Ana sayfa Avrupa AB

İSTER FARK EDERSİN İSTER KAYBEDERSİN SEÇİM SENİN…

Bige Aksoy

Evet Türkiye… Geldik yine yeni bir Ali Cengiz oyununa…

Öyle yeni dedim diye yeni kurulmuş bir oyun zannetmeyin. Oyun en azından 2004 yılında kurulmuş ancak doğru zamanda ortaya çıkarmak bu güne kısmet olmuş.

Oyunun ilk provasında, Avrupa Birliği kriterleri hikâyesiyle Türk Ceza Kanununa soykırım yasası eklenivermiş. (Meraklısı için 76. ve 77. madde)

Bu sayede isteyen herkesin “Türkler, bana ya da aileme soykırım uygulamıştır” diyerek mahkemeye başvurma yolu açılmış.

 “Ee canım ne var bunda? Mahkemeye başvursalar da kazanamazlar ki…” demeyin, çünkü Türkiye’de bu davayı kazanmalarının hiçbir anlamı yok. Zaten asıl amaç, bu konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşımak.

Şayet bu yasa AKP hükümeti tarafından TCK’ya eklenmese kimsenin bu konuda, Türkiye’de dava açma ya da  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilmesi mümkün değil.

AİHM’e gidebilmek için gereken o ülkedeki iç hukuka başvurmak, ancak o ülkenin iç hukukunda sonuna kadar gidip sonuç alamazsanız AİHM’e başvurma şansınız olur. İşte, 2005 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidebilmenin yolu şimdiki hükümetimiz tarafından bir şekilde açılmış.

Bu konu günü geldiğinde insanların dikkatini çekmemek üzere nadasa bırakılmış.

Tabii bu nadas öncesi, fark edilmeyecek ufak tefek çalışmalarda yapılmış. Meselâ o günlerde Hrant Dink Sabiha Gökçen’in aslında bir Ermeni olduğunu iddia etmiş.

Ee soykırım yasasında sadece kesme biçme işlerinin olmadığını, çocukların ailelerinden alınıp başka ailelere verilmesinin de soykırım sayıldığını söylememe gerek yok herhâlde.

Bu arada 1999 yılında ordunun gururu olan OYAK,  Fransız şirket AXA ile ortak olmuş ve AXA OYAK olarak faaliyetlerine başlamış. Fransız AXA Sigorta Şirketi Ekim 2005’te kendilerine sözde “Ermeni soykırımı mazlumlarının torunları” gibi isimler koyan 5000 küsur kişiye tazminat ödemeye karar vermiş. Yani bundan sonrası için Türkiye’den zararlarını tazmin etme talebinde bulunma hakkına ve dolayısıyla OYAK gibi Türk (ve ordu) şirketini de bunu kabul etmiş gibi gösterebilme avantajına sahip olmuş.

Kafanız karıştı değil mi?

Evet, benim de yazarken başım döndü.

Bu ihaneti özetlemem gerekirse bu ülkede yaşayan herkese büyük bir oyun oynanmış ve her kesim buna âlet edilmiş. Şimdi oyunun asıl perdesi oynanacak. Eninde sonunda, bize sözde Ermeni soykırımı dayatılacak. Sonra tazminat davaları gelecek -Ki bu davaların sayısı yaklaşık bir milyonu bulabilecek- Bunu ödeyemeyecek olan Türk hükümeti eninde sonunda Ermenistan Cumhuriyetinin hayali olan doğu topraklarımızı, Ermenilere tazminat olarak servis edecek.

Muhtemelen ilk iş olarak oradaki Kürtler bölgeden uzaklaştıracak ya da Ermeni asıllı oldukları dayatılacak (Bazıları dünden kabul etmeye başladılar bile) ve sonunda Türkiye’yi parçalama operasyonu bu şekilde tamamlanmış olacak.

“Peki, biz ne yapabiliriz?” diyorsanız, acilen Fransız mallarına karşı önlem almamız gerekiyor.

Ordunun AXA OYAK Sigorta ve Oyak-Renault ortaklığını masaya yatırması, HSBC gibi bu işin içinde olan bankalara kredi kartlarımızın iptalini isteyeceğimizin bildirilmesi, Fransız mallarının adlarını yazdığımız listelerle alışverişe çıkılması ve bir zahmet artık başkalarını düşünmeyi bırakıp Türkiye Cumhuriyetinin yaşadığı tehlikenin fark edilmesi gerekiyor.

Hani hep bir kurtarıcı bekliyorduk ya dostlar, artık kurtarıcı kontenjanımızın dolduğu çok açık… Ya bizler biran evvel uyanacağız ya da…

www.mevzuvatan.com, 01 Şubat 2012

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here