İMRALI SÜRECİNDE KILIÇDAROĞLU

ABD’nin “Neo-Osmanlı Konsepti”, PKK’nın silah bırakması ve Türkiye’den çıkmasıyla ilgili İmralı’da Abdullah Öcalan ile sürdürülen ve 3 ana başlıklı müzakerelerin nedenidir.
Birincisi; Kürt kimliğine tanınacak statü ile Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkilâp ve ilkeleri doğrultusunda belirlenen Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığı ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünden hangi kesintilere gidileceği müzakere ediliyor.
Lütfen, dikkat ediniz; herhangi bir kesinti dahi Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu uluslararasılaştıran Lozan Barış Anlaşmasının ve Misak-ı Milli’nin ihlal edilmesi demektir.
İkincisi; Bu kesintilere karşılık “Win-Win” usulünce,75 milyon insanı kapıkulu haline getirmesi mukadder Başbakan Erdoğan’a Başkan olma yolunun açılması talebi tartışılıyor.
Üçüncüsü; Anlaşma sağlanırsa Türkiye’yi terkeden teröristlerin Ortadoğu’da süren savaşa entegre edilmeleri öngörülüyor.

*
Türkiye’nin geleceğini belirleyen gıllıgışlı bu sürecin kamuoyunda bir oldu-bittiye getirilmesi olasıyken, bir gazetecinin “İmralı Tutanakları”nı açıklaması ise iki sonucu sağlamıştır.
Birincisi; kamuoyu devletin bir teröristle pazarlıkları detaylarını öğrenmiş, türlü varsayımlarda pekişmiş, eleştiride zenginleşmiş, sürecin lehinde ya da aleyhinde kümeleşmeye başlamış ve çoğunlukla ayıkmıştır.
İkincisi;kamuoyundan yansımaların paralelinde siyasi partilerde -bilhassa, CHP karargahında fay kırıkları erkenden kendini göstermeye başlamıştır.
“İmralı Tutanakları”nda kulağı çınlatılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’ye maliyetinin tam anlaşılacağı günlere yaklaşılıyor.

*
Bakınız,Grup Başkanvekili Muharrem İnce,”AKP’nin ortaya koyduğu 4 şey var. Türklük tanımının anayasadan çıkarılması, eğitim dilinin Türkçe’den başka bir dille yapılabilmesi, yerel yönetimlere özerklikle federasyon, başkanlık sistemi. Bunu protesto ediyoruz. Biz hepimiz ulusalcıyız, hepimiz yenilikçiyiz,hepimiz Atatürkçüyüz” diyor.
Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, Öcalan’ın önerdiği vatandaşlık tanımının, CHP’nin programında yer alan milliyetçilik tanımına uyduğunu belirtiyor, “Hiçbir etnik yapı, hiçbir köken diğerinin önünde değil. CHP’nin programı ‘Türkiye Cumhuriyeti din, dil ırk ve etnik köken temelleri üzerinde değil, siyasal bilinç ve ideal beraberliği zemininde kurulmuştur”diyor.
Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Nihat Matkap’ı maksadını aşmakla suçluyor!

*

YeniCHP’de ne olduğunu İmralı’da Abdullah Öcalan’ın “Eski yaşam alışkanlıkları topyekün bırakmak gerekir. Neden, çünkü bu bir rejim değişikliği olacak. Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet, 1950 çok partili hayata geçişten çok daha önemli, bu hepsinden daha derinlikli olacak. Başarılı olursak, yepyeni bir Cumhuriyete ” diye söze başladığı, BDP’li milletvekilleri Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Altan Tan’ın ile yaptığı görüşme çok açık sergiliyor.
Öcalan “Biz İslamcıların 40 yıllık rüyasını gerçekleştirdik. AKP’ye iktidarı altın tepsi ile sunduk. Bize bir teşekkür etmedikleri gibi 2.Atatürk rolüne soyunup daha çok üstümüze geldiler, ezmeye çalıştılar. Bunu anlattık, bir baktık ki AKP hegomonya kurmak istiyor; 1923 – 40 – 50 CHP yerine AKP ” diyor!

*
AKP’ye nasıl iktidar sunduğunu da açıklıyor”Ben Deniz Baykal’ın taktiğini boşa çıkardım!”
Baykal’ın boşa çıkarılan taktiği,1923-40-50 ‘li tarihlerde CHP’nin Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkilâp ve ilkeleri doğrultusunda belirlenen Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığı ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğüne bağlılıktan geliştirilen hamledir.
Baykal o bağlılıkla PKK’nın savaşı tırmandıracağını ve ulusal güçlerin bunu ezeceğini kurgulamıştır -ama;

*
Öcalan, 2002’de “AKP’nin tam olarak oturması ve olgunlaşması için bilerek bekledim,sabrettim. AKP anlar dedik. Darbe ile uğraşırken başını belaya/derde sokmayalım dedik” diyor.
AKP’nin Atatürkçü askeri vesayetten çıkma mücadelesi verirken başına bela olmamayı ve iktidarına tam yerleşmesine fırsat tanımak üzere savaşı tırmandırmadıklarına işaret ediyor.
Sonuçta “Baykal kirli işler dönemini AKP’ye devretti. Baykal tarihi hata yapmıştır. Tayyip Bey kurnaz çıktı. Deniz Baykal’ı kullandı ” diyor-burada “AKP 2007-2009 hatta 2011’e kadar seçim hesapları, oy hesapları yaptı “derken -işte, bir başka hesaba AKP’nin hegomonya kurmasına işaret ediyor.

