THY ve degisen politika – Fethullah Gülen’in okulu olan her yere THY uçuş yapacak

THY da personelin içki servisi yapmaktan imtina ettiğine bende şahit oldum.
Söylenen diğer şeylerde doğru ise  durum gerçekten vahim.
Sevgi ve Selamlar.
Ferruh Gök.

 
Subject: Fw: THY’nin Hali …


Türk Hava Yolları 70 yıllık tarihi boyunca ilk kez bu kadar çok eleştirildi.
Yaz başından bu yana rötar ve iptallerle yolcuların  sabrını taşıran kurum, kadrolaşma iddialarının hedefi oldu.
Kaptanları isyan ettiren ‘zihniyet değişikliği’ gün geldi, kokpit  anonsuyla yolculara da yansıdı. Sayıları hızla artan erkek kabin memurlarının içki servisinden kaçtığına yönelik fısıltılar artık  ayyuka çıktı.
Sonunda Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM, ‘Burası tasavvuf dergahı mı kardeşim’ diye açıklama bile yaptı.


Türk Hava Yollarının biri 32, diğeri 25 yıllık iki deneyimli kaptan pilotuyla konuştuk…
İşten çıkarılmalar söz konusuyken  isimlerini saklı tutup rumuz kullandık.

İki kaptan pilot da kamuoyunu meşgul eden iddialardan çok daha fazlasını anlattılar…
Hava İş Sendikası Başkanı Atilay Ayçin, TALPA Başkanı Tuna Gürel, TASSA Genel Başkanı Berna Tanyolaç gibi isimler de Türk Hava Yollarındaki kanayan yara üzerine sorularımızı yanıtladı…
Bu 5 ismin anlattıklarına bakılırsa sorun sadece kadrolaşmadan, adam kayırmadan ibaret değil. Eksik ve deneyimsiz personel iş başında olunca kaza riski de kol geziyor.
İddialar doğrusuysa  ‘
gökyüzünde her an büyük bir felaket‘ yaşanabilir…

THY’de 32 yıllık pilot İ.A. ve 25 yıllık pilot E.B. anlatıyor.
Pilotlar zorla, yorgun halde ve istemeyerek uç uyor
• Eskiden, bizim yöneticilerimizin her biri kurum içinden yetişmişti, meslek ahlakına aykırı davranmazdı. Yürürlükteki aylık  azami 110 saat uçuş süresini kesinlikle aşmazlardı. Şimdi erozyona uğrayan şey en başta bu meslek etiği. Bizi kurallara uymamaya  zorluyorlar.
Baskı ortamında, kural dışı uçuşları kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Yönetim 110 saati aşmanın tehlikelerini anlamıyor  â€¢ Uçuş kurallarının ne anlama geldiğinin bilincinde değil THY yöneticileri…. Biz uçmayı reddedince, ‘Ne demek kardeşim, geçen  gün de böyle bir havada gittiniz’ diyorlar mesela…. Bunu diyen Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı. Havacılık kültüründen  yoksun insanlar. Bir pilotun 110 saati aşmasının ne demek olduğunun bilincinde değill er…

Baş pilotlar da baskı altında ve bizi uçmaya zorluyorlar
• Onların atadığı baş pilot konumundaki insanlar da bunlarla iyi geçinmek adına bizleri kapasitelerimizin üzerinde uçuşa  zorluyor. Almaata’dan bir uçak kalkıp, Antalya’ya geliyor. Aynı ekip Antalya’dan Kiev’e, Kiev’den Antalya’ya dönüşe yollanıyor.
Eskiden Almaata’dan İstanbul’a gelirdik, orada biterdi, ki çok önemli 6.5 saatlik bir uçuştur bu.

Uluslararası havacılık kuralları artık hiçe sayılıyor
• Yöneticiler yönergeler üzerinde öyle yorumlar yapıyorlar ki, bunlar  kabul ettikleri ve uluslararası otoriteler nezdinde uymayı  taahhüt ettikleri anlaşmalara uymuyor.
Eskiden yöneticiler tüm haklarımızı korurdu. Şimdi personel sinmiş durumda…
Üst yönetim ben ekibimi buna zorlayamam diyemiyor, ‘al istifamı’ onurunu gösteremiyor.

