Egemen Bağış:İsrail’de Baraj Olmadığı İçin Liberman Gibi Bir Dış İşleri Bakanı Var

Bağış, Kanal 7’de yayımlanan Başkent Kulisi programına katılarak, çeşitli konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, iki muhalefet partisinin de “bazı derin örgütlerin paravanı olduklarını” listeleri ile ortaya koyduklarını söyleyerek, kendi seçim bölgesinde ciddi rakipleri bulunmadığını, kendi rekorlarını kırmaya çalışacaklarını kaydetti.

BAŞBAKAN BENİ ONORE ETTİ

Bakan Bağış’ın İstanbul 1. Bölge’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hemen ardından milletvekili adayı olduğunun hatırlatılması üzerine Bağış, Başbakan Erdoğan’ın kendisini çok onore ettiğini söyleyerek, aslında 9 yıldır 2. bölge milletvekili olduğunu ancak bu seçime giderken Başbakan Erdoğan Türkiye’yi gezerken seçim bölgesini kendisine emanet ettiğini kaydetti. “Sayın Başbakan ikinci sırayı vermekle beni çok onore etti, çok büyük bir sorumluluk bu” diyen Bağış, seçim bölgesindeki herkesten destek beklediğini bildirdi. Bakan Bağış, 2 ay boyunca bir yandan AB sürecini yönlendirmeye çalışırken, bir yandan da İstanbul’un Anadolu yakasında çalışmalar yapacaklarını belirtti.

İstanbul birinci bölgede nasıl bir rekabet beklediği sorusuna karşılık Bakan Bağış, ciddi bir rakipleri bulunmadığını, rakiplerinin yine kendileri olduğunu söyleyerek, kendi rekorlarını kırmaya çalışacaklarını ifade etti. “İki muhalefet partisi de maalesef bazı derin örgütlerin paravanı olduklarını listeleri ile ortaya koydular” diyen Bağış, “muhalefet partilerinin bazı çetelerle bağlantıları olduğu iddia edilen kişilerle işbirliğine gittiğini, listelerde son anda değişiklikler yaparak, bu çetelere kaptırdıkları yuların aslında o çetelere yetmediğini de ortaya koyduklarını” kaydetti.

Bağış, Türkiye’nin artık farklı bir yörüngede olduğuna inandıklarını söyleyerek, şunları kaydetti:

“Türkiye artık 50 yıl önceki gibi başbakanların idam edildiği bir Türkiye değil. 30 yıl önceki gibi Kafka’nın, Dostoyevski’nin kitaplarının toplatıldığı, yakıldığı bir ülke de değil. Şiir okuduğu için hapsedilen siyasilerin ülkesi de değil. Türkiye artık daha demokratik, daha çağdaş, daha şeffaf, daha saygın, vatandaşı ile barışık, bütün siyasi görüşlere, tercihlere daha hoşgörü ile yaklaşan bir ülke. Kendi özümüze dönüyoruz bir yerde.”

Başbakan Erdoğan’ın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde yaptığı son konuşmada tutuklu gazetecilerle ilgili yaptığı açıklamada, “bir yandan yargı bağımsız derken, diğer yandan yargının adına sanki bu operasyonu onaylıyormuş gibi bir hava içine girip girmediğinin” sorulması üzerine Bağış şunları söyledi:

“Öyle görüldü ise orada bir görme sorunu vardır. Sayın Başbakan aslında yargıdan yana şikayetlerini çok sık dile getiren bir siyasetçidir. Kendisi de maalesef yargının tarafsız ve bağımsız olmadığından şikayet eden ve bunun mağduru olmuş bir siyasetçidir. Hayatı boyunca sadece şiir okuduğu için hapis yattığı dönem değil, bundan 30 yıl evvel de yargıdaki sorunlar nedeniyle çok sıkıntılar yaşamıştır, gözaltına alındığı dönemler olmuştur, yasaklandığı dönemler olmuştur, partisinin kapatılma riski ile karşı karşıya kalmıştır.

