Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

Ş İ K E

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, meclisten tüm partilerin desteğiyle geçen “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu” veto etti.

Şike Yasası olarak tanınan yasaya veto;kanunla öngörülen değişikliklerin, ölçülülük ve caydırıcılık gibi ceza hukukunun temel prensiplerini etkisiz kılacağı ve sakıncalar doğurabileceği, yapılan değişikliklerin kamuoyunda genel ve gereklilikten doğan bir düzenleme olmaktan ziyade, halen yürütülmekte olan şike soruşturması kapsamında bulunan kişilere yönelik özel bir düzenleme olduğu intibaını uyandırdığı  gerekçesine bağlandı.

Tüm partilerin desteklediği Şike Yasasının veto edilmesinde ki haklı gerekçeye rağmen -bakınız,neler oldu?

*

Türk futbol endüstrisinde kimi şirketler İMKB Kurumsal Yönetim Endeksinde işlem görmektedir ve değerinin 1 milyar doları aştığı hesaplanıyor.

Ne ki küresel spor endüstrisinin görünmeyenin de yer alan  spor müsabakalarında bahisleri düzenleyen şirketler 500 milyar dolarlık boyutuyla kumar dünyasının  en önemli girdisini oluşturuyor.

Her türüyle Amerika’dan yayılan öncelikle kumar ve  beraberinde içki,uyuşturucu,eğlence ve kadın’la küresel bir hizmet sektörü oluşuyor.

Bunca paranın olduğu yerde -üstelik, bizzat kumar ya da bahis’in niteliğinden de hareketle kirli ilişkilerin ve organize suç çetelerinin de hesaba katılması gerekiyor!

*

Kapitalist etik her zaman ve her yerde hiç bir umudun yeşermesine,dal budak açmasına imkan vermez.

Kumar dünyasının en önemli girdilerinden biri  spor müsabakalarında her türde bahis; 2 pay sermaye birikimine,1 pay müşteriye matematiği ile kurgulanıyor -ki,vergi açısından kârlı olmaları nedeniyle hükümetlerce korunuyor,hisseleri borsalarda alınıp- satılıyor.

Fakat  küreselleşme yerel çıkar amaçlı organize suç örgütlerini sınır ötesi organize suç örgütleriyle yakınlaştırmış,birlikte çalışma imkanlarıyla uyuşturucu,silah,tarihi eser,değerli madenler vb. kaçakçılıkla elde edilen karaparayla, elde edildiği suçların işlenmesi de kolaylaştırmıştır.

Bu tür yasadışı yollardan temin edilen kazançların kanuni yollardan elde edilmiş bir gelir gibi gösterilmesini teminen mali sisteme dahil edilmesinde spor kulüpleri  ve müsabakalar da çokca kullanılıyor.

*

Halbuki Strasburg,Palermo Sözleşmeleri ve AB Konseyi Direktifleri genel olarak sermaye akışını ve mali hizmetlerin sunulmasını sınırlamadan mali sistemin karapara aklanmasında bir araç olarak kullanılmasını engellemek amacındadır.

Karaparanın aklanmasını önlemek üzere  BM Mali Eylem Görev Kurulu yasal ve düzenleyici reformları etkileyebilecek siyasi iradelere yardımcı olmak için politika üretim merkezi görevi yürütüyor ve ülkelerin Maliye Bakanlarını ve ilgili bakanlarını denetliyor.

Üstelik kumar ve beraberinde içki,uyuşturucu,eğlence ve kadın’dan oluşan küresel hizmet sektörünün karakteri gereği alanına giren yanlışa  kestiği raconunun da çok ağır olduğu biliniyor!

O nedenle Uluslararası Futbol Federasyonu ya da Basketbol Federasyonları gibi organizasyonlar tüm kıtalarda bağlı  kuruluşlarıyla yasadışı bahis ve bundan sağlanan milyonlarca dolarlık kazancın da  önüne geçmekten sorumludur ve ülke federasyonlarını denetliyor.

*

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün vetosu ardından,3 Temmuz 2011’de Süper Lig ve Bank Asya 1.Lig’inde bazı müsabakalarda örgütlü şike ve teşvik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tesbiti ve delillendirilmesiyle açılan soruşturma, savcılık iddianamesinin mahkemece kabulüyle yargılamaya taşınmıştır.

Şimdi ilk dönemde yapılan ve bizzat soruşturmayı yönetenlerin,”19 maçta şike saptandığına ya da biz 5 karşılaşmanın sonucunu biliyorduk” doğrultusunda açıklamaları karşısında,”Maç sonuçları biliniyorsa,neden suçüstü yapmadınız?” sorusuna;”Bu maçlarla ilgili bahis oynayan birileri mi kollandı” gibi yüzeysel yanıtların herhangi bir nedenle  herkesin hesap verebildiği  Türkiye’de anlamsız olduğu,gerçek nedenin ise 12 Haziran Milletvekili seçimlerinde  AKP’nin yıpratılmasının önüne geçmek olduğu anlaşılıyor.

Buysa AKP siyasetinin hukukun üstünlüğüne aldırmadığını ve hukuka egemenliğini gösteriyor.

*

Soruşturmanın başından itibaren  geçen sürede gizlilik kuralı ihlal edilerek bizzat Emniyetin servis ettiği,sızdırdığı bilgilerin yayılmasıyla soruşturmada adı geçen spor kulüpleri,yöneticiler ve sporcular kamuoyunda küçük düşürülmüş,suçlu ve mahkum ilan edilmiştir.

Yaratılan bu paranoya;şirketleriyle İMKB Kurumsal Yönetim Endeksinde işlem gören Türk futbol endüstrisinin spor kulüpleri rekabetinde,toplam futbol kalitesini de ivmeleyecek futbol kulüpleri yönetim ilkelerinin daha şeffaf,adil,hesap verebilir konuma  getirilmesine neden olunmuştur.

Ama gizlilik ilkesinin ihlal edilerek kulüplerin,yönetici ve sporcuların afişe edilmesiyle büyük kitleleri peşinde sürükleyen spor külüplerine  açılan soruşturmanın arkasında AKP iktidarının 12 Eylül 2010 referandumuyla  hukuku da partileştiren gücüyle  süreçten yara almadan çıkması da sağlanmıştır.

*

Nihayet TBMM de tüm siyasi partiler büyük kitleleri peşinde sürükleyen etkin spor kulüplerinin ya da yöneticileri ve sporcularının şike ve teşvik  suçlarıyla cezalandırılmalarından paylarına yansıyacak zararda ortaklaşmıştır.

Şimdi birlikte hazırladıkları  şike ve teşvik suçlarında önemli indirim içeren yeni yasanın Cumhurbaşkanı vasıtasıyla veto edilmesinden memnundurlar.

*

Çünkü küresel kumar dünyasının baronları Türk futbolundan hareketle spor dünyasına bir ibret mesajı geçmek raconunu kesmiştir.

O nedenle Süper Lig ve Bank Asya 1.Lig’inde kimi maçlarda örgütlü şike ve teşvik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tesbiti ve delillendirilmesiyle  açılan soruşturmada daha işin başında kalemler kırılmıştır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül şike yasasını haklı bir gerekçe ile veto ederken,gerekçenin ardında işbu kapitalist etik sırıtıyor!

Siyasi yargı zaman zaman küçük sürprizlerle toplumun gazını alacağı  sonucu belli menziline yürüyor…

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here