SURİYE’DE “VUR” EMRİNİ KİM VERDİ?


                                                                        Prof. Dr. Oya Akgönenç

Türk uçağının vurulmasından bu yana pek çok açıklanmalar yapıldı ve Suriye tam bir karmaşa ve şaşkınlık içinde olduğunu defalarca ispat etti.  Suriye yetkiileri sürekli yalpaladılar.Kimi zaman kendi egemenlik haklarını kullanarak “savunmaya geçtiklerini” söylediler, kimi zaman ise, Töhmette bulundular ve suçu Türk tarafına attılar.

Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Makdissi’nin Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “olayın Türkiye’yi hedef alan bir saldırı olmadığını belirtilmiştir.” “ Türk uçağı Füzelerle vurulmadı, uçaksavarlarla vuruldu. …. Bu kesinlikle otomatik olarak gerçekleşen bir saldırıdır. Radarla tespit edilmiş bir uçak söz konusu değildir…” dedikten sonra şöyle devam etmiştir, “…sularımıza giren kimliği belirsiz bir uçak hava uçaksavar sistemleriyle yerden 1 kilometre yüksekte uçarken vuruldu. Hedef vurulduktan sonra Türk uçağı olduğu anlaşıldı.” (TRT haber). Bu sözlere sadece “Vah, Suriye, vah!!” demek gerekir.

Son günlerde, Makdissi,” Türk Dışişleri Bakanı’nın  bu krizi derinleştirmek için çaba harcadığını” iddia edecek kadar da ileri gitmiş ve “sorunun çözümü ,krizi derinleştirmekle olmaz. Herkes basında çıkan bu yorumların doğru olmadığını biliyor. Türk hükümetinin yaptıklarına rağmen, iki halk arasında derin bir sevgi vardır. Türkiye ve Suriye halkı kardeştirler, birbirleriyle iftihar etmektedirler. Türk hükümetinin politikaları rasyonel değildir” demistir.

Bu arada Suriye basını, Türk uçağının vurulması olayına fazla yer vermemiş, sadece dış işleri bakanlığının açıklamasına yer vermekle yetinmiştir.Daha çok Ürdüne iltica eden pilot ve uçak hakkında yorum yapmışlardır.Sanki olayı( Türk uçağının vurulmasını) yok sayarlar veya o konuda hiç  konuşmazlarsa, olay kaybolup, gidecekmiş gibi bir tutum  Bu garip davranışları, İngiliz, Orta Doğu Uzmanı Dr. Bill Park, “panik içinde ve acemice” bir tutum olarak nitelendirmektedir.çok doğru bir tespittir.

Komşuların hemen hepsi itidal ve diyolog önermiştir. Iran ve Rusya bu hususları vurgulayan açaklamalar yaparken, Ruslar bir de, “herhangi bir telaş anında hemen vurmaya lüzum yoktu, uyarı yapılabilirdi” cümlesini de eklemişdir.

Çin ise itidal çağrısı yaparken “bunun bir hata olma ihtimalinin yüksek olduğu” üstünde durmuştur.

Türkiyeden bakıldığında,bu  olay bir hata değildir. Kasıtlı, bilinçli ve bir mesaj vermek için yapılmış bir olaydır. Suriye, bilerek risk almıştır Bu  Suriye içinde Türkiye aleyhine işletilen kasıtılı ve olumsuz propagandaların  da sonucudur. Yani, Suriye, “sen muhaliflere yardım edersen, Türkiye üzerinden onlara silah yollarsan  ve onları korursan, biz de seni böyle vururuz” demeğe getirmiştir. Bu kışkırtıcı bir uyarı hareketidir.

Bütün bunları irdeledikten  sonra hemen söylenmesi  gereken husus ta şudur:

“Aman, dikkat!  Türkiye  öfkeye kapılmamalı ve heyecanlarla karar vermemelidir”

  • Türkiye’nin bunu yapmasını (öfkeyle karşılık vermesini veya savaş açmasını) isteyen pek çok odak mevcuttur. Hepsinin de kendine göre hesapları vardır. Herbiri, çıkacak hengameden kendileri için bir şeyler kopartmaya çalışacaktır Sonunda kaybeden Türkiye olacaktır. Onun için mutlaka,soğukkanlı ve ölçülü olmak gerekmektedir. Bu tutum, bir korkaklık veya acz değil, tam aksine güçlü olmak demektir. Türkiye olarak, aldığımız kararı istediğimiz ve uygun gördüğümüz zaman, icra edebiliriz. Bunu da herkes bilmektedir.
  • Böyle kritik bir zamanda hem muhalefetin ve hem de çeşitli yazarların  ne yazıp, ne söylediklerine çok dikkat etmeleri gerekmektedir.Milli kriz anları, ağız dalaşı yapılacak, “üstün çıktım” edası ile laf çarpacak zaman değildir. O işler sülh ve barış dönemlerine saklanmalıdır.
  • Türkiye şu  kritik suali sormalıdır: Suriyede ,böyle pervasızca bir olayı kim onaylamış ve “kim, vur emrini” vermiştir.? Işte o nokta olayın özü ve cevabın anahtarıdır.
  • Acaba Suriye içinde çok derinde saklanan köstebekler harekete mi geçmiştir? Bir taraftan Esad yanında durup ama ona veya idari gruptan birine en tehlikeli ve saçma kararları aldırmak için teşvik  görevini mi yapmaktadırlar? Acaba bu olaylar, onları da kontrol eden başka dış güçlerin emir ile mi olmaktadır?
  • Rusya, Çin ve Iran’I arkasına alan Esad’I yıkamayınca, acaba bazı odaklar,Türk kartını oynayarak, Türkiye ile Suriye’yi kapıştırarak sonuca varmak mı istemektedirler. Hem Suriye’yi bitirmek, hem Türkiye’ye darbe vurmak mıdır ana hedef?

Oyun çok derin ve sessiz…..bir o kadar da karmaşık. Türkiye fevkalade dikkatli bir istihbarat ve analiz operasyonu yürütmek durumundadır.

  • Diğer tarafta, Türkiye’nin NATO yardımına ihtiyacı yoktur. Onun için de Türkiye, toplantıyı  4. Madde yani “istişare maddesi” üzerinden yapılmıştır. Sadece Türkiyenin haklılığını uluslar arası arenada su götürmez şekilde tesçil etmek için.
  • Türkiye yine çok tutarlı ve vicdanlı davranarak, tüm kışkırtmalara karşın toplantıyı NATO anlaşmasının 5. Maddesi üstünden yapmamıştır. Zira o ,direk, müdahaleye yol acan bir köprüdür.
  • Türkiyenin Suriye ile başa çıkmak için başkalarının  yardımına ihtiyacı yoktur.
  • Suriye kendisini tam anlamı ile bataklığın içine sokmuş, beline kadar balçığa gömülmüştür. Suriye bugünkü görünüşü ile tam bir “failed State” yani “kaybetmiş, nakavt olmuş bir devlet” durumundadır.
  • Türkiye, herşeye rağmen, kararlarını kendi çıkarları doğrultusunda ve uluslar arası hukuk kuralları çerçevesinde alacak ve uygulayacaktır. Zaman çok kritik ve tehlikeli bir zamandır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.