Amerika “Suriye’de yokuz” diyor…

NECDET BULUZ - ozan ceyhun

NECDET BULUZ

 

                                                        Suriye konusuna sık değiniyoruz. Çünkü komşumuzdaki çatışmaların bölgemizi hali ile bizi de çok yakından etkileyeceğini görmekteyiz. Bu konuda gerek Başbakan Erdoğan, gerekse Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yanlış politikaları ile Suriye konusunda çok öne çıktık, tökezledik, sınıfta kaldık. Bugün de bu konuda adeta yalnızları oynuyoruz.

                                                         Suriye politikalarında Hükümeti destekleyenlerin bir umudu vardı. O da, Amerika’daki seçimlerden sonra Başkanlığa yeniden seçileceğine kesin gözle bakılan Obama’nın, Suriye’ye gereken müdahaleyi yaparak Türkiye’yi içine düştüğü çıkmazdan kurtaracağı görüşüydü. Şimdi, seçimler yapıldı, Obama yeniden seçildi. Acaba, beklentilere yanıt bulunabilecek mi? Biz, sanmıyoruz.

                                                          AMERİKA SURİYE’DE YOK

                                                          Suriye konusunu çok iyi okumak gerekiyor. Eğer, ABD, bu konuya müdahale etmeyi isteseydi, seçimlere falan bakmaz, bugüne kadar gerekeni yapardı, yapmadı ve yapmayacaktır da. Her yazdığımız yazıda değindiğimiz gibi, Suriye konusu bize ihale edilmiştir. Kaderimizle baş başa kaldık. Hiç kuşkunuz olmasın, bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların temelinde de Suriye çıkmazı önemli rol oynuyor.

                                                          Amerikan yönetimi, kendi ve dünya kamuoyuna bazı mesajları kendisine yakın gazeteciler kanalı ile veriyor. Suriye konusunda da bugüne kadar birçok mesajı bu kanallarla verdi. “Biz, Suriye konusunda doğrudan yokuz” denildi. Amerika, çıkarı olmayan bir yerde ve olayın içinde bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmaz.

                                                         The New Times’ın ABD yönetimine yakın isimlerinden Thomas Friedman’ın şu yazdıklarına bir göz atarsak, gerçekleri biraz daha görmüş oluruz:

                                                          “ Obama’nın gündeminde dünya yok. ABD, önümüzdeki dört yıl boyunca ekonomiyle yatıp, ekonomiyle kalkacak. ABD bu yüzden Suriye meselesini de Türkiye’yi de kullanarak çözecek. Kullanmak sözünü yanlış anlamayın. Biz aslında size yalvarıyoruz. Biz, Suriye’ye parmağımızın ucu ile bile dokunmayacağız. Evde tek başınasınız. Çünkü Başkan Obama’nın içeride çok işi olacak”

                                                         İHALE BİZDE Mİ KALDI?

                                                          Her şey açık ve net. Kendimizi kandırmayalım. Bu tür açıklamalar Suriye krizinin başlaması ile çok kez yinelendi, daha da yinelenecektir. Bu tabloyu gördükten sonra, Suriye konusunun bize ihale edilmiş olduğu kanısına varırsak yanılmış mı oluruz acaba?

                                                          Amerika’nın şu andaki tek konusu, kötüye giden ekonomisini rayına oturtabilmektir. Obama’nın ilk işinin de bu olacağını sanıyoruz. Dışarıda artık macera aranmayacak. Irak ve Afganistan gerçeği ortada. Bu bataklara saplanan ve trilyonlarca dolar harcayan Amerika, adı geçen ülkelerde ve bölgelerde barışı sağlayamadı, istikrarı getiremedi. Kaldı ki ABD artık eskisi gibi Avrupa’dan da destek alamıyor.

                                                          Obama’nın, zaten savaştan yana bir politika uygulamadığı biliniyor. Bu nedenle İsrail ile bile zaman zaman arası açılıyor. İsrail’in İran’a saldırma planları halen hayata geçirilemediyse, bu Obama’nın frene basmasından kaynaklanıyor. Dikkat edilecek olursa, Başkan Obama, halkına barış, refah ve rahat bir ekonomik hayat vaadinde bulunmuştur. Biz, bütün bunları alt alta koyduğumuzda, Obama’nın artık içe kapanacağını da söyleyebiliriz.

                                                           YENİ POLİTİKALAR GEREKİYOR

                                                           Burada ortaya çıkan şu gerçeğe bakalım:

                                                           Suriye konusunda kaderimizle baş başa kaldığımıza göre, bundan böyle bu konuda atılacak adımlara daha dikkat etmemiz gerekecektir. Hala bu konuda macera aramayalım. Kendimizi ve bölgemizi daha da tehlikeye atabilecek adımlardan uzak duralım. Daha da açıkçası yeni bir Suriye ve bölge politikaları üretip hayata geçirelim. Zaten kendi içimizdeki sıkıntıları çözemedik, PKK terörü başlı başına en büyük sorunumuz olarak karşımızda duruyor.

                                                            Burada küresel güçler Türkiye’ye şu mesajı da veriyorlar:

                                                           “Bölgesel güç olma hayalinden vaz geçin. Böyle bir güç elde edilerek önünüzün açılacağını hesaplamayın. Buraları biz dizayn ederiz. Bölgede bizim çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa, öyle hareket ederiz. Bizim çizdiğimiz yoldan yürümek de size kalır.”

                                                            Nitekim daha önceki söylemler ve geldiğimiz noktaya baktığımızda bugün küresel güçlerin istekleri doğrultusunda hareket eden bir ülke konumuna geldiğimizi de görmüş oluruz.

e.mail: [email protected]

 


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir