Vasıfsız Vekil

CHP Uşak Milletvekili Dilek A. Yılmaz’ın Siyasi Tahammülsüzlüğü

Siyaset öyle her adamın kaldırabileceği gibi bir şey değildir. Bir siyasetçiyi diğerinden ayıran bir takım unsurlar vardır. Şeyh Edebali’nin öğüdünü herkes hatırlar, der ki;
Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Velhasıl Kelam sen eleştiriye açık olacaksın hemşerim!..

Siyasetçiysen eğer, gerçekten ben siyasetçiyim diyorsan şayet, Erdem barınacak bedeninde, üslubunu bileceksin mesela. Hiç kimseye “Ben sinirleniyorum bak sinirden elim ayağım titriyor” gibi cümleler kurmayacaksın!.. Üslubunu tutturacaksın yani. Sonra kalkıp gitmek yok öyle masadan meclisten toplantıdan vs vs vs… Muhaliflerinde olabilir, sen tahammül edeceksin. Kimse seni meclise şirinlik yapasın diye göndermediği gibi, seni kimse sevmek zorunda değil. Ama sen sevmesen de tahammül edeceksin, çünkü sana kimse tahammül etmek zorunda değil!..

Duyarlı olacaksın bir defa!. Tabi şayet ben siyasetçiyim diyebiliyorsan halkın her kesimini dinlemek zorunda ve cazgırlık yerine soruna çözüm bulmak zorundasın!.. Yok ama ben o kadar duyarlı olamam mı diyorsun, bu günün yarını da var!. Daha bu ülke, bu millet ne seçimler görür, ne sandıklar gelir ki önüne, hani iddialısın ya ben kesinlikle belediyeyi alacağım diye, daha sert yazacağım ama elim varmıyor burada yazmaya!.. Yani biraz zor alırsın!..

Liderlik vasfın olacak yani kesinlikle!.. Öyle sağı solu tehditle mehditle iş yürümez. “Ama ben ana muhalefetin yegane milletvekiliyim” falan inan vız gelir tırıs gider. Bu millet dar ağacında sallanan ne başbakanlar ne bakanlar gördü. Ha seni asacaklar mı? Elbette hayır. Ama emin ol her yaptığın negatif eylem sana negatif olarak döner sayın vekil.

Erdem yani bilgi ile donanımlı olacaksın ki vekilliğin işe yarasın. Aslında Erdem her insanda olması gereken bir kavram. Ama bunun yanında Ahlak ve Fazilette var!.. Ahlakın övdüğü FAZİLET kavramı içinde iyilikseverlik, hoşgörülülük, alçak gönülülük, cömertlik ve doğruluk gibi niteliklerin bulunması, siyasetçi açısından olmazsa olmazdır. Aslında milletin oy verirken adayların bu nitelikleri ile ilgilenmesi gerekir ki bizde maalesef pek dikkat edildiğine inanmıyorum…

Dolayısıyla birkaç yıl önce  Avukat bir arkadaşınız sizin eşinize karşı bir dava aldığı için baro önünde ağza alınmayacak hakaretler ederek  “Bizim aleyhimize nasıl dava alırsın” gibi cümleler kurmak sizin ne denli PROFESYONEL bir ruha sahip olduğunuzun kanıtıdır. Ayrıca Sayın Vekil bu davadan 5.000 lira tazminat ile birlikte yasal faizi ile birlikte yaklaşık 13 bin lira gibi bir rakam ile cezalandırıldığınızı da bilmiyorsanız veya unutmuşsanız ben hatırlatayım. Gerçi mahkeme sonuçlanalı çok uzun bir süre olmadı ama en azından hukuk yani sizin içinde bulunduğunuz mecra dahi bize aldığı kararla şunu diyor;

 “Dilek Akagün Yılmaz yukarıda saydığınız hiçbir vasfa veya niteliğe sahip biri değil”…

Bu arada,  Atatürkçü Düşünce Derneği İl Başkanı Ercan Uzun’a hitaben, benim için  “En azından ben burada olduğum zaman buraya gelmesin, Hakan cemaat ile işbirliği yapıyor” falan gibi cümleler kurmuşsunuz J)  Şimdi muhtemelen siz yazıyı okurken yine sinirleriniz gevşemiş hatta bana dediğiniz gibi eliniz ayağınız titremeye başlamıştır ama inanın benim elim ayağımda titrediği gibi gülmekten karnıma da sancılar giriyor. Bu Ferhan Şensoy’un “Pardon” filminde ki sorgu sahnesine benziyor JKomiser “Örgütün adı ne” diye soruyor bizim İbrahim’de (Filmdeki Ferhan Şensoy’un canlandırdığı karakter) Türk Silahlı Kuvvetleri diye cevap verince komiser zıplıyor, sen benimle dalgamı geçiyorsun diye J

Ya beni milyon defa okuyup üfletseniz, dilek ağaçlarına bez bağlamak yerine o dilek ağaçlarından orman yaratsanız,  bir kazıkla cemaate bağlasanız,  ne o cemaat bende durur ne de ben onda. JVelhasıl Kelam Sayın Vekil benim yurtseverliğimin ölçüsünü tartısını yapmak sizin haddinize olmadığı gibi etiketlemenin de ahlaksızca bir davranış olduğunu hatırlatmak isterim…

Ayrıca geçen hafta sonu Mehmet Faraç ve Ceyhan Mumcu’nun konuşmacı olarak katıldığı panelde Üstad Uğur MumcuAhmet Taner KışlalıBahriye Üçok, Muammer Aksoy’ları anarken, ağzınızdan dökülen Basın Özgürlüğü veya DEMOKRASİ cümleleri hoş olmasına rağmen  panelsonrasında  düzenlenen akşam yemeğinde hasbelkader bir basın emekçisi olarak benim tarafınızdan sabote edilmemin hesabını ben değil, emin olun bu millet size soracak!..

Tavsiyem şudur; Siyasi komplekslerinizle bir ülkenin gidişatını ancak tepetaklak edersiniz. Ki cemaate uyduğum tek yer camiidir J O da imamın ardında, Fethullah’ın Cübbeli’nin bilmem kimin ardında değil. Zaten beni bağlasalar durmam o namaza. Ayrıca siz kendinize bir bakın, Cemaati öven MYK üyeleri sizde, efendim APO’nun avukatlarını mı ararsınız ya da sözde DEMOKRATİK TOPLUM KONGRELERİ’ ne önderlik edenleri mi ararsınız, liboşları ya da bilimum muadillerini… Kimi sayayım şimdi?

Sizin o cemaat dediğiniz insanların benimle karşılıklı tartışma yetenekleri ve tahammülleri var Sayın Vekil. İnanın size acıyorum..

Hani “HERKES İÇİN CHP” idi. Bari sloganınıza uyun, zaten öyle derler bizim köyde “Vekil vaad verir vade vermez” sizinki o hesap, Genel Başkanı Karakolda Doğru Söyleyip Mahkemede Şaşıyorsa Vekilinden Ne Beklenebilir ki?!..

Bu arada Kılıçdaroğlu ile yola çıkıp çeşitli açılımlar ile adına YENİ CHP diyen CHP’nin, önümüzdeki günlerde adeta bir aile şirketi haline gelecek YENİ CHP UŞAK İL BAŞKANI şimdiden hayırlı olsun…

Hakan Koruk

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.