Kural ihlali isteği bizzat üst düzey yöneticiden geliyor
• Yakın zamanda çok acı bir facia yaşadık hızlandırılmış tren olayıyla…
Bu yabana atılacak bir örnek değil. Bizi Allah koruyor  hakikaten. Kısa vadede hemen görülmez bunun etkisi. Bu kural ihlali anlayışı, diğer birimlere de yerleşir. Oysa bizde bu kurallar kanla yazılmıştır. Bu bütün dünyada böyledir. Kural, ihlal edemezsiniz. Yazılı olan her şey talihsiz bir olayın sonucunda kural  haline gelmiştir. Bunu ihlal ede mezsiniz, ederseniz olacakları göze almanız gerekir. Pilot ‘110 saati geçiyorum, ben bu uçuşa  gidemem’ dediğinde ‘Ama lütfen uçak yerde kalıyor, gideceksin’ deniyor. Bunu söyleyen THY Genel Müdür Yardımcısı’nın kendisidir.
Bizzat onun ricasıyla uçan kaptanlar var..

Toplama pilot aldılar, nasıl eğitim verdikleri tartışılır
• Evet personel eksik. Toplama bir sürü pilot aldılar. Şimdi bunlara yeterli eğitimin verilip verilmediği tartışılır. Doldur  boşalt yapıyorlar. Eğitimler, çok kısa sürüyor, aksayarak veriliyor. Simülatör eğitimleri bazen derslerden önce uçularak yapılıyor. Böyle lakayıtlıklar hiç yaşanmazdı.

Yöneticiler şirket imkanlarını kullanıyor, rüşvet yiyor…
• Helikopter pilotları geldi mesela…
Yönetim kurulunda biri var. Bu adam kişisel çıkarları uğruna şirketin olanaklarını  kullanıyor. Bu adam yönetimde ve açıkçası rüşvet yiyor.
Böyle bir anlayışla yönetildiğini hisseden pilot ve kabin mensupları,  mesleki ve ahlaki erozyona uğruyor… Bunun sektöre zararları uzun vadede çıkacaktır.

Almanya ‘THY bize tehlikeli madde taşımasın‘ dedi
• Düşünün Almanya, THY’nin tehlikeli madde taşımasına izin vermedi. Örneğin yanıcı, uçucu, toksit, ya da radyoaktif maddeler çok  özel ambalajlarla çok ayrıntılı kurallara tabii olarak taşınabilir. Yolcu bagajlarına da konulur ama bunların arasındaki  mesafeler falan… Çok ayrıntılı yasalar vardır, bu konuda bağlayıcı. Bunlara uyularak taşınabilir bu tür maddeler, radyoaktif  madde de dahil. THY’deki bu kurallara uyma-mazlık, burada da kendini gösterdi.
Almanya geçen yıl ambargoyu koydu ve dedi ki ‘
THY benim havaalanlarıma tehlikeli madde taşıyamaz.‘ Bu özel bir bilgidir, hiçbir yerde de yer almadı. Almanya önce uyardı, aykırı  şeyleri tespit etti. Baktı ki uyan yok, ambargoyu koydu.

Fethullah Gülen’in okulu var diye 9 yolcuyla uçuş yapıyoruz
• Kimi yerlere yolcu full gidip geliyor mesela. Bu hatlarda seferlerin artırılması gerekirken, şuraya da uçuşumuz başladı diyebilmek için yeni hatlar koydular. Bu yapılan marifet değil. Ancak söylenilen şu;
Fethullah Gülenin okulu olan her yere THY  uçuş yapacak. Seçilen noktalar öyle ilginç ki, mesela Yemen’de Sana ve bunun gibi diğer Müslüman Afrika ülkelerine… Başka hiç mi uçacak nokta kalmadı? Koca uçakta 9 kişiyle gidip, 10 kişiyle dönmenin nasıl bir mantığı var anlamış değilim doğrusu.

