Güney Kafkasya: NATO ve İran İlgi çemberinde (I bolum)


Okuma Süresi: 14 Dakika

Dr.Sübhan Elekber oğlu Talıblı,
Azerebycan Mili Ilmler Akademisi Şarkiyyet İnstitusu,
Bakü Slavyan Üniversitesi Diplomasi ve Dış Politika Bölümü
subhan_azun@yahoo.com

Uluslararası kurum olarak NATO, çağdaş dünyada siyasi durumu giderek daha ciddi şekilde etkilemektedir. Kurumun eski SSCB mekânındaki olaylara müdahale etmesi genellikle onunla bağlıdır ki, postsovyet mekânında yaranmış yeni devletlerde gelişen milli, etnik, arazi çatışmaları bütünlükte uluslararası ilişkiler sistemi için tehlike yaratır. Harbi-siyasi kurum gibi ise NATO, bütün dünyada, aynı zamanda postsovyet mekânında çatışmaların olmamasında kendi rolünü artırmaya, bu ülkelerle siyasi ve ekonomik krizin ortadan kaldırılmasına, demokratik ıslahatlar geçirilmesine zaruri yardım göstermeye çalışır. NATO ortama uygun olarak kendi görevlerini daim yeniden belirliyor, dünya siyasetinde kendi etkisini ve özel çekisini artırmaya çaba gösterir.
1994 yılı 10-11 Ocakta NATO üyesi olan ülkelerin devlet ve hükümet başçılarının Brüksel’de görüşü düzenlendi. Görüşün sonuçlarına dair beyanat kabul olundu. Belgede uluslararası ve bölgesel siyasi ortamın güncel sorunları hakkında NATO’nun konumu yansımıştı. Beyanatın 21. bendinde NATO’nun üyesi olan ülkeler Güney Kafkasya’da durum hakkında kendi konumlarını bildirdiler [10]. Beyanat yine de mülayimliyi açısından evvelkilerinden farklanmıyordu. Güç kullanımıyla araziler ele geçirilmesini kötüleyen NATO ülkeleri Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın arazi bütünlüğüne, bağımsızlığına, özgürlüğüne saygı duyulmasını bu bölgede barışın, sabitliğin, işbirliğinin var olmasını zaruri bilirlerdi [3, s. 66].

NATO’nun Güney Kafkasya stratejisinde üç Cumhuriyet ile aynı derecede işbirliğinin planlaştırılmasıdır. NATO Güney Kafkasya Cumhuriyetleri ile ayrı ayrılıkta yarattığı ilişkilerin bir-birine zarar getirecek istikamette gelişmesine imkân vermemeye çalışır. Kurumun Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında bölgesel şekilde işbirliği teklifleri de bu mantıktan kaynaklanır [11, s.102-108].
İran yönetimi bölgesel tehlikesizlik sistemine dair yeni biçimde (3+3), yeni Güney Kafkasya Cumhuriyetleri + Rusya, İran ve Türkiye formülünü ireli sürdü. ABD’nin bölgeye gelişini engellemek için, İran hatta Washington’un müttefiki ve Tahran’ın yüzyıllar boyu bölgede rakıbı olan Türkiye ile işbirliğine hazır olduğunu gösterdi. Resmi Tahran bu sistem dâhilinde 6 devletin tehlikesizlik şuralarının katipleri, parlamento başkanları, aynı zamanda ekonomi ve maliye bakanları düzeyinde görüşlerin düzenlenmesini ve genel bakışların oluşturulmasını teklif ediyordu. Lakin bu teşebbüs de bölge devletlerinin desteğini kazanmadı. Bu bir daha gösterir ki, İran’ın bölgesel tehlikesizlik meselelerine bakış açısı diğer bölgesel ülkelerin mevkiiyle örtüşmüyor. İran’ın bölgesel tehlikesizlik sistemine dair bir teklifi 2003 yılının nisan ayında gündeme getirildi. İran’ın Dış İşler Bakanı Kamal Harrazi’nin bölgenin birlikte tehlikesizlik güçlerinin yaratılması teşebbüsü yine bölge devletlerinin desteğini kazanmadı. Araştırılan dönemde İran’ın bölgedeki jeostratejik amaçları aşağıdaki gibidir:

