Ana sayfa Haberler Politika

”Dünyanın Neresinde Olursa Olsun Yahudilerle Görüşürüz”

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’den komşu ülkelere, özellikle Irak’a dönük herhangi bir terör faaliyetine müsamaha gösterilmesi ya da o konuda gerekli tedbirin alınmaması gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını belirtti.

Davutoğlu, CNNTürk’te Taha Akyol’un sunduğu ”Eğrisi Doğrusu” programına konuk oldu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dünyanın saygın dergilerinden Foreign Policy’nin bu yıl ikincisi düzenlenen ve kendisinin de yer aldığı ”En Önemli 100 Küresel Entelektüel” listesiyle ilgili etkinliğe katılmak üzere ABD’ye gideceğinin belirtilmesi üzerine, ABD ziyaretinin en önemli sebebinin yapacağı ikili görüşmeler olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, ABD’de Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon ile görüşeceğini kaydetti. Ziyaretin zamanına dikkati çeken Davutoğlu, ABD’deki kongre seçimleri sonrasında dosyaları gözden geçirmek ve yeni kongre üyeleri ile temasa geçmek için bir planlama yaptıklarını belirtti.

Hangi dönem olursa olsun Türk-Amerikan ilişkilerinin önemini koruduğuna işaret eden Davutoğlu, ABD Başkanı Obama’nın işbaşına gelmesinin hemen öncesinde başdanışman olarak ABD’ye bir ziyarette bulunduğunu anımsattı.

Davutoğlu, ABD ile görüşmelere her zaman önem verdiklerini, görüşmelerin hep belirli bir ağırlık taşıdığını söyledi.

-WIKILEAKS BELGELERİNE İLİŞKİN HABERLER-

Wikileaks internet sitesinin ”ABD’de bir takım unsurların PKK’yı desteklediği, Türkiye’den de Irak El Kaidesine bir takım yardımlar gittiği yönünde” iddiaları içeren belgeleri açıklayacağını duyurmasıyla ilgili haberlere yönelik bir soru üzerine Davutoğlu, bu haberlerin henüz spekülatif olduğunu, üzerine bir yorum yapmanın doğru olmayacağını ifade etti.

Türkiye adına ilkesel bir pozisyonu vurgulayacağını belirten Davutoğlu, ”Türkiye’den komşu ülkelere hele hele Irak’a dönük bir şekilde herhangi bir terör faaliyetine müsamaha gösterilmesi ya da o konuda gerekli tedbirin alınmaması gibi bir şey söz konusu değildir” dedi.

Iraklı yetkililerin her zaman Türkiye’nin bu konudaki tutumunu takdirle andıklarını belirten Davutoğlu, şu ana kadar kendilerine ne bir şikayet iletildiğini ne de bu şekilde bir gündem oluştuğunu kaydetti.

Davutoğlu, ”Aksine El Kaide’ye karşı verilen mücadelede Türkiye her zaman ciddi tedbirler almıştır ve bu hep takdirle ifade edilmiştir” diye konuştu. Davutoğlu, belgeler çıktığında gerekli değerlendirmeleri de yapacaklarını, ABD ile ilgili iddiaların değerlendirmesini de ABD’deki muhataplarının zaten yapacağını belirtti.

Terörle mücadele konusunda ABD ile her zaman yakın işbirliği içinde olduklarını ifade eden Davutoğlu, 2008 yılı Kasım ayından sonra da mücadelenin ABD, Türkiye ve Irak arasında üçlü bir mekanizma içinde yürütüldüğünü dile getirdi.

Terörle mücadele konusunda son derece ilkesel bir tutumları olduğunu vurgulayan Davutoğlu, son NATO zirvesinde de terörizm konusunda kesin kararlı bir tutum sergilediklerini söyledi.

-TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ-

”ABD ile problemlerin arttığı izlenimlerine” ilişkin olarak ABD Başkanı Obama’nın getirdiği diyaloğa dayalı politika ve yöntemlerin Türk dış politikası ile örtüştüğünü belirten Davutoğlu, Obama’nın İran’ı diyaloğa çağıran mektuplar yazdığını, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın da buna cevap verdiğini anımsatarak, şu anda ABD ile yöntem konusunda bir uzlaşmalarının olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, ”ABD ile yönetim düzeyinde yürüttüğümüz müzakerelerde görüş farklılıklarımız olur. Ne konuda görüş farklılıklarımız olur? Biz İsrail’in böylesine bir faaliyetinden sonra İsrail’e karşı müttefiklerimizin çok daha net tavır almasını beklerdik. Cenevre’de BM oylamasında ABD ve bazı Avrupalı müttefiklerimizin böyle bir araştırma komisyonuna hayır demesini diğer müttefiklerimizin çekimser kalmasını herhangi bir Türkün içine sindirmesi mümkün değil. Burada bir görüş ayrılığı var ama bu görüş ayrılığı dolayısıyla İsrail’in Türkiye’nin haklı tepkisini paylaşmaması konusunda herhalde kimse Türkiye’yi suçlayamaz”