Batmanlı, İHL’li (imam hatip lisesi) terzi kalfası uçuş koordinatörü yapıldı
• Son dönemde alınanların tamamı meslek lisesi mezunu. Yani çoğu imam hatip kökenli. Bunları harekatçı dediğimiz, uçuşları koordine eden, oldukça önemli ve kilit pozisyonlara yerleştiriyorlar. Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu’ndan mezun bir sürü genç insan var mesela, bu işi liyakatıyla yapabilecek. Ama personel alımında onlar yok. Size çok net bir şey  anlatayım. Harekatçı dediğimiz kişi çok önemli bir iş yapar. Ben ilk kez gördüğüm birisine sordum, ‘Neredeydiniz daha önce’ diye…
Dedi ki ‘Batman’daydım…’
‘Teknisyen falan mıydınız?’ diye sordum.
‘Yok’ dedi, ‘Ben terzi kalfasıydım.’
‘Eğitiminiz ne?’ dediğimde ‘Meslek lisesi mezunuyum’ dedi. Peki ‘Hangisi’ diye sorunca suratını astı, söylemedi. Bu kişileri suçlamıyorum. Bunu yapan mantığa sor uyorum, havacılık kültüründen yoksun, bunun eğitimini almamış, terzi kalfalığı yapan bir kişi getirilip uçuş  koordinatörü yapılır mı?

Stewart sayısı hızla artıyor çoğu imam hatip mezunu
• Son dönemde alınan bütün stewart’lar lise mezunu. Biraz da bunun için stewart sayısı artıyor. İçlerinde tek tük üniversite  mezunu var, diğerleri bu şekilde. Anlaşılan şu aldıkları imam hatiplileri kamufle edebilmek için meslek lisesi mezunu diye  alıyorlar. Çünkü imam hatipliler meslek lisesi mezunu diye geçiyor. İmanı hatiplilerden havacı olmaz demiyorum. Ama bu ciddi bir  meslek. Hiçbir meslekte olmadığı kadar bilgi ve deneyimin rolü vardır. Son derece uzmanlık gerektiren bir iştir. Çünkü can  güvenliği söz konusu başka bir şey değil. Bir iki yıl sonra namaz saati uygulaması koyarlarsa pek de şaşırmamak gerekir bu  gidişle…

Kıdemli personeli attılar yerlerine imamları getirdiler
• Siz geleceksiniz… Ulusal bayrak taşıyıcısı ve dünya üzerinde bir yere gelmiş bir havayolunun üst düzey yöneticilerini müdür  seviyesine kadar, 6 ayda sistemi değiştireceksiniz. Yerine ‘imamları’ getireceksiniz. Kaza riskini dikkate almadan. Şanınızı THY’de yürüteceğinizi sanacaksınız… Böyle bir şey mümkün mü yani?

Kombassan’ı batıran adam bize yönetici olarak geliyor
• Şimdi bakın şurada n başlıyor iş. Ulusal havacılığımız gerçekten yabancıların tehdidi altında. Fırsat kolluyorlar. Şimdi  bunların yaptığı her şey, ‘
Yahu Türkler ne anlar havacılıktan, onlar gitsin tuvalet temizlesin‘ anlayışının temelini oluşturuyor.
Bizim asıl hazmedemediğimiz bu…  Ucuz Türk emeğini Almanlara sunup daha kârlı bir kuruluş oluştursun diyen bir adam var. AKP’nin  atadığı bir adam bu, Kombassan’dan gelen hatta orayı batıran adamlardan birisi. Bu adam şimdi genel müdür yardımcısı. Türk sivil  havacılığında bu ilktir. Mücahit Kaptan’ı attılar. 5 kabin memurunu attılar. Atatürkçü, bağımsızlıkçı insanlardı.

