ERGENEKONDA GÜNAH ÇIKARTMA SEANSLARI BAŞLADI!..

Posted: 03 Jul 2010 08:00 AM PDT

  • E. ÖZKÖK gelecekteki Ergenekoncuların yargılayanlar olacağını yazdı!..
  • Bunlar artık dansöz gibi döndükleri için doğru düzgün yazı dahi yazamıyorlar.

Hukuki anlamda Ergenekon süreci 20 Ekim 2008 günü davanın görüldüğü Silivri Cezaevinde yapılan ilk celsede bitti. Ama tarihler 2 Temmuz 2010’u gösterdiğinde ise kıblesiz E. ÖZKÖK iddia ediyormuş, “böyle giderse, bu ülke bir gün Ergenekon denince, yargılananları değil, yargılayanları Ergenekoncu olarak” etiketleyecekmiş.
Henüz dava sanıkları haklarında isnat edilen suçun ne olduğunu bilmeden gazetesine servis edilen haberleri çarşaf çarşaf yayınlanırken sanki kendisi o gazetenin genel yayın yönetmeni değilmiş. Kendisi değil ama, “kendine hala demokrat diyebilen, hala liberal diye yutturmaya çalışılan sözde aydınları da tel tel” dökülüyormuş. Kendisi aydın olduğundan dolayı aydın duyarlığını iyi bilen ÖZKÖK, “Ergenekon davasının bu ülkenin vicdanlı aydınlarının vicdanını sızlatmaya” başlattığını da hissetmiş. Dava, ülke ve dünya kamuoyu önünde “itibarını” yitirmiş, “yerlerde sürünmeye” başlamış. Onun için sayın E. ÖZKÖK’e hitap ederek yazmam gerekirse; baştan itibaren Ergenekon diye bir örgüt yoktu. Olmayan Ergenekon örgütü, işgal edilen Irak’ta bulunamayan kitle imha silahlarının Türkiye’deki hukuk versiyonuydu. Daha dün Ümraniye’deki bir evde olmayan bombalar bulunurken, olmayan bir evde verilen bombalarla Cumhuriyet Gazetesi üç kez bombalanırken bahsettiğin vicdan sahibi aydınlarımızın hiçbiri ortalıkta yoktu. Daha da ötesi Danıştay cinayeti ile Kubilay’ın şehit edilmesi arasında bir bağ kurdular, Türkiye’de bulunmayan(!) aydınlarımız onu bile anlama zahmetine girmedi. Soruşturmayı yürüten savcı, davaya bakan mahkemenin Anyasaya ve AİHS’e aykırı faaliyet gösteren ÖZEL BİRİMLER olduğunu dahi yazmadılar.
Ortada henüz iddianame yokken cezaevinden, “ağaçta miyavlayarak kurtulan bir kedi kadar” olamadık diye isyan ettiğim yazılardan birisini 30 Haziran 2008 tarihinde Melih AŞIK’a da yolladım. O yazıda, “T.C. Devleti’nin varlığına, bölünmez bütünlüğüne laik rejime, T.C. Anayasası’na ve kanunlarına özde taraf olan birisinden TERÖRİST olur mu? – İşte size hiç bilinmeyen Ergenekon gerçeği” demiştim. Bir satır bile yazmadı.
– Niye yazmadı veya yazmadılar?
– Korktular.
Aydınlar korkmaz. Aydın olmak bir sorumluluktur. Aydınlar yazamadıkları zaman korkarlar. Aydınlar geleceği yorumlamaya çalışırlar. İnsanları gelecekte gördükleri karanlıktan korumak için aydınlatırlar.
Ayrıca söylediğiniz gibi ülkemizde ki vicdan sahibi aydınlarımız varsa bile, çok iyi biliyorum ki onlar sizin çevrenizde yoktur. Ülkemizdeki, siz de dahil çoğu köşe yazarlarımız, parayı kim takarsa ona gerdan kıvıran dansöze benzetiyorum. Dönmekten doğru düzgün yazı yazamıyorlar. Eğer Ergenekon’da geldiğin noktada, bugünkü yazınızı yazacak kadar yerlerde sürünüyorsan, o zaman, o iddianameleri hazırlayanlar kadar suçlusun. Bu öyle bir suç ki affı da yok. Bu suç vicdanlarda işlendi. Belki de kalem yorgunu oldunuz… Siz en iyisi Fener Rum Kilisesi’nin Trabzon’da aldığı ayin için heyecanlanmaya devam edin…
2 Temmuz 2010
Saygılarımla
Muammer KARABULUT

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.