Ana sayfa Yazarlar Ömer Sağlam

İran Şahı Ahmedinejat’ın Osmanlı Ülkesine Yapmış Olduğu Ziyaret!

 

Geçen haftanın önemli olaylarından birisi, hiç şüphesiz İran Şahı Mahmud Ahmedinejat’ın Osmanlı ülkesine yapmış olduğu seyahat idi! “Osmanlı Ülkesi” ve “İran Şahı” laflarını özellikle kullanıyorum. Çünkü İstanbul demek bir anlamda Osmanlı demektir. İstanbul eskiyi, Ankara ise yeniyi temsil eder. İstanbul çok uluslu imparatorluğu temsil eder, Ankara ise ulus devleti temsil eder. İstanbul, şeriat ilkelerinden de istifade eden bir örfî idareyi, temsil eder, Ankara ise laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini temsil eder.  İstanbul saltanatı temsil eder, Ankara ise Cumhuriyeti temsil eder. İstanbul, ağırlıklı olarak dönme ve devşirmelerden oluşan asker-sivil bir devlet bürokrasisinin, yabancı işgale ve mandaya teslim oluşunu temsil eder, Ankara ise Türk Milleti’nin, canı pahasına mandaya ve işgale karşı yapmış olduğu onurlu başkaldırıyı temsil eder. İstanbul Padişah Vahidettin’i, Sadrazam Damat Ferit Paşa’yı ve Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’yi temsil eder, Ankara ise Mustafa Kemal Paşa’yı, Başbakan Rauf Orbay’ı ve Ankara Müftüsü Börekçizâde Rıfat Efendi’yi temsil eder. Özetle İstanbul Osmanlı’yı, Ankara ise Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder…(1)

 

Bu bakımdan İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ın laiklik yönü ağır basan Ankara yerine, dini kimliği ve İslami atmosferi çok daha ön plana çıkan İstanbul’u tercih etmesi oldukça anlamlı ve son derece önemlidir. Adı geçenin söz konusu ziyaretini Sultanahmet Camii’nde Cuma namazı kılarak taçlandırması da bu ziyarete ayrı bir renk ve Şahça bir karakter katmıştır. Kılınan Cuma Namazı, ziyaretin hedefi ve mahiyeti bakımından da son derece ilginç mesajlar taşımaktadır. Cumhurbaşkanı kimliği taşıyan Ahmedinejat, Ankara’ya gelip Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî devlet protokolü gereğince, bu devletin kurucusu Mustafa Kemal Paşa’nın kabrine çelenk koymak ve saygı duruşunda bulunmak yerine, İslami kimliği ön palana çıkan Osmanlı’nın başkentini ziyaret ederek ve Sultanahmet Camii’nde Cuma namazı kılarak sanki Cuma selamlığına çıkmış bir sultan (Persî tabirle şah) edasıyla ziyaretini noktalamıştır. Doğrusu; Yavuz’un başkenti olan İstanbul’a, Şah İsmail’in ülkesi olan İran’ın yeni şahı Ahmedinejat pek de yakışmıştır!    

 

Tamam; Mahmut Ahmedinejat, dini hassasiyetlerinden dolayı Türk yetkilileri zorda bırakmamak ve protokol krizi çıkarmamak için madem Ankara’ya gelmeyi tercih etmedi, peki, o zaman neden ille de İstanbul? Öyle ya maksat çalışma ziyaretinde bulunmaksa, bu ziyaret İran sınırına en yakın illerimiz olan Erzurum ve Van’da da pek âlâ gerçekleştirilebilirdi. Neden ille de İstanbul? Demek ki; İstanbul birçok yönden mesaj yüklü bir şehirdir ve Mahmut Ahmedinejat, bu mesajlarını çok güzel vermiştir. Bu bakımdan aslında kınanması gereken Ahmedinejat değil, takıyye içindeki bizim yöneticilerimizdir. Öyle ki; Mahmut Ahmedinejat’ın ziyaretini İstanbul ile sınırlandırması hangi mesajı vermeye yönelikse, Merkez Bankası başta olmak üzere; bazı kamu kurumlarının genel merkezlerini İstanbul’a taşımaya çalışan zihniyet de aynı mesajı vermeye çalışmaktadır büyük ölçüde. Bu bakımdan İran gibi İslami rejimle yönetilen bir ülkenin devlet başkanı olan bir kişinin ziyaretini İstanbul ile sınırlı tutmasını ve Ankara’ya gelmemesini anlayışla karşılamak ve fazla iplememek gerekir…

 

İstanbulluların Trafik Çilesi ve Türk Yıldızları Eşliğinde Otellere Konuk Nakli

 

İstanbul’a gerçekleştirilen her önemli ziyaret gibi Mahmut Ahmedinejat’ın İstanbul ziyareti de İstanbullular için tam bir işkence olmuştur. Zira adı geçenin gelişinde ve gidişinde uygulanan ve adına güvenlik tedbiri denilen polisiye tedbirler, trafiği felç etmiş ve İstanbullular, 14-15 Ağustos günlerinde tam bir trafik çilesi yaşamışlardır. İstanbullular aynı çileyi galiba President Bush’un ziyareti, NATO zirvesi ve HABİTAT toplantıları sebebiyle de yaşamışlardı. Bu bakımdan benim önerim, President Bush ve Ahmedinejat gibi düşmanları çok olan ve bu yüzden en üst düzeyde korunması gereken yabancı devlet adamlarının, havaalanından kalacakları otele savaş uçakları nezaretinde ve helikopterlerle nakledilmesidir. Böylece şehir içi trafiği de alt üst olmamış olur. Benim önerim, bu tür adamların Türk Hava Kuvvetleri’ne ait gösteri ve akrobasi timi olan Türk Yıldızları eşliğinde havadan helikopterle kalacakları otelle getirilmeleridir! Hiç olmazsa İstanbullular, sık sık trafik keşmekeşi yaşamak yerine, gökyüzündeki renk cümbüşünü izleme imkânı bulurlar! Böylece Türkiye Cumhuriyeti de yabancı konuğuna ne kadar itibar ettiğini gösterme imkânı bulur! Hele bir de Türk Yıldızları, konuk devlet başkanlarının ülkelerinin bayraklarındaki renkleri püskürttü mü iş tamamdır! Nasıl? İyi fikir, değil mi?!

