Kategoriler
Necdet Buluz

Önce kamuoyu ikna edilmelidir…

NECDET BULUZ

 

                                                              İmralı canisi Öcalan’ı muhatap alan bugünkü AKP Hükümeti, MİT kanalı ile şimdi de Kandil ile görüşmelere başlamış. Gelen haberler, bu görüşmelerin Kuzey Irak’taki Erbil’de yapıldığını ve buna da Kuzey Irak Peşmergebaşı Barzani’nin aracılık yaptığını gösteriyor. Buradaki bütün hedef, PKK’ya silah bıraktırmak ve silahların susmasını sağlamak. Ancak, daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi bu konunun oldubittiye getirilerek sonuçlandırılması mümkün değildir. Biz, baştan bu yana devletin teröristlerle pazarlığına karşıyız. Sadece biz değil, kamuoyunun büyük bir kesiminin de bu görüşmelere karşı olduğunu biliyor ve görüyoruz.

                                       Özellikle kamuoyu, atılan bu adımlarda Türkiye’deki üniter yapının bozulmayacağını görmek ve ikna olmak durumundadır. 2009 yılında Türkiye, bir Habur rezaleti yaşadı, bundan sonra terör olaylarındaki artışı da gördü. PKK’ya silah bıraktırma girişiminin de Habur rezaletine dönebileceği kuşkusu içinde olanların sayısının % 65’lerde olduğunu görmezden gelmemek gerektiğini anımsatalım.

  • KAMUOYU GÖRÜŞMELERE KARŞI

                                                              Konu ile ilgili olarak bir kamuoyu araştırması yapılmış. A&G Araştırma Grubu’nun yaptığı araştırmada Öcalan ile görüşme yapılmasına Kürt kesimi % 66 ile destek verirken, Türklerde bu oran % 11 olarak kalıyor. Öcalan’ın serbest bırakılması ya da ev hapsine ise Türkler tamamen karşı çıkıyor. Kısaca tabloya baktığımızda kamuoyunun büyük bire kesimi İmralı görüşmelerine “hayır” diyor. Bu arada MHP’nin, milliyetçi kesimin Meclis’ten yükselen tek ses haline geldiğini de söyleyelim. MHP, yapılan tüm bu işlerin hepsinin karşısında olduğunu söylüyor ve “ Teröristlerle devlet pazarlık yapmaz, bu AKP’nin PKK karşısında Beyza bayrak çekmesidir” diyor.

                                                              Böylesine hassas bir konuda adım atılacaksa, öncelikle kamuoyunun nabzının tutulması, kamuoyunun ikna edilmesi ve desteğinin alınması şarttır. Kamuoyunun ikna olmadığı, destek vermediği, içinde olmadığı bir konunun başarıya ulaşmasını beklemek doğru olabilir mi? Kaldı ki, atılan bu adımlara Meclis de tam destek vermiyor. MHP, bütün bu olup bitenler karşısında doğrudan karşı çıkan bir siyasi parti olarak da dikkatleri çekiyor. Ana Muhalefet Partisi’nin verdiği desteğin de sınırlı olduğunu görüyoruz.

                                                             HİÇBİR KONU KAPALI KALMAMALI

                                                              PKK’ya silah bıraktırma konusunda Başbakan Erdoğan’ın büyük bir risk aldığı biliniyor. Ancak, bu risk ülkeye ve insanlarımıza zarar verecek noktalara taşınacaksa, burada da başarıdan söz edemeyiz. Ne oluyor, ne bitiyor, ne pazarlıklar yapılıyor, ne ödünler veriliyor bütün bunların kamuoyu önünde tartışılması, Meclis’in bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bunların hiçbirini göremiyoruz. Başbakan “Bende bilgiler var ama bunları paylaşmam” diyor. Kimden ne saklanıyor, kimden ne kaçırılıyor? Hiç değilse, konu sürekli olarak Meclis’te gündeme getirilip, Meclis çatısı altında müzakere edilse daha doğru olmaz mı? Bugüne kadar bu adımlar da atılmadı.

                                                              A&G’nin sahibi Adil Gür, süreç ile ilgili bir analiz yapıyor. Bu analizinde de şu vurguyu yapıyor, kendisini dinleyelim:

                                                              “ Önümüzde 3 seçim var. 1,5 yıl sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi çok önemli. Ama bu sürede böyle bir sorun çözülemez. Dolayısıyla burada ilk beklenti, silahların bırakılmasından çok silahların susmasıdır. Uzunca süre şehit cenazesi gelmez, Kürt delikanlıları dağda ölmez ise, sorun çözülememiş olsa bile bu hem Türkler, hem Kürtler üzerinde pozitif etki yaratır. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önceki 6-8 aylık süreçte silahlar susarsa, bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde büyük bir pozitif etki yaratır.”

                                                              BAŞBAKAN İNANDIRICI DEĞİL

                                                               Bu sözleri dikkatlice okuduğumuzda, burada Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanan Başbakan Erdoğan’ın gerçek hedefinin ne olabileceğini de az çok okumuş olabiliriz. Daha önceki dönemlerde silahlar bir süre susmuş, şehit haberleri gelmemiş, ortalık durulmuş ve bu ortamda AKP iktidarı hem seçimi kazanmış, hem de Anayasa değişikliğindeki halk oylamasında başarı elde etmişti. PKK’ya silah bıraktırma işinin de buna döneceği endişesi içinde olanların var olduğu da görülüyor.

                                                               Çünkü İmralı canisi konusunda Başbakan Erdoğan daha önce “Biz olsak asardık” diyordu. Şimdi ise 40 bin kişinin katili ile pazarlık yapıyor. PKK’nın Meclis’teki uzantıları BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması için ilk adımı atan da Başbakan Erdoğan’dı. Şimdi ise, BDP’lilerle kol kola iş yapmaya kalkışıyor. Bütün bu çelişkiler de kamuoyunda endişe yaratıyor ve kamuoyu yapılanlara şüphe ile bakıyor.

 e.mail: necdetes@mynet.com

 

 

 

                                   

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.