KKTC’DE KAOS, BUNALIM

KKTC’DE KAOS-BUNALIM
Hüseyin MÜMTAZ

Bildik oyun yine sahneye konuyor.
2004 Annan tiyatrosunun 2009 versiyonu.. Talât-Hristofiyas görüşürmüş gibi yapıyorlar, Talât geri adım atmazmış gibi yapıyor, Hristofiyas taviz vermezmiş gibi yapıyor..
Geri plânda, başka coğrafya ve başka başkentlerde harıl harıl yabancı uzmanlar nezaretinde yeni anayasalar hazırlanıyor..
Yeni al-ver’ler, yeni haritalar, yeni kazı-kazanlar hazırlanıyor..
Bütün mesele Rumları; Annan’da elde edemediklerini düşündükleri iyileştirmeleri yaparak ikna edebilmek..
Annan’dan daha fazlasını vermek..
Türkiye ve Türk tarafında tepki doğuracağını bildikleri için de bu tezgâh gizli-kapaklı kotarılıyor.
Ekim sonu-Kasım başı “bazı ortak noktalarda buluştuk ama tam olarak anlaşamadık”görüntüsü çıkacak, her iki kamuoyu da belli ölçülerde tatmin edilmiş olacak.
İşte o zaman ortaya pat diye BM-AB uzmanları çıkacak; yabancı başkentlerde kotarılmış ve “buluşulabilen ortak noktalar üzerine inşa edilmiş” bir metni “2009 referandumu” diye dayatacaklar..
Çok taraflı danışıklı dövüş..
Talât ve Hristofiyas kamuoyu önünde tatlı-sert görüntü veriyorlar, “mış” gibi yapıyorlar ama başbaşa görüşmelerde “ballı börek”ler.
“Taraf”lardan biri Talât..
2004’den önce “KKTC ceberrut bir devlettir.Türkiye, benim Anavatanım değildir. Ben KKTCnin tanınmasını istemiyorum, bütün maksadım ikiye bölünmüş Kıbrısı birleştirmektir.Türkiye gelip bizi kurtardı ama burada gereğinden fazla kaldı. KKTCnin tanınması bir hayalden ibarettir. Egemenlik uğruna ölünecek Leyla değildir, Denktaş gitsin, barış on beş günde gelir” diyen Talât..
“Taraf”lardan diğeri Eroğlu.. “Anavatan”sız lâf etmeyen, Türkiye’yi ve Ankara’yı “tanıyan” Eroğlu..
Eroğlu’nun arkasında 19 Nisan’ın % 44’lük millet iradesi var..
“Herşey yolunda giderse” Talât Nisan 2010’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu’nun % 44’lük kâbusuyla karşılaşmadan “Kıbrıs”ı birleştirip, KKTC’den vaz geçecek.. KKTC’nin son Cumhurbaşkanı olacak..
“İkiye bölünmüş Kıbrıs’ı” birleştirip rüyasına kavuşacak..
Ama bunun için, % 44’ü, şu önümüzdeki son 4 ayda “bıktırmak”, hayatı onun için dayanılmaz hâle getirmek gerek..
Yoksa yandı gülüm keten helva..
Politbüro’nun talimatları doğrultusunda düğmeye basılır ve “hem haçlı-hem de kızıl” sendikalar sokağa dökülür..
Sağlıkta örgütlü 5 sendika, ek mesailerle ilgili yasa gücündeki kararnameye karşı hastane ve sağlık ocaklarında başlattığı eylemlerine devam ediyor.
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kamu Çalışanları Sendikası (Kamu-Sen), Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Sendikası ile Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-Sen)in aldığı ortak karar doğrultusunda, sağlık çalışanları, tüm poliklinikler ve sağlık ocaklarında, acil ve elzem hizmetler dışında hizmet vermiyor.
Ercan’da gümrük hizmetleri yapılamıyor..
Gazimağusa gümrüğünde mesai dışındaki hizmetlerde önemli aksama yaşanmadığı bildiriliyor.
Sırada, okulların açılmasını pusuda bekleyen Rumcu-komünist Öğretmen Sendikası var..
Okulların açıldığı gün onlar da grev gömleiği giyecek..
Eroğlu diyor ki;
“Sendikalar uzlaşma eğilimi içinde değil. Bütçe iflas etmiş durumda, maaşları ödeyemez duruma gelebiliriz. Maaşları ödeme bizim görevimiz. 12-13 bin çalışan var, ek mesai alan 1500 civarında kişi var. Kendilerinden biraz anlayış bekliyoruz. Biz ek mesailer kalksın demiyoruz. Maaşı kadar ek mesai alanlar var, bu da diğer maaşlıların mağduriyetine sebep olur. 8 saatlik işi 12 saatte yaparak ek mesai alanlar var”.
KKTC’nin, Cambridge mezunu-hesap uzmanı Maliye Bakanı Tatar diyor ki;
