Nedim Şener ve Ahmet Şık, AB sayesinde hapisten çıktılar!

    Zeynep Göğüş-Cumhuriyet

    Avrupa Birliği olmasaydı şu anda Nedim Şener ve Ahmet Şık hâlâ içerideydi…

    Soracaksınız, neden?

    Birincisi, tahliyenin gerçekleştiği günün sabahında Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki basın davalarını izlemek için özel bir heyet kurma kararını açıkladı.

    Bu heyetin kurulacağından elbette ki Ankara’nın önceden haberi vardı.

    İkincisi, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in yargılandıkları Odatv davasının hâkimleri duruşmada, o günkü oturumun bir gün süreceğini, çünkü ertesi gün Ankara’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düzenlediği bir seminere katılacaklarını açıkladılar.

    Ankara’daki bu seminerin konusu neydi?

    Tahmin edebileceğiniz gibi basın ve gazetecilerle ilgili yargı süreciydi…

    Tutuklamalar ve uzayan yargı sürecinin ele alınacağı böyle bir toplantıda Nedim Şener ve Ahmet Şık dosyasının da gündeme gelmesi kaçınılmazdı.

    Odatv hâkimleri belli ki bu seminere Türkiye tarafından artı bir puan almış olarak katılmak istediler.

    Tahliyelerde bu iki faktörün önemli rol oynadığını anlamak için kâhin ya da çok derin analizci olmaya gerek yok.

    Nitekim bunu tahliyelerden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı açıklamadan da teyit etmek mümkün. Sayın Cumhurbaşkanı tahliyelerin Türkiye’nin imajına katkı sağladığını söyledi.

    Türkiye’nin yukarıda belirtilen çerçevedeki imajının Arap dünyasında olumlu olmasının bir önemi var mı? Ya da Rusya’da ve Çin’de?

    Türkiye’nin imajının olumlu olmasının yöneticiler tarafından ciddiye alındığı bir tek yer var, o da Avrupa Birliği ve Batı dünyası..

    Türkiye’nin hukuk ve özgürlük kriterleri Batı’ya baktığımızda yükseliyor, Doğu’ya döndüğümüzde düşüyor.

    Şimdi sırada milletvekili seçildikleri halde içeride tutulan Balbay ve Haberal var. Seçilmişlerin Meclis’te olması Avrupalı düşüncenin doğal gereğidir.

    ***

    WikiLeaks tarafından geçen günlerde Türkiye bağlantılı yazışmaları sızdırılan Stratfor (Strategic Forecasting Inc.) adlı “düşünce kuruluşu” tabelalı şirketin başında George Friedman var.

    George Friedman Türk medyasının yabancısı değil. Birkaç yıl önce de “Avrupa Birliği dağılacak, Türkiye Avrupa ile bağını kopartsın, Ortadoğu’nun lideri olsun” diye buyurmuştu.

    Bazılarımız pek itibar etmişti bu sözlere; kimdir bu zat, neyin nesidir, amacı nedir diye düşünmeden… Friedman gelecekle ilgili kehanetlerde bulunduğu “Gelecek 100 Yıl” adlı kitabında 2020’de Rusya’nın çökeceğini, Çin’in dağılacağını, 2040’ta ise Türkiye’nin Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanları hâkimiyeti altına alan bir dev ülke olacağını söylüyordu. Başkent İstanbul’a taşınıyor, Karadeniz ve Akdeniz bir Türk gölü haline geliyor, Neo-Osmanlı senaryosu gerçek oluyor ve Türkiye Osmanlı İmparatorluğu’nun en etkin döneminin hâkimiyetini dünyaya geri getiriyordu.

    Tanrı bizi böyle Türkiye dostlarından korusun!

    Bugün artık net olarak görüyoruz ki Türkiye’nin Avrupa ile bağını kopartması daha çok komplo, karanlık ilişkiler ve darbeler üçgenine düşmek demektir. Bu da kuşkusuz Friedman gibilerine iyi iş çıkarır.

    BİR CEVAP BIRAK

    Please enter your comment!
    Please enter your name here