 

Sultanahmet Camii’nde Yapılan  Ahmedinejad Dalkavukluğu

 

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın bizim dindar Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ile hilafetin merkezi İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeleri müteakip, İstanbul Sultanahmet Camii’nde kılmış olduğu Cuma Namazı, gerçekten de anlam ve mesaj yüklü idi! Hele hele cami içinde ve dışında halkın kendisine karşı yalakalık ve dalkavukluk sınırlarını zorlayacak şekilde göstermiş olduğu yakın ilgi ve alaka son derece anlamlı olmuştur! Bakın gazete haberinde neler yazıyor:  

”İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, Sultanahmet Camisi’ne girdikten sonra, ön tarafta kendisine ayrılan yere oturmayarak, caminin arka sıralarında cemaatin arasında namaz kılmayı tercih etti. Bu arada, cemaatten bazıları Ahmedinejad’ın elini öpmeye çalışırken, konuk Cumhurbaşkanı buna izin vermedi. Ahmedinejad, aşırı sıcak nedeniyle elindeki dosya kağıdını yelpaze şeklinde kullanarak kendisini serinletmek isteyen bir kişiyi de nazikçe geri çevirdi. Cuma namazından sonra da Ahmedinejad’a ilgi devam etti. Bu sırada konuk cumhurbaşkanının camiden çıkabilmesi için Türk güvenlik görevlileri cemaati uzaklaştırmaya çalıştı. Buna tepki gösteren cemaat tekbir getirdi. Cami imamı da bunun üzerine hoparlörden, ‘Bu alakayı ve ilginizi cami dışarısında gösteriniz. Bu alakadan misafirimiz de rahatsız oluyor. Lütfen kendimize gelelim. Bu durumdan Allah da razı değil. Bu ilginizi nümayiş (gösteri) amacıyla yapıyorsanız, yanlış yapıyorsunuz. Allah en büyüktür. Ona olan saygınızı gösterin’ diyerek uyarıda bulundu.”(2).

 
Bir başka haberde ise Sultanahmet Camii İmam’ı Emrullah Hatipoğlu’nun, cami içinde Ahmedinejad lehine slogan atarak dini siyasete alet eden bu şuursuz kalabalığa yapmış olduğu uyarı şöyle veriliyordu:

 

“Kendinize hakim olun, camide olduğunuzu unutmayın. Bu alaka ve ilginizi cami dışında gösterin. Namazın huzurunun bozulmasından misafirimiz de razı değil. Allah-u Ekber nidalarını nümayiş maksadıyla atıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Allah en büyüktür, ona olan saygınızı gösterin!”(3).

 

Yani Sultanahmet Camii’nin Erzurumlu Nene Hatun’un torunu olan İmamı Emrullah Hatipoğolu demek istiyor ki; “Ey şaşkınlar, camide olduğunuzu unutmayın. Allah’ın dinini siyasete alet edip, süflî emelleriniz için kullanmayın. Ey sersemler ordusu, titreyin ve kendinize geliniz!”.

 

***

Hiç düşünmeyin; getirmiş oldukları tekbirlerle ve İsrail aleyhine atmış oldukları sloganlarla Sultanahmet Camii’ni inletmek suretiyle Ahmedinejad’a güya destek verdiğini zannedenler, bir avuç din bezirgânıdırlar. Onlar her devirde varlardır ve var olmaya devam edeceklerdir. Çünkü onların babaları ve ağabeyleri de 1980’li yılların başında “Allah’ü Ekber Humeyni rehber” diye slogan atıyorlardı. Geçtiğimiz hafta halefi Ahmedinejad’a gösterilen sevgi seli, nedense İmam Humeyni’yi hatırlattı bizim kuşağa.

 

Bu sevgi selinin, Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün oğlu Ahmet Emre Gül’ün, Ankara TED Koleji Müdiresi’nden okulda mescit istemesine ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Edibe Sözen’in, Ahmet Emre Gül gibilerin, geri çevrilen taleplerine olumlu cevap sadedinde okullara ibadethane yapılmasına dair yasa teklifi hazırladığına ilişkin haberlerin medyada yer aldığı günlerde akıtılmış olması, oldukça enteresan sayılmalıdır…

 

18.08.2008

 

Ömer Sağlam

____________

1- Bu tür kıyaslamalardan, İstanbul’u sevmediğim veya Ankara’ya taptığım gibi bir anlam kesinlikle çıkarılmamalıdır. Amacımız, İstanbul ve Ankara’nın, birilerinin kirli emelleri için alet edilmekte olduğunu vurgulamaktır. Yoksa bizim düşüncemiz, 780.500 km.karelik vatan toprağının her karışının aziz ve mukaddes olduğu ekseni üzerine kuruludur.  

 

2-http://www.radikal.com.tr internet sitesinde bulunan 15.08.2008 tarihli ve Ahmedinejad’a sevgi seli” başlıklı haber.

 

3-http://www.sondakika.com internet sitesinde bulunan 15.08.2008 tarihli ve “Ahmedinecad, Sultanahmet Camii’nde Cuma Namazı Kıldı” başlıklı haber.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here