Hosteslere ‘Atatürk rozetini çık arın‘ dediler
• Bir ara bir haber çıkmıştı, kabin hizmetleri başkanıyla ilgisi… Sonradan yalanladı. ‘Ben söylemedim’ dedi. Mesela kabin  memurlarının büyük çoğunluğu bröve, kimlik ve Atatürk rozeti takarlardı. Çok net dedi ki, ‘
Arkadaşlar bröve ve kimlik dışında bir  şey takmayacaksınız, bunu genel müdürümüz istemiyor.‘ Kabin görevlileri ‘Atatürk rozeti de mi takmayacağız’ deyince ‘Evet  takmayacağız, lüzumu yok’ dedi. Çok sert tepki gördü, kendisi hâlâ takmaz. Bu çok somut yaşanmıştır. Bu tepkiyi görmeselerdi o  rozeti indireceklerdi, cesaret edemediler.

Telsizden ‘Cum a’ uyarısı yapılıyor, ezan dinletiliyor
• Bunu çok net olarak duyan arkadaşlarımız var. İki tane telsiz kanalımız var bizim. İşleri koordine ederken harekat veya  dispetch kanalı dediğimiz kanal örneğin, uçakta bir eksiklik ya da teknik bir arıza varsa kullanıyoruz. Şimdi bu kanaldan namaz vaktinin duyurulması şeklinde bir uygulama var. Her namaz saatinde değil tabii. Cuma namazı başlayacak, hayırlı olsun gibi  anonslar yapılıyor. Radyodaki ezan sesini telsize verip telsizde ezan dinletenler dahi var.

Kaptanlar maaşlarını riske atamıyor ve boyun eğiyor
• Aslında kaptanlar arasında radikal eğilimli olanlar pek çıkmazdı eskiden… Ama şimdi aramızdan bazıları var ki, cuma namazını nbsp; kaçırmıyorlar. Birçok pilot, maalesef yüksek maaşlar aldıkları için (10-12 milyarı buluyor) yönetime sesini çıkarma yürekliliğini  göstermiyor. İşini riske atamıyor. Bu da bizim bir utancımız.

TALPA BAŞKANI KAPTAN PİLOT TUNA GÜREL: Uçuş personalinden tasarruf olmaz, sıkmayı unutulan bir vida bile felakete neden olabilir  Her bir yolcu uçağı ortalama 9 pilot gerektirir. Bir uçak getirdiğiniz zaman ülkeye, o uçağın uçuş operasyonlarını sürdürebilmek  için 10 pilot takviye etmek zorundasınız. Uçakların performansları artıyor, bununla beraber menzilleri de… Bu personel üzerinde  yorgunluk etkisi yaratıyor. Hele ki bazı uzun menzilli uçuşlarda 3 pilot gerekiyor. Uçuş personelinden tasarruf olmaz.

Kokpittekiler kadar yerdekiler de, özellikle teknik pers onel çok önemlidir. Yeterli değilse, sıkacağı veya sıkmayı unuttuğu bir  vida çok işler açar. Buna paralel olarak bir de uçuş ekipleriniz eksikse, bir tanesinin yapacağı hata örneğin bir kabin memurunun  bir bavulu yolcunun kafasına düşürmesi… Şirketin başına iyi bir beladır bu. Veya bir pilotun yorgunluktan sızıp, uyuyup  kalması… THY’ye gelince işten çıkartılan veya şirketle ilişiği kesilen kabin memuru veya teknisyenler var. Ama bize intikal  etmiş bir şikayet yok. Belirli bir görüşün, hükümete yakın bir anlaşıyın kadrolaşması gibi bir şey söz konusu. Ulaştırma  Bakanlığı ile bir toplantı yaptık ancak kuralları değiştirmek işverenin işine gelmiyor. Kural ihlalleri olunca da pilotlar,  standartları daha yüksek olan şirketlere geçiyor. Bu da sıkıntılar yaratıyor.

