Kategoriler
Türkiye

Taraf Gazetesi Sonunda Gençliğe Hitabeyi De Değiştirdi

Cumhuriyetimizin 86. Yıldönümünde artık yeter diye bağırıp kalemi eline alan Taraf Gazetesi yazarı Sevan Nişanyan; Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini kendince yorumlayışını kabul etmek mümkün değil.

Sevan Nişanyan’ı yeniden yazmaya iten satırları birlikte değerlendirelim…

GENÇLİĞE HİTABE

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek neden rahatsız etmiş olabilir?

Mevcudiyetinin ve İstikbalinin yegane temeli bu iken; insan sevgisine bağlama amacı nedir?

Bu temel, senin en kıymetli hazinen iken; insanlara güzelliği aklı ve adaleti görev bilmekle ne düşünülüyor?

Yazara sormak lazım diye düşünüyorum ama “kendince hitabesine”; insan sevgisi ile devam etmiş…

Sen şerri bahane etme, hayırhahlığını muhafaza et.

Kötülük etme…

Melek kanatları tak…

Hololop çevir…

Misket oyna…

Abaküs say…

Lolipop ye…

Topaç çevir…

Yoyo oynat…

İp atla…

Köşe kapmaca…

Saklambaç…

“Düşman bütün tersanelere girmişse, vazifeye atılmadan önce düşüneceksin. Önce, düşman mı diye soracaksın” diyor.

  • Hey sen düşman mısın?

Yok, ben yıkmaya geldim.

Demek inşaat ustasısın devam et koçum.

İşim bu parçalayıp yıkmak.

Kolay gelsin…

  • Sen oradaki terör olaylarına karıştın mı?

Yok, ağabey, ben dağda yaşadım. Sadece destekledim.

Tamam serbestsin.

Saçmalık işte…

“Memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar sana “düşünmeyeceksin!” diyebilirler. Kendi çorak ve bencil emellerine seni muhafız ve müdafi yapmak isteyebilirler. Millet, cehalet ve propaganda içinde serseme dönmüş olabilir.”

“İnsan evladı, bu durumda tanrı vergisi olan vicdanına ve her gün çalışarak geliştireceği aklına sor” diyor.

İnsan ol…

Sana düşmanca yaklaşan sen sevgiyle yaklaş…

Sana silah doğrultana sen çiçek ver…

Sınırlarını zorlayan hainlere, misafirim ol de…

Hangi ruh halinde yazdıysa; 86.yıl yetmiş, sıkmış yazarı.

Atatürk’ün sözleri kimi nasıl esir edebilir ki?

Kan-vatan-düşman edebiyatının şahikası Kemal Paşa’nın Gençliğe Hitabe adlı eseridir diyip ben şöyle düzeltirdim cüretini göstermiş yazara söyleyeceğim şey şudur ki,

Ağır ol molla desinler!

Nuran.Talay@politikadergisi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.