TÜRKİYEDE SIKINTILI GÜNLER

Kim Ne Yapıyor Belli mi?   …..   Prof. Dr. Oya Akgonenc

Türkiye, oldukça zor günler yaşıyor, sıkıntılı bir dönemin tam ortasında. Üstelik de içeride kimin ne yaptığı veya neden, hangi saikle yaptığı da belli değil.

Suriyede büyük sıkıntı olduğu malum. Arap Birliği, İslam Organizasyonu Örgütü ve Birleşmiş Milletler özel arabulucuları ve gözlemcileri hiç bir çare bulmuş değil. Kan akmaya devam ediyor.Suriye 19 aydır ateş içinde. Etrafında ki ülkelere bakınca:

Iran, Suriye’nin çökmemesi için elinden geleni yapıyor, zira Suriye kendi önünde bir tampon bölge. Orası düşerse, kendisi, direk saldırıya maruz kalacak. Üstelik bir de ortada Şiilik  bağı var. Iran, Suriye, Lübnan ve Irak’ın Güneyi güçlü bir Şii/Alevi hattı  meydana getirmiş oluyor. Ortadoğu çok tehlikeli bir biçimde bir mezhep çatışmasına doğru sürükleniyor. Bu durum dışarıdan büyük ölçüde destekleniyor.

Rusya ve Çin, Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi içinde bir “güç mücadelesi” yürütüyor ve üstünlüğü ABD’ye kaptırmamaya çalışıyorlar. “sosyalist bir rejim” olan Esad rejimini sonuna kadar korumaya kararlılar. Yani, asıl gerçek şey, uluslararası güç mücadelesi. Bir de Rusya, “Ortadoğu’da ben de varım” diyor.

Fransa, alttan alta eski sömürgecilik politikalarını yürüterek, Suriye ve Lübnan da yeniden etkin olma çabaları içinde. Asıl, doktor ve hemşire getirdim diyerek Lübnan sınırından Suriye içine ne sızdırdığı belli değil. Amman’la iş yaparken Ingilterenin desteği alıyor.

Onların da arkasında ABD ve İsrail var

İsrail, Esadın gitmesini istemiyor. Onunla kurmuş olduğu denge iyi. Küçük bir Nuseyri (Arap Alevi uç grup) grubunun büyük bir Sunni nüfusu ezmesi İsrail’i fazla rahatsız etmiyor, sonuçta kendileri de, Filistine küçük gruplar halinde gelip, büyük kitlelerin elinden topraklarını alarak, İsraili kurup, genişletmişlerdir.  Zaten, Güneyde,  Mısırda Müslüman kardeşlerin başa geçmesi ile son derece huzursuz olmuş olan İsrail, Kuzeyde de aynı durumu görmek istememektedir. Onların durumu da ABD politikalarını etkilemektedir.

Türkiye çok sıkıntılı bir durumda.Şu anda 88,000 den fazla Suriyeli Türkiye’ye sığınmış durumda. Bir taraftan AB İnsan Hakları Komisyonu başkanı, “sakın bu kapıyı kapamayın. Bu insanlık için önemli yoksa bu insanlar ölür” diyor ve siyasi baskı yapıyor. Diğer taraftan bu gelenlere bakmanın tüm yükü büyük ölçüde Türkiye’nin omuzlarına yükleniyor.

BM’ler toplantısında Türk dış işleri bakanı durumun aciliyetini anlatarak, yardım çağrısında bulunmasına  rağmen birçok zengin ve büyük ülke yan çizmeye çalışmıştır. Yani taşın altına elini sokmak isteyen yok, yükü kim yüklendi ise o  götürsün istiyorlar.

İşin en garip tarafı da şimdi başlıyor. Hergün yüzlerce insan (çocuk, yaşlı, kadın, erkek) evlerinde veya ekmek kuyruğunda beklerken Esad güçleri tarafından hunharca öldürülüyor. Bunun raporları bütün gazete ve televizyonlarda  görülebiliyor. Şimdi garipliklere bakalım:

1 Eylül, BM tarafından “Dünya Barış Günü”  olarak ilan edilmiş bir gün. O gün Türkiyede Hatayda büyük bir yürüyüş yapılıyor. Yürüyenler, Suriye diktatörü  Esad lehinde slogan atıyorlar, Esad’ın posterlerini taşıyorlar, “kanımız ve canımz sana feda!” diye bağıra, bağıra yürüyüşü devam ediyorlar. Esadın yaptıklarından memnunlar. “Dünya Barış Günün”de, hergün masum insanları öldüren Esada övgüler yağıyor.

Yürüyüş,Hatay  CHP millet vekillerinin liderliğinde DİSK (işçiler), KESK (ticaret erbabı), TMMOB (mimarlar grubu)  ve TTB (doktorlar grubu), LEMEP (işçi partisi mensupları) olarak bir grubun organize ettiği bir yürüyüş. Taşıdıkları posterlerde Ingilizce olarak “Atatürk”, “Asad” ve “Ali” diye yazılı ve olayda buram, buram kokan tehlikeli bir mezhepçilik mevcut. Bu olaylar nereye doğru gidiyor?

Yine,Türkiyede CHP genel başkanı Hatay’a giderek, sığınma kamplarının kapısını zorlayarak, Türkiye’yi bu kamplarda “Suriye rejimi yani Esad rejimine karşı adam eğitmekle” suçluyor. Herhangi bir delil gösterilmiyor.

Cevap olarak eski Hatay Cumhurbaşkanının oğlu ve eski TBMM başkanı Murat Sökmenoğlu,( kendisi  AKP’li değil) ve Hatay da yaşıyor, kesin bir şekilde bu söylentilerin asılsız yalanlar olduğunu vurguluyor. Yetkili makamlar da hiçbir şekilde böyle birşeyin olmadığını açıklıyorlar. Beki, o zaman bu iddiaların sebebi ne?

Şemdinlide bir şenlik yapılıyor. Oraya gelen BDP milletvekilleri, Türkiye’yi tehdit ediyorlar. “Türkiye hele Suriye PKKsı olan PYD’nin yaptıklarına karışsın, biz içerde öyle şeyler yaparız ki, dünyayalarını şaşırırlar” diyorlar. Cümleler aynen böyle. Bunları söyleyenler de Türkiye devletinin bekasına ve güvenliğini korumaya and içmiş TBMM üyeleri.  Bu küstahlık nereye kadar gidebilir?

Her akşam Antakyanın merkezinde ki Anadolu Restaurant’ta düzinelerle Amerikalı, Fransız, İngiliz, Avrupalı  kişiler toplanıyorlar, yemek yiyip, konuşmalar yapıyorlar. KİM BU ADAMLAR? Neden Antakyadalar? Tunus isyanında da vardılar, Mısır isyanında da vardılar, Şimdi Antakyada işleri ne? Türkiyede ne yapmaya çalışıyorlar?

Kim neyi, neden yapıyor? Hangi hedeflere hizmet ediyor ve sonuçta bunların Türkiyenin güvenliği ve geleceği açısından etkileri neler oluyor? Bu önemli soruları herkesin sorması ve doğru paydalarda birleşmesi şarttır. Türkiye zor bir dönemden geçmektedir. Hepimize  düşen görevler vardır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.