Cannes Film Festivali’nde Nazi yorumlarıyla büyük tepki çeken yönetmen Lars Von Trier organizasyon komitesi tarafından ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edildi

Trier artık ‘persona non grata’

CANNES – Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier, Adolf Hitler ile ilgili sözleri yüzünden 64. Cannes Film Festivali Komitesi tarafından ‘istenmeyen adam’ ilan edildi.

Festival Komitesi, yayımladığı bir bildiriyle, Danimarkalı yönetmenin açıklamalarını sert şekilde kınadı.

Komite bununla birlikte, yönetmenin filminin yarışma kategorisinden çıkarılmadığını bildirdi. Yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Festival, dünyadaki bütün sanatçılara eserlerini tanıtma ve kendilerini ifade etme özgürlüğü için bir tribün sağlar ancak bu tribünün Danimarkalı yönetmenin kabul edilemez ve hoşgörülemez sözleriyle kullanılmasından derin üzüntü duyuyoruz.”

Düzenlediği basın toplantısı sırasında “Hitler’i anladığını”, “İsrail’in de artık can sıkmaya başladığını” belirten Lars Von Trier, festivalde soğuk bir havanın esmesine yol açmıştı.

Bir gazetecinin sorusunu yanıtlarken Trier, “Sadece adamı (Hitler’i) anladığımı söylüyorum. O kadar iyi bir herif değil ama onu çok anlıyor ve ona biraz da sempati duyuyorum” demişti.

Yahudilere karşı olmadığını söyleyen Trier, “Fazla Yahudi taraftarı da değilim, çünkü artık İsrail gerçekten de can sıkmaya başladı” ifadelerini kullanmıştı.

Festival yetkililerinin isteği üzerine özür dileyen Lars Von Trier, yayımladığı bir açıklamada, “Eğer bu sabah sarf ettiğim sözler birilerini incittiyse, hakikaten özür dilerim, ben ne bir Yahudi düşmanıyım, ne bir ırkçı, ne de bir Nazi” ifadelerini kullanmıştı.

Danimarkalı yönetmen 2005 yılında yaptığı açıklamada, “Benim işim tahrik etmek çünkü bu şekilde iyi film yaparsınız” demişti.

Trier festivale, başrollerde Kirsten Dunst ve Charlotte Gainsbourg’un oynadığı “Melankoli” adlı film ile katılıyor. (aa)

HABER YORUM/ ŞENAY AYDEMİR

CANNES’IN KUSTIRICA’SI…

Cannes’da yarışan filmi ‘Melancholia’dan önceki filmi ‘Antichrist’te dahilikle delilik arasındaki sınırları karşılıklı olarak sıkça ihlal ettiği izlenimi bırakan Trier’in başı büyük belada. ‘Melancholia’nın gösteriminin ardından basın toplantısında ‘Hitler’i anladığını’, Nazi estetiğine sempati duyduğunu belirtikten sonra sözlerini biraz da alaycı bir biçimde ‘Tamam ben bir Nazi’yim’ diye bitiren Trier için Cannes defteri kapanmış gibi görünüyor.

Avrupa’nın bir türlü gerçek anlamda hesaplaşamayıp ‘Bir anlık akıl tutulması’ diyerek bütün sorumluluğu Hitler’e attığı; İsrail’in kendisine yöneltilen her eleştiri karşısına bu büyük dramı çıkarttığı bir dünyada Trier’in birazda dikkat çekmek için sarf ettiği bu sözler daha çok başını ağrıtacak gibi görünüyor.

Yahudi cemaatinin yapımcılar, festivaller başta olmak üzere sinema sektöründeki ağırlığı dikkate alındığında bu ‘afaroz’ edilme halinin Cannes ile sınırlı kalmayacağını söylemek kehanet olmaz.

Trier’in “Eğer bu sabah sarf ettiğim sözler birilerini incittiyse, hakikaten özür dilerim, ben ne bir Yahudi düşmanıyım, ne bir ırkçı, ne de bir Nazi” sözleriyle özür dilemesi onu kurtarır mı, bunu göreceğiz.

Gönül isterdi ki, Trier böylesi bir konuyu diline dolarken kendisine değil de Nakba günü Filistin’de İsrailli askerler tarafından öldürülen 13 kişiye dikkat çekmeyi düşünmüş olsaydı.

Türk diplomatlar Yahudileri kurtarırken…

Tarihin bir cilvesi olsa gerek Trier’in bu açıklamaları yapmasından bir kaç saat sonra Türk diplomatların İkinci Dünya Savaşı sırasında ‘Türk Pasaportu’ vererek hayatlarını kurtardığı Yahudilerin hikayesini anlatan film özel bir gösterilme yer aldı Cannes’da.

Emir Kusturica’nın yıllar önce söylediği iddia edilen (ve kendisinin kabul etmediği) sözleri gerekçe gösterilerek Altın Portakal Film Festivali’nden derdest edilip gönderilmesini düşününce Trier’in en azından ‘şimdilik’ hâlâ Cannes sınırları içinde olmasını yine de ‘olumlu’ bir gelişme olarak kabul etmek gerek.

ileTrier artık ‘persona non grata’ / Kültür / Radikal İnternet.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.