Ana sayfa Haberler Bilim

Türk Dili Dünya Dilidir

Mustafa ÖNDER

Yıllar önce, sırf Ülkücülerden farklı olmak için “millet” yerine “ulus”, “millî” yerine “ulusal” ve “milliyetçilik” yerine de “ulusalcılık” diye Moğolca kökenli sözcükler ve Ataç’tan ilhamlı “devrik tümceler” kullanırdı sol kesim. Şimdi bu “öztürkçe” cehaletinden beter, Türklüğü ve Türkçeyi katletme yarışı var!

AB’nin “yerel dillerle ana dilde eğitim” için dayatmasını; AKP’nin de, “eğitimin yerelleşmesi ve özelleştirilmesinden yana” olduğunu ve birilerinin de dağlardan taşlardan “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü silmeye çalıştığını biliyorduk ama 18. Millî Eğitim Şûrası’nda “Türk’üm, doğruyum…” diye başlayan “Andımız” ın kaldırılmasını isteyeni de gördük! Bunlar yetmedi, İstanbul Üniversitesi Senatosu, Türk Dili’nin artık okutulmayacağını bildirmiş, isteyen, bu dersi İnternetten öğrenecekmiş!

Birileri açıklasın; Türkçeye bu ne husumettir, bu nasıl bir gaflettir? Diğer dillere 20 binden fazla sözcük veren, bilim, kültür ve uygarlık dili olan, köklü ve eşsiz birçok özelliğe sahip ’Türk’ün anayurdu’na, ’Türk’ün ses bayrağı’na, Türkçemize bu ihanet nedendir?

Son ilmî araştırmalarda, değerini bilmediğimiz Türkçenin beynin işleyişine uygun, zihinsel becerileri geliştirici özellikler taşıdığı ortaya çıktı. Ses zenginliği, ses-şekil ilişkisi, kelime tanıma, hece ve kelime türetme, zihinsel sözlük gibi özellikler eğitim öğretimde kolaylık sağlıyor.

Başka dillerde 3-5 ünlü bulunurken, bizde 8 ünlü vardır. Bu zenginlik, okuma, yazma, eğitim öğretim vb. süreçleri kolaylaştırıyor. Araştırmalar, bebeğin anne karnında beşinci aydan itibaren sesleri fark ettiğini, gürültülere, müziğe, sözlere tepki gösterdiğini, sesleri ve sık tekrarlanan kelimeleri öğrendiğini göstermiştir. Türkçe, erken yaşlardan itibaren dil ve zihinsel becerileri geliştirme açısından uygun bir dildir.

Yine beyin araştırmaları, okuma-yazma-öğrenme sürecinde dildeki seslerin önemine dikkat çekerek bu süreçte nöronların önce sözlü dili ve buna dayalı olarak da yazılı dili daha iyi işlediğini ortaya çıkardı. Türkçedeki seslerin zenginliği, sözlerin ritmi ve müzikal yapısı sesli kodlamaları zenginleştiriyor; öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırıp unutmayı engelliyor. Ayrıca daha az enerjiyle düşünce ve zihin gelişimine de yardım ediyor.

Türkçede her ses bir harf, http://turkceyasam.blogcu.com/alfabelerimiz/le, her harf ise bir sesle seslendirildiği için alfabemizdeki ses ve şekil arasında bire bir ilişki vardır. Bu, ilk okuma yazma öğretimi, okuma, yazma ve klâvye kullanmada kolaylıktır. Oysa bazı dillerde bir sesi yazmak için birden fazla harf kullanılır. Batı dillerindeki gibi uzun ve yorucu dikte çalışması yapılmaz. Bu da Türkçenin başka bir güzelliğidir!

Beyin, harfleri birleştirerek kelimeyi tanıdığından, eklemeli dillere çok uygundur ve Türkçenin eklemeli dil yapısı ile beynin işleyişi örtüşmekte, böylece kelime tanıma, anlama ve okuma becerilerini geliştirip kolaylaştırmaktadır.

Türkçenin kökten türemiş kelimeden yeni sözcük türetme imkânı; okuma yazma öğretimi ve zihinsel sözlük oluşturmayı basitleştirir. İşlek ve anlamlı hecelerin çokluğu, okuma yazma öğretiminde kelime, cümle ve metin üretimini rahatlatır. Eklenen her ses ve hece, anlamı değiştirdiğinden anlamak için dikkat üst düzeye çıkmakta ve göz becerileri de gelişmektedir. Ayrıca Türkçenin zihinsel sözlüğü geliştirmek için uygun bir yapıya sahip olduğu da anlaşılmıştır.

Türkçe “kurallı” bir dildir. Kök ve eklerde “ses uyumu” bulunan dilimizde 29 ses vardır ve “geniz vokali” yoktur. Bir hece veya kelimede iki ünlü yan yana gelmez. Sondan eklemeli olduğundan kök değişmez. Vurgu daima “sonda” dır. Cümlede asıl unsur sonda bulunur. Türk sentaksının bütün yapısı bu ana kanun üzerinedir.

Bu kurallar, Türkçeyi ezber dili olmaktan çıkarıp bir mantık dili haline getirdiği halde “yıllardır dilimizin yapısına ve beynimizin işleyişine zıt, yöntem ve tekniklerle öğretim yapılmaktadır.”

Eğer, “sözde” birer aydın, bilim adamı, sanatçı veya siyasetçi değilseniz ve eğer bu mümtaz milletin evlatları iseniz bu Türkçe katliamına göz yumamazsınız!

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=15694, 14 Kasım 2010

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here