Avrupa Komisyonu, Schengen el kitapçığının yenilenmesiyle ilgili üye ülkelere gönderdiği yazıda, hizmet sunan Türk vatandaşlarının, Almanya, Hollanda ve Danimarka’ya gerçekleştirecekleri ziyaretlerde vize şartı aranmamasını istemiştir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 19 Şubat 2009 tarihli Soysal Kararı ile, hizmet sağlayan Türk vatandaşlarından vize istenmeyeceğine hükmetmiş,  bunun üzerine  Hollanda Danıştayı 14 Mart 2012’de verdiği kararla bu durumu onaylamıştır.

Avrupa Birliği Adalet Divanı 19 Şubat 2009 tarihinde  Katma Protokol’ün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Mart 1973’de  Türk vatandaşlarına vize uygulamayan ülkelerin, o tarihten sonra Türk vatandaşlarına vize uygulaması getiremeyeceğine karar vermiştir.

Kararın özeti ise şöyledir: “Türkiye ile dönemin AET’si, yani bugünün AB’si
arasında imzalanan Ortaklık Anlaşmaları’nın katma protokolları uyarınca bir
Türk vatandaşına vize uygulanamaz…”

Adalet Divanı, Katma Protokol’ün 41’inci Maddesinin birinci fıkrası (standstill hükmü) uyarınca, üye devletler tarafından hizmet sunmak, almak veya iş kurmak amacıyla AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarına şartların
ağırlaştırılamayacağını açıkça ifade etmiştir.

Komisyon,  hizmet sunan Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin  26 Schengen ülkesinden sadece Almanya, Hollanda ve Danimarka’yı kapsadığını belirtmektedir.

Adı geçen 3 ülkeye hizmet sunmak için karayoluyla giden Türk vatandaşlarının transit geçecekleri ülkelerden vize almaları ve istisnai şartlarda sınır güvenliğinin karar vermesi gerektiği  belirtmiştir.

Almanya, Hollanda ve Danimarka’da Türk vatandaşlarına vize muafiyeti, ticari taşıtların sürücülerini, satılan bir mal ya da imzalanan bir sözleşme sebebiyle kurulum, bakım ya da onarım yapacak şirket çalışanlarını, ücret karşılığında sanatsal, bilimsel ve sportif faaliyetlerde bulunan Türk vatandaşlarını kapsamaktadır.

Hizmet sunan Türk vatandaşları bu durumu sınır kapılarında ispatlamaları gerekmektedir.

AB Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış’ın 11 Aralık 2012 tarihinde AB Genel İşler Konseyi Sonuçlarına İlişkin Değerlendirmesi’nde  Türk vatandaşlarına uygulanan haksız vize uygulamasını şöyle eleştirmiştir:

“Vize, Türk halkını en fazla rahatsız eden ve kendini en az Avrupalı hissettiren unsurların başında gelmektedir. Anlaşmalardan kaynaklanan haklarına rağmen, AB ülkelerinin vize uyguladığı tek aday ülke Türkiye’dir… AB’nin Türkiye için adil ve uygulanabilir bir Vize Muafiyeti Yol Haritası hazırlamasını bekliyoruz.”

Avrupa Birliği vize konusunda Türkiye’ye  sorun  yaratırken,  diğer bazı ülkelere aynı zorluğu çıkarmamaktadır.

Bu bir çifte standartır. Benim ifademle bir BoBon kriteridir. Açılımı, Bizden Olan ve Bizden OlmayaNlar’dır.

AB Komisyonu İçişleri Genel Müdürü Stefano Manservisi ve Ermenistan’ın Belçika ve AB Büyükelçisi Avet Adonts tarafından  18 Ekim 2012 tarihinde parafe edilen vize kolaylığı ve geri kabul anlaşması bu  yıl yürürlüğe girecektir.

Anlaşma  ile  Ermenistan vatandaşları için vize başvuru ücreti yarıya indirilecek ve çocuklar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve yakınları AB‘de oturanlar bundan muaf tutulacaktır.

İşadamları, TIR sürücüleri ve gazeteciler gibi AB‘ye sık  seyahat etmesi gereken meslek gruplarına uzun süreli ve çok girişli vizeler verilebilmesinin yolunu açan anlaşma ile diplomatik pasaport sahiplerine vize muafiyeti getirilecektir.

Vize kolaylığı ve geri kabul anlaşmasıyla ayrıca, vize başvurularında talep edilen belgelerin sayısı azalacak ve cevap süresi kısalacaktır. Anlaşmada nihai hedef olarak AB‘nin Ermenistan’a vize muafiyeti getirmesi öngörülmüştür.

Son 5 yılda bölge ülkelerinden Rusya, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’a vize kolaylığı tanıyan AB, Azerbaycan’la da benzer müzakereleri sürdürmektedir.

Brezilya ve birçok Batı Balkan ülkesine vizeyi kaldıran, Rusya’ya da aynı hakkı tanımaya hazırlanan AB biran önce altına imza attığı uluslararası hukuk metinlerine sadık kalarak Türklere vizeyi kaldırılmalıdır.

Almanya ile Türkiye arasındaki vize sorunu sonunda  mahkemelik olmuştur.

