Zeynel LÜLE [email protected]
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde bir çok isim hafızalarda yer etti. Avrupa Birliği’nin “sesi” ve “yüzü” olan bu kişiler, Türkiye ile ilgili konularda konuştukça, bazen tepki çektiler, bazende alkışlandılar.Onların isimleri hafızalarımıza kazındı. Bu kişilerin adları kendi ülkelerinde belki pek bilinmez.
Ama Türkiye onları ezberledi. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de adı çok sık duyulacak bir isimden söz edeyim.
Helene Flautre.  Flautre, artık Türkiye’de “Bay Avrupa” olarak hafızalara kazınmış olan Joost Lagendijk’in görevini devraldı.
TBMM ile Avrupa Parlamentosu’ndaki ilişkileri sağlayan “Karma Parlamento Komisyonu”nun Avrupa kanadının başına getirildi.
Eskiden Günter Verheugen ismini duyardık, şimdi Olli Rehn’i anıyoruz. Eskiden Joost Lagendik’in ismi ve yüzü hafızamıza kazınmıştı, şimdi ise Helene Flautre ismini sıkça konuşacağız ve yüzünü ezberleyeceğiz. Alahtan o güzel bir kadın. Yüzü ezberlenmeye değer.
O, Avrupa’nın “Bayan Türkiye”si, Türkiye’nin ise “Bayan Avrupa”sı oldu.
***
Önümüzdeki beş yıl boyunca adından sıkça söz edilecek olan bu kişiyi biraz ben size tanıtayım.
50 yaşındaki Fransız parlamenter, iki dönem “Kızıl Dany” lakaplı Daniel Cohn-Bendit’in listesinden AP milletvekili seçildi. Uzun yıllar Matematik Öğretmenliği yaptı ve ilk kez 1999’da AP üyeliğine seçildi.

AP’nin Dışilişkiler ve Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarında görev yapan Helene Flautre, bir süre AB’nin Magrep ülkeleriyle ilişkileri sağlayan heyetinde yer aldı. Flautre 2004’ten itibaren de AP’nin İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun Başkanlığını yürüttü.

Tükiye’nin AB üyeliğini desteklediğini her fırsatta dile getiren Fransız Yeşil Parlamenter, müzakere sürecinin Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi adımlarının atılmasına yardımcı olduğuna inanıyor.
***
Helene Flautre, AP’nin İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanlığı yaptığı dönemde Türkiye’yi yakından tanıdı.
Oldukça duygusal bir kadın.
Leyla Zana, 10 yıl hapis yattıktan sonra Avrupa Parlamentosu’na gelmişti. Helene’in gözlerinin yaşlarla dolduğunu hatırlıyorum. Daha sonra Zana’nın, terör örgütü PKK’nın “güdümünde” bir konuşma yapmasından sonra da nasıl hayal kırıklığı yaşadığını anımsıyorum.
Herşeyden önce o bir kadın…
Duygusal ve içten biri…
Bundan bir süre önce parlamentodaki odasında uzun uzun sohbet ettiğimizde, Türkiye’nin ancak insan hakları ve demokrasi alanında attığı adımlarla güçleneceğini, AB içinde kendisine karşı olan ülke ve siyasetçilere karşı bu gücüyle daha rahat mücadele vereceğini söylüyordu.
O, Türkiye’nin AB üyeliğine inanıyor. Üye olması gerektiğini düşünüyor.
Ama ben biliyorum ki, onun insan hakları alanındaki “militan” ruhu, Türkiye’deki bir çok kişiyi kızdıracak.
Helene Flautre ismini önümüzdeki beş sene içinde çok sık anacağız.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.