<strong>– kenar güçlerin (ABD ve Avrupa Birliği) Güney Kafkasya’ya katılımını mümkün kadar sınırlaştırmak, onların İran sınırlarına yakınlaşmasına imkân vermemek;
– bölgesel sorunları yalnız bölgedeki devletlerin birlikte çabalarıyla çözmek;
– Hazar havzası ve Güney Kafkasya ülkelerinin tek taraflı adımlarını maksimum tarafsızlaştırmak ve süreçlerde birlikte iştiraki sağlamak için mekanizma bulmak;
– Batıya yönelik siyaset yürüten bölge devletleri ile ilişkileri yüksek seviyede kurarak, onlara tesir mekanizmlerini belirlemek;

– jeostratejik merakları İran’la örtüşen bölgesel ülkelerle işbirliğini daha da güçlendirmek.
İran’ın bölgedeki jeopolitik durumu etkilemek imkânı giderek azalır. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum projelerinin gerçekleşmesi, bölgede bütün projelerin Batının desteğiyle uygulanması İran’ın bölgedeki süreçlerden tecrit olunması ile sonuçlanmıştır. Tahran’ın ciddi mukavemetine rağmen, ABD artık ülkenin sınırlarına yaklaşmış. İran’la sınır yanı ülkelerin çoğunda – Türkiye, Pakistan, Afganistan, Irak, aynı zamanda İran körfezi ülkelerinde ABD’nin askeri güçleri yerleştirilmiş. ABD ve NATO’nun askeri gücü olmadığı İran’la sınır devletler Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkmenistan’dır. Bu olgu Azerbaycan’ın İran için önemini artırır. Irak savaşı başlanandan sonra Tahran’ın Bakü ile ilişkilerine daha çok dikkat yetirmesi rastlantı değil.

Gürcistan

Son yıllarda Gürcistan’ın Batıyla, özellikle de ABD ve NATO ile işbirliğini daha da genişlenmiştir. NATO’nun ortaşım üyesi olan Gürcistan, yalnız 1999 yılında NATO ile işbirliği çerçevesinde onlarla tedbir almış, aynı zamanda Rusya’nın hoşnutsuzlukla karşıladığı geniş ölçekli askeri-deniz talimleri düzenlemiş [1].
İran İslam Cumhuriyetinin (İİC) Kafkasya siyasetinde önemli halkalardan biri Tahran-Tiflis ilişkileridir. İran-Gürcistan ilişkileri 1991 yılında SSCB çöktükten sonra Gürcistan’ın bağımsızlık kazanmasıyla başlamış. Bu ilişkiler 1992 yılında iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulduktan sonra önem arz etmiştir. İki ülke arasında ilişkiler 1996 yılına kadar hızla gelişmiş, sonralar çeşitli nedenlerle bir kadar soğumuştu. Tahran Gürcistan ile ilişkilere siyasi mülahazalarla birlikte, jeostratejik ve ekonomik çıkarlarının temin olunması için ciddi önem verir. Bu amaçla oradaki süreçleri ciddi şekilde gözlemlemektedir.

İlişkilerin gelişmesi döneminde iki ülke resmileri yüksek seviyede görüşler düzenlemişler. 1992-1996 yıllarında Gürcistan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze iki defa İİC’ye ve aynı zamanda İİC’nin eski Cumhurbaşkanı Haşimi Refsencani ve onun Birinci Muavini Hesen Hebibi Gürcistan’a sefer etmişler. Aynı zamanda iki ülkenin dış işler bakanlıkları defalarca görüş düzenlemişler ki, bunların da sonucunda iki devlet arasında çeşitli alanlarda 40’dan çok anlaşma imzalanmıştır  [13, s.79].

