SOYKIRIM BAHANE ORTA DOĞU ŞAHANE

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu,Fransa’nın 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasayı kabul etmesi ve buna Avrupa Birliğinin sessiz kalması karşısında ürkekliğini,şaşkınlığını,pişkinliğini,”Şimdi Fransa’nın aldığı böyle bir kararı biz alsaydık Avrupa’dan kaç kınama gelirdi bir düşünün.Oysa bir tepki bile yok.İşte bu AB’nin,Avrupa’nın iki yüzlülüğüdür.Bu iki yüzlülüğü yüzlerine vurmak lâzım” ifadesiyle açıklıyor!

*

O sırada ağır borç yükü altında ABD,İran’ın nükleer programına dair uluslararası kamuoyu ile tam işbirliğinin olmamasını ciddi  bir küresel tehdit oluşturduğu bahanesindedir ve Askeri Doktrininde,”Tek egemenliğin,tek efendinin olduğu bir dünyanın onu elinde bulunduranlar içinde ölümcül olduğu,tek kutuplu dünyanın kabul edilemezliği yanısıra modern uygarlık için ahlâkî bir temel olmadığı” ana fikrinde Rusya ile rekabeti sürmektedir.

ABD bir yanda Türkiye’de kurduğu modelinden esinlenerek ekonominin Arap Coğrafyasında da yeni bir sermaye birikimi oluşturmayla pazar ekonomisine çekilmesini teminen milli gelir ve reel hayat arasında oluşmuş derin uçurumda  halkların tepkisinden yararlanmakta ve ülkelerin yeni rejimlerini yapılandırmaktadır.

Hem Türkiye hem Arap coğrafyasında ulusal,etnik,mezhepsel,sınıfsal farklılıklar dışlanırken giderek bölge sosyo-politik istikrarsızlığa  yüklenmektedir.

Bölge ülkelerin  yapılarına,sorunlarını aşma kapasitelerine bağlı olarak ekonomik değişkenler ile sosyo-politik değişkenlerin etkileşmesiyle oluşan istikrarsızlıkla orantılı büyüyeceği gerçeği ile gün be gün ABD emperyalizmine ilişikleniyor.

Bu çerçevede Orta Doğu yeniden kurulurken,Türkiye’nin  “Komşularla Sıfır Sorun” politikasında Orta Doğu temel refleksi-breh,breh! “Oyun Kurucu” olarak sunuluyor!

Öte yanda ABD Hazar Havzası Enerji Kalkınması Projesi çerçevesinde Hazar  ülkelerinin bağımsızlığı için Rusya’dan geçen hatlara bağımlılıklarının kaldırılması,alternatif ihraç yollarının bulunması mücadelesini sürdürüyor.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunu bu mücadelede önemli bir unsurdur,Fransa Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasayı kabul ederek bu mücadelede Ermenistan’a destek veriyor-ki,bu husus bu yazıda incelenmiyor.

*

Orta Doğu’ya gelindiğinde oyun kurucu Türkiye ile ilgili-mesela,Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim,”Davutoğlu,Suriye’yle ilgili her gün bir açıklama yapıyor. Bizim  Davutoğlu’nun her gün yaptığı açıklamalara yanıt verecek vaktimiz yok. Özellikle Erdoğan hükümeti, Suriye’ye karşı düşmanca adımlar atarken, ne bekleyebiliriz ki onlardan?”derken,

Irak Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada,”Irak halkını savunduğunu iddia eden Erdoğan,yaptığı açıklamalarla Irak halkını kışkırtmaktadır”deniyor.

Türkiye Orta Doğu’da giderek dar alana sıkışıyor…

*

Hâlâ  hüküm verici konumda bulunan ABD’nin müttefiki Avrupa’da da yüksek borç seviyeleri finansal istikrara zarar vermekte,ekonomiler borçlarını ödeyebilmek ve büyümek kaygısı yaşamaktadır.

Birlikte oluşturulan küresel sermayenin bu sallantısına Fransa’da tedbir arıyor ve yeniden kurulmakta olan Orta Doğu’ya yerleşebilmenin gayretini gösteriyor.

*

Doğrusu Fransa, Ermeni Taşnak çetelerinin Osmanlı Devletine karşı gerçekleştirdiği terör eylemlerinin destekçisi ve Ermenilerle yaşanan trajedinin nedeni başlıca ülkelerden biridir ve Türklerle Ermenilerin arasında düşmanlığın büyümesinin müsebbibidir.

