Bilginin iktidar ve gücü, iktidar ve gücün de bilgiyi ürettiğini Fransız filozof Michel Foucault söyledi.
İnsanın insan üzerinde güç ve iktidar kurma mücadelesi tarihin değişmeyen kuralıdır; sorun, insanların eşitlikle mi yoksa baskıyla mı bir arada olacakları gerilimidir,dedi.

*
Öyle değil mi? Neden modern öncesi kırsal toplumda hakim gücün temel motivasyonu, sahip olunan toprak parçasındaki zenginliği yönetmek ve düzenlemek iken, modern zamanda ulus devlet kurumuyla sahip olunan toprak parçasının ötesinde insanın ve toplumsal yapının da yönetilmesi, refah ve gelişime ortak edilmesi söz konusu oldu?
Şimdi dünyanın her yerinden insanlar faydaları ve mutlulukları için bilgi teknolojilerini talep ediyor bilgi teknolojilerini elinde bulunduran güç/ iktidar da sömürme,kontrol etme ve baskı kurma karşılığında arz ediyor.
Bu küresel enformasyonel emperyalizmdir;sömürgeciliğini insandan geliştirip tüm dünyaya işliyor, modern zamanın yeni hayat tarzını ulus devletlerin ötesinde dizayn ediyor, karşıtlar ise eşitliğin mücadelesini veriyor…

*
Bakınız, bugünün emperyalizmi ABD askeri gücünü yedekte tutarak etkili ekonomik ve siyasi gücü ile demokrasi, yetki devri,yeniden yapılandırmalar gibi insan odaklı yöntemlerle sınırsız bir dünyayı ya da evrensel tek bir pazarı oluşturmayı hedefliyor.
Dünyanın bölgesel pazarlarla çeşitlenmesinden yana özgür birey ya da özgür uluslar ise Alman Filozof Friedrich Nietzsche’nin, “Sen yeni bir kudret ve yeni bir hak mısın? Kendi kendine dönen bir çark mısın? Yıldızları da zorlayabilir misin senin etrafında dönsünler diye?” ifadesi doğrultusunda eşitlik mücadelesi veriyor.

*
Enformasyonel emperyalizmin kollektif savunma misyonu eşitlik mücadelesine kalkışan ülkelere kitle imha silahı başlığı taşıyan füzelerine karşı Füze Kalkanı Savunma Sistemi baskısı kurmaktadır.
Hangi nedenle olursa olsun sınırlarının yanıbaşına Füze Kalkanı yerleştirilen eşitlik mücadelesinde ülke, ulusal tehdite maruz kaldığına ihtilafa düşüyor.
Mesela Rusya,ihtilafın sürmesi halinde enformasyonel emperyalizminin “Güçlü Amerika için Küresel Güvenlik, İstikrar ve Gelişme” konseptine ihtar ediyor.
Avrupa ve Asya sınırlarında taktik füze grubunu arttıracağını, Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’ndan çıkacağını ve uzay- hava savunma sistemleri kurulmasını hızlandıracağını bildiriyor.

*
Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev -dün,Küba’daydı, ABD ile Avrupa füze kalkanı konusunda anlaşma sağlanamazsa uluslararası ilişkiler açısından ciddi krizlerle karşılaşılabileceği uyarısı yapıyor.
“Biz endişelerimizi dile getiriyoruz, ancak değişen bir şey yok. Her geçen ay çözüm bulmak için gerekli zamanı kaybediyoruz. İlerleme sağlanamazsa kriz bu on yılın sonunda patlak verir” diyor!
Aman Allah’ım, ne zor bir yedi yıl geliyor ?

*
Ortadoğu’yu düşününüz, sömürüye açılması, kontrol edilmesi ve üzerinde baskı kurulması amacıyla tarihte ilk kez ulusal devlet modelinin aşılması deneyimine tabi tutuluyor.
Ortadoğu’nun sınırlarının anlamsızlaştırılması ve herkese ortak vatan yapılması isteniyor.
O yüzden bir kesim Ortadoğu’lu halklar gizliden gizliye eğitilerek Osmanlı’da Sultan Abdülhamid’in pan-islamist resmi ideolojisinden bir dip dalgası gibi sivil toplumdan kamusal ve özel yönetimlerde genişlemenin hareketi olan Arap Baharı ile İslam’ın Birliği çatısında ortak vatan oluşturmaya çalışıyor.

