Russian Prime Minister Vladimir Putin swims while traveling in the mountains of the Siberian Tyva region

Türkiye nereye kosuyor? AB Nabucco ile biraz rahat nefes aldigini sanirken Rusya Karedeniz, Türkiye, Bulgaristan üzerinden AB üyesi Italya ile baska enerji kanali acmak icin imza atti.  Burada Putin kendi vatani Rusya icin cok dogru atimlar atiyor. Ya Türkiye? Türk Hükümeti AKP acaba bu isleri imza atarken ne fazla yandas ve akrabalari mi düsünüyor? (Calik grubu?

OFFICE-TKG [[email protected]]

Patini doğru anlayabilmek!

BAZILARI şöyle dediler: Petrol fiyatı düşünce göreceksiniz, Rusya yeniden eski günlerine dönecek… 150 dolardan 36 dolara düştü, rakamlar değişti ama “Rusya çıktığı” yoldan dönmedi… Etkisinden ve yapabilme kabiliyetinden bir şey kaybetmedi…
Bu ifadeyi kullananların ve “her şeyi sadece cebe akan nakit parada” arayanların Putin mucizesinde anlayamadıkları çok önemli bir gerçek vardı: Liderlik…
Artan petrol fiyatının Suudi Arabistan’a getirmediği ama Rusya’ya kattığını yaratan “farkın da” özü buydu.

Sevgili dostlar, uzun süredir Putin’le ilgili, Rusya’da “yarattığı” büyük değişimle ilgili bir şeyler yazıyorum, yazmak istiyorum…
Bugün, Putin’in son 48 saat içinde Türkiye’ye gelmesinden yola çıkarak bu yazıyı sizlerle paylaşmak ve “bazı detayları” özellikle aktarmak istiyorum…
Peki ne yaptı Putin?
Her şeyden önce “gerçek bir lider” gibi davrandı. Ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tuttu ve küresel “kartellerin” Rusya’da “at oynatmasına” izin vermedi.
Bu noktada Putin’in geçen yıl attığı ve Rusya’nın bana göre “talihini değiştirecek” imzasından da bahsetmek istiyorum…
Bu imzanın Türkiye’de anlaşılması belki de çok zor. Bizim gibi “her şeyini satmak” için el-etek öpenlerin olduğu bir ülkede, bu imzanın özünü “idrak etmemiz” belki de mümkün değil.
imzaya gelince… Putin tek bir “kararname ile yabancı şirketlerin Rusya’nın stratejik saydığı” alanlarda söz sahibi olmasını yasakladı.
Peki hangi alanlar “uluslararası tekellere” kapandı?
Maddeler halinde onu da aktarayım:
1- ENERJİ VE STRATEJİK SAYILAN DOĞALGAZ KAYNAKLARINDA YABANCILARIN ARAŞTIRMA YAPMASI YASAKLANDI (Rusya, dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerini ve geçiş yollarını elinde tutuyor. ABD, İngiliz, Alman ve Fransız firmaların gözü bu rezervlerdeydi.)
2-TELEKOMÜNİKASYON (ulusal telefon ve her türlü haberleşme) ÜZERİNDE YABANCILARIN HAK SAHİBİ OLMASI YASAKLANDI. YABANCILAR TELEKOMÜNİKASYON YATIRIMLARINA GİREMEYECEK.
3- HAVACILIK, UZAY VE SAVUNMA BAŞTA OLMAK ÜZERE AYRICA STRATEJİK OLARAK BELİRLENEN TOPLAM 42 SEKTÖRE YABANCILARIN GİRMESİ, YATIRIM YAPMASI YASAKLANDI. Bu sektörlerin özelliği “Büyük Rusya olma” yolunda devlete rağmen politika geliştirebilecek şirketlerin “önünü” kesmek, devlet, işte devlet ADAMI!

Sevgili dostlar, bu yazıyı yazdığım saatlerde Putin, Türkiye’de…
Geleceğini sadece AB’de gören ve başka bir “alternatif sorgulayamayacak” kadar kör olmuş ülkem, umarım bu ziyaretin önemini ve “hemen yanında gelişen yeni dünya düzenini” görebilir. Bu ziyaret, “kör olmuş-edilmiş” gözlerimiz için bir şanstır!Masaya yatırılan ve ortaya konan projelerin büyüklüğü, “AB ile Türkiye arasında hayal dahi edilemeyecek” kadar büyük olup, bakmasını bilenler için çok şey ifade eder.

ABD ile neden anlaşamıyoruz?

RUSYA ile Türkiye yakınlaşıyor, ama “ABD’ye rağmen değil”.
ABD’nin de desteklediği denklem içinde “yakınlaşma” yaşanıyor.
Buna rağmen ABD yönetiminde uzun süredir gördüğüm çok önemli bir yanlış var!
“Nedir” derseniz, onu da arz edeyim…
Bu noktada ABD’ye bir cümlelik mesaj vermek istiyorum: Türkiye’de bir şeyler tartışılsın, samimi olarak sonuç alınsın istiyorsanız; kamuoyunun “Bu adam söylerse bir hinlik yoktur” dediği isimlerle “samimi ve dürüst gerekçelerle” ikna ederek yola çıkın. Türkiye stratejiniz yanlış ve ne kadar iyi niyetli olursanız olun, sonuç alamazsınız.
Peki AB D “nerede hata yapıyor” ve geçmişte yaptı?
Sevgili dostlar, ABD’nin “hatası” çok ama çok eskiye kadar gidiyor…
1950’li yıllardan sonra “netleşen” Amerika-Türkiye ilişkisi, “Marshall yardımının” miktarı dahil Avrupa “ipoteği” altına girdi. Fransa-italya-İngiltere’ye 2-3 milyar dolar arasında yardım yapılırken, Avrupa’nın baskısı sonucu “ABD, Türkiye’ye gönderdiği parayı 300 milyon dolar olarak söz vermesine rağmen” 195 milyon dolarda kesti. Menderes’in “Avrupa baskısıyla ABD’den para alamayıp Rusya’ya yönelmesi” bu süreçte başladı ve 1960 darbesinin arkasında “İngiltere vardı” tespitlerini hatırlarsanız, bu süreç daha anlamlı bir hale gelebilir. 1960’lardan sonra ABD, Türkiye’yi her zaman “Avrupa ipoteği” altında “algıladı” ve “tam üyelik balonu” uçurulduktan sonra, ABD’nin Türkiye söylemi “Batı ile entegre, Avrupa üyesi Türkiye” cümlesi üzerinde şekillendi. Bu “aslı astarı” olmayan ve Türkiye’ye “hiçbir getirişi olmayan” bir söylemdi. Bush ile Clinton da “aynı yoldan” gittiler ve Türkiye’yi “kendi dinamiklerini anlamadan” kolaycı, ezbere bir söylem ve anlayış ile “bu denklem içinde” gördüler.
Uzun lafın kısası; bu çağrıyı daha önce de yaptım, yine yapıyorum: Türkiye’ye “doğru açıdan” ve “doğru kavram ve insanlar” üzerinden bakmayı deneyin!  (Y.Bulut)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.