*
Halbuki 2010 yılında CHP’de köklü değişiklikler yaşanmaktadır, Deniz Baykal -belli ki,ABD’nin “Neo-Osmanlı Konsepti” doğrultusunda bir komplo ile devriliyor.
O tarihte Öcalan Kandil’e “Kürt sorunu çözümünde Deniz Baykal’ın ulusalcı politikalarının yetersiz görülmesi nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu liderdir. Kürt sorununun çözümünün önünü açmak için Demokratik Kemalizmi geliştirecektir. Kürtlerin bu çözümden yana olması gerekir” diye yazıyor.
Kemalizmin demokratikleşmesi, CHP’nin Atatürkçü milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkilâp ve ilkeleri doğrultusunda belirlenen Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığı ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğüne bağlılığın esnetilmesidir; Kemalist pratiğin liberalleşmesi ya da CHP’nin -hiç sırası değilken, liberal sosyal demokrasi eksenine oturması anlamına geliyor…

*
Kılıçdaroğlu yeniCHP’yi AKP’nin oluşturduğu merkezin diğer kutbu haline getirmeye yönelmiştir.
Cumhuriyet seçkinleri ve eğitimlilere ek olarak emekçi kitle hedeflenmiş, hedef kitleye ulaşmak üzere yeni bir jargon geliştirilmiştir.
Laik Cumhuriyet tartışmaları yerine bölüşüm tartışması, sınıfsal sorunlar, kişi hak ve özgürlükleri savunuculuğu yapılırken, Kemalist çizgiler sosyal demokrat politikalarla minimize edilmiştir.
Atatürkçü kadrolar tasfiye olmuş ve CHP sosyal demokrat, sosyalist, revizyonist, kürtçü, cemaatçi, liberal, ondan-bundan kadrolarla “her kafadan bir sese” devşirilmiştir.

*
Kılıçdaroğlu CHP’nin köklerini parçalarken önünde hiç bir engel kalmayan KCK Yürütme Kurulu Başkanı Murat Karayılan “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından, 1924’ten sonra dışlanan Kürtler ve İslamcı kesimlerden – bugün, islamcı kesim devlette ve hükümette etkili bir güç haline gelmiştir. Bunda Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin rolü vardır. Bu çerçevede Türkiye toplumu kendini yeniden biçimlendirmek zorundadır” demektedir.
Çünkü Kürt Hareketi hızla Öcalan’ın konfederal anayasa,ulus,vatan ve siyaset bağlamında;Savaş ve Barış, Birlik, Demokratik Örgütlenme,Kültürel Haklar,Demokratik Siyaset ilkeleri doğrultusunda gölge devletini oluşturmuştur-şimdi de, İslamcı Erdoğan vasıtasıyla son Türk devletini İmralı’da ayağa getirmiş bulunuyor!

*
Başbakan Erdoğan’ın Teröristlerin Silah Bırakması ve Türkiye’den çıkması açılımına “AKP’ye yeni kredi veriyoruz.Sorunu çözün”diyen ya da “Niye görüşüyorsunuz demiyoruz.Ne görüşüyorsunuz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu,İmralı görüşme tutanaklarının yayınlanması ardından “Devlet terör örgütüyle görüşmez dedik. Bizim haklı olduğumuz çıktı” diyor!

*
Erdoğan sürecin asla karambole girmesini istememekte ve iki şeye tahammül göstermemektedir.
Birincisi damarından yakaladığı medyaya bir ayar daha çekiyor -yok efendim, müzakere tutanaklarının yayınlanması gibi yol kazalarına rağmen desteğin artarak sürdürülmesini istiyor.
İkincisi çok iyi bildiği Kılıçdaroğlu’nun kamufle ettiği misyonunun CHP’de hem nalına-hem mıhına yönde yürütülmesi mecburiyetiyle yaptığı eleştirilerin demokratikleşme sürecine -yani, İslamcı ve Kürtçülerle birlikte yeniTürkiye’nin merkez siyaset alanının belirlenmesine sekte vurması olasılığıdır.

*
Ah,Kılıçdaroğlu !

4.3.2013

– Müslüm Gürses’e rahmet dileğimle değerli anısına,

ttp://www.dailymotion.com/video/xber4c_muslum-gurses-hayat-berbat_music#.UTOxnTlvadA.email

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.