Vize alamadığı için 3.3 milyon Euro’luk iş anlaşması feshedilen Türk şirketi, Almanya’yı tazminat ödemeye mahkum ettirmiş,  Almanya tazminatı ödemeyince Alman Lisesi ve 170 dönümlük Alman korusu için haciz kararı çıkmıştır.

Şimdi sizlerle 21 Aralık 2012 tarihinde Sabah  Gazetesi’nde yer alan ve   Ali Balcı’nın haberinden bir özeti paylaşmak istiyorum.

“Almanya’da 3.3 milyon Euroluk iş sözleşmesi imzalayan Türk şirketi, bu ülkeye götüreceği işçileri için vize alamayınca 712 bin Euro kârdan oldu. Bunun üzerine İzmir’de Almanya aleyhine tazminat davası açtı. Mahkeme, Federal Almanya Cumhuriyeti’ni suçlu buldu ve maddi-manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.

3.3 milyon Euroluk anlaşmaya imza atan Türk şirketi, projede yer alacak 60 personelini Almanya’ya götürmek için 23 Aralık 2009 günü vize başvurusu yaptı. Ancak tüm şartların yerine getirilmesine rağmen başvuruya -olumlu ya da olumsuz- bir türlü yanıt alınamadı.

İki yıllık sürecin ardından mahkeme, ‘Dava konusu olan eylem, vize istemi üzerine yanıt vermemektir. Bu ise bir haksız eylemdir’ diyerek Federal Almanya Cumhuriyeti’ni 1 milyon 678 bin lira maddi, 20 bin lira da manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.

Avukat Hüseyin Cimşit, ‘Türk mahkemesinin aldığı kararı tanımak istemeyen Federal Almanya Cumhuriyeti’nin tapulu mallarına haciz koydurduk. Yasal işlemler bittikten sonra Alman Lisesi’ni ve 170 dönümlük koruluk alanı satışa çıkaracak olan İcra, kazandığımız tazminatımızı tahsil edecek’ diye konuştu.”

“Altın Elbiseli Adam” TRT Belgesel  Kanalı’nda Yayınlandı

 

“Karlı Dağlardaki Sır”, “Damgaların Göçü”, “Zamana Karşı”, “Türkistan’da Bir Gün’ün”  yapımcısı yönetmen Servet Somuncuoğlu’nun “Altın Elbiseli Adam”  belgeseli  23 Ocak’ta  TRT  belgesel kanalında yayınlanmıştır.

 

Altın Elbiseli Adam, Türk kültür ve uygarlık  tarihinin en önemli buluntusudur. İki bin beş yüz yıl öncesinin Türk  uygarlığının bir göstergesidir.

Altın Elbiseli Adam arkeolojik kazısı arkeolog Kemal Akişev tarafından 1969 yılında başlatılmış  ve 22 Nisan 1970’de   sona  ermiştir.  Altın Adam’ın bulunduğu  Kazakistan’ın Yedisu Bölgesinde çok fazla sayıda kurgan (Orta Asya’daki eski Türk mezarları olup, devlet  yöneticisi olanlar için yapılmışlardır)  vardır.

 

Altın elbiseli adam milattan önce beş yüzlü yıllarda yaşamıştır.  Kazakistan kültürünün  simgesi haline gelmiştir. Altın Elbiseli Adamla birlikte bulunan gümüş kase ve üstünde yer alan iki satır yazı çok önemlidir.

 

Yazıt Türkçe olup, eski tarihi Türk alfabesi ile yazılmıştır.  Kazak filolojisti Altay Amanjolov  yazıtı Türkçe olarak okumuş ve “Esik yazıtı” diye adlandırmıştır.

Buluntular, Issık’ta  2500 yıl önce büyük ve güçlü bir Türk devletinin varlığını ortaya çıkarmıştır.

Birçok kopyası yapılan Altın Elbiseli Adam, Kazakistan’da farklı müzelerde sergilenmektedir.  Aslı, Kazakistan Merkez Bankası’ndadır.

Geçen yıl Almatı’ya bir konferans vermek için gittiğimde, Altın Elbiseli Adam’ı (sonradan yapılanını)  müzede gördüm ve çok etkilendim.

 

Prof. Dr. Nabi Avcı Milli Eğitim Bakanı

Eskişehir  Milletvekili ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Perşembe  günü Milli Eğitim Bakanlığı’na atanmıştır. Prof. Dr. Orhan Oğuz hocamızdan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na getirilen ikinci Eskişehir Milletvekilidir.

Gerek Sayın Avcı ve gerekse Sayın Oğuz hocamızın ortak tarafı, her ikisinin de Anadolu Üniversitesi mensubu olmasıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı önemli bir bakanlıktır. Tıpkı Maliye Bakanlığı gibi.

Eskişehir, Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğu gibi iki Maliye Bakanı çıkarmış şanslı bir ildir.

Rahmetli Hasan Polatkan, Kemal Unakıtan ve Prof. Dr. Orhan Oğuz hocamın  Eskişehir’e ve de ülkeye büyük hizmetleri olmuştur.

Sayın Avcı’da bu hizmet kervanına katılmıştır.  Kendisini kutlar, yeni görevinde başarılar dilerim.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.