Objektif ve sübjektif nedenler, aynı zamanda Batının üstünlüyü E.Şevardnadze’yi Rusya ve İran’dan uzaklaştırıp Batının müttefikine çevirdi ve bunun etkisi altında İran’la bağlı kaydettiğimiz anlaşmalara uyulmadı. Gürcistan’ın askeri hava alanlarının onarımı ve askeri güçlerinin hazırlanması işlerini Türkiye devleti kendi üzerine götürdü  [14]. 

İran-Gürcistan ekonomik ilişkileri aşağı seviyededir. İran’ın Merkezi Gümrük Kurumunun istatistik verilerine göre genellikle, 1999 yılında İran’dan ihracat 7.65 milyon dolar ve Gürcistan’dan ihracat ise 15.3 milyon dolar değerinde olmuştur. Yani İran, Gürcistan’a ihraç eden ülkeler sırasında 51. yeri ve Gürcistan’dan ithal edenler sırasında 54. yerdedir [15, s. 104].

Gürcistan bölgede kendine özgü siyaset yürütmeye çalışır. 2003 yılında çıkmış turuncu inkılâp sonucunda Batıya yönelik E.Şevardnadze’nin yerine hakimiyete aynı seviyeli genç siyasetçi Mihail Saakaşvili gelmiştir [15, с.62].  

Kaydettiğimiz sorunlar İran’ın dış siyasetinde önemli role sahiptir. Yani, Gürcistan NATO’nun Doğuda kapısı sayılır. İİC’nin strateji taraftarları sayılan Rusya ve Ermenistan’ın arazisi, Kuzey ve Güney taraftan NATO’nun gelişmesinde engel olarak bilinirler. Bu halde Gürcistan’ın önemi artır, yani Gürcistan’ın Doğuyla işbirliği, direk İran’ın tehlikesizliği için normal değil.

Gürcistan’ın ekonomik ve tehlikesizlik açısından önemi, Kuzey-Güney dehlizindeki rolü inkâr edilmezdir. Gürcistan’ın burada iştiraki İİC için önemli meseledir ve bu dehlizin önemli halkası hesap olunur. Gürcistan’ın Karadeniz’le komşuluğunun İran-Avrupa ticaret ilişkilerinde büyük önemi vardır. Aynı zamanda ülkenin petrol ve enerji sorunları İran’la işbirliğine zemin yaratır.

Yukarıda kaydolunmuş sorunların arkasında dayanan genel prensip genellikle Rusya-İran ilişkileridir. İki ülkenin çıkarları ve bölgedeki süreçler, onları strateji taraftar düzeyine ulaşmıştır. İran bir sıra meselelerde, Hazar denizinin statüsü, nüve programları, anti-Batı mevkii, dahili ekonomik, sosyal ve etnik meseleleri ve Kafkasya bölgesinin tarafsızlaştırmak amacıyla Rusya’ya bağlıdır. Tahran’ın Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’a nasıl davranmayı Rusya’dan asılıdır.

Gürcistan arazisinde bir sıra önemli meseleler, aynı zamanda, NATO’nun bölgeye gelmesi, enerji, transit, etnik ve dini meseleler direk olarak Rusya’nın ve Batının çıkarları ile bağlıdır. Genellikle, bölgede giden süreçler İİC ile Gürcistan ilişkilerinde ilerleyişe engel olmuştur.  

Bölgedeki Rusya, İran ve Ermenistan yaklaşması Gürcistan’ı Batı bloğuna, aynı zamanda ABD, Türkiye, Azerbaycan ve İsrail’le yakınlaştırır. Gürcistan’ın bu mevkii ister istemez İran’ın ve onun müttefiklerinin aleyhinedir. İran resmileri çeşitli biçimlerde BTC petrol kemerinin aleyhine olduklarını ve bu kemerin bölge için verimsizliğini esaslandırmağa çalışmışlar. Gürcistan’ın Abhaziya, Acariya ve Güney Osetiya vilayetlerindeki ayrımcılık meselesinde İran’ın susması aslında Rusya’nın çıkarları ile örtüşür.

