9.Cumhurbaşkanı Demirel Türkiye’nin bir devrim Cumhuriyeti olduğunu ifade ederek karşı devrimcilerle ilgili bir iddia ortaya attı; İşte Demirel’in bomba açıklamaları; Paylaşıyoruz…

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel aylar süren suskunluğunu bozdu.

28 Şubat olayları için “Bugünkü tartışmaları dünün ölçüleriyle açıklamak mümkün değildir Çünkü dünün ölçüleri başkadır” dedi. Demirel, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir devrim devleti olduğunu belirterek, Cumhuriyetin kazanımlarından geri dönülmeyeceğine, millette irtica, karşı devrim korkusu, kuşkusu bulunmasına rağmen, halkın buna izin vermeyeceğine inandığını açıklayarak, umutsuzluğa düşülmemesini istedi.

Yurt’un Demirel’e yönelttiği sorular ve aldığı yanıtlar şöyle :

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı, son günlerde herkes 28 Şubat’ı konuşuyor. Sayın Oğuzhan Asiltürk dahil özellikle yandaş medyada sizin sorumlu olduğunuz öne sürülüyor. 28 Şubat neydi? Gerçekten bir darbe miydi?

DEMİREL: Bugünkü tartışmaları dünün ölçüleriyle açıklamak mümkün değildir. Çünkü, dünün ölçüleri başkadır. Nedir bu ‘başka’ dediğimiz? Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sistemi ve düzeni var.

Soru: Bu sistem ve düzen nedir efendim?

Demirel: Bu, Anayasal demokrasidir, sosyal demokrasidir, laik devlettir. Bu devlet, çok büyük badireler içinden çıkarak, 624 senelik bir imparatorluğun üzerine kurulmuştur. Millet kavramı yok, ümmet ve cemaat kavramı var. Dün mevcut olup bugün olmayan kavramlar var. Bu Cumhuriyetin en önemli meselesi, devletin güvenliğidir. Devletin güvenliği, siyasi birliği ve toprak birliği üzerine kurulmuştur. Devletin tekliğidir. Tek devlet ve tek vatandaş, yani ulus devlettir. Devletin vatandaşları vardır ve bunların oturduğu coğrafya vatandır. Vatan ve millet kavramı devlettir.

KAVGASIZ DEVRİM

Soru: Ümmetin millet, imparatorluğun ulus devleti olduğu bir yapılanma mı?

Demirel: Bu, aynı zamanda bir devrimin devletidir. Böyle bir devlet, bu devletin de ahalisi var. Diğer ülkelerin ahalisine nazaran çok gerilerde kalmış; yoksul, fakir, iktisadi bakımından çok şeyden mahrum bir ahali. Kalkınacak, gelişecek. Çağdaş yaşayacak ve bunu ancak devrimle yapacak. Devrim millete dayanan bir devrim. Çok önemli bir hadise bu ; yani laik devlet çok önemli. Gerçi bizim anladığımız laik devlet ile başka ülkelerin anladığı laik devlet birbirinden farklı. Bizimki tam laik devlet değil aslında, Fransa’nın anladığı bir laik devlet de değil. Fakat şöyle veya böyle devlet ile din bir mesafede durmuşlar. Birbirlerine karşı durmuşlar. Yani devlet dinden bir şey talep etmiyor, din de devletten bir şey talep etmiyor. Bir denge olabilmiş. İşte bu çok önemli bir hadisedir. Ve bütün bunlar içeride kavgasız yapılmış.

Soru: Hem de o karışık dönemde kavgasız yapılıyor ?

Demirel: Bunun altını kalın çizgiyle çiziyorum; kavgasız yapılmış! Birbirinden farklı dilde konuşan insanlar var. Ama ülkede tek dil var. Türkiye tek dili, tek coğrafyayı, tek bayrağı, tek milleti, tek devleti de benimsemiştir. Yani bu beşliyi benimsemiştir. Bunlar dün olanlar. Bugün bunu değiştirmek istiyorsunuz. En önemli hadise ‘halkı Müslüman olan bir ülke laik olabilir mi?’ tartışması içine girildi. Ülke yeniden bu tartışma içine çekiliyor. Ve tabii Cumhuriyet kurulduğu zaman – yani bugün tartışılan laik Cumhuriyet kurulduğu zaman- çoğunluk bu devrimi kabul etmiştir. Bugün ise devrimi, insan hakkı saymayanlar var. Din ve vicdan özgürlüğünü istediği gibi yaşamak ve dinle devletin ayrıldığı düzeni birleşik biçimde götürmek isteyenler var. Toplumda da dünkü sisteme, dünkü kurullara kurumlara -altını çizerek söylemek istiyorum- sistemin bizatihi kendisine, kurum ve kurallarına, kavramlarına sahip çıkılmadığı korkusu var.

Soru: Bu korku, karşı devrim tedirginliği mi?

Demirel: Evet, korkular , kaygı ve endişeler karşı devrim tedirginliğidir. Vatandaşların büyük bir kısmı ‘Türkiye’de artık bir karşı devrim olmaz,’ diyor. Yani Türkiye geri günlere dönemez, çağdaşlıktan, Cumhuriyetin devrimlerinden, kadın erkek eşitliği ve kadının sosyal alanda aldığı medeni yerden vazgeçemez. Vazgeçemezsiniz, çünkü bunlar vazgeçilmez kazançlardır.