Kaptanın söylediğini teknisyen anlamıyor
1 YILDA 400 PERSONELİ İŞTEN ÇIKARDILAR, ZORLA EMEKLİ ETTİLER. THY bundan 1-1.5 yıl önce 50-60 veya 65 uçağa sahipti. Yine bir yıl önce taşıdığı yolcu sayısı 12 milyon civarındaydı. Şimdi 2006  yılında filo sayısı olarak 82 uçağa sahip, 20 milyon yolcu taşımayı hedef olarak koymuş. Artı 23 tane de yeni uçuş harekat noktası belirlemiş. Ama eldeki personelin mevcut olanını dahi koruyamamış, düşmüş. Son 1 yıl içerisinde çıkartılan işçi sayısı  400 civarında. Bu şu demektir, 2 uçak başına düşen personeli siz işten çıkartmışsınız. Çünkü uluslararası standartlarda bir uçak başına düşmesi gereken personel sayısı 230-250 civarındadır. 400 kişinin 355’ini zorunlu emekliye sevk etmek istediler, bu arkadaşlar 9 Ocak tarihi itibariyle emekli olmadıkları için iş akitleri feshedildi. İşe iade davasını kazandık. İşveren buna rağmen iş başı yaptırmadı artı bir tazminat ödeyerek işten çıkarttı.

110’U UÇUŞ OPERASYONLARINDA EN TECRÜBELİLERDİ, HEPSİ İŞ BULDU. ‘Efendim nedir gerekçeniz?’ dediğimizde, bunlar yüksek ücret aldıkları için maliyeti etkiliyor, personel giderleri açısından yüksek  bir kalem tutuyor. O nedenle biz böyle bir daralmaya gitmek durumundayız denildi. Havacılıkta bazı şeylerin parasal karşılığı  yoktur… Bu arkadaşlarımız uçuş operasyonu ile bilfiil ilintili olan arkadaşlarımız… Kim bunlar? 110’u teknisyen, baş teknisyen konumunda, onaylayıcı teknisyen konumunda. Bunların birçoğu da baş teknisyen konumunda. Yani uçuş operasyonu ile ilintili olan  operasyonları yönetebilen, amirlik yapacak yeterlilikte olan ve herhangi bir arıza vukuunda görüşüne başvurulacak tecrübeli insanlar. Şimdi siz bunları tutuyorsunuz salt bir mali yet unsurundan yola çıkarak veya bunu gerekçe göstererek bir çırpıda kapının önüne koyuyorsunuz. Bu arkadaşlarımızın yeterliliğini şu açıdan da anlayın, ilişkileri kesilir kesilmez, 9 Ocak  itibariyle hepsi özel sektörle anlaşma yaptı.

2 GÜNDE 40 SEFER İPTAL OLDU NEDENİ KABİN AMİRİ EKSİKLİĞİ
Diğer taraftan kabin içerisinde uçağın tipine göre o uçağı uçuracak kabin amiri bulamıyorsunuz. Bu üç-dört hafta önce  havaalanında cuma ve cumartesi günü yaklaşık 40 civarındaki sefer iptal edildi ya da gecikmeli yapıldı. Düşünebiliyor musunuz?
Yerde uçak var ama uçağı uçuracak ekibiniz yok. Neden çünkü o uçağı uçuracak yeterlilikteki insanları tuttular, kapının önüne  koydular. Bunların sayısı 77. Tekniğine, kokpitine bakıyorsunuz böyle, yolcu hizm etlerinde bankonun başına oturtacak adam  bulamıyorlar. Bunlar halka rötar, sefer iptalleri olarak yansıyor.. Bir şey daha var ki o da uçuş güvenliği. Başka bir ifadeyle  kaza riski.