İran-Gürcistan ekonomik ilişkilerine bakarsak, bu ilişkiler “Kuzey-Güney Taşıt Dehlizi”ne dayanarak oluşur. Gürcistan’ın Karadeniz’e çıkışı ve onun İran-Avrupa ekonomik ilişkilerinde oynaya bileceği rol İran tarafından dikkate alınır ve olumlu karşılanır. Bundan başka, İran gazının Avrupa ülkelerine aktarılması işinde de, Gürcistan arazisi İran-Avrupa gaz hattı için hem stratejik, hem de ekonomik açıdan önemlidir.

İran-Gürcistan ilişkilerinde Tahran siyasi ve ekonomik çıkarlarla birlikte, hem de ideolojik açıdan yaklaşıyordu. Gürcistan’da iç politik ortamın gelişmesine Tahran’ın bakışları da önemlidir. İlkönce iki ülkenin ilişkileri pratik olarak onların kurulduğu ilk andan menfi içeriğe sahipti. İran yönetimi bölgede ABD’nin askeri iştirakinin genişlenmesinden son derece rahatsızlılığını belirtiyordu. Pankisi deresinde antiterör ameliyatlara ABD askeri uzmanlarının katılımına dair gürcü yönetiminin kararı Tahran’da son derece menfi tepki doğurmuştu. İİC’nin askeri-siyasi yönetimi bu adımlara aşamalar üzre İİC’nin askeri muhasarasını sübut eden adımlar gibi, devletin İslami kuruluşuna açık zoraki baskı aracı gibi bakıyorlardı [4].

İran tarafının değerlendirmesine göre ABD askeri hizmetçilerinin Gürcistan’da iştiraki olgusuna İİC’nin milli tehlikesizliğine tehlike kaynağı değil, aksine, esas tehlike ondan ileri gelebilirdi ki, Tiflis Kafkasya’da ABD askeri siyasetinin kılavuzuna çevrilir ve bölgedeki süreçlere kendi etkisini artırmakla İran’ın bütün çabalarını tecrit ediyor.

 Aynı zamanda, Tahran’ın değerlendirmesine göre, İİC’nin tamamen tecrit edilmesine yöneltilmiş Washington’un siyasetinin etkisi altında Gürcistan tedricen İran’dan uzaklaşır. Hazırda Gürcistan’da öyle bir siyasi parti, aynı zamanda muhalefetin öyle bir gücü mevcut değildir ki, İran’ın çıkarlarına lobicilik etsin ve İransever siyaset yürütsün.

Son yıllar Tahran ile Tiflis arasında siyasi ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi son derece beyanname özelliği taşımıştır. İşbirliğini derinleştirmek isteği ve güya artık ticaret, bilim, kültür sahalarında imzalanmaya hazırlanmış belgeler imzalanmamış, her iki tarafın defalarla yaptığı beyanatlar gerçekliye çevrilmemiştir. Hatta 2003 yılında Gürcistan Cumhurbaşkanının İran’a seferi de ilişkilerde bir köklü değişikliye getirip çıkarmadı.

Ermenistan

 Ermenistan Güney Kafkasya’da formel tehlikesizlik siyaseti yürütür. Onun bütün meselelere yaklaşımı diğer bölge ülkelerinden geride kalmamak için propaganda özelliği taşıyor. 

Ermenistan bölgede iki taraflı ilişkilerin gelişmesine özel önem verdiği ülkeler Rusya ve İran’dır. Askeri ve ekonomik sahada daha çok Rusya’ya sığınan Ermenistan için coğrafi bakımdan İran’la ilişkiler de önemli önem arz ediyor. Çünkü Türkiye ve Azerbaycan’la sınırı bağlı olan ve askeri-siyasi müttefiki Rusya ile sınıra sahip olmayan Ermenistan İran’ı “hayat dehlizi” adlandırır. Orta Asya, Çin ve Yakın Doğuya İran aracılığıyla yol bulan Ermenistan için İran’la ilişkilerinin zayıflığı tamamen tecrit olunmak demekti.