Soru: Bu korkunun nedeni, biraz da coğrafi konumumuzdan mı kaynaklanıyor?

Demirel: İslam Dünyası adı altında bir dünya var. Bu dünya homojen değil, karışık bir dünya. Kendi içinde kavgalar ve tartışmalar var. Parlamenter sistem henüz kabul görmüş değil. İşin en önemli tarafı, Avrupa’da hâlâ tartışılan konu, ‘akıl mı, yoksa dini duygular mı hâkim olacak’ Yani şeriat mı? Hâlâ bunun tartışıldığı yerler var. Oysa Türkiye, devrimi ile bunları çoktan aşmış.

Soru: Atatürk bile eleştiriliyor!

Demirel: Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı o kadar çok şey var ki! Atatürk önemli bir şey kazandırmış, diyorsunuz, arkasından; ya buna ne diyeceksin, sorusu geliyor. Ne gibi, diyeceksiniz? 74 milyon insan var bu ülkede, 70 milyon insan Türkçe konuşuyor. Bu, çok önemli bir hadisedir. Kendi evinde de dilediği lisanı konuşuyor.74 milyonun 70 milyonu sokakta aynı dili konuşmasaydı burada sistem işlemezdi. O zaman her gün dövüşürüz. Yani biz zaten tek lisana inmişiz ve kadın erkek münasebetleri -sokakta kadın da görüyorsun erkek de, iş- yerinde de aynı, çarşı pazarda da- kadın mühendis de görüyorsun erkek mühendis de. Doktor, öğretmen, hâkim, savcı her alanda eşitlik var. Toplumun önemli bir kısmı çağdaşlaşmış. Başkaları böyle olalım diye çırpınıyor, siz bundan vazgeçmeye çalışıyorsunuz. Hayır, biz bunun için çalışmıyoruz, diyorsanız eğer, ne yapıyorsunuz? Türkiye çağdaşlığı terk edemez.

Soru: Kesin bir dille uyarıyorsunuz galiba!

Demirel: Bir şey daha söylemem gerek. Benim gibi 88 yıllık bir yaşamın 63 senesini tamamen okuma yazmaya ve (25 yılı da öğrenmeye) öğretmeye çalışmaya, vermiş bir adam, milletine’ ne yaparsanız yapın’ diyemez! Türkiye Cumhuriyeti’nin kazançları muhteşemdir. Gelin bunları çiğnemeyelim.

Soru: Cumhuriyetin kazanımları da göz ardı ediliyor mu?

Demirel: ABD Başkanı her yıl milletine hitap eder. Nasıl ileri gidilmesi gerektiğini söyler. Ben de diyorum ki, genç bir nüfus ve bu ülkenin her yerinde okul var. Bunu yapmışsınız; Her köye gidecek yol, her köyde ışık, sağlık ocağı ve medeniyet var. Gelin onları çoğaltalım iyileştirelim. Çağdaş toplum olalım.

Soru: Şu sıralarda28 Şubat nedeniyle askerler ve basın hakkında soruşturma, hatta sizden de intikam alınması gibi talepler var!

Demirel: İntikam iptidai bir histir. İptidai adamların işidir. İntikam alınır. O sizden alır siz ondan alırsınız. Bu, cahil adamların işi. Neden intikam alacaksınız? Şikayetiniz ne? Türkiye size söylediğim kazanımları kolay, kolay terk edemez. Türkiye ne kadın haklarını, ne çağdaşlığını terk eder. Bakınız Türkiye’de henüz karşı cereyanlar yok. Türkiye’de şehirlerde ahali yok, gençlik yok, üniversite yok. Bunlar Türkiye‘de yok mu? Hepsi var. Şimdi nerede? Bu ülkenin üniversitesi de var, halkı da. Türkiye geriye gitmez. Ne kadın haklarından vazgeçeriz, ne moderniteden ne de çağdaş düşünceden.

Soru: Daha önce yapılanlar da yok farz ediliyor ama!

Demirel: Sen nasıl yaşarsan yaşa. Orta sınıf birçok yerde yavaş, yavaş teşekkül etmiş. Geçen 50 sene zarfında Türkiye’nin pek çok yerinde modern şehirler kurulmuş. Benim devraldığım 1965 Türkiye’sinin 4 milyon evi vardı. Bugün 18 milyon evi var. İnsanlar tiyatroyu ve dizi filmleri bile beğenmiyor. Ben de bakıyorum şöyle, fevkalade güzel şeyler, kabiliyetli insanlar, gencecik kızlar, erkekler yetişmiş. Onlar lazım bize, yazacak, çizecek.. Her şeyimiz var. Çoğaltalım, geliştirelim. Ben 50 güzel sanatlar mektebi, 50 de fen lisesi açtım. İkisinin de hocası yoktu. Birinde resim yapılıp, keman çalınacaktı, öbürü de yüksek matematik öğretecekti. İkisini de buldum ve bu çocukların başına koydum. Süleyman Demirel Fen Lisesi’nden mezun olanların yüzde 95 i tıp fakültesine gitti. Türkiye’de çok güzel şeyler oluyor.

Soru: Siz iyimsersiniz gelecekten yana!

Demirel: Çocuklar, okuyalım diye çırpınıyor her tarafta. Devlet bir taraftan burs veriyor, diğer yandan da şahıslar burs veriyor. Geleceğe umutla bakmak ve asla karamsar olmamak lazım.

YURT

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.