Ana sayfa Haberler Türkiye

“Erzurum Doğu’nun Paris’i” sözünü ilk o kullanmış

“Erzurum Doğu’nun Paris’i” sözünün Kurtuluş Savaşı’nın önde gelen komutanlarından Kazım Karabekir Paşa’ya ait olduğu ortaya çıktı. Eğitimci yazar Muzaffer Taşyürek, Paris’i ve Erzurum’u korumak için benzer savunma sistemi yapıldığını belirterek, “Fransızlar’ın Paris’i Almanlardan korumak için yaptırdıkları savunma hattı Erzurum’da düşmana karşı inşa edilen tabyalara ve savunma sistemlerine benzediği için Karabekir Paşa bu ifadeyi kullanmıştır.” dedi.

“Erzurum Doğu’nun Paris’i” sözünün rastgele söylenmediği tarihsel bir yanının bulunduğu bildirildi. Doğu’nun Paris’i sözünün ise görsel benzerlik yerine her iki şehri korumak amacıyla yaptırılan savunma sistemlerinin aynılığı nedeniyle kullanıldığı belirtildi.

Eğitimci yazar Muzaffer Taşyürek, “Erzurum Doğu’nun Paris’i” sözünü ilk olarak Kazım Karabekir Paşa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kullandığını açıkladı.

Söz konusu ifadenin yıllardır yanlış nitelendiğini kaydeden Taşyürek, Erzurum’un Paris, Londra, Çanakkale ve İstanbul kadar önemli bir şehir olduğunu söyledi.

Erzurum’un tarihin her döneminde ele geçirilmek için çaba sarfedilen stratejik konuma sahip şehirlerden olduğunu anlatan Taşyürek, 2. Abdulhamid Han’ın 93 Harbi’nde Gazi Ahmet Muhtar Paşa’ya gönderdiği ve Erzurum’un önemini ifade eden emir telgrafını aktardı: “2. Abdulhamid Han telgrafında şöyle diyordu: ‘Bugün bulunduğunuz yer Asya’nın en önemli noktası ve düşmanın göz diktiği yerdir. İşte bu yer büyük bir tehlikede bulunuyor. Allah esirgesin, bir vakitten beri ordumuzda görülen dağılma ve çöküntüler bu defa da vukua gelir ve Erzurum’a da bir zarar olur ve Erzurum istilaya uğrarsa, böyle elemli bir olayın devletin maddi ve manevi varlığında açacağı yaraları size anlatmaya lüzum yoktur. Şu halde asıl iş görecek ve devletin üzerindeki nimet hakkını gözetip milletimizin sizden beklediği şerefi ispat edecek gün, bugündür.”

KARABEKİR PAŞA, SAVUNMA SİSTEMLERİNİN BENZERLİĞİ YÜZÜNDEN KULLANMIŞ

Osmanlı Devleti’nin Erzurum’u korumak için şehrin çevresine savunma sistemleri yaptırdığını ifade eden Taşyürek, Sultan Abdülaziz’in yaptırdığı Aziziye Tabyası, Sultan Abdulmecid’in yaptırdığı Mecidiye Tabyası ve Sultan Abdulhamid’in yaptırdığı Hamidiye-Sütnişan Tabyaları’nı örnek gösterdi. Bu tabyalarının Osmanlı-Rus savaşlarında Erzurum’u koruduğunu belirten Taşyürek, tabyaların yapımında ve planlanmasında Alman ve İngiliz strateji uzmanlarının da görev aldığına dikkat çekti.

İkinci Dünya Savaşı’nda Türk-Rus ilişkilerinin sarsıntıya uğradığını ve olası tehlikeye karşı tabyalara ek olarak 100’ün üzerinde beton savunma sistemi yapıldığını ifade eden Taşyürek, Kazım Karabekir Paşa’nın Fransa’nın Paris şehrine yapılan savunma hattı ile Erzurum’da Ruslara karşı yapılan savunma sisteminin benzerliğinden ötürü ‘Erzurum Doğu’nun Paris’i’ ifadesini kullandığını anlattı.

7 Haziran 1945 yılında dönemin dışişleri bakanının SSCB Dışişleri Bakanı Molotof ile görüştüğünü vurgulayan Taşyürek, “Bu konuşma 25 yıllık ‘Türk-Sovyet Dostluk ve İşbirliği’ geleneğini sona erdirdi. SSCB bizden Kars ve Ardahan’ı istemişti. Bu istekle 1921 yılında Rusların zayıf olduğu sırada imzalanan Dostluk Antlaşması’da işlevini yitirmişti. SSCB Kars’ı, Ardahan’ı isteyince Türkiye yoğun bir şekilde aynen Fransızların Paris’i Almanlara karşı korumak için inşa etmiş olduğu Majino Savunma Hattı gibi koruganlar, beton yuvalar inşa etmeye başladı. İşte bu zor şartlar içerisinde yapılan tartışmalarda Kazım Karabekir Erzurum’un çevresindeki tabya sistemleriyle beraber stratejik önemini vurgulamak için Erzurum Doğu’nun Paris’idir demiştir.” diye konuştu.

Taşyürek Fransa’daki Majino Hattı için ise şunları söyledi: “Fransa’nın tüm kuzey ve doğu sınırlarını kapsayan hattır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Fransa’nın tekrar işgalini önlemek üzere bu savunma hattının inşasına başlanmıştır. Asıl yapı kale adı verilen bizim tabya sistemlerinde olduğu gibi dairesel ana yapılardan oluşmaktaydı. Bu yapılar arasında özel tüneller ile geçiş sağlanmaktaydı. Böylece savunma hattının tümü doğrusal ve kesintisiz bir hat oluşturmaktaydı. Ayrıca bu kalelerde Erzurum tabya sistemlerinde olduğu gibi görevli askeri birliklerin konaklaması amacı ile özel barınma yapıları da hazırlanmıştı. Tüm silahlar için özel yeraltı cephaneliklerinin yanı sıra, gerekli enerjiyi üretebilmek için özel jeneratörlerde geliştirilmişti.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here