CUMHURBAŞKANLIĞI seçimi öncesi kendi anket şirketiyle Gül’ü ’en şanslı aday’ gösteren Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK Başkanlığı, “Yaşayan Diller Enstitüsü” kılıfı altında Kürtçe’ye izin vermesiyle yeniden tartışılmaya başlandı.
“Özcan emir kulu”
CHP’li Muharrem İnce, karara tepki gösterirken Özcan’ı suçladı: Hükümetin sesi YÖK. Emir kulu bir YÖK. Hükümet ’yap’ dedi. YÖK’ün başına atanan memur da görevini yerine getirdi.
“Eğitime siyaset!”
MHP’li Akif Akkuş da Özcan’a sert eleştiriler yöneltti: Karanlık planların piyonu olarak ortaya çıkan kişiler böyle işgüzarlık yapar! Özcan, görevi eğitim olan kuruma siyaset soktu. 
Sürpriz yapmıştı!
YÖK Başkanlığı için şanslı 5 adayın ismi konuşulurken, Yusuf Ziya Özcan büyük bir sürpriz yapmış ve koltuğa oturmuştu.
İktidara diyet ödüyor
AKP’nin isteği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayıyla YÖK Başkanlığına atanan Yusuf  Ziya Özcan, koltuğunun bedelini ödüyor. Muhalefet, Kürtçe Enstitü kararından Özcan’ı sorumlu tutuyor
Haber: Sümeyra YILMAZ
İktidarın açılım çalışmaları tam gaz devam ediyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve ekibi çalışmalarını devam ettirken Yüksek Öğretim Kurulu’nun “Yaşayan Diller Enstitüsü” kılıfıyla aldığı Kürtçe enstitü kurma kararı Ankara’ya bomba gibi düştü. Muhalefet ve eğitimciler, kararı AKP’nin isteği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayıyla YÖK Başkanlığı’na getirilen Yusuf Ziya Özcan’ın koltuk için ödediği diyet olarak görüyor.  

Hükümetin emir kulu
CHP Yalova Milletvekili ve Meclis Eğitim Komisyonu üyesi Muharrem İnce, Yusuf Ziya Özcan’ın atanmasının ardından YÖK’ün hükümetin memuru haline geldiğini, alınan kararın bilimsel olmadığını söyledi. İnce, “Hükümetin sesi YÖK. Emir kulu bir YÖK. Ben YÖK’ün Genel Kurulu ve başkanının bilimsel bir çalışma yapıp sonra bu kararı ortaya attıklarına ve aldıklarına inanmıyorum. Onlara bir görev verildi. Hükümet tarafından ’bunu yap’denildi. YÖK’ün başına atanan memur da görevini yerine getiriyor” diye konuştu.

Arpalık haline geldi
MHP Mersin Milletvekili Akif Akkuş, ise YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın AKP hükümetinin isteklerini yerine getirecek kişi olarak göreve getirildiğini söyledi. Akkuş, YÖK Başkanı Özcan’ın görevi eğitim olan kuruma siyaset soktuğunu ifade ederek, “ Karanlık planların piyonu olarak ortaya çıkan kişiler… Hükümet birtakım kurum ve kurulları kendisinin arpalığı haline getirmeye çalışıyor. Maalesef YÖK de böyle bir Kurum haline getirildi” dedi. Akkuş şunları kaydetti:

Kuruma siyaset soktu
“YÖK Başkanı Özcan kurumu siyasetin merkezi yaptı. Özcan, birden bire ortaya çıkmış, ve bu kurumun başına getirilmişti. Demek ki kendilerine uygun, uygun olmaktan da öte bilimsel, demokratik ve bağımsız davranmayacağı hükümetin dediğini yapacak bir kişi olarak seçildi. Hükümet böyle bir tutum içerisine girince YÖK Başkanı da işgüzarlık yaparak Kürtçe bölümler açacağız dedi. Ve bunu uyguladı. Bunlar maalesef  Türkiye’yi karanlığa doğru götürmek için yapılmış programlar. Bu insanlarda bu programların piyonu olarak ortaya çıkıp temsil etmeye çalışan kişilerdir.”
Gül’e Çankaya yolunu o açtı
Yusuf Ziya Özcan, AKP’nin Cumhurbaşkanı adayını belirleyen araştırmayı yapan şirket Pollmark’ın kurucularından birisiydi. Gül isminin Çankaya için ortaya çıkmasını sağlayan Pollmark, Başbakan Erdoğan’ın kamuoyu araştırmaları için tercih ettiği üç şirketten biri olarak biliniyor. Pollmark’ın ortaya çıkardığı verilerden yola çıkan Başbakan Erdoğan ise, Çankaya görevini Abdullah Gül’e teklif etti. İşte bu kritik süreçte Gül’ün isminin ortaya çıkmasını sağlayan Pollmark şirketinin kurucuları arasında yer alan bir grup akademisyen arasındaki bir isim, bugün YÖK’ün başına getirildi.
Sevr’e geri dönüyoruz
Uluslararası Avrasya Eğitimcileri Federasyonu Genel Başkanı Şuayip Özcan ve Eğitim İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ise, YÖK’ün aldığı kararın tehlikelerine dikkat çekti. Bir milleti millet yapan kıstaslar bulunduğunu ve bunların en önemlisinin de dil olduğunu ifade eden Şuayip Özcan “Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dili Türkçedir. Fakat bugün siyasi erk tarafından birilerinin, isteği, dayatması doğrultusunda yeni yeni dillerde eğitim alanına yer vermeleri ülke içindeki belli grupları ayrıştırmaktır. Bu bizi Sevr’e doğru hızla götürmektedir. Bazıları buna demokratik açılım dese de, demokrasi deseler e yapılan şey doğrudan doğruya bu ülke insanlarını ayrıştırmak, ötekileştirmektir” diye konuştu.
Ülkenin birliği tehlike altında
Eğitim İş Genel başkanı Yüksel Adıbelli de, eğitim dilinin Türkçe olduğunu vurgulayarak, “Bütün insanlar kendi kültürünü, dilini yaşasın. Ama eğitim dili, resmi dil Türkçedir. Birlik ve bütünlük için de böyle olması gerekiyor. YÖK Başkanı çıkıp bu konuda ’Kürtçe eğitim konusunda istenilenden fazlasını bile verebiliriz’diyor. Daha fazlası derken neyi kastediyor? İlköğretim ve liselerde de mi Kürtçe eğitim verilecek? Bu tür çabalar ülkenin birliğine, geleceğine zarar verir” dedi. Adıbelli, birçok eğitim sorunu varken bu meselenin konuşulmasını da eleştirerek, “Bölgenin ihtiyacı olan, insanların sorunlarını giderecek olan Kürt dili edebiyatı bölümü mü? Bizler yıllardır bölgeye öğretmen gönderin, okulların sorununu giderin diyoruz. Ama şimdi yine eğitim adına başka şeyler tartışılıyor” şeklinde konuştu.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=22928

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.