İran konusunda ise bugün İran’ın Nükleer Başmüzakerecisi Celili ile görüştüğünü, her zaman P5+1 ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya çalıştıklarını ifade eden Davutoğlu, ”Biz bu gerilimlerin ortaya çıkmasını istemiyoruz Amerika yönetimi de bunu çok iyi biliyor” dedi.

İki ülke ilişkilerine dair basına yansıyanların ABD’deki düşünce kuruluşları ya da lobiler üzerinden yansıtıldığını vurgulayan Davutoğlu, bunu bir psikolojik operasyon olarak da gördüğünü kaydetti.

Davutoğlu, ”Türkiye ile ABD arasında hiç bir gerilim yokken karşılıklı müzakereler son derece saygı ve anlayış ortamı içinde seyrederken eğer birileri Türk kamuoyuna bunu yansıtıyorlarsa burada iyi niyet aramak mümkün değildir” dedi.

ABD kamuoyunda da bu ilişkilere vakıf olmayanların kanaat belirtebileceğini söyleyen Davutoğlu, ”Ama şu anda yönetiminde hiç bir rolü olmayan bir ABD’li eski bir yetkili bir açıklama yapıyor ve bizim gazetelerimiz bunu manşetten ‘Amerika’dan sert uyarı’ diye veriyorlarsa bu olmaz” diye konuştu.

-”TÜRKİYE’NİN HİÇ BİR YERE SAVRULDUĞU YOK”-

Davutoğlu, ”Türkiye savruluyor, doğuya fazla kaçtı” görüntüsünde gerçeklik olup olmadığına ilişkin soru karşısında, ”Bir kere Türkiye’nin hiç bir yere savrulduğu yok. O argümanların hepsini üzerinden test ederek geçeriz ama benim kastettiğim şu Türkiye ile ABD arasında şu anda her düzeyde son derece yakın bir diyalog vardır. Ne bir diyalog kopması vardır ne de karşılıklı şüpheler içinde bir diyalog eksikliği vardır” diye konuştu.

Davutoğlu, NATO Zirvesi’nden herkesin bu yönde bir şey beklediğini ifade etti.

-NATO LİZBON ZİRVESİ-

Türkiye’nin NATO’ya yaptığı en büyük katkının tansiyonu düşüren ”yumuşak güvenliği” sağlaması olduğunu belirten Davutoğlu, NATO’nun herhangi bir şekilde ne soğuk savaş döneminde olduğu gibi Rusya’ya ne de 11 Eylül sonrasında olduğu gibi İslam dünyasına karşı bir örgüt haline dönüşmesine izin vereceklerini vurguladı.

NATO’nun en etkin üyesi olarak savunma nitelikli her çabanın içinde olacaklarını belirten Davutoğlu, bazı çevreler tarafından hep bir kriz çıkmasının beklendiğini ancak kriz çıkmadığını ifade etti.

Davutoğlu, ”Beklenti şuydu; ya biz NATO’nun belli taleplerini kabul edip İran’la ilişkilerimiz bozulacaktı ya da füze savunma sistemine tümüyle karşı çıkıp Batı’yla ilişkilerimiz bozulacaktı. Olan tabloya herkes şimdi baksın ve eline vicdanına koysun” diye konuştu.

NATO Dışişleri ve Savunma bakanları toplantısında Türkiye’nin ilkesel duruşunu ifade ettiğini belirten Davutoğlu, bu konuları önce ABD ile müzakere ettiklerini ve önce ABD ile mutabakat sağladıklarını dile getirdi.

Davutoğlu, ”Lizbon’da ABD ile Türkiye arasında tek bir saniye bile gerilim yaşanmamıştır” diye konuştu.

Lizbon’da sadece Fransa’nın farklı bir tutum sergilendiğini belirten Davutoğlu, ”Biz yalnızlaşmadık, diğer ülkeleri de yanımıza çektik” dedi.
Davutoğlu, savunma sistemi nitelikli olacak çalışmanın kapsayıcılık ilkesi bağlamında üye ülkeleri kapsaması, mülki külfet paylaşımı, güvenliğin bütünlüğü ve hiç bir ülkenin hedef gösterilmemesi gibi Türkiye’nin ilkelerinin hepsinin kabul edildiğini dile getirdi.