*
Emperyalizmden yetki devralmış, Eşbaşkan olmuş Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türk dış politika geleneğinin ötesinde uyguladığı diplomasi performansıyla,
Türkiye’yi İslam Birliği çatısında Ortadoğu’da Müslüman, Hristiyan, Musevi, Arap,Türk,Kürt, her din,her mezhep ve her etnik kimliğin ortak vatanının oluşturulmasına model etmiştir.
Lütfen, yeni Türkiye’de şu sahneyi gözden kaçırmayınız: Almanya Şansölyesi Angela Merkel yanında Türk askeri bulunmaksızın Kahramanmaraş’ta konuşlanan ülkesinin Patriot hava savunma sisteminde görevli Alman askerlerini gururla denetliyor!
Bir zaman antiemperyalist-bağımsızlıkçı ve çağdaş Kemalist ilkeleri savunan -ne ki, Ortadoğu’nun ortak vatan edilmesi projeksiyonunda her gün daha çok çürüyen Genelkurmay Başkanlığı heyeti verdiği işgal görüntüsü ile Türkiye’nin özgür akıl ve vicdanını dağlıyor!

*
Neyse! Bu sırada Kürtlerin hepsi değil ama PKK hareketine bağlı olanlar modernite olarak tanımladıkları bu süreçte yok edilmemek için yerleşik konuma oturtmak üzere Kürt kimliği ile uluslaşma hedefini takip etmekte ve eşitlik mücadelesi vermektedir.
Kürt Statüsü toplumcu ekonomi-siyaset- sosyal yapı, diplomasi ve ekoloji örgütlülüğüdür – bu haliyle, Ortadoğu’da din’i toplumsal davranış ve sosyal düzeni belirleyen bir sistematik olarak kurgulayan enformasyonel emperyalizme ters düşüyor…

*
Şimdi BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın,”İmralı adasında son derece olumlu,barış umutlarını artıran bir yaklaşım ortaya çıkmıştır. Sayın Abdullah Öcalan,Türkiye’de barış isteyen herkesin arkasında durabileceği çözüm konusunda kararlı olduğunu, devletin de bu şekilde yaklaşmaktan başka çaresi olmadığını ifade etmiştir “dediği,
İmralı Süreci ile Kürtlerin talep ettiği Kürt kimliği statüsünün tanınması süreci yürütülüyor.

*
İmralı Sürecinde Başbakan Erdoğan ortak vatanın “ekonomi geliştikçe standartlar gelişir,standartlar geliştikçe yaşam kaliteleri artar,yaşam kaliteleri arttıkça karşılıklı bağımlılıklar gelişir, zenginleşilir, istikrar ve güven doğar “ekonomik düsturunda;sürecin siyasi hak devri anlamına gelen türden düzenlemeleri kapsamayacağını -bu suretle,zamanla Kürt hareketinin tasfiye olacağını,
Abdullah Öcalan ise -şimdilik,dört devlet arasında bölüşülmüş Kürdistan’ın ulus-devlet sınırlarına müdahale edilmeden ama bu sınırları anlamsızlaştıracak sosyo-ekonomik ve siyasi tedbirlerle yetinileceği -yarın, “Kürdistani Düşüncenin” egemen olacağı düşüncesiyle “Ortak Vatan” vizyonunu paylaşıyor!

*
Bilginin iktidar ve gücü, iktidar ve gücün de bilgiyi ürettiği bir dünya yaşanıyor.
Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Şarjah Emirliğinde İletişim Forumunda “İletişim araçlarını sağlıklı şekilde kullanabilen hükümet ve devletler, sorun çözme kabiliyetlerini artırıyor. İletişim, sadece araçlarla yapılmaz, dil iletişimin aracıdır ama eksiktir. İletişim kalp ile yapılan, yapılması gereken bir faaliyettir. Söz kulaktan kulağa değil kalpten kalbe yol alırsa ancak o zaman iletişim olur ” diyor.

*
İslamcı ve Kürtçü yeni Cumhuriyeti inşa ederlerken,Türkiye özgür bireyi ya da Türk Ulusu da Büyük Atatürk’ün ” Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Yemin ederek size temin ederim ki, bizim milletimizin manevî kuvveti bütün milletlerin manevî kuvvetinin üstündedir “sözünden ilham alıyor.
Zor bir yedi yıl geliyor…

*
Dünya, dünya yalan dünya,
Dünya maniki, maniki dünya

26.2.2013

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.