Kategoriler
Almanya

Onu Bırak Beni Al

Alman Gazteci, COMPACT Dergisinin sahibi Jürgen Elsässer’in Soner Yalcin ile ilgili 16 Kasim’da yazdigi yaz Türk Basinin’da genis yanki buldu. Bu yazinin cikmasinda büyük caba sarfeden HDF Yönetim Kurulu’ndan arkadasimiz Sibel Altunay’a YK adina cok tesekkür ediyorum. Aninda tercüme edip servis ettigimiz yazi dün AYDINLIK ve Odatv’de yayimlandi:
Sükrü Budak

Alman Compact dergisinden Jürgen Elsässer Soner Yalçın’ın serbest bırakılması için Başbakan Erdoğan’a seslendi. Elaser yazısını şu satırlarla bitirdi: “Şayet yardımı olacaksa: Ben onunla değişmeye hazırım. Erdoğan, Soner Yalçın’ı serbest bırak! Beni içeri al. Onun suçu benim de suçum.“
İşte “ERDOĞAN: Soner Yalçın’ı serbest bırak!“ başlıklı o yazı:

“Soner Yalcın Erdoğan’ın Hapishane’sinde çünkü o gladyo terör ağı hakkında gerçeği biliyor.
Bugün, 16 Kasım’da hakim karşısında, neredeyse iki yıldır hapiste. Cezaya layık hiç bir suçu olmadan… Sadece çok şey biliyor ve bu konuda bildiklerini yazdı diye.
Hey, siz NATO Avrupa’sının korkak/ahlaksız basın elemanları, siz Sacharow Ödülünü Rus Pussy ..cıklarına vermek istiyorsunuz, değil mi? Eğer kendinizi daha fazla rezil etmek istemiyorsanız, 5 dakika Soner Yalçın ile ilgilenin. Gerçekten bu ödülü hak eden bir meslektaşınız var orada. Erdoğan’ı onu serbest bırakmaya hazırlayın. Derhal!

46 yaşındaki Yalçın 14 Şubat 201’de tutuklandı. İddia: Ergenekon İttifak’ında yönetici üyelik. Bu başlık altında şu an Türkiye’de çok dava var. Özellikle askeri yöneticilere yakıştırma şu, darbeyle İslamcı AKP’nin mevcut hükümetini ortadan kaldırmak.

Ordunun tüm liderleri bu şekilde tırpanlandı ve yerlerine yenileri getirildi.
Bu gelişmeyi batı, basında sempatik karşıladı, çünkü geçmiş zamanlarda Türk Ordusu gücü kendisinde görmüştü, son örneği 1980 darbesi.

Ayrıca gizli askeri çevrelere atfedilen çok sayıda cinayet ve suikast vardı. Türkiye’de bu olaylardan dolayı “derin devlet” konuşuldu. Bunun apaçık soğuk savaş zamanında kurulan NATO Gladyosu ile alakalı olduğu ve birçok ülkede stratejik gerilim yarattığı bilinmekte. İtalya’daki Kızıl Tugaylar’ın cinayetleri (Aldo Moro) ve neo-faşistler (Bologna 1980) ve Almanya’da ki sağcı Ekim (Oktoberfest) bombalanması (1980), “3 Nesil RAF” cinayetleri NATO Gladyosu hesabına havale edilir.

Erdoğan’ın Yargısı “Ergenekon Davaları” ile Gladyo ağı’na karşı savaş mı açtı?
Kim buna inanıyorsa, Soner Yalçın’a karşı açılan dava ile bunun böyle olmadığını anlamış olması gerekir. Çünkü Soner Yalçın Türkiye’de Gladyo’ya karşı en tanınmış savaşçıydı. O Abdullah Çatlı’nın biyografisini yazdı -,o Çatlı ki Papa’nın suikastçısı Mehmet Ali Ağca’ya direktif veren ve onu yalancı KGB efsanesi yapan, işte 1996’da trafik kazasında sahte evraklarla Ankara Emniyet Müdürü ile o zamanın İçişleri Bakanının arabasında bulunan Çatlı. Soner Yalçın, 1993 yılında öldürülen Binbaşı Cem Ersever’in bıraktığı belgeleri inceledi, belgelerde kendi bölümüne ait öldürme emirleri vardı. Bu öldürme emirleri şimdi Türk yargısı tarafından Ergenekonla ilişkilendiriliyor.

