BAĞIMSIZ ULUS DEVLETİN YERİNDE CIA VE MOSSAD

 
Başbakan Erdoğan,1984’ten bu yana süren Kürt sorununun çözümüne yönelik kısa sürede altyapısı oluşturulan bir planla yeniden kamuoyunun önündedir.
Erdoğan,Nijer’den,”Bizim tek ifademiz,bölücü terör örgütü kadrolarının ülkeyi silah bırakmak suretiyle terk etmesidir” mesajı geçiyor.
Kürtlere daha fazla hak tanınması,tutuklu Kürtlerin serbest bırakılması,Anayasa’da Kürt milletinin tanınması yönünde adımlar atılması karşılığında PKK’nın silah bırakması ve Kandil’e çekilmesi öngörülüyor.
MİT Müşteşarı Hakan Fidan İmralı’da Öcalan ile görüşürken,MİT’ten bir grup da Kandil’de PKK yönetimi ile görüşüyor.
Kamuoyu deşifre olmuş eski tüfeklerle değil A.Selvi, E.Can gibi yeni yüzlerle bildik TV kanallarından ve gazetelerden durmaksızın bombardımana tutuluyor -derken;
Fransa/Paris’te Kürdistan Enformasyon Bürosunda, biri örgütün önemli aktivisti Sakine Cansız olmak üzere PKK’lı 3 kadın  başlarına kurşun sıkılarak öldürülüyor!
Suikasti süreci baltalamaya yönelik örgütün iç yapısındaki farklı eğilimlerin değil,Öcalan’a hakim, onun üstünden politika kuran ve süreci ivmeleyen bir istihbarat örgütünün yapmış olduğu doğru varsayımdır.

*
ABD ve İsrail’in desteği ile AKP/Cemaat’in Arap İslam ülkelerine yayılmacı felsefede merkezi,yerel, özerk idareler, yargı,CHP,üniversiteler,medya,sermaye ve TSK üzerinden henüz anayasası eksik 2.Cumhuriyeti oluşturdukları biliniyor.
Bu değişimde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) türlü süreci belirleyen,içinde askeri gücün pasifize edilerek operatif fonksiyon yerine istihbarat fonksiyonu kuvvetlendirilmiş yeni merkezdir.
Bir tarafta Türkiye’de demokratikleşmeyi öngören ABD/CIA, öte tarafta demokratikleşme için Kürt Sorununun çözülmesiniöngören İsrail/MOSSAD ile istihbarat paylaşımıyla yeni Türkiye’yi belirliyor,siyaseti ve askeri yönetiyor.

*
Akış bazen hem MİT’in henüz değişimi, hem ABD/CIA ve İsrail/MOSSAD’ın Orta Doğu politikalarında önceliğe yönelik uzlaşmazlıkları nedeniyle Yeni Türkiye’ye çatışmalar yansıtıyor.
Mesela 2008-2011’de Kürt Sorununun çözülmesini isteyen MOSSAD’ın ivmesiyle PKK’yı bir kurum olarak algılayan MİT, AKP hükümetinin Barış ve Kardeşlik Projesi çerçevesinde belli aralıklarla İmralı’da Abdullah Öcalan ile devamında örgütle Oslo’da olmak üzere yaptığı müzakerelere  birden-bire son veriyor.
MOSSAD MİT’e istihbarat paylaşımını kestiğini açıklıyor -bu gelişim, yeni Türkiye ilgili merkezlerine  MOSSAD’ın İslamcı vizyonuyla Müşteşar Hakan Fidan’ın İran’a bilgi aktaracağı kuşkusuyla istihbarat paylaşımı kestiği biçimde yansıyınca MİT’te ve yine çok önemli bir kurum haline getirilen Emniyet’te çatışma yaşanıyor.

*
Halbuki ABD’nin Orta Doğu’da çıkarlarını temin etmek ve İsrail’in çevresinde güvenli bir bölge oluşturulması hedefleri doğrultusunda Arap Baharı ile yeni bir süreç başlamıştır.
Tehdit olarak algılanan İran’ın rejim niteliklerinden kaynaklandığına inanılan nükleer programına karşı duruş geliştirmek adına;
Şii İran’a karşı Sünni tarafın milli gelir ve reel hayat arasında oluşmuş derin uçurumunda etnik,mezhepsel,sınıfsal farklılıkları kaşınan halkların tepkisiyle ülkelerin sosyo-politikleri istikrarsızlıklara yüklenmekteydi.
Bu suretle İslam ülkelerinde hem itikadî zaaflar oluşuyor hem de barış ve istikrar ancak riayet etmek ve kaynaklar karşılığında ABD’nin küresel piyasalarından temin edilmek zorunda bırakılıyor- o nedenle, Türkiye coğrafyasında Kürt Sorununun çözümü geçici olarak askıya alınıyordu…

*
Nitekim Tunus’ta,Libya,Mısır’da öngörülen plan işlemiş,Suriye’de temel sorun rejimin yıkılıp-yıkılmamasından ziyade nasıl bir sisteme yöneleceğine evrilmiştir.
Suriye İç Savaşında Nusayrilerin,Sünni Arapların,Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerini esas almayan ortak bir çözüm giderek zorlaşıyor -şimdilik, İsrail ve ABD Suriye kimyasal silahlarının Esad rejiminin kontrolünde bulunmasını rejiminin yıkılması halinde silahların radikal islamcı örgütlerin ya da Hizbullahi örgütünün eline geçmesine yeğlediği için rejim ve muhalifler arasında  savaş dengesi oluşturulmuş bulunuyor.