Bu noktada Fransa’nın 1920’de geldiği  Suriye’den 1946’da çekildiğini ve o süreçte geliştirdiği fitnesiyle yıllarca Türkiye-Suriye ilişkilerinin gelişmemesini,Fransız İstihbarat birimlerinin uzun süre Ermeni terör örgütü ASALA’ya  verdiği desteği -nihayet, PKK terör örgütüne verdiği omuzla ayrılıkçı Kürt hareketinin en büyük destekçisi olduğunu hatırlanmalıdır.

Bugün de Fransa’nın NATO’nun bir müdahale unsuru olarak benimsediği “Koruma Yükümlülüğü”(Responsibility to Protect)  çerçevesinde  hem de Türkiye’den AKP iktidarıyla birlikte Suriye rejimini devirmek üzere işbirliğinde olduğunu bilmek gerekiyor…

*

Ermeni ve Kürt milliyetçiliği sözde “Büyük Ermenistan” ve “Büyük Kürdistan” hedeflerinde ortaklaşmaktadır-çünkü bakınız, Van,Ağrı,Bitlis,Muş,Erzurum illeri hem Ermenistan hem de Kürdistan hedeflerinde yer alıyor.

Ermeni ve Kürt milliyetçileri tek başlarına bu illeri koparmayı teminen Türkiye’yi zayıflatmanın olanaksızlığı nedeniyle  yıllardır zımni bir işbirliği  sürdürüyor.

Abdullah Öcalan,Ermeni Yazarlar Birliğinde Büyük Ermenistan fikrine olan katkılarından dolayı onur üyesidir, Avrupa’nın bir çok ülkesinde Ermeni Halk Hareketi bünyesinde Kürdistan Komiteleri çalışıyor.

Nitekim Fransa’nın Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasayı kabul etmesi ardından BDP’nin “Fransız” tavrı bu işbirliğini pek açık gösteriyor!

*

Çünkü dört coğrafyada  Ayrılıkçı Kürt Hareketi PKK etrafında kapitalist modernite tarafından yok edilmemek için yerleşik konuma oturtmak istediği kimliklerine özgürlük talebinde bulunmaktadır.

Şimdilerde AKP hükümetinin aniden Kürt Açılımını teminen PKK ile yaptığı görüşmelerden vazgeçip,yeni geliştirdiği terörle mücadele konsepti gereğince Kürtlerin askeri,polisiye,hukukî,ekonomik,kültürel,dini  tahrik ve baskılarla giderek pasifize ve terörize etmek istemesini -bu suretle,PKK’nın Türkiye’ye ait  ulusal bir isyan hareketi olmaktan çıkarılıp uluslararası terör hareketi haline getirmek politikasına itiraz ediliyor ve AKP hükümeti eliyle Türkiye’nin Kürtlere soykırım uygulamakta olduğu iddiasını yükseltme çabasındadırlar.

*

Nitekim Murat Karayılan  Şubat ayından itibaren Kürt Hareketinin erişebildiği  yurtiiçi-yurtdışı kurum be platformlarda,her yerde,her yaşta kadın-erkekle şehirlerde-kasabalarda teröre başvurmaksızın AKP hükümetinin kural tanımayan,hukuksuz saydıkları uygulamalarına karşı örgütlü ve demokratik direnişe yöneleceğini ve giderek Kürt direnişini ya da Kürt isyanını büyütmeye çalışacaklarını ima ediyor.

*

Sözde “Büyük Ermenistan” ve “Büyük Kürdistan” hedeflerinde Ermenistan’la ortak olan Kürtler bulundukları Türkiye,İran,Irak ve Suriye coğrafyalarındaki potansiyelleriyle,Orta Doğu’dan pay almak üzere sırada bekleyen ABD ve müttefiklerinin iştahını her daim  açıyor.

Bilhassa Fransa nufuzunu ve siyasi gücünü yaymak için Kuzey Irak Kürt Bölgesinin zengin kaynaklarına yaklaşabilmeyi teminen  çok yakın bir tarihte bulunduğu Suriye ile birlikte Antep,Urfa ve Maraş’ta yeniden bulunma hayalinden bir türlü vazgeçmiyor…

Sözde soykırım Fransa’yı Ermenistan’dan sonra Kürtlere yaklaştırıyor.

Böylece 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasanın  kabul edilmesinin amacı pekalâ  anlaşılıyor.

*

“Oyun Kurucusu” diye arkası sıvazlanan Türkiye’nin  bu karambolden çıkışının çaresi ise her vatandaşın Büyük Atatürk’ün,”bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar,gaflet ve delâlet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler.Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.Millet fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklal  ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”hitabını hatırlamasıdır.

 

 

26.1.2012

ahmetkilicaslanaytar@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.