Kategoriler
Bilim Kültür/Sanat Politika

En büyük tehdit nükleer değil sanal savaş

İngiliz The Economist dergisi, sanal savaşı kapağına taşıyarak internet üzerinden yapılan saldırıların artık gerçek bir tehlike olduğunu yazdı. Dergi, sanal savaşı nükleer bombaya benzetti. Uzmanlara göre, ABD, İran, Rusya ve Çin sanal saldırılara çoktan başladı

Hava, kara, deniz ve uzaydan sonra savaş artık sanal dünyaya taşınıyor. Birkaç yıl öncesine kadar “efsane” gibi anlatılan sanal savaş senaryoları bugün gerçek oldu. Rusya, Çin gibi ülkeler küçük çapta saldırılar yapmaya, hacker casuslar kullanmaya başladı. Uzmanlar ise, ABD, İngiltere, İran, Çin ve Rusya’nın büyük bir gizlilik içinde sanal savunma ve saldırı kapasitelerini genişlettiğini düşünüyor.

Sanal savaş nedir?
Sanal savaş, bir ülkenin bilgisayar ve ağ sistemlerini çökerterek ya da bunları hack’leyerek ekonomik ya da maddi zarar vermek olarak tanımlanıyor. Ancak bir ülkenin savaş teknolojilerini internet yoluyla çalmak ya da teknolojiyi, düşmanı psikolojik olarak çökertmek için kullanmak da sanal savaşın bir parçası olarak görülüyor.
İngiliz The Economist dergisine konuşan uzmanlara göre, sanal savaş nükleer bombalara benziyor. Tam kapasite bir sanal savaşta elektrik santralleri, rafineriler, bankalar ve hava trafiği kontrol sistemleri yerle bir edilebilir. Böyle bir saldırının en güçlü ülkeyi bile hareket edemez hale getireceği söyleniyor. Nitekim NATO’ya sanal savaş konusunda danışmanlık yapan uzmanlar, ABD gibi bir ülkenin “çökertilmesi” için 50 milyon dolar, 600 hacker ve iki yıllık çalışmanın  yeteceğini söylüyor.

Çinliler bilgi çalıyor
Ancak ülkeler, şimdilik daha küçük çapta saldırılarla yetiniyor. Mesela Rusya, iki yıl önce Gürcistan’a tanklarla girdiğinde, Tiflis’te tüm internet ağı kilitlendi. Rusya tüm dünyaya kendisinin haklı olduğunu anlatırken, Gürcistan lideri Mihail Saakaşvili günlerce sağlıklı bir açıklama yapmayı dahi başaramadı.
Sanal saldırı ve savunma sistemlerinde en güçlü olduğu tahmin edilen ülkelerden biri olan Çin ise, teknolojisini ABD’nin askeri sırlarını elde etmek için kullanıyor. Amerikan askeri araç ve silahlarının üreticisi Lockheed Martin’in gizli bilgilerine ulaşan Çin ordusu hacker’larının     F-35 savaş jetlerinin tüm planlarını ele geçirdiği ve kullandığı söyleniyor.
Bu tip saladırıların ardından herhangi bir hükümeti suçlamak ise neredeyse imkânsız, çünkü Savunma Bakanlığı’nda çalışan hacker’lar izlerini siliyor, hatta saldırı, herhangi bir ülkede, virüslenmiş bir bilgisayar üzerinden yapıldığı için masum bir insan kendini soruşturma altında bulabiliyor. Ancak konuşan uzmanlar, bu politik hacker gruplarının ardında neredeyse her zaman hükümetlerin olduğunu söylüyor.
Zaten tek bir kişinin tek başına iyi korunan bir hükümet sitesini çökertmesi de çok kolay olmuyor.

İlk sanal muharebeyi Soğuk Savaş sırasında  Amerikalılar kazandı
Soğuk Savaş sırasında Rusya ve ABD’nin karşılıklı espiyonaj faaliyetleri yaptığı biliniyordu. Moskova, 1982 yılında Kanada’da bir şirketten doğalgaz boru hatlarını kontrol etmek için kullanılan bir yazılımı parça parça çalmaya başladı. Bunu fark eden Amerikalılar ise, operasyonu durdurmak yerine yazılımın içine bir virüs yerleştirdi. Virüs yazılımın bir süre sonra bozulup boru hatlarındaki akışı anormal seviyelere çıkartacak ve borunun patlamasına neden olacaktı. Bundan habersiz Ruslar, programı alıp kullanmaya başladı. Haziran 1982‘de boru hattı basınca dayanamayarak infilak etti. Sonuçta o güne kadar uzaydan görülen en büyük (nükleer olmayan) patlama yaşandı. Bu olay tarihe ilk sanal muharebe olarak geçti, galibi ise Washington oldu.

İsrail, Suriye’nin radarlarındaki görüntüyü durdurdu
İsrail uçakları, 6 Eylül 2007’de, Türkiye’nin Suriye sınırından 120 kilometre içerde bir inşaatı bombaladı. Kuzey Koreliler’in yardımıyla inşa edilen bir nükleer tesis olduğu zannedilen bina gece içinde yerle bir edildi. Suriyeliler’in ise, olaydan ancak sabah uyandıklarında haberleri oldu. Oysa Rusya’dan satın aldıkları güçlü radarların İsrail uçaklarının hava sahasına girişini görüntülemiş olması gerekirdi. Soruşturmanın ardından İsrail’in Suriye savunma ağına yerleştirdiği bir virüsle radarlardaki görüntüyü dondurduğu ortaya çıktı. Yani İsrail uçaklarının ülke sınırları içinde olduğu anlarda Suriyeli askeri yetkililer tertemiz bir radar görüntüsü izliyorlardı ve dolayısıyla olaysız bir gece yaşadıklarını zannediyorlardı.

NASIL SALDIRIYORLAR?
“Sanal Savaş” kitabının yazarı ve ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) danışmanı Richard Clarke’ye göre, İsrailliler bu sanal saldırıyı yapmak için üç yöntem kullanmış olabilir:
–  Saldırıdan önce Suriye hava savunmasına sahasına gizlice sokulan insansız hava aracı (UAV) kendine doğru gelen radar sinyallerini durdurdu. Uçaklar, geriye bozuk sinyal göndererek arızaya neden oldu ve radarda her şeyin sorunsuz gözükmesini sağladı.
–  İsrailliler, Suriye hava sahasını denetleyen bilgisayar koduna “trapdoor” (tuzak kapanı) yerleştirildi. Ağ sisteminin kontrolünü ele geçirmek için kullanılan sistem radardaki görüntüyü İsrailliler’in istediği gibi değiştirildi.
–  İsrailli bir ajan, Suriye sınırları içinde internet bağlantısı sağlayan fiber optik kabloyu buldu. Ajan, yakalanma riskini göze alarak virüslü kodu sisteme buradan “enjekte” etti ve radardaki görüntünün kontrolünün İsrailliler’e geçmesini sağladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.