Davutoğlu, ”Türkiye’nin ABD ile ilişkileri NATO Zirvesi’nden çok daha güçlenerek çıkmıştır. Türkiye’nin İran ile ilişkileri daha da güçlenerek çıkmıştır, İranlı yetkililer bu konuda Türkiye’nin ikili tutumu konusunda takdir ifade etmişlerdir” diye konuştu.

DAVUTOĞLU: NE ABD NE NATO NE AB NE RUSYA NE X NE Y İLE İLİŞKİLERİMİZDE BİZ NESNE DEĞİLİZ. BİRİSİ BELİRLEYECEK VE BİZİM SADAKATİMİZİ TEST EDECEK, KİMSENİN HADDİNE DEĞİL BU

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin hiç bir müttefiki ile ilişkisinde nesne olmadığını belirterek, ”Birisi belirleyecek ve bizim sadakatimizi test edecek, kimsenin haddine değil bu” dedi.

Davutoğlu, CNNTürk’te Taha Akyol’un sunduğu ”Eğrisi Doğrusu” programına katılarak soruları yanıtladı.

İsrail ile ilişkilerin ele alındığı programda ABD ziyaretinde ülkedeki Yahudi lobisine önem verip vermeyeceğine ilişkin soru üzerine bütün lobilere önem verdiklerini belirten Davutoğlu, ”Dünyanın neresinde olursa olsun Yahudilerle görüşürüz” dedi.

Türkiye’nin Yahudilere zulmeden ya da İsrail ile fiili bir savaş yaşayan bir ülke olmadığını ifade eden Davutoğlu, ”Şimdi böyle bir ülkenin 9 vatandaşı, uluslararası sularda, düzenli ordu tarafından, siyasi bir otoritenin emriyle kararlı ve bilinçli bir şekilde öldürülmüşse onurlu bir devlet bu hakkı sonuna kadar takip eder. Bizim için bu kendimize olan saygımızın bir gereği” diye konuştu.

”İsrail’in bu saldırısından sorumluluğu olmayan, benzer acıları yaşayan Yahudilerin böylesine bir katliamı, hatta Gazze’ye yönelik blokajı mazur görmeleri durumunda burada bir problemin mevcut olduğunu” dile getiren Davutoğlu, önce onların İsrail’in bu politikalarına isyan etmesi gerektiğini söyledi.

Son ABD ziyaretinde Yahudi toplumunun liderleri ile de görüştüğünü anlatan Davutoğlu, bu konuları açık bir şekilde paylaştığını, Yahudi entelektüellerinin çoğunun Türkiye’nin haklı olduğunu ifade ettiğini kaydetti.

ABD’deki Yahudi çevrelerinden farklı görüşlerin de çıktığına işaret eden Davutoğlu, temasta bulundukları Yahudi lobisinin önce ”2008’e kadar iyi olan ilişkilerin sonra neden bozulduğu” sorusunu sormaları gerektiğini söyledi.

Yahudi toplumunda nihayetinde bir dayanışmanın söz konusu olduğunu belirten Davutoğlu, ancak Türkiye’de yaşayan aydınların onlar tarafından dile getirildiğinde mazur görülecek fikirlerin sözcülüğünü yapmalarının yanlış olduğu ifade etti.

Bu konuda ilkesel tutumlarını sürdüreceklerini dile getiren Davutoğlu, ”ABD’de bazı çevrelerde bu yanlış algılanıyorsa, bunu izah etmek bizim görevimiz bunu izah edeceğim” dedi. Davutoğlu, ABD’de kongre üyeleri ve çeşitli düşünce kuruluşlarında da bunları izah edeceğini söyledi.

Davutoğlu, Türkiye’ye atanacak ABD Büyükelçisinin kongre tarafından onaylanmamasının ilişkilerde bir problem olduğu anlamına gelip gelmediğine ilişkin bir soru üzerine, bunun Türkiye ile ilişkilerde bir problem anlamına gelmediğini, tamamıyla ABD iç hukuk sisteminin işleyişi ile ilgili olduğunu kaydetti. ABD’deki seçimlerin de araya girdiğini belirten Davutoğlu, bu konuda muhatapları ile görüştüklerini, büyükelçinin en kısa zamanda atanacağı yanıtını aldıklarını anlattı.

