Lütfen bize Müslüman deyin

İslamcı ve Müslüman terimlerini birbirine karıştırmak tehlikeli.
Hayri Abaza – Soner Çağaptay – Kayvan Chinichian

2009-12-13

İslamofobi, Batı’da herkes İslam’la İslamcılığı birbirine karıştırdığı için artıyor. Bu kafa karışıklığı El Kaide gibi örgütlerin ekmeğine yağ sürüyor. Her gün yeni bir yayın, ya da uzman Müslüman ile İslamcı kavramlarını aynı anlamda kullanıyor. Bunu yapanlar İslam’ın bir din, İslamcılığın ise bir ideoloji olduğunun farkında bile değiller. İslamcılık terimini kullanmayan bu kişiler İslamcı ideolojinin suçlarını tüm Müslümanlar’a yüklüyorlar. Müslüman terimini yanlış bir biçimde İslamcı yerine kullanmak tüm Müslümanlar’ın İslamcı olarak damgalanması demek. Lütfen bize Müslüman deyin, çünkü biz İslamcılık ideolojisine inanmıyoruz.

Müslüman ve İslamcı terimlerinin birbirine karıştıran en son örnek Georgetown Üniversitesi Center for Muslim-Christian Understanding (Müslüman-Hıristiyan Diyalog Merkezi) tarafından yayımlanan “En Nüfuzlu 500 Müslüman” başlıklı rapor. İsminin aksine bu raporda İslamcılara, İslamcı olmayan Müslümanlar’a kıyasla ağırlık veriliyor; ve İslamcıların sanki daha doğru Müslüman olduğu izlenimi yaratılıyor.

İşte bu yüzden, Mısır’ın en önemli Müslümanlarından biri ve devlet adamı olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed el Baradey, listede 12. sırada yer alan İslamcı Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki lideri Muhammed Mehdi Akif’in gerisinde kalıyor.

3 milyona yakın okuyucusu olan Newsweek dergisinin başyazarı Fareed Zakaria ABD’deki en etkili Müslümanlar listesinin tepesinde yer almıyor. Türkiye’de İslamcı Fazilet Partisi’nin eski bir mensubu olan ve ülkenin laik çizgisini eleştiren akademisyen Merve Kavakçı gibi kişiler bu listede Zakaria kadar nüfuzlu olarak gösteriliyor. Zakaria İslamcı olmadığı için siyasal İslamı savunan marjinal bir siyasi şahsiyetin gerisinde kalıyor. Bu, hiçbir nüfuz sahibi olmayan İslamcıları bile etkili Müslümanlar’a tercih eden sakat düşünce yapısını gösteren güzel bir örnek.

Raporda listenin siyasi nüfuz da dahil pek çok ölçüt kullanılarak hazırlandığı belirtiliyor. Ama Almanya’nın üçüncü büyük siyasi partisi olan Yeşiller’in Almanya vatandaşı Türk ve Müslüman lideri Cem Özdemir garip bir şekilde listede yer almazken, Brüksel belediye meclisinin türbanlı üyesi Mahinur Özdemir’in (Yeşiller’in lideri Özdemir ile bir akrabalığı yok) ismi listede.

Bay Özdemir, Batılı Müslümanlar’ın önde gelen temsilcisi ve Avrupalı Müslümanlar arasında en yüksek siyasi mevkiyi işgal ediyor. Siyasal İslam’ın bir sembolü olarak görülen Bayan Özdemir ise bir yerel belediye meclisi üyesi. Demek ki bu listede yer alabilmenin ölçütü siyasi güç değil, “doğru” ideoloji.

Müslüman’la İslamcı’yı karıştırmanın başka yansımaları da var. Mesela Batı basını sıkça Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Müslüman Kardeşler (MK) ya da İran rejimi gibi İslamcı siyasi hareketlerden bahsederken İslami terimini kullanıyor. Sultanahmet Camii’nin çinileri, Ömer Hayyam’ın mısraları ve Ümmü Gülsüm’ün şarkıları İslamidir; AKP, MK ve Mahmud Ahmedinejad ise İslamcıdır. AKP, MK ve Ahmedinejad İslam dinini ya da kültürünü değil, Batı karşıtı bir ideolojiyi temsil ediyor.

AKP ve MK gibi grupların İslamcı olarak tanımlanması bir kelime oyunu değil, İslamcılık akımının gücünü kırmak için İslam’ın İslamcılıktan ayrıştırılması gerekmekte. Konuyu açalım: İslam ve İslamcılık arasındaki ilişki Soğuk Savaş Dönemi’nde komünizm ile işçi sınıfı arasındaki ilişkiye benziyor. Nasıl ki komünist ideoloji işçi sınıfının haklarını savunup meşruiyetini işçi sınıfından almayı umduysa, İslamcı ideoloji de meşruiyetini Müslümanlar’dan almayı umuyor. İşçi sınıfına mensup milyonlarca kişi kendilerini komünist olarak görmediğinden komünizm işçi sınıfını temsil etmediği gibi, İslamcılık da Müslümanları temsil etmiyor. Müslümanlar’ın çoğu İslamcı değil ve İslamcılar’ın cinayetleri bu kişilerin Müslüman sayılmamaları için yeterli gerekçe aslında.

Soğuk Savaş döneminde siyasetçiler bütün işçilerin komünist olduklarını iddia etselerdi neler olurdu bir düşünün. El Kaide’nin Müslümanlar’ı cihada davet eden söylemine, ancak Müslümanları El Kaide’nin İslamcı dünya görüşünden ayırarak karşı koyabiliriz.

İslamcı yerine Müslüman kavramının kullanılması bütün Müslümanlar’ın İslamcı olarak damgalanması anlamına gelir ki, bu son derece tehlikelidir. Üstelik, İslamcı tabirini kullanmaktan kaçınıp bu ideolojinin takipçilerini tarif etmek için Müslüman tabirinin kullanmak sadece İslamcılar’ın gerçek Müslümanlar olduğu ve İslamcı olmayan Müslümanlar’ın gerçek Müslüman olamayacağı gibi bir imâ taşır ki, bu çok tehlikeli bir söylemdir.

Dolayısıyla, burada ve hemen şimdi çoğunluğu oluşturan sesimizin duyulmasını talep ediyoruz: lütfen bize Müslüman deyin.

(Hayri Abaza Demokrasileri Savunma Vakfı kıdemli araştırmacıdır. Soner Çağaptay Washington Enstitüsü Yakın Doğu Politikaları Türkiye Araştırma Programı kıdemli araştırmacısı ve direktörüdür. Kayvan Chinichian aynı enstitünün İran Güvenlik Programı’nda stajyer araştırmacıdır.)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.