Türkmeneli’nde eğitim

Şuayip ÖZCAN

Koca çınarın kurumasıyla gölgesinden mahrum kalan Irak illeri yıllar yılı Türkün adalet ve sevgisinin özlemiyle yanıp tutuşarak topraklarının çölleşmesini, üzerinde yapılan katliamlara dökülen Türk kanının akmasına engel olamamanın acısını yaşamıştır.
İngilizlerin oyunlarıyla, Arapların desteği sonucu hançerlenen Türklük, Baas rejimiyle yok edilme safhasına getirilmiştir.
Demokrasi getireceği iddiasıyla eski Türk yurduna giren ABD, Kürdü korumuş, Türkü aşiretlerin insafına terk ederek her gün onlarcasının kanının akmasına seyirci kalmıştır.
Bölüp parçaladığı Irak’da Kürt’e, Keldani’ye, Nasuri’ye önemli haklar verirken, Türklere de hak veriyormuş gibi yapmıştır.
Bunlardan biri ise; Irak’daki tüm azınlıkların kendi dillerinde eğitim hakkıdır. Türkmenler ise; varlıklarını devam ettirmek için diğer azınlıklar gibi Türkçe eğitim veren okullarını açtı. Okulları açıldı açılmasına da eğitim verecek yetişmiş öğretmeni, ders araç-gereci, fiziki mekânları olmadığı için bir avuç Türkmen’in sofrasındaki soğan, ekmeğinden ayırdığı paralarla eğitim-öğretimlerini yürütmeye çalışmaktadır.
Türkmen okulları ülkenin 6 ilinde faaliyet göstermektedir. Bu illerde bile tamamen Türkçe eğitim yapılamamaktadır. Kerkük, Selahattin, Musul, Diyala, Bağdat ve Erbil’de 23 anaokulu, 52 ilkokul, 24 müstakil ortaokul, 50 tane ortaokul-lise birlikte, 17 müstakil lise, 4 meslek lisesi, 3 öğretmen enstitüsü olmak üzere 378 okulda Türkçe eğitimin yanında 38 meşmul denen okullarda da haftada 2 saat Türkçe dersi verilmektedir.
Bu okullarda toplam 1499 öğretmen görev yaparken, bunların sadece 987’si kadrolu olup devletten aylık 300 dolar maaş alırken, 473 tanesi sözleşmeli olup aylık 120 dolar maaş almakta, bunu da ITC’den almaktadır. Ayrıca 43 gözlemci öğretmenler de ITC’den aylık 60 dolar maaş alarak görev yapmaktadır.
Anılan okullarda 43.840 öğrenci Türkçe eğitim-öğretimini sürdürmektedir. Yarınlar ne getirir bilinmez ama bugünkü durum maalesef budur. Her türlü sıkıntıya rağmen  “benliğimizi kaybetmeyelim” diyerek bir mücadele içinde olan Türkmenlerin ekmeğini nasıl bölüştüğünü göstermektedir.
Böylesine öğretmenden yoksun olan, öğretmenlerin de kendini gelişen teknoloji karşısında geliştirememesi, hizmet içi eğitim alamaması, karın tokluğuna çalışması, örgütlenmeden yoksun oluşu nasıl bir eğitimdir sorusunu akıllara getirmektedir. Aldıkları eğitimle yarınların yetişmiş insan gücü oluşur mu? Oluşmayacağı kaçınılmaz bir son olacağına göre, ne olur dersek, olacak olan Türkçe okuma-yazma bilenler olur.
Ne olacak bu durum dersen, olacak şeyler var ama yapılmayacağı da bir gerçek. Devlet adına koyun, keçi, inek dağıtılıp bir yerlere içme suyu getirip okul yapanlar ile halkın hamasi duygularına hitap ederek toplanan paraları inanç adına bir yerlerde harcayanlar mağdur. Türk olunca niçin görmezler?
Görmek isteyen için dışarıda yaşayan da, Türkiye’de yaşayan da benim Türk kardeşimdir. İnancımızda ise; önce akraba ve komşusu mağdur olanların mağduriyetinin giderilmesi vardır.
Kardeşinin tırnağına batan  dikeni ciğerinde hissetmeyenlere,  “Türk’ün dostu Türk’ten başkası değildir” sözünün de pek anlam ifade etmediğini göstermektedir.

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13039

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.