Bölgesel Savaştan, 2. Sevr Çıkar mı?

20 Nisan 2010 Salı

Neval Kavcar

nevalkavcar@yahoo.com

*

Bölgesel bir savaş senaryosu. Bu defa adı “kitle İmha Silahları” değil, “Nükleer Silah”

Washington İran’ı yasalarla sıkıştırıp, olası saldırı için zemin hazırlıyor. Direk saldırı için tüm şartları hazır olsa da, öncelikle İran’ı çevreleyen ülkeleri buna hazırlıyor.

Irak’taki Şiilere müdahale ettiği, dolayısı ile iç işlerine karıştığı, ürettiği nükleer enerji ile komşulara ve Dünya’ya tehdit oluşturduğu son toplantıda ABD tarafından gelen ülkelerin liderlerine anlatıldı.

ABD’nin Türkiye’deki nükleer başlıkları NATO konsepti altında, soğuk savaştan günümüze artarak çoğaldı.

İran’ın, Irak’a benzemediği görüşü hâkim. Yakaladığı PEJAK üyelerini anında asıyor. Taviz yok. PEJAK’ın İran’da yaptırım gücü yok başka söylemle. Nükleer konusunda ise geri adım atmıyor.‘Nükleer Enerji Herkese ve Nükleer Silah Hiç Kimseye’ başlıklı konferans ile ABD’ye meydan okuyor.

Gelinen bu noktada, ABD direk saldırmak yerine, İran’ın etnisitelerini kaşımaktadır. Bir yandan Türk ve Kürtleri isyan noktasına taşıma çabası görülmekte, diğer yandan Dünya ve bölgesel devletleri, “gizli seyreden savaşlarına “ katkı sunacak, stratejik planlarına ortak etmekte.

Türkiye’de bu konuda hevesli bir iktidar modeli var. Aralık ayında çıkarılan 5943 sayılı ve kısaca “NATO ile yapılan anlaşma gereği Türkiye’de görevli bulunan müttefik personele uygulanacak ayrıcalıklar” kanunu ile NATO’nun olası hareketliliğine esneklik getirildi. Sanki ABD’nin Irak’tan çekmeyi planladığı askerleri için çıkmış gibi, fakat İran gerginliği şüphe duyuruyor gözlemcileri.

Duble yollar, çıkarılan yasalar, stratejik ortaklığı benimsemiş iktidarı ile Türkiye olası savaşın içinde bulabilir kendisini. Irak savaşında, İncirlik üssünden kalan jetlerle Irak bombalandı. Eli kanlı olduğu iddia edilen Saddam’ın bir tek füzesi topraklarımıza yollanmadığı halde. Aynı durumda İran ne yapar?

Olası İran savaşında, şartlar haiz olduğunda, Türkiye aynı konumunu devam ettirdiğinde, Türk topraklarından bilerek ya da yanlışlıkla ateşlenecek bir füze İran topraklarına düşerse, İran karşılık verir mi, vermez mi? Onurlu bir devlet ya da topraklarını savunma durumunda olan İran’ın cevabı sert olabilir.

1. Dünya Savaşında olduğu gibi, kendimizi başkalarının savaşı içinde bulabiliriz. 1. Dünya Savaşını başlatan devletlerin, paylaşımı Osmanlı üzerinde yoğunlaştırdığını hatırlamak gerek. Hiç ders alınsaydı, tarih tekerrür eder miydi?

ABD bölgede etkinliğini arttırırken, Türkiye’ye göz atalım. “Ekonomisi bozulmuş, insanları işsiz, darbe planları ile askeri, Ergenekon davası ile aydınları sindirilmiş, medyası doğruları yazamaz hale gelmiş, Türk – Kürt ayrımı ile toplum nerdeyse karpuz gibi ikiye ayrışmak üzere…”

Sözü uzatmadan neticeye gelelim. Amerika ve Rusya, Kafkasya, orta Doğu ve Asya üzerine kozlarını paylaşmak üzere. Her zaman ki gibi kafa kafaya gelmek yerine, bölge halklarını çatıştıracaklar. Paylaşım ardından gelecek.

İşte o zaman önümüze 1. Sevr şartları tekrar konur mu, konmaz mı bir düşünün.

* * *

SEÇSIS Yazılarının Hedefi

Türkiye’nin bir nolu problemi dediğim, güvenliği tartışmalı SEÇSIS yazıları için teşekkür edenler var. Oysa bende bir seçmenim ve duyulan şüpheleri yazıyorum.

Bu yazıları yazma gayem, ne YSK’yı, ne var olan İktidarı ne de seçim programını yazan şirketi “şaibeye” bulaştırmak değil. “Bağımsız bilim adamları ve siyasetin” katkısı ile sistemin sorgulanması, rapor oluşturulması gerekir. Seçmen olarak bunu istemek en tabii hak. Verilen oylar doğru sayılıyor mu sorusunun cevabı, olumsuz.

Son yazıdan da anlaşılacağı üzere, var olan iktidar dahil, tüm partilerin endişe etmesi gereken bilgiler mevcut.

SEÇSIS konusunda, vatandaş tereddüt yaşıyor. ABD’deki üniversitelerin bu konuda yaptığı kapsamlı araştırma ile sisteme dışarıdan müdahale olacağı ispatlanmış. Bu durumda seçim sonucundan nasıl emin olunacak?

Bir okur, “SEÇSIS” konusunda bugüne kadar yazılmış yazı ve bilgilerden oluşan site hazırlıyor.

Duyarlı milletvekilleri, bu konuda önerge vermeye hazırlanıyor.

Beklenen; iktidar, muhalefet ve bizzat YSK’nun, “Güvenliği şaibeli SEÇSIS” konusunda gereğini yapması.

*

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.