OYSA Kİ UÇAĞA KALKIŞ ONAYI VEREN TEKNİSYEN 5 YILDA YETİŞİYOR
Başka bir sektörde siz, temininde güçlük çekilen personeli kapının önüne koyduğunuzda bunların yerine o kimlikte o bilgi  donanımına sahip insanları bulabilirsiniz. Ama THY ve benzeri kuruluşlarda kokpitin içini boşaltırsanız, kabinin içini  boşaltırsanız, tekniğin içini boşaltırsanız bulamazsınız. Yeni elemanların yeterlilik noktasına gelebilmesi için belli senelere,  tecrübelere ihtiyaç var. Örneğin uçağın kalkmasına onay veren bir teknisyenin yetişebilmesi için en az 5 yıl gerek. Bunun 2   yılını uçağın içinde geçirmesi lazım. Şimdi siz 110 tane bu konuda yetişmiş insanı kapının önüne koyduğunuzda diyelim ki 500 kişi  aldınız. Bu 500 kişinin o 110 kişinin konumuna gelebilmesi için asgari 5 yıla ihtiyaç var.

KABİN EKİBİNE HİZMET PERSONELİ DİYE BAKMAYIN, BU DA DENEYİM İŞİ
Kabinde ikram servisi yapan arkadaşlarımızın asli görevi bu değil ki. Onun asli görevi acil konumlarda en kısa süre içerisinde o teknik yapıya uygun olarak yolcuyu tahliye etmesidir. O üniformanın içerisinde ikram servisi yapanların asli işi bu değildir. O tali iştir. Bir sağlıkçı kadar bir kalbe nasıl müdahale edilmesi gerektiğini bilirler. Bir iğne, aşı yapılması gerektiğinde bunu sp; yapabilirler. Oksijen kullanımı en hızlı nasıl olur, bilirler. Şimdi siz bunları kapının önüne koyuyorsunuz, ondan sonra da ben  uçak sayısını, yolcu sayısını, harekat noktası sayısını arttırdım diyorsunuz. Teknik olarak büyüme politikasıyla personel  politikasındaki çelişkiden yola çıkarsak, bu tehlikelerle dolu bir gidişattır.

BİZ TESTİ KIRILMADAN ÖNCE SİVİL HAVACILIĞI VE BAKANLIĞI UYARDIK
Denetleyici konumda olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve uluslararası üst kuruluşları  bu konuda uyarmış durumdayız. Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur derler. Biz kırılmadan önce yol göstermeye çalışan  bir kuruluşuz. THY yönetimine bunu sorarsanız önünüze koyacakları iki rakam var: Diyor ki, ben  1500 elemanı gönderdim, ama yerine
2 bin 500 kişi aldım. Ama nitelik olarak bakıldığında maalesef birebir hiç de karşılığı olmayan bir personel alım politikası  izleniyor.

CALL CENTER’A 3 GÜN EĞÃTİMLE ADAM ALIYORLAR, YOLCULAR ÇILDIRIYOR
En basitinden call center dediğimiz çağrı merkezine 200 küsur personel alındı. Bu insanlar sınava girerken geçme notu 70 olarak  belirlendi. 70’in altında puan alanlar geçemez denildi, hiçbirisi geçemedi. 50 puana düşürdüler, yarısı döküldü, 30 puana  düşürüldü, 30 puanla o insanlar bu şirkete alındı. Yolcular bizi arıyor, ‘Call Center’ı arıyoruz, sorduğumuz sorunun yanıtını  alamıyoruz’ diye… Burası THY’nin vitrini. Ama aldığınız kişi iş kolu itibarıyla buraya uygun değil. Garibim gelmiş, 2 gün ol muş  oturalı, 3 günlük bir eğitime tabii tutmuşlar, neyin ne olduğunun farkında değil. Boş olan kadroları bilinçsizce bir tamamlama telaşı içerisindeler.

8-10 AY ŞİRKET İÇİNDE DOLAŞIP BEĞENDİKLERİ KADROYU SEÇTİLER
AKP’nin il başkanlıklarından, ilçe başkanlıklarından gelen talimatlarla onun adamı, bunun adamı herkesi doldurdular. İşin adamı nerede? Yok. Giden 1500(binbeşyüz) nitelikli elemanın yerine alınan 2 bin 500 kişinin çoğu bu tarzla alınan personel. Bir ara bir uzman politikası izlediler, herkesi uzman sıfatıyla aldılar. Bunlar 8-10 ay bu şirkette orası senin, burası benim dolaşmadık yer bırakmadılar.. Niye? ‘
Gidin, bakın, beğenin nereyi istiyorsanız, sizi oraya atayacağız‘ dediler.

