Rekabetçi kur savaşından barut ile savaşa!

Bülent ESİNOĞLU

Merkez bankaları savaşı,

Kur savaşı,

Ticaret savaşı,

Patent (teknoloji) savaşı,

Barutlu savaş.

Üretim ve uygarlık uzak doğuya gidince, kapitalizmin sorunları daha çok hissedilir oldu.

Zaten sömürüden dolayı kaderinde var olan krizler, kapıyı sıkça çalıyordu.

Hatta bir krizden çıkmadan bir ötekine giriyordu.

Şimdi sürmekte olan savaşın adını, “rekabetçi kur savaşları” diye koymuşlar.

Rekabetçi kur savaşı deyince, bu işi ne kadar da bilimselleştirmiş oluyorlar. Ne kadar da işin içine gizem koyuyorlar.

Dertleri biz anlamayalım da, ne olursa olsun.

Rekabetçi kur savaşı demek; herkes daha çok para basıp, satacak anlamındadır.

Emperyalist blokta çatlamalar demek.

Amerika para basıp, bastığı paraları satma tekelini kaybediyor.

ABD, AB, İngiltere, Japonya para basarak, krizden kurtulmaya karar verdiler.

Ne kadar çok para basarlarsa, dışarıya sattıkları ürünler o kadar ucuzlayacak diye düşünüyorlar.

Oysa İngiltere, AB ve Amerika 2008 yılından bu yana para bastılar. Ama krizden çıkamadılar. Büyümeye geçemediler.

Yani artık eskisi gibi para basarak günü kurtarma işi bitti.

Parayı basma marifet değil, ürettiğiniz ucuz ürününüze finans paketi de ilave etmeniz gerekiyor.

Yani hem ucuz üreteceksin, ürünle birlikte sattığın ülkeye ucuz kredi(borç vereceksin) ki para satabilesin.

Çin gibi, elinde ticaret ve döviz fazlası olan ülkeler bu işi yapabiliyor.

Yani sattığı ürünle birlikte çok ucuza kredi açabiliyor.

Rekabetin gerçeği de burada başlıyor.

Kapitalizm tüketimi artırmak için borçlandırma düzenini kurmuştu.

Bu yol ile doğrudan para satabiliyordu. Borçlandırma tıkanınca, basılan paraların satılmasında sorunlar çıktı. (çalışanların gelirlerinde yeterince artış olmadığı için)

Emperyalizmin en önemli özelliği ve bekli de( artık),temel karakteristiği olan para satma zora girdi.

Zaten bir ülke para satabiliyorsa, o ülkeye emperyalist ülke denir.  Türkiye Türk parasını satamadığı için emperyalist ülke değildir.

Üretimin artmasından dolayı, uzak doğudaki teknoloji üretimi de arttığından, teknolojiye ulaşım ucuzluyor.(Üretimin varlığı teknoloji üretimini de beraberinde getirir.)

Kur savaşlarına dönersek.

Sanıyorum, önümüzdeki süreç şöyle işleyecek.

Merkez bankalarının birbirlerine olan güveni tamamen bitecek.

Almanya’nın 3600 ton altınını Amerika’dan geri çağırması en temel göstergedir.

Altın standardına gayri resmi dönüş hareketleri diğer bir önemli işarettir.

Kur savaşlarının başlaması, arkasından ticaret savaşlarını getirecektir.

Ticaret savaşının anlamı ise; müşterek kullanılan teknolojilerin kullanılamaması demektir.

Zaten arkasından pazarı zorla elde etme, ya da yeni sömürge savaşları gelecektir.

Çünkü emperyalizmin kolay sömürü yaptığı dönemlerden, elinde bir tek silah sermayesi kalmıştır. Bunu tekrar paraya dönüştürmenin yolunu aramaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.