İİC’nin dış siyasetinde eski Sovyet mekânı, BDT ülkeleriyle ilişkilerine özel dikkat yetirilir. Tahran Güney Kafkasya’da nüfuz dairesi uğrunda Batı devletleri, aynı zamanda Türkiye ile ciddi rekabettedir. ABD ve Rusya’nın Kafkasya bölgesi uğrunda rekabetinde İran da imkan düştükçe yararlanıyor ve bu zaman Cumhuriyetlerin belirli sorunlarını kullanarak onları kendi tarafına çekmeye çalışır. Resmi Tahran bu zaman kendi milli çıkarlarını izliyor. 
Ermenistan devleti Azerbaycan-İran ilişkilerinden etki ve yeri geldiğinde baskı araçlarını da kullanır. Kaydettiğimiz kimi, bu mesele Karabağ savaşının başlanmasından şimdiye kadar davam ediyor. İİC savaş döneminde defalarla Ermenistan’ı işgalci hesap etmiş ve şimdiye kadar Ermenistan ve Azerbaycan’a karşı uyguladığı zor siyasetten ancak iki ülkenin yarattığı durumdan kendi çıkarlarına uygun kullanmaya çaba göstermiştir. Ermenistan NATO’nun Doğuya doğru genişlenmesinde iştirak etmek niyetindedir. Eğer bu meselede yakınlaşma olsa bu zaman o, İran için tehlikeli ola biler. Rusya-Ermenistan-İran yakınlaşması ve birlikte hareket etmek meyli işte bu nedenle yaranmıştı. NATO’nun bölgeye ayak açması ve burada kendi askeri üstlerini yaratmak niyeti İran’ı Rusya’nın himayesinden mahrum eder ve aynı zamanda Ermenistan’ı Rusya ve İran yörüngesinden çıkarabilir. 

İİC’nin Kafkasya siyasetinde Ermenistan’ın askeri ilişkileri dikkate alınmaya bilmez. EC kendisinin askeri saldırısının sonuçlarını temin etmek için birkaç ülke ve kurumlarla askeri, askeri-strateji işbirliği yapıyor. EC ilkönce Rusya Federasyonu (RF) ile askeri-strateji taraftardır. O, BDT Kolektif Tehlikesizlik Anlaşmasına koşulmuş, “Barış Namına İşbirliği” programı çerçevesinde ise NATO ile işbirliği yapıyor. ABD 2005 yılında terörizmle mücadele programı çerçevesinde EC’ne 5 milyon dolar yardım etmiştir. Bu maliye vesaiti EC’nin SG”nnin özellikle, askeri hava güçlerin maddi-tekniki temelinin genişlenmesi için harçlanmalıydı. Bundan başka ABD 2005 yılında EC SG’nin askeri ulaşım sisteminin modernleştirilmesi için daha 7 milyon dolar yardım etmiştir. NATO ile işbirliği etmesine rağmen EC NATO sistemine geçmek niyetinde değil. Bundan başka EC Avrupa Birliği ile de askeri işbirliği yapıyor.

 Rusya ile işbirliği de Tahran’ın her zaman dikkat merkezinde olmuştur. EC işgal etmiş olduğu Azerbaycan topraklarını elinde saklamak için RF ile askeri işbirliğine özel önem verir. RF de güney sınırlarının muhafazası bakımından EC ile işbirliğini kendisinin önceliklerinden sayır. Tesadüfi değildir ki, EC’nin İİC ve TC ile sınırını EC sınır hizmeti muhafaza ediyor. 1992 yılının Şubat ayında EC ile RF arasında imzalanmış anlaşmaya göre EC-TC ve EC-İİC sınırları RF Sınır Koşunları Kumandanlığı tarafından muhafaza edilir ve 1500 nefer Rus zabiti EC Sınır Koşunlarında hizmet ediyor [2].

İran’ı belirli derecede rahatsız eden meselelerden biri Ermenistan’ın NATO ile işbirliğidir. NATO ile işbirliği RF ile işbirliği düzeyinde olmasa da mevcuttur. EC hem de NATO’nun “Barış Namına Ortaklık” programının iştirakçisidir ve askeri gücü Irak’ta barış meramlı faaliyet gösterir.