Yani Sayın Başbakan yargı mağduriyetinden payını yeterince almıştır. Orada söylemek istediği şey, benim de altını çizmek istediğim şey, yargının kararlarını sanki hükümetin tercihiymiş gibi gösterip, yargı üzerinden hükümete çakma çabaları gerçekten düşündürücüdür.”

Başbakan Erdoğan’ın da gözaltı sürelerinin uzunluğundan duyduğu rahatsızlığı vurguladığını, Türkiye’deki en üst düzey makam olan Cumhurbaşkanının açıklama yaptığını ve bu konuda endişeli olduğunu söylediğini hatırlatan Bağış,
cumhurbaşkanının açıklamasından sonra bir savcının yazılı bir açıklama yapabilmesi için ellerinde çok güçlü deliller olması gerektiğini kaydetti. Bağış, “Umarım bu süreç en hızlı şekilde çözüme ulaşır ve yaşla kuru ayrılır, bunu herkesten çok biz istiyoruz” diyerek, ancak bu ülkede hiçbir meslek grubunun dokunulmazlığı olmaması gerektiğini, savcıların bu kişileri canları istediği için gözaltına almadığını bildirdi. Bakan Bağış, “Gönül istiyor ki bu işler bir an önce sonuçlansın, yaşla kuru ayrılsın, eğer gerçekten ortak huzurumuzu bozmak isteyenler varsa cezalarını çeksinler, günahsız yere de Silivri’de ya da başka bir yerde gözaltında tutulan insanlar varsa özgürlüklerine kavuşsunlar” diye konuştu.

Egemen Bağış, çocuklarının okulunun düzenlediği müze gezisinde, o müzede bulunan denizaltıda C-4 atlayıcılarının bulunduğunu ve kendi çocukları da dahil olmak üzere bütün çocukların o denizaltıya birçok kereler bindiğini anlatarak, daha sonra ortaya çıkan yazılı bir belgedeki plana göre bir okulun çocuk grubunun ziyareti sırasında bu patlayıcıların patlatılarak ülkede kaos yaratılmasının hedeflendiğinin belirtildiğini aktardı. Bağış, “Bir baba olarak düşünüyor insan; bu kadar hain, ülkenin temeline dinamit koymak isteyen bu kadar gözü kara birileri varsa mutlaka tespit edilmeli ve cezalandırılmalı. Burada bir hainlik var, varsa ama ben şudur budur demiyorum, buna bağımsız yargı karar vermeli” dedi.

-BAŞBAKANIN “FRANSIZ KALMAK” SÖZLERİ-

Başbakan Erdoğan’ın AKPM’de sarfettiği “Fransız kalmak” sözlerine ilişkin soru üzerine Bağış, Türkiye’nin 9 yıl önceye kadar Konsey tarafından denetlenen bir ülke olduğunu hatırlatarak, ancak şu anda AKPM’nin başkanlığını bir Türkün yaptığını, bunun da Türkiye’nin reformları sayesinde olduğunu kaydetti.

Bağış, Konsey’deki önyargının kırılarak başkanlığın ilk kez Viyana’nın doğusuna geçtiğini söyleyerek, bunun arkasında Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin bulunduğunu bildirdi. “Bu haklı olarak bize bir özgüven getirdi” diyen Bağış, Türkiye’nin 2010’da yüzde 9,5’luk büyümesine karşın, Avrupa’nın yüzde 1,5’da kaldığını da anımsattı.

“Fransız kalmak” deyimini Başbakan Erdoğan’ın icat etmediğini, bunun Türk halkı tarafından da benimsenen bir söz olduğunu, hatta İngilizce de “That’s French to me” olarak karşılığı bulunduğunu anlatan Bağış, bunun dünya genelinde yaygın bir tabir olduğunu belirtti. “Başbakan kullanınca Fransızlar alınmazken, bizim muhalefetimizin rahatsız olmasını, alınmasını yadırgıyorum” diyen Bağış, bu tür ortamlarda her şeyin konuşulacağını, bunun normal olduğunu kaydetti.Bakan Bağış, üstelik dini azınlıkların hiçbir dönemde bu kadar özgür olmadıklarını da söyleyerek, son dönemde çok büyük reformlar yapan Türkiye’ye dini azınlıklar sorusu sorulmasına verilen bu yanıtın çok doğal olduğunu bildirdi. Bağış, “Türkiye de Avrupa ailesinin bir üyesidir ve Avrupa Konseyi’nde AB gibi aday ülke değildir, tam üyedir, Konsey’in dönem başkanıdır. Onun için Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı orada ne yaptığını bilerek yapmıştır” diye konuştu.

