibi bazı noktalar ise kapsam dışında kalır”  demiştir  ama bu başlıkları neye göre seçtiğini açıklamamıştır.

Geçen süre içinde Merkel’in tutumunda hiçbir değişiklik olmamıştır. 

Almanya ve  Fransa (önceki Cumhurbaşkanı Sarkozy) Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkarken yine bir Fransız olan Avrupa Komisyonu’nun 10 yıl başkanlığını yapan  sosyalist Jacques Delors ABHaber’e verdiği demeçte,  “Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkılmasıyla AB’nin Hıristiyan Birliği algısının uluslararası alanda güçlendi. AB Hıristiyan Birliği değildir. Türkiye’ye karşı çıkmakla büyük hata yapıldı. Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkılması AB’de daha sonra sorun oldu. AB’de farklılaşmalar oluştu. Ancak maalesef Türkiye konusunda izlenen politika yanlıştı” demiştir.

Merkel’in ucu açık müzakere süreci ile  imtiyazlı  ortaklık önerisinin AB hukukuna aykırı olduğuna  ilişkin bir yazım geçmişte  alanında tanınan ve saygın bir meslek odası dergisi   tarafından sansürlenmiştir.

Öğrencilik yıllarımdan (1967) bu yana yurt içinde ve dışında binlerce yazı yazdım ama hiçbiri Merkel ile ilgili  olarak yazdığım   yazım gibi sansüre uğramamıştır.

Meslek odası dergisi  bir bilim insanının yazısını,  “Merkel  üzülür”  gerekçesiyle  yayından kaldırmamalı idi.

Sansür olayından sonra bu dergideki yazılarıma son verdim.

Bahçesaray Eskişehir Kardeş Şehir

Eskişehir ile Kırım Özerk  Cumhuriyeti’nin bir kenti olan  Bahçesaray arasında Kardeş Şehir ve Kültürel İşbirliği Anlaşması, büyük düşünür İsmail Gaspralı’nın Bahçesaray’daki  evinde imzalanmıştır.

Törende konuşan Eskişehir Valisi  Kadir Koçdemir“2013 Kültür Başkenti seçilen Eskişehir’den Kırım Türklerine selam getirdik. Kültür başkentliği projesi ile İsmail Gaspıralı’nın meşhur Türk dünyası birliği düşüncesini  de–dilde, fikirde, işte birlik-  hayata geçireceğiz” demiştir.

Anlaşma ile Bahçesaray ile Eskişehir arasında, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda çeşitli projeler üretilerek yerine getirilecektir.

Anlaşma’nın imzalanması, Eskişehir’de yaşayan Kırım Türkleri  ile Kırım Özerk  Cumhuriyeti  arasında  bir gönül köprüsü oluşturacaktır.  Kırım Gelişim Vakfı İkinci Başkanı olduğum dönemde böyle bir anlaşmanın imzalanması için büyük çaba harcamama rağmen başarıya ulaşamadım.

Bu anlaşmanın gerçekleşmesinde emeği geçenleri kutluyorum.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in 1998 yılında Kırım ziyaretinde söylediği şu sözleri unutmamak gerekir: “Tarihin karanlık bir döneminde zorla, yaşadıkları topraklardan koparılmış olan Kırım Tatarları’nın yeniden anayurtlarına dönmeleri, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün küresel bir mutabakata dönüştüğü zamanımızın ruhuna uygun bir tarihi gelişmedir.”

Cumhurbaşkanı Demirel,  22 Mayıs 1998 tarihinde  Ukrayna gezisi öncesinde Kırım Gelişim Vakfı’nı Çankaya köşkünde kabul etmiştir.  Bu kabulde Cumhurbaşkanı’na tarafımdan kısa bir brifing  verilmiştir.

Sayın Demirel, Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni de ziyaret edeceğini belirterek, ‘‘Kardeşlerimiz Kırım Türkleri ile kucaklaşacağız. Bu ziyaret, 1783 yılından bu yana Kırım’a Türk topraklarından yapılan ilk devlet başkanı ziyareti olması açısından tarihi bir mana taşımaktadır’’ demiştir.

Vefa, Sadece Türkiye’de Bir Semt Adı Değilmiş…

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne 1 Şubat’ta yapılan bombalı saldırıda ölen Türk koruma görevlisi Mustafa Akarsu, geçen hafta   ABD Büyükelçiliğinde yapılan  törenle  anılmış ve törene ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de katılmıştır.

Akarsu’nun ailesine,  Beyaz Saray tarafından çok az kişiye verilen Thomas Jefferson Star  madalyonu verilmiştir.

ABD’de vefa diye bir eyalet  yoktur ama vefanın (fidelity) ne demek oluğunu Amerikalılar Türklerden daha fazla bilmektedirler.

Türk toplumunda genelde kalıcı dostluklara pek rastlanmaz,  ilişkiler  gerçek olmayan, karşılıklı çıkara dayanan temel üzerine kurulur.

Oysa istenen, ilişkilerin gerçek dostluklara üzerine inşa edilmesidir. Tıpkı Ankara Büyükelçiliği Güvenlik Bölümü’nün yaptığı gibi.

Ankara Büyükelçiliği Güvenlik Bölümü’nün başındaki yetkili, indiegogo’da  Mustafa Akarsu Family Fund   başlığıyla bir yardım sayfası  açarak  ABD temsilciliklerinin yardım kampanyasına katılımını sağlamıştır: http://www.indiegogo.com/projects/mustafa-akarsu-family-fund?c=home (All donations collected will go directly to the fund established for Mustafa’s family.)

Bu yazının kaleme alındığı Pazar  günü  fonda 94 bin 606  dolar birikmişti. Bu bir vefa örneğidir.

Acaba yakın çevremizde bu tip vefa örneğine tanıklık eden var mı?

Bence yok denecek kadar az.

Vefasızlık gösterenler sonunda kendileri de aynı durumla karşılaşırlarsa, hiç üzülmesinler.

Her zaman arzuladığım, saygı, sevgi, aşkta vefa,
Arayıp bulamadığım, dostta vefa, dostta vefa.
Ne dün, ne bugün, ne yarın, belki ömrümde bir defa,
İsterdim ki, görebilsem, dost bildiklerimden VEFA…

 

 

 

 

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.