Ana sayfa Orta Doğu ve Afrika Irak

Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği -Irak İnsan Hakları Merkezi

IRAK BASIN BİLDİRİSİ

 

28.07.2008

Irak Parlamento’nun 22 Temmuz 2008 de kabul etmiş olduğu, “İller meclisi” seçim kanunun 24. maddesi ile ilgili olarak, Türkmenler ve Arapların önerisini salt çoğunlukla kabul etmesi, demokrasi düşmanlarını kızdırdı.

Irak parlamentosunun şeffaf ve demokratik bir şekilde yapmış olduğu oylamayı kabul etmek istemeyen bölgesel güçler, parlamentoya ve medyaya akılalmaz baskılar yapmaya başladılar. Irak parlamentosunun iç tüzüğünde yer alan gizli oylamanın (gizli oylama, meclis başkanının talebi ve üyelerin kabulü üzerine gerçekleşmesi kabul edilmektedir. Oylama böyle yapılmıştır.) kanuni olmadığı gerekçesiyle, bölgesel feodel ağalıklar tarafından baskılar artmıştır.
Bu olaylar devam ederken Türkmen ve Arap semtlerinde, bir grup, anket formu dağıtmaya başladı. “Ankette aile bilgileri ve millet hanelerinin bulunmasına ek olarak aile reisi ve eşi’nin fotoğraflarını da talep etmektedirler.”

Irak merkezi hükümetinden izinsiz olarak yapılmak istenen bu çalışmaya tepki gösterenlere ise ağır sözlerle hakaret ederek; bu anket kararın hükümet başkanı Nuri El Maliki tarafından olduğunu iddia ettiler.

Olaylar Kerkük il valiliğine bildirilmesine rağmen bir yanıt alınmadı. Kerkük valiliği sesizliğini koruruken Kerküklükler, tektip elbise giymiş bir grup tarafından; İl meclisini kanunu’nu proteto etmek için yarın işyerlerini kapatmaya çağırıldı. Uyamayanların hakkında yasal işlem uygulanacağını da açıkladılar.

Kerkük’te yaşanmakta olan olayların bir başka cephesi ise bölgesel yönetim güçlerinin yüzlerce insanı Erbil’den getirerek, Kerkük’te Kerküklüler adına yapılacak eylemde kullanmak üzere göndereceklerinin belirlenmesidir.

Amaç, Kerküklülerin baskı ve yıldırma politikaları ile karşı karşıya kaldıkları insanlık dışı muameleye ses çıkarmamalarını sağlamaktır.

Göstericilerin, Irak Türkmen Cephesi (ITC) binasına saldırarak (ITC) Başkanı Sadettin Ergeç’i öldürmek istemsi, çok sayıda insanı yaralandığı ve bina önündeki araçları ateşe vermesiyle birlikte, Türkmeneli TV gibi Irak’ın aydınlık yüzü olan bir iletişim kanalının sesini kesmek için uzun namlulu silahlarla ateş altına alınması, Türkmeneli Partisi gibi Irak demokrasisine siyasi birikimleriyle katkı yapan, Türkmen Siyasi Tutuklular ve Şehit Aileleri Derneği gibi tamamen sivil platformlarda mücadele veren kuruluşlara, silahlı saldırı gerçekleştirerek işgal etmesi, tam bir vahşet örneğidir.
Bütün bunlarla birlikte ortaya çıkan canlı bomba eylemi ise başta eylemcinin kendi bedenine olmak üzere, insanların, insanlığa karşı işleyebileceği en büyük cinayettir. Böyle bir eylem her ne amaçla yapılırsa yapılsın kabul edilemez.

Protesto yürüyüşünün yapıldığı alanda yapılan ve şu anakadar, 11 kişinin öldüğü, 54 kişininde yaralı olduğu bildirilen bu eylemi kınıyoruz.

Kerkük yönetiminde, eşitçe dağılacak iktidar anlayışına karşı çıkan, Kürtlerle iki meclis başkan yardımcısı, bu öneriyi protesto için oturumu terk etmiş, ancak meclis oylamaya devam etmiş, tasarı salt çoğunlukla kabul edilmişti.

Biz Irak’ın adeta bir özeti olan Kerkük’ün çok-etnili yapısını bir zenginlik olarak görüp kardeşçe yaşamayı inşa etmek yerine, onu bozmayı, hatta kendinden başkasına yaşama hakkı tanıyan bazı çevrelerin tahrikkar saldırı eylemlerini, insanlık adına endişe verici buluyoruz.
Irak merkezi yönetimini, İşgal güçlerini ve Kerkük’te bulunan yöneticileri,  uzlaşı ve diyalog ortamını temelden sarsmaya yönelik bu eylemlere karşı gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz.

   
Mehmet SAMANCI                                                                   Abdullah BUKSUR
Irak İnsan Hakları Merkezi Başkanı                    Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Gn. Bşk.

 

Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği

GÜNGÖREN KATLİAMI BASIN BİLDİRİSİ

28.07.2008
Teröristler, insanların en temel hakkı olan “Yaşama Hakkını” ortadan kaldıran insanlık dışı bir eylem gerçekleştirdi. Güngören’de, sivillerin sosyal alan olarak kullandıkları trafiğe kapalı Menderes Çıkmazı Sokağı, çöp kutularına yerleştirilen parça tesirli 2 bombanın 10 dakika arayla patlatılmasıyla insanlık dışı bir vahşete tanıklık etti. Şu ana kadar, hamile kadınların ve iki masum yavrunun da hayatını kaybettiği olayda, çevreye dağılan kopmuş insan parçaları ve yaralıların çığlıkları arasında 18 kişi öldü. Çeşitli hastanelerde 7’si ağır 154 yaralının da tedavisi devam etmektedir.

Teröristler bu eylemleriyle, insalık düşmanı bir anlayışın temsilcisi olduklarını bir kez daha ortaya koydular. Teröristlerin bu eylemine sesiz kalmak, demokratik toplumsal tepkimizi ortay koymamak, bu insanlık düşmanı katillerin ekmeğine yağ sürmek olacaktır.

Olay yerinde bulunan kişilerin anlatımlarına göre; Menderes Çıkmazı Sokağı üzerindeki “ilk patlama, saat 21.50 sıralarında bir telefon telefon kulübesinin yanında oldu. Şiddeti düşük olan patlama, cadde üzerindeki insanları, patlamanın olduğu noktaya çekti. Kalabalık ne olduğunu anlamaya çalışıtığı sırada, ilk patlamadan yaklaşık 10 dakika sonra,  saat 22.00 sıralarında olay yerinin 50 m uzaklığında, bir çöp tenekesinde, daha büyük bir patlama meydana geldi. ortalık kan gölüne döndü. İkinci patlamanın şiddeti kilometrelerce uzaklıktan bile hissedildi. İlk patlamanın oluşturduğu kalabalık, facianın büyümesine neden oldu. Cadde üzerinde, yaşam mücadelesi vardı. Kolunu bacağını kaybedenler, yaralılar, ölenler ve yükselen çığlık sesleri. Ortalık savaş alanı gibiydi. Yaralılara ilk müdaheