Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

DEVRİMCİNİN ÇIĞLIĞI

        DEVRİMCİNİN    ÇIĞLIĞI
        Ergenekon operasyonu kapsamında çoğu gazeteci 11 kişi daha gözaltına alındı.
        Çok sayıda tutuklu iki yıldan uzun süredir hapisteyken soruşturma dalgasının  ifade özgürlüğünü tehdit etmeye başlaması,
        İktidarın -efendim,işte; üyelik için Kopenhag Kriterlerine uygun siyasi reformlar yapıyoruz,yargı bağımsızlığı,sivil-asker vesayeti,azınlık hakları,-kem küm; benzeri  argümanlarının, giderek kuşkuyla değil nefretle karşılanmasına ve  devrim vicdanın çığlığına neden oluyor.
        *
        Son gözaltılarla ilgili TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner’in;”Darbe dönemlerinden,demokrasiye müdahalelerden,sayısız faili meçhulden ve bunların sorumlusu çetelerden yılmış vatandaşlar olarak,Ergenekon davası başladığından bu yana,hepimiz o darbelerin ve müdahalelerin sonu gelecek,daha şeffaf ve hesap veren bir devlete kavuşacağız diye ümitlendik.Demokrasi,şeffaflık ve adaletin yerine gelmesi için daha ne kadar bekleyeceğiz? ‘Bakalım arkasından ne çıkacak’ sorusunun son kullanma tarihi nedir?” açıklaması  kamuoyuna tercüman oluyor.
        *
        Ümit Boyner’in “darbe dönemleri,demokrasiye müdahaleler,sayısız faili meçhuller ve bunların sorumlusu çeteler” ifadesi, Türkiye’nin lâik demokrasisine yamanmış-elbette şahsi ikballeri uğruna, bir avuç sivil- asker siyasetçi ve bürokratın önce NATO ardından AB üyeliği yolunda verdikleri ödünlerle biçimlenen tarihini oluşturuyor.
        Her defasında gerçek yurtsever siyasetçi ya da askere düşen,verilen ödünlere engel olmak ve  Türkiye’yi yeniden eksenine koymak-iken;
        Yazık ki, su uyuyor fakat düşman uyumuyor!
        * 
        Düne kadar  lâik demokrasi önünde en büyük tehditi oluşturan irtica ve bölücülük;
        NATO ve AB üyeliği süreçlerinde uluslararası destekle  şahsi ikballeri peşinde koşan bir avuç sivil-asker siyasetçi ve bürokrat aymazdan yararlanarak  “Demokratikleşme” adıyla yasallaşmayı becermiş-üstelik, “Demokratikleşme” becerisiyle iktidara da çıkmıştır.
        Şimdi Türkiye’nin lâik demokrasi kültürünü,taşıyıcı aktörleri ve siyasal tezahürlerini “merkezi,seçkinci ve otoriter bir zihniyet ve kurumları” olarak  suçluyor ve  yıkılası-yokolası  bir vesayet olarak algılanmasını da kabul ettirmiş bulunuyor!
        *
        Bir avuç aymaz siyasetçi ve asker bürokratın önderliğinde  yakın tarihin  darbe dönemlerinden,demokrasiye müdahalelerden,faili meçhuller ve çetelerinin neden olduğu  ulusal ve uluslararası siyasi,ekonomik ve sosyal  sorunlardan kalkılıyor.
        Kürt,Alevi, azınlıklar,din-vicdan,ifade ve örgütlenme özgürlüğü,türban benzeri ve komşu ülkelerle sorunlarda  merkezi,seçkinci ve otoriter zihniyet vesayetinin  demokratikleşme önünde engel olduğu yolundan yürünüyor. 
        *
        Buna göre vesayet; sadece anayasal hukuki düzeyde  ve kurumsal değil aynı zamanda  bir siyasi kültürdür.
        O halde vesayetçilikle-artık, iktidarda temsil edilen dinî ve muhalefette bulunan etnik kimlikçi  siyasetlerin gerginliğe,şiddete ve korkuya sürüklenmesinin önüne geçilmesi gerekiyor.
        Aymaz sivil-asker siyasetçi ve bürokratın açıklarından faydalanılıyor.
        Askeri bürokrasi  tasfiye edilerek demokratik denetime alınmıştır.
        Aynı zamanda  demokratik müttefik olunan Kürt hareketinin  sorununun çözümünde özgürlüklerin genişlemesi ve demokratik siyaset öne çıkarılıyor,
        Savunma,güvenlik ve istihbarat konularında  demokratik denetim lehinde sivil ve asker arasında bilgi asimetriği kuruluyor,
        Yargı organları demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılırken,
        Nasılsa müfredatlarla her tür vesayetçiliğe  karşı duyarlılıklar geliştirilirken insan yetiştirme düzeni de peyderpey geliştirilmektedir.
        Tek parti döneminin ideolojik mirası niteliğinde CHP’ye makyaj yapılıyor  ve sıra 1961 ve 1982 anayasalarında kalıcı vesayetçiliğin  tasfiyesine geliyor.
        Pekala -işte, ifade özgürlüğünün de engellenmesinin  nihai adımları atılıyor…
        *
        Ne ki uygulamaların çoğunlukçu bir anlayışla yapılması toplumu kutuplaştırmıştır.
        Türkiye’nin temelini oluşturan Atatürk devrimleri ve ilkeleri  çerçevesinde statükocular ile statükoya karşı sorunları büyültülen kesimler arasında diyalog ve empati  kopuyor.
        *         
        Halbuki  Türkiye’nin harcına  ruhunu koyan Büyük Atatürk,”Bizi öldürmedikçe,bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça,başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır.Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır” diyor.
        Türk ulusu ve devletinin asli temeli “Devrimciliğe” işaret ediyor.
        Nitekim Türkiye’nin; devrimciler ve demokratikleşmecileri kutuplaşmış bulunuyor!
        *
        Çünkü Devrimcilik ilkesi durmaksızın bilimin,yeniliğin peşinde koşmanın,çağa ulaşmanın gücünü içinde taşıyor.
        Türk Devrimciliğini ve karşı çıkanları  Mustafa Kemal’den  duymak ve anlamak gerekir.
        “Eğer onlara karşı benim şahsımda birşey anlatmak isterseniz,ben şahsen onların düşmanıyım.Onların olumsuz yönde atacakları bir adım,yalnız benim şahsi gayeme değil,o adım benim milletimin hayatıyla alakadar,o adım benim milletimin hayatına bir kasıt,o adım benim milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir.
        Benim ve benimle aynı düşüncede olan arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir.Sizlere bunun da fevkinde bir söz söyleyeyim.Farz-ı muhal eğer bunu sağlayacak kanunlar olmazsa,bunu temin edecek meclis bulunmazsa,öyle menfi adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben yalnız kalsam,yine tepeler ve yine öldürürüm”diyor.
 
        *
        Ergenekon davası giderek “demokratikleşme “yaygarasıyla Türkiye ile hesaplaşmaya yönelirken son olarak  gazeteciler,yazarlar,çizerler sindirme amacıyla gözaltına alınmıştır.
        Gazetecilere Özgürlük Platformu öncülüğünde Taksim Meydanında 2 bin gazeteci “Gazeteciysen boyun eğmeyeceksin, boyun eğiyorsan gazeteciyim demeyeceksin”, sloganıyla  protestodadır, kalemler kırılıyor.
        Bu kez Türk insanının muhteşem devrimci ruhu “Yeter artık” çığlığı basıyor-ki, maazallah!
 
      [email protected]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here