UÇAĞIN ALTINA YATAN ADAM KAPTANIN DİLİNDEN ANLAMIYOR
Uçağın altında, kulaklık takan motor çalıştıran kişinin mesleki tanımı teknisyendir. Uçak teknisyeni. Bu kişi temel eğitim kursu  görmek zorundadır, uçak üstünde en az 2 yıl çalışmak zorundadır. Ama siz 2-3 saatlik eğitimle göreve getiriyorsunuz. Kaptanlarla  konuşuyoruz, diyorlar ki; ‘Aşağıda kulaklığı takan kişinin söylediklerini anlayamıyoruz’. Kulaklığı takan arkadaş geliyor,  ‘Kaptan teknik terim kullanıyor, ben onu anlamıyorum’ diyor. İşi bilmediği için stresi de büyük, psikolojisi de hemen bozuluyor.
‘Tiklerim artmaya başladı. Uyuyamaz oldum. Uçağı gönderirken 10 sefer kargo kapısını kon trol ediyorum, acaba kapattım mı, kapatmadım mı?’ diye ekleyiveriyor. Bu adam geliyor akaryakıt tankerini uçağın altına bağlıyor. Yakıt almasını, bilmiyor ki. 10  bin ton yakıt basıyor. Şimdi burada bir; *şirket suç işliyor. İki; *bu kişiden uçağı alan pilot suç işliyor. Zincirleme olarak  birbirini tamamlayan hatalara bakın. Sonra o uçağı alıyor 200-250 yolcusuyla buraya getiriyor.

‘İçki konusunu biz de duyuyoruz ama böyle bir şikayet almadık’
Berna Tanyolaç, Hostes ve Kabin Memurları Derneği (TASSA) Genel Başkanı: İçki servis etmek istemeyen erkek kabin memurları; kadınlara servis yapmaktan kaçınan stewarc’lar olduğuna dair birçok iddialar var. Ojesiz, manikürsüz tırnaklarıyla uçağa yetişen hostesler ‘abdest aldım’ deyince amirinden uyarı almadan kurtuluyormuş. Bu iddiaların her biri bizim kulağımıza da geliyor. Ama  benim birebir tanık olduğum bir  olay yok. Bu konuda dernek olarak aldığımız bir şikayet de yok.

‘Uçuşa çağırmasınlar diye telefonlarımı kapatıyorum’
THY’de 5 yıldır görev yapan ve adını açıklamayan bir kabin amiri ise uçuşlarının yoğunluğuna isyan ediyor. ‘Birçok ardaşımızı  işten çıkarttılar. Bize daha çok uçuş yüklüyorlar. Eksik kadroyla fazla iş bekliyorlar. Uçuştan geliyoruz, yine telefon edip uçuşa çağırıyorlar. Ben telefonlarımı kapalı tutuyorum. Çünkü yeni bir uçuşa gidecek gücüm kalmıyor. Böyle yapınca da uyarı  alıyorum’ diyor.

‘Uçuşlarımız çok yoğun, bu ağır koşullar stresimizi artırıyor’
TASSA Eğitim ve Teşkilatlanma Sekreteri Nur Banu CİNGÖZ ise ‘Aslında bizim Avrupa’daki uygulama gibi rehabilitasyon merkezine ihtiyacımız var. Uçuşlarımız çok yoğun. Bu stresimiz i artırıyor. Uzun ve yüksek irtifa uçuşlarda aşırı radyasyona maruz  kalıyoruz. Duş alarak ve su içerek bunu atmaya çalışıyoruz’ diyor.”

Yayım tarihi
Türkiye olarak sınıflandırılmış , ile etiketlenmiş

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.