““2.5 ay önce bakanlığa gelince kasası boş bir maliye buldum. Geçmiş hükümeti kötülemek istemiyorum ama Türkiye’nin bir yıl içinde yaptığı yardım ilk 4 ay içinde tükenmiş. Bütçede 205 milyon lira olacağı tahmin edilen açık 470 milyon liraya ulaşmış. Fazla mesailer ise bu ülkede uzun bir süredir ikinci bir maaş haline almış. Söylemekten çekinmiyorum. Bizim tek bir yardım alabileceğimiz yer var o da Türkiye. Türkiye bizim IMF’miz. Bu yüzden de ilk adım olarak devlette tasarruf tedbiri aldım. Bundan sonra yeni istihdam yapmayacağız. Gereksiz yurtdışı geziler ve harcamalar olmayacak. Türkiye’den iste, al, sonra da dağıt dönemi bitti.”
“Fazla mesailere kısıtlama getirdik. Her 2 ayda bir uygulanan eşel mobil sistemiyle enflasyon oranında maaşlara yapılan otomatik artışı 6 ayda bir yapılmasını kararlaştırdık. İlk adımları attık, fazla mesailere dokunduk diye sendikalar karşımıza çıktı. Ancak geri adım atmayacağız çünkü ben devletimizi koruyorum. Teslim olmayacağız ve hükümet olarak ülke ekonomisini düzlüğe çıkartacağız. Daha atılacak çok adım var.”
KKTC’nin bir devlet olduğunu vurgulayan Tatar, “Biz Çingene kabilesi değiliz ki bir devletiz ve bu devleti, ekonomik olarak ayakta tutacağız. Türkiye de ekonomik sıkıntı içinde ve buna rağmen bize yardım etmeye çalışıyor. Har vurup harman savurma dönemi bitti. KKTC çok pahalı bir ülke haline geldi. Ucuzlatmak zorundayız. Türkiye ile önümüzdeki yıl 3 yıllık yeni bir mali protokol imzalayacağız. Yine Türkiye bize yardım ediyor” diyor…
Dinleyen yok..
UBP’yi silkelemek lâzım, halk umudunu kessin, bıksın ki 2009 Referandumu’na da “yes be annem” desin..
Şu anda KKTC’de ekonomik kaos var.. Sosyal kaos patlamak üzere.. Siyaset ise direniyor..
Talât, siyasi kaos da patlasın istiyor..
Sonrası….Bir kere daha AB havucu..
Aydın Akkurt yazıyor..
“Önceki akşam Işık Kitabevinde yaşanan yangın olayını duyunca oldukça üzüldüm. Bu kitapevi, pek çok kitabımın satışını yaparken, benim de zaman zaman uğradığım ve kitap satın aldığım bir yerdir. Milliyetçi, ulusalcı eserler ile sosyalist içerikli eserleri aynı raflarda görebilirsiniz. Ve önceki akşam meydana gelen yangın olayında, söz konusu kitaplar birlikte yandı. Üzüntü verici bir durum. Ama üzüntü veren bir başka olay daha var. Ve bu olayın boyutları yangın olayından daha da büyüktür. Işık Kitabevinde yaşanan yangın olayıyla ilgili olarak yürütülen polis soruşturmasının sonucunu beklemeyen Cumhurbaşkanı Talat, (2004) Göçmenköy olayında olduğu gibi, olay yerine giderek açıklama yapar. Talat açıklamasında, olaya siyasi bir boyut verirken, dolaylı şekilde ulusal güçleri hedef gösterir ve zan altında bırakır. Talata göre bu olayı -barış karşıtları- yapmıştır. Ve , geçtiğimiz Perşembe akşamı CTP Gazimağusa İlçe binasında konuşan ve -şövenist güçler faaliyetlerini artırdı, bunlara dur denilmeli- diyerek bazı mesajlar veren CTP Genel Başkanı Ferdi S. Soyer de yaptığı açıklamada , ulusal güçleri hedef gösterirken, ulusal güçleri -Hitler- ve -Sivas katliamını yapan katillerle- eşleştirir. Talat ile Soyerin bu açıklamalarından sonra ise diğerlerinin devreye girdiğini görüyoruz. Ve bu olayın üzerinden gerginlik tırmandırılacak, çeşitli eylemler gündeme getirilecek. Bu nedenle herkes dikkatli ve uyanık olmak zorunda…”
Ekonomik-sosyal-siyasi bunalım..
Asayişsizlik..
Ver elini Avrupa Birliği… Sonra gelsin AB pasaportları, çuval çuval Avro’cuklar, Lâpta dağlarında havuzlu-villalar, istenilen AB ülkesinde parasız üniversite eğitimi, kalkan askerlik…
Aynı rüya iki kere görülebilir mi?
Oyunu bozmak için %44’ün kapı gibi-duvar gibi sapasağlam ayakta durması gerek..
“Muharip Dernekler”in bir kısmının Talât’ın “yemekli toplantı” oyununa gelmesi, cephede gedik açıldığının işaretlerini vermektedir..
Dikkat… 11/08/09

57’İNCİ ALAY HER YERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERLERİYİZ

mumtazbay@hotmail.com

Yayım tarihi
Türkiye olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.