-NATO SAVUNMA SİSTEMİ-

Davutoğlu, NATO füze savunma sisteminin kurulmasında kastedilen tehdidin İran olup olmadığının sorulması üzerine, tehdit algılamasının belirli bir ülke için olmadığını dile getirdi.

Yeni Stratejik konseptin soğuk savaş sonrasında gündeme gelmeye başladığını, o zaman Rusya’nın da olduğunu ifade eden Davutoğlu, ”Kuzey Kore ile Güney Kore arasında gerilim yaşanıyor, Türkiye de bu ateşkes anlaşmasının tarafı olduğu için, bizim de görüşlerimiz soruluyor. Orada bir gerilim yaşansa Kuzey Kore’nin füzeleri için de bu geçerli” diye konuştu.

Lizbon’da alınan kararın daha ilkesel bazda, tamamen savunma nitelikli bir karar olduğunu söyleyen Davutoğlu, konunun Türkiye’nin NATO’ya sadakat meselesi olmadığını belirtti. Davutoğlu, kararın Türkiye’nin NATO’nun etkin bir üyesi olduğunun göstergesi olduğunu, ”NATO’nun sahibiyiz” ifadesiyle de bunu kastettiğini söyledi.

Türkiye’nin NATO’nun içinde bir nesne olmadığını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin dış politikasından rahatsızlık duyanların temel yaşadığı sorunun hala bunu idrak edememelerinden kaynaklandığını ifade etti.

Davutoğlu, ”Ne ABD ne NATO ne AB ne Rusya ne x ne y ile ilişkilerimizde biz nesne değiliz. Birisi belirleyecek ve bizim sadakatimizi test edecek, kimsenin haddine değil bu. Biz müttefiksek beraber belirleriz ama kimse bizi sadakat testinden geçiremez” diye konuştu.

NATO Savunma sisteminin maliyeti ve Türkiye’nin bundan bir tasarruf sağlayıp sağlamayacağına dair soruyu Davutoğlu, şöyle yanıtladı:

”Bir kere bizim bir ulusal savunma sistemi calışmamız var. Esas itibarıyla bundan vazgeçmemiz söz konusu değil, kendi savunma ihtiyaçlarımız karşılanacak. Ancak bu savunma ihtiyaçları ile NATO Savunma Konsepti arasında bir örtüşme oldu mu; bu tabii maliyetlerin optimize edilmesi imkanı da doğuyor. Bu zaten aşamalı bir yapı, yeni konsept de o şekilde. Nihai noktaya gelene kadar o hesaplamalar yapılacak ama bizim metinde olmasını istediğimiz olmazsa olmaz noktalardan birisi de adil, hakça külfet paylaşımı.”

AB’nin ekonomik güç olarak tarih sahnesine çıkışının NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında olduğunu kaydeden Davutoğlu, buna da en büyük emeği Türkiye’nin verdiğini anlattı.

Davutoğlu, hal böyle iken Türkiye-AB arasında güvenlik anlaşması hala imzalanmadığını, Türkiye’nin hala Avrupa Savunma Ajansı’nın üyesi olmadığını, Güney Kıbrıs vetosuyla karşılaşıldığını anlattı.

Türkiye’nin Avrupa Ortak Savunma Sistemi içinde karar verici bir mekanizma içinde olduğunu anımsatan Davutoğlu, ”Şimdi biz bunların olmasını istiyoruz, bunların olmasını istemek de anasütümüz kadar helaldir bize” diye konuştu.

Bu konuda Türkiye’nin elinin güçlendiğini dile getiren Davutoğlu, ”Artık Güney Kıbrıs Rum Kesiminin uyguladığı blokaj politikalarının stratejik olarak da AB ve NATO’ya ne kadar büyük bir maliyet getirdiğini herkes çok daha iyi fark ediyor” dedi.

Bir başka soru üzerine Başbakan Erdoğan’ın ”düğmeye basan biz olmalıyız” sözlerini değerlendiren Davutoğlu, ”Orta Doğu’da bir gerilim yaşandığında habersiz bir şekilde Türkiye’nin kendisini savaşın bir parçası olarak bulacağına” ilişkin korkuların mevcut olduğunu anımsatarak, Başbakan’ın sözlerinin Türkiye’nin NATO’nun komuta sisteminin her yerinde olduğu, dolayısıyla Türkiye’nin iradesi dışında bu savunma sisteminin kullanılmasının mümkün olamayacağı anlamına geldiğini dile getirdi.

AA

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here