Kategoriler
Dünya

Enerji Taşeronluğu

ABD’de 104 nükleer santral var, en yenisi 24 yıllık… Yani 24 senedir inşa ettiği yeni bir santral yok, çeyrek yüzyıl önce durdu. 104 santrale karşılık 73 ABD Üniversitesinin 73 Nükleer Mühendislik Fakültesi var.

Fransa’da 56 nükleer santral var, en yenisi 16 yıllık… Son santralini 16 yıl önce inşa etti ve o da son oldu. Fransa’da 39 tane Nükleer Mühendislik Fakültesi var.

Japonya’da 55 nükleer santral var ve Fukuşima tam 40 yıllıktı. Olanları biliyorsunuz. Son 14 yıldır, Japonya nükleer santral kurmuyor. Japonya’da 22 tane Nükleer Mühendislik Fakültesi var.

Ve Türkiye mi? Türkiye’de sadece Hacettepe Üniversitesinin Nükleer Mühendislik Fakültesi var. Yani ülkemizde sadece 1 tane Nükleer Mühendislik Fakültesi var. Böyle bir bölüm duymuş muydunuz? Peki, son 20 yıldır sadece 3 Asya ülkesinin Nükleer Santral siparişini verdiğini biliyor muydunuz? Bunlar Hindistan, Pakistan ve Kore. Neden onlarca santral inşa edip eskitmiş Avrupa ülkeleri yeni santraller inşa etmiyor ya da mevcutları yenilemiyor dersiniz?

Amerika’nın ve Avrupa’nın seneler önce vazgeçip durduğu Nükleer Enerji’ye sarılan Türkiye’de adettir; iktidara gelen her parti, önce böyle bir projeye sarılır. Sonra maliyetleri görür, riskleri anlar, sivil toplum örgütlerinin yardımıyla çevre ve doğa için duyarlılık edinir ve vazgeçer. 1950’lerin Menderes’lerinden Demirel’lerine ve Bülent Ecevit’e kadar pek çok başbakan aynı sulardan geçmiştir.

Siz son 10 yıldır AKP’nin temelini attığını, bırakın temelini attığı; planlama-etüd yaptığı bir baraj biliyor musunuz? Rüzgâr enerjisi, dalga enerjisi ya da mevcut nakil hatlarının iyileştirilmesi ile ilgili bir çalışmasını duydunuz mu? Hayır. Çünkü yapmadı. AKP 10 yıldır ne bir baraj inşa etti, ne yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili bir çalışma ya da planlama yaptı ne de mevcut enerji nakil hatlarının yenilenmesine el attı. Enerji naklini hafifsemeyelim; mevcut üretimin %28’lik kısmı, yüzbinlerce metrelik kablolarda eriyip gidiyor. Sadece bunların bakım-yenileme ve revizesi bile 1/3’lük bir kazanç demektir.

Peki, dünyanın vazgeçtiği, Çernobil ve Fukişima gibi yaşanmış faciaların ötesinde, yaşanabilecek yüzlerce facia varken ve daha da ötesi, normal çalışan bir santralin bile hiçbir kaza olmasa da tabiatı gereği deniz suyunu ısıttığı, okyanus florasını bozduğu, ürettiği atıkların imhasının mümkün olmadığı ve bir nükleer reaktörün 40 yıllık ömrüne karşılık, çalışması ve atıkları yüzünden yüzbinlerce yıllık hasar bıraktığını göre göre, bile bile neden AKP ısrarlı ve inatçı dersiniz?

AKP neden evdeki tüp de riskli diyor? AKP neden bizi enerjide dışa bağımlı yapmak isteyen karanlık odaklar var ya da 1 kg. Nükleer Enerji= 100.000 kg. Fosil enerji demektir diyerek gerçekleri örtüyor? AKP neden ülkemizde akademik birikim, deneyim ve etüd olmadığı halde, bütünüyle Rusların insafına bırakılmış bir santralin inşasına imza atıyor. AKP neden santralin inşası için uluslar arası bir ihale açmadan, kapalı kapılar ardında Rusya ile anlaşarak, tek taraflı bir karara imza atıyor.

Bunlar AB ülkelerinin projeleridir. Ortadoğu ve Asya ülkelerinin tertemiz topraklarına, havasına, nehirlerine, kendi pis enerji kaynaklarını dikerek, bizlerin üzerinden enerjilerini elde ederler. Bizim kirlenen denizlerimiz, toprağımız, girdiğimiz nükleer risk ve oluşabilecek bir faciada yüzyıllarca çekeceğimiz acıyı önemsemezler. ( Ukrayna Çernobil kentine giriş yasağı 600 senedir.)

AB-ABD emperyalizmi AKP yüzünden tarımı, hayvancılığı, seracılığı, tekstili, ormanı, madeni, sahilleri, fabrikaları, kurumları ve işletmeleri teker teker ele geçirdiği Türkiyemiz’de, şimdi de kendi enerji ihtiyacını risksiz yoldan elde etmek için Akkuyu’ya göz dikmiştir. Düşünsenize; çeyrek yüzyıldır yeni nükleer santral inşa etmeyen ülkeler, Türkiye’deki santral için elbirliğiyle alkış tutuyorlar.

Oysa Türkiye rüzgâr, güneş ve dalga enerjisi için en elverişli coğrafyalardan birine sahiptir. Fransa’daki onlarca santrali sıralayan pişkin AKP’lilerin, Hollanda’daki rüzgâr santrallerinden hiç bahsetmeyişi bundandır. Japonya’da da var diyerek sırıtan AKP’lilerin Kanada’daki dalga santrallerden hiç söz açmaması bundandır.

AKP geldiği günden beri olduğu gibi, ‘satmak’, ‘elden çıkarmak’, ‘kiralamak’, ‘ ipotek ettirmek’ üzerine kurulu olduğu düzenini, enerji için de yürütmektedir.

AKP sağlık, eğitim ve inşa alanındaki inanılmaz taşeronlaşmasının alışkanlığıyla, Türkiye’yi, AB’nin enerji taşerano yapmak istemektedir.

Nükleer santrale HAYIR… Üzerinde yaşadığımız yerküre için HAYIR… Enerji elde edeceğiz diye radyasyon ve radyoaktif madde üretmeye HAYIR… Tertemiz koylarımız ve denizlerimiz yıldan yıla zehirlenmesin diye HAYIR.

Biz bu dünyayı toprağı, denizi, ormanı ve havasıyla emanet aldık. Ülkene ve yerküreye ihanet etmemek için HAYIR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.