Allah aşkına Soner Yalçın’ın Ergenekon ağı ile ne alakası var, kendisi gizli operasyonları ortaya çıkarmışken. Bu aynen Almanya’da aşırıcı sağcı NSU cinayetlerine karışmış devlet organlarını ortaya çıkaran gazetecileri tutuklayıp, bu gazetecilerin NSU üyesi olduğunu iddia etmek gibi bir şey.
Bundan daha sapıkça bir şey olamaz.

Yalçın Türk gazetecileri içerisinde “istihbarat uzmanı”. Gazetelere yazı yazdı, Televizyonlara program yaptı, CNN Türk’te dahi program yaptı, Hürriyet gazetesinde köşe yazarı olarak yazdı. Gladyo ve Türkiye’deki kirli yeraltı savaşı üzerine kitapları altı haneli baskılara ulaştı. Tutuklanıncaya kadar Odatv denen kendi haber portalını işletti.
İddianamede arkadaşlarının (kendisinin değil) Bilgisayarlarında bulunan belgeler esas alınmaktadır. O dışarıdan bir virüs yoluyla bu belgelerin Bilgisayarlara yüklendiğini söylüyor ve dört farklı uzman kurum, Bilgisayarları inceledikten sonra bunu doğruluyorlar. Bilgisayarlarına virüsle yerleştirilen sahte belgeler nedeniyle tutuklanıp ve iki seneye yakın bir süre içeride yatan diğer 3 Odatv gazetecileri şimdi dışarıdalar.
Peki, Bilgisayarında bir şey bulunmayan Soner Yalçın neden hala içeride?

Hücreden 134 sayfalık iddianame hakkında yazdığı açık mektupta: “Haber ” kelimesi 361 kere, “Kitap/Yazmak” 280 kere, “sütun” 53 kere, “Röportaj” 26 kere ve “Makale” 5 kere iddianamede öne çıkıyor. İddianamede Silah, Bomba, Cinayet veya Protesto asla yok. Sorgulamam esnasında hâkimler devamlı “Neden bu haber hakkında yazdınız?” veya “Neden bu röportajı yayımladınız” gibi sorular sordular.
Demek ki onun sucu şunlar: Soru sormak, gerçeği aramak için, gerçekler hakkında yazmak. “Diğer bir deyimle, benim suçum benim mesleğim” diyor Yalçın.
Dünya’da tutuklu 170 gazetecinin, gerçekten de 102 tanesi Türkiye’de demir parmaklıklar arkasında bulunmakta.

21 aydır 24 saat ışığı açık, günde 17 saat suyu kapalı bir hücrede.
Neden?

Erdoğan hükümetini eleştirdi için mi içeride. O herkesten daha iyi biliyor ki, Ergenekon temizliği Türk Ordusunu illaki daha demokrat değil, ancak söz dinleyen/yumuşak başlı yapmıştır.
Şimdi Suriye sınırında tank zincirleri sakırdıyor. Havada savaş kokusu var. Böyle bir durumda Soner Yalçın gibi bir eleştirmen ve Amerika’ya sıcak bakmayan tutuklu Generaller tehlikeli olabilirler
Ama Dünya’da Barış’ı, Demokrasi’yi, İnsan Hakları’nı ve Basın Özgürlüğü seven İnsanlar olarak, Soner Yalçın’ın ÖZGÜRLÜGÜ için verdiğimiz mücadele, onun patlayıcı potansiyeli ile daha da tetiklenecek.
Şayet yardımı olacaksa: Ben onunla değişmeye hazırım.
Erdoğan, Soner Yalçın’ı serbest bırak! Beni içeri al. Onun suçu benim de suçum. “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.