-SEÇİM BARAJINA LİEBERMANN’LI ÖRNEK-

Sorular üzerine Avrupa Konseyi’nde gündeme gelen seçim barajı tartışmalarına da değinen Bağış, bu barajın AK Parti tarafından değil, 12 Eylül döneminde istikrarın korunması için konulduğunu hatırlatarak, Türk halkının istemesi durumunda bu barajın düşürülebileceğini söyledi.

Bağış, AK Parti iktidara gelirken TBMM’de 450 vekilin baraja tabi tutulması, 100 vekilin ise bunun dışında tutulması önerisi getirdiklerini ancak muhalefet tarafından bunun kabul edilmediğini belirterek, bu çağrılarının hala geçerli olduğunu bildirdi. Bağış, barajın istikrar sağladığını da İsrail örneği ile anlattı: “İsrail’de radyoya mülakat verirken sifon çeken bir dışişleri bakanı var. Gençliğinde de Moldova’da pavyon fedailiği yapmış, hala kendini o konumda konumlandırıyor, devlet adamlığı vasfına bir türlü geçemiyor. Bu adama İsrail’in dış politikasını teslim etmek zorunda kalmışlar. Neden? Çünkü baraj olmadığı için. Adamın orada bir siyasi gücü var ve tehdit ediyor hükümeti düşürürüm diye. Türkiye’nin de böyle bir duruma düşmemesi için, istikrarın bir şekilde korunması lazım ama farklı fikirlerin de yer bulması lazım.”

AK Parti’nin 12 Haziran seçimlerinde çok yüksek oy alması durumunda sivil dikta gelebileceği yönünde bazı korkuların olduğunun, hatta bir köşe yazarının dün bu konuda yazdığının hatırlatılması üzerine Bağış, şöyle konuştu:

“Allah Türkiye’yi sevdiği için herhalde (410 el kaosa kalktı) diyenleri bugün nehir kenarında seyire yönlendirdi. Allah’ın neyi sevip sevmediğini Allah’a bırakalım ama bu millet de kendisi için dertlenenleri, sorunlarına çözüm bulmaya çalışanları iyi bilir. Eğer biz milletten kopsaydık, eğer milletle dertlenmesiydik, bugün biz de bizden öncekiler gibi şamarı yer otururduk. Ama 9 yıldır iktidarda olan bir siyasi hareket olarak hala eğer milletin umudu isek…”

Bakan Bağış, sivil dikta korkularının da masaya yatırılması gerektiğini söyleyerek, “9 yılda kimin yaşam standardına karışılmış? Kimin tercihlerine kim karıştı bu ülkede? Bunlar suni korkular, birilerinin yaratmak istediği korkular” dedi.

-AB İLE İLİŞKİLER-

AK Parti’nin seçim beyannamesinde AB ile ilişkiler onusunun da bulunduğunu, üyelik sürecinin seçimlerden sonra ivme kazanacağını belirten Bağış, Türkiye’nin 2014’e kadar ev ödevini tamamlayacağını, gerekli yasal değişiklikleri yapacağını, sonraki sürecin ise siyasi uzlaşı sağlamak ile ilgili olacağını kaydetti.

Bakan Bağış, Türkiye’nin şu anda 29 faslı açacak kadar işi bitirdiklerini ancak siyasi engeller bulunduğunu anlatarak, “Yapmamız gereken sabırlı olmak, bize havlu attırmaya çalışıyorlar ama atmayacağız” dedi.

Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili soruya karşılık da Bağış, bu konunun çözümleneceğine inandığını söyleyerek, ancak Yunanistan’ın da atması gereken adımlar olduğunu belirtti. Bağış, Atina’da hala Müslüman Mezarlığı ya da gidip namaz kılabilecek bir cami bulunmadığını da sözlerine ekledi.

Gazete 5

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.