*
Suriye Nusayrileri ya da Arap Alevileri nufusun yüzde 12’sidir ve Doğu Akdeniz’de Lazkiye- Lübnan-Hatay bölgesini,Kürtler yüzde 12 ile Türkiye sınırının karşısında Kamışlı bölgesini,Sünni Araplar nufusun yüzde 74’ü ile neredeyse  geriye kalan tüm bölgeyi tutuyor.
Bu çerçeveden bakıldığında ABD Orta Doğu’nun hidrokarbon rezervlerinin yarısını oluşturan Irak Kürdistan kaynaklarının Şii Irak,İran ve Sünni Araplara ve Türkiye’ye muhtaç olmadan dünya piyasalarına ulaştırılmasını  öngörüyor.
O yüzden Irak Kürdistanı hidrokarbonlarının rotası her geçen gün konumunu pekiştiren Suriye Kürdistanı bölgesinden Doğu Akdeniz kıyısında özgür bir Nusayri bölgesi vasıtasıyla denize ve bu bölgeden güneye Golan tepelerinden İsrail’i gösteriyor.
Giderek Türkiye ve İran’ın jeostratejik ve jeopolitik değerlerinin azalması öngörülmektedir -o nedenle,İran ve Türkiye mevcut koşullarda farklı cephelerde bulunsa da değişimden en çok zarar görecek ülkelerdir!

*
Öte yanda dünyada hidrokarbon alıcısı tüm ülkelerin  kendi ekonomik çıkarları için göz diktiği Irak Kürdistan’ıda radikal değişimler yaşıyor.
ABD ve İsrail 

Irak-Suriye Kürdistanı koridorunda ne Şii,  ne Sünni’lerin, ne de Türkiye’nin etkin olmasını istemiyor.
İşte ABD Kuzey Irak’ın Türkiye’ye ekonomik ve siyasal bağımlılığını arttıracak bir duruma girmesini istemediği için Türkiye ile Irak Kürdistanı’nın petrol,doğalgaz ve bunlara ilişkin hatların döşenmesi anlaşmasına karşı çıkıyor.
Rağmen yeni Türkiye ABD-İsrail lehinde Irak Kürdistanı koridorunu temin edebilmek için Irak’ta Sünni ve Şii’leri ayrıştırmaktadır -o nedenle bir sükûn haline kadar Irak Kürdistanı tüm kurumlarıyla hazır olduğu bağımsızlık ilanını bekletiyor.

*
Geriye nükleer programı ile büyük tehdit olarak algılanan İran’da,

 Pakistan sınırında Sünni-Şii karışık yaşayan Belluciler, Körfez bölgesinde Sünni Araplar ve Irak sınırında uzanan Sünni Kürtler bir arada tutulmakta zorlanılıyor.
Bugün İran Kürdistanında Kürtler orta büyüklükte toprak sahipli,hiçbir önemli yatırım olmadığından sanayi proletaryasının bulunmadığı,büyük bir işsizlik düzeyinde kırdan göçle sürekli büyüyen şehirlerdedir.
Hem ulusal duygularının güçlü,hem nufuslarının fazla olması nedeniyle İran’ın zorlayacak güç olarak kabul ediliyor.

Türkiye ve Irak sınırında yaşayan İran Kürtlerinin Irak Kürdistanıyla ve PKK ile yakın ilişkileri vardır -o  nedenle, ABD/ İsrail’in  İran rejiminin Kürt azınlığın sorunlarını çözmekteki başarısızlığını bir fırsata dönüştürmesi sırasının geldiği anlaşılıyor.


*
Bu yolda -belki, MOSSAD’tan Paris Suikasti gibi çeşitli gözdağları alan  PKK’nın -işte, Türkiye’de Kürtlere daha fazla hak tanınması, tutuklu Kürtlerin serbest bırakılması,Anayasa’da Kürt milletinin tanınması yönünde adımlarla motive edilerek silah bırakmaya ve Kandil’e çekilmesi öngörülüyor.
Sıranın Kandil’den hareketle İran’ın ayrıştırılmasına geldiği anlaşılıyor.

*
Silahlı Kuvvetlerde general üniforması giymiş Başkan ve adlı-şanlı komutanlar pozu kesen bir NATO kurmay heyeti manzaraya melül-melül bakmaktadır.
İnanmazsanız,Başkan’ın herhangi bir fotoğrafını bulunuz ve gözlerine bakınız… 

11.1.2013

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.