EC’nin ABD’le direk askeri işbirliği de Tahran’ın olumsuz tepkisine neden olur. EC NATO’nun üyesi olan Yunanistan’la, aynı zamanda Avrupa Birliği (Aİ) ile işbirliğini İran-Aİ ilişkilerinde önemli rol oynayabilir.
Kaydolunanlardan başka, Ermenistan’ın transit önemi, İran-Türkiye-Avrupa hattına alternatif gibi planlaşmıştır, İran-Ermenistan ekonomik ilişkileri, bu ilişkilerde İran’ın enerji, yakıt ve ticarette gelişmesindeki dinamiği Ermenistan’ın şimdiki durumunda onun için çok önemlidir.

İran ve Ermenistan kültürel sahalarda, aynı zamanda din, dil, gelenek, tarih vs. sahalarda hiçbir ortak noktaları olmadığı halde Ermeniler kendilerini ari köklü Farsların kardeşi, bu kökten oluşan kol hesap ediyorlar. Fars şovenizmi için elverişli olan bu iddia Ermenistan’ın İran’dan daha artık faydalanmasına ve İran’daki Ermenilere daha çok imtiyazın verilmesine olanak sağlıyor. 

İran-Ermenistan yakınlaşmasında kültürel ilişkiler, bilime, eğitime ve birlikte araştırmalara özel dikkat yetirilir. Gayri resmi kaynaklara göre genellikle 2006-2007’li yıllarda 1700 kişi İranlı öğrenci Ermenistan’da eğitim alır. Sosyal bilimler sahasında hukuk biliminden sonra Fars edebiyatı bölümünde eğitim alan öğrenciler sayıca ikinci yerdedir. Genellikle, şimdiye kadar iki ülke arasında çeşitli sahalar üzre 90’dan çok anlaşma ve mukavele bağlanmıştır. Bu iki ülke arasında uygulanan yakın ilişkilerin bir başarılı sonucu gibi M.Ehmedinejad’ın R.Köçeryan ile 2006 yılının Haziranında Tahran’daki görüşü özel vurgulanmıştır [6]. 

Rusya ve Ermenistan’ın strateji müttefikliğini ve Moskova-Tahran ilişkilerini dikkate alsak, Rusya-İran-Ermenistan hattının formalaşması aydın görünür. Bu gün artık “üçler” bloğu de-fakto mevcuttur. Üstelik, İran öz jeopolitik çıkarları namına ireli sürdüğü esas prensibinden – bölgeden kenar devletlerin bölgedeki süreçlere müdahalesinin yol verilmezliyi prensibinden de imtina etmeye ve bu bloğa bir üye “kabul etmeye” hazırdır. Bununla birlikte, İran’la Ermenistan’ın bölgede aktifleşmesine yönelmiş adımlarını göstermek olur. 1997 yılında Atina’da İran, Yunanistan ve Ermenistan arasında “Karşılıklı Anlaşma ve İşbirliği Hakkında” mukavelenin imzalanması da bölgede mevcut durumun gerginleşmesine neden olur [5].

Böylece, İran Kafkasya’da yürüttüğü siyasetinde Ermenistan’a özel yer verir. Bu hem strateji-siyasi, hem ekonomik-ticaret, hem de kültürel-manevi amillerden kaynaklanır. İİC’nin Ermenistan’da jeopolitik, ekonomik-ticari çıkarları vardır. Bu, hem İran’ın tecrit durumdan çıkması, hem de yeni yaranmış bölgeye sokulmak niyetiyle, Batı dünyasına çıkış kazanmak istekleriyle, Güney Kafkasya’da gelişen olaylarda faal rol oynamak ve arabuluculuk misyonunu yerine getirmek istekleriyle izah olunabilir. İran, ilkönce Güney Kafkasya’yı kendi etki dairesine dâhil etmek amacını izlemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editöre mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

  1. yetmez asılmalı da… ulan bi de müslümanım diyorsun kendine be… demek ateist şımarık ..

  2. kaftancıoğlu şimarık haddini bilmez saygısız apocu ateist.kötü niyetli yaramaz insan.50 yıl yatmalı kerata

Son Yazılar

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1