Kategoriler
ABD Türkiye

Büyükelçilerden mektup

Emekli büyükelçiler, “Ermeni soykırımı tasarısının” ABD Temsilciler Meclisi’nce kabulünün Türk-Amerikan ilişkilerine ve işbirliğine büyük zarar vereceğini belirttiler. Büyükelçiler, tasarıyı ele alacak olan Temsilciler Meclisinin, yanlış ve önyargılı baskıların etkisinde kalmadan, tarihi gerçekleri gözönünde bulundurarak bu kararı kabul etmemesini talep etti.

ANKA

Ankara– 154 emekli büyükelçi, ABD Temsilciler Meclisi’nin Başkanı Nancy Pelosi‘ye soykırım iddialarının tarihsel gerçeklere aykırı olduğu noktaları sıralayan bir mektup gönderdi.
Büyükelçiler mektuplarında Amerikan Kongresi’nde oylanması istenen “Ermeni soykırımı” karar tasarısındaki unsurları, bizzat ABD arşivlerindeki belgelerle yanıtladılar. Karar tasarısında atıf yapılan “Türkiye (Osmanlı) Hükümeti”nin kurduğu ve Ermenilere kötü davranmakla suçlananların şahit bile göstermesine izin verilmeyen mahkemelerin geçerliliğinin bulunamayacağını belirten büyükelçiler, “İngiliz hukukçuları, daha o tarihlerde (1918-1920) duruşmaları İngiliz ve Osmanlı hükümetlerinin itibarını zedeleyen bir orta oyunu olarak nitelemişlerdir” dediler. Büyükelçiler mektuplarında özetle şu konulara değindiler:

-Amerikan arşivlerindeki belgeler, misyonerlerin anlatımlarını ikinci elden aksettirir. İngiltere Kraliyet Savcısı bunlara “muhakeme sürecinde işe yaramayacak kişisel izlenimler ve kanılar” olarak bakmıştır. İngilizler o tarihlerde her belgeye ve kaynağı ulaşma olanağına sahiptiler.

-Kitabıyla olayların çarpıtılarak aksettirilmesinde en büyük payı olan Morgenthau Anadolu’yu hiç gezmemiş, hikayesini iki Ermeni asıllı ve Amerikan hükümetinden maaşlı yardımcısının verdiğ bilgilere dayandırmıştır. Amerika’nın savaşa girmesi için hristiyan kanıtlar uydurmuştur.

-Hitler’in “Ermeni katliamını kim hatırlıyor” gibi sözlerinin bir Amerikan gazetecisinin hiçbir arşivde kaydı olmayan uydurmacası olduğu tarihçilerce ispatlanmıştır.

-BM hiçbir zaman “Ermeni soykırımını” kabul etmemiştir, bir raporda geçen ifade üzerine çalışma grubu “Tarihi olaylar hakkında hüküm vermenin görevleri arasında olmadığını” belirtmiştir.

-Soykırım kararı yetkili mahkemelerce verilebilir. Kişilerin veya statüleri ne olursa olsun siyasi mercilerin soykırım kanaatleri mahkeme kararının yerine geçemez, Amerikan Temsilciler Meclisi’nden kendisini bir mahkeme yerine koyması beklenemez.

-Böyle bir yok etme niyetinin olmadığı Osmanlı İçişleri Bakanlığı’nın bütün ilgili makam ve sorumlu kişilere verdiği talimatlardan, görevlerini tam olarak yerine getirmeyen sorumluları uyarmasından, hatta cezalandırmasından anlaşılmaktadır. Ne o devrin işgalcileri, ne de daha sonra sözde “Ermeni soykırımı tarihçileri” bunun aksini ispatlayan belge gösterememişler, varsayımlardan hareket etmişlerdir.

-Karar tasarısındaki rakamların yanlışlığı, yani o tarihte Türkiye’deki toplam Ermeni nüfusunun resmi sayımlara göre 1.294.000 olmasına karşılık 1.500.000 ölüm olduğunun tutarsızlığı Amerikan arşivlerindeki belgelerle de ispat edilebilmektedir. Nitekim tehcir sırasında Amerika’nın Halep Başkonsolosu kendi bölgesine 500.000 kişinin geldiğini ve yerleştirildiğini rapor etmiştir. Osmanlı kayıtları 220.000 kişinin eski yerlerine geri döndüğünü belirtmekte, Rusya, Amerika ve Fransa gibi ülkelerin göçmen kayıtları da çok sayıda Ermenilerin kendi ülkelerine giriş yaptığını göstermektedir.

-Bütün bu dayanaksız iddialara karşılık, tehcir sırasında vuku bulan, hoş görülemeyecek ölümlerin ve ızdırabın yadsınamaz. Ancak, aynı tarihlerde Ermeni halk kadar, savaş kayıpları, soygunlar ve çetelerin saldırıları, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle o yıllarda 2.5 milyon Türk-Müslüman halk da hayatını kaybetmiş; ancak, ne bunlardan, ne de zorunlu Balkan göçleri sırasında Türk-Müslüman halkın kayıplarından Batı kaynaklarında nadiren söz edildiği gerçeği de gözardı edilemez.

Mektupta İkinci Dünya Savaşı sonrası orta Avrupa’dan Almanya’ya nakledilen 6 milyon Almanın 1 milyondan fazlasının hastalık, açlık nedeniyle öldüğü ya da yeterli güvenlik sağlanmadığı için yerel halk tarafından öldürüldükleri hatırlatıldı. Osmanlı Devletinin de yeterli lojistik ve koruma sağlayamamasının acılı ve üzücü sonuçlar doğurduğunun bir gerçek olduğunu belirten büyükelçiler, “Ancak tehcirin bu amaçla, kasten yapıldığını gösteren deliller mevcut değildir. Aksine, göçü yürütenler arasında görevlerini yerine getirmekte kusurlu görülenler uyarılmış veya cezalandırılmış, savaş bütçesinden önemli miktarda ödenek ayrılmıştır. Bu deliller karşısında bir “soykırım” iddiası tamamen mesnetsiz kalmaktadır” dediler.

Büyükelçiler tasarının ABD Temsilciler Meclisince kabulünün Türk-Amerikan ilişkilerine ve işbirliğine vereceği zararın gerçekten büyük olacağını belirtirken, A.B.D. Temsilciler Meclisinin, yanlış ve önyargılı baskıların etkisinde kalmayarak ve tarihi gerçekleri de gözönünde bulundurarak bu kararı kabul etmemesini talep etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.