PKK: MEZAR KAZICILARI – DNA AVCILARI

Mustafa Yıldırım

7 Aralık 2009 myldrm2008@gmail.com

İnsan Hakları Vakfı adına basına konuşan Şebnem Fincancı, arayıp durdukları mezarları bulur bulmaz DNA saptayıp ailelerin yaslarını tamamlamalarına yardımcı olacaklarını açıkladı.
Yavrularını yitiren anaların yas sürelerinin ölçülebileceğini düşünmek bile iç karartıyor; ama acıları sömürerek ulusal devleti sarsmaya çalışanlar için her yol olağan.
Bu kişilere birkaç mezar-fail araştırma konusu önermeden edemiyorum:
Üniversitede öğrenciydiler. Devrimci siyasal savaşımda çıkış yolu bulamadıklarını düşünüyorlardı. ERNK (PKK’nın içerdeki cephe örgütü) onlara yanaştı; yavaş yavaş yönlendirdi; sordu soruşturdu ve gençlerin silahlı savaşıma yeterli olduklarına karar verdi.

Gençler PKK rehberlerinin eşliğinde heyecanla dağlara gittiler. Düşlerindeki savaşımın içinde yer alacaklardı. Coşkuluydular, dağlardaki yoldaşlarıyla düşüncelerini, duygularını paylaşmak için can atıyorlardı.
Daha silahlı eğitime bile başlayamadan kendilerini kalaşnikof namlularının karşısında buldular. Emir gelmişti; gençler PKK üst yönetimine göre “ajan” idiler.
Bilmiyorlardı ki kendisini “devrimci” olarak ilan eden örgütün düşünce paylaşmaya, öneri dinlemeye tahammülü yoktur!
Düşüncelerini şöyle ya da böyle paylaşmak, tartışmak geliştirmek isteyen sayısız militan, yönetici ayaküzeri yargılanıp; kurşuna dizildiler.
İçlerinden bazıları dağları, sınırları aşıp Batı Avrupa’ya gittiler; ama PKK’nın ölüm timlerinden kurtulamadılar.
Abdullah Öcalan’ın ya da onun atadığı tim komutanlarının emirleriyle öldürülüp meçhul mezarlara gömülenlerin kimlikleri araştırılsa, cellâtları belirlense ve davalar görülse…
Kayıpların annelerinin acıları elbette dinmez; ama ölümlerin tümünü belirli bir ordu kuruluşunun suçu olarak AB’ye taşımak isteyenlerin iki yüzlülükleri ortaya çıkar.
Uydurma toplu katliam yalanlarıyla kışkırtılan gençler, belki böylece heyecanlarını sınırlamayı becerebilirler de kendi yoldaşlarına bile durup dururken kıyanların erki ele geçirdiklerinde ne acımasız diktatörler olabileceklerini bir an olsun düşünürler.
Mezar ve DNA meraklıları bu yargısız infazları elbette sorgulamayacaklardır. Ön yargılı, kent aydınları da öyle! Onlara dert anlatmak, olanaksızın da ötesindedir.
Ne ki suçları soruşturmakla yükümlü adalet-güvenlik görevlileri gereğini yerine getirmeli; TBMM’de hemen her gün çatışma kışkırtıcılığı yapanlara karşı namuslu milletvekilleri soruşturma komisyonları kurulmasını sağlamamalılar.
Özellikle her gün şantaj çığlıkları atan kadın milletvekili, kız çocuğunun boğazlanması olayını araştırma komisyonuna alınmalılar. 15 yaşındaydı; heveslenmişti PKK’ya katılmaya. İstanbul polisince yakalanmış; daha sonra serbest bırakılmıştı. Kızcağızı evinden alan ERNK cellâtları; onu sorgulamışlar ve ölüsünü ormana atmışlardı.
Faili meçhul çetelesi tutan Kürt milliyetçileri, bu cinayetlerin unutulacağını sanıyorlarsa yanılıyorlar!
Devleti savunmak yerine sarsma yolunu seçen yöneticiler de yanılıyorlar; çünkü siyasal oyunlar cinayetleri kâğıt üstünde örtebilir; ama vicdanları susturamaz!
Not: Derli toplu bilgi için: “Aliza Marcus, Kan ve İnanç – PKK ve Kürt Hareketi, İletişim Y. İst. 2009.”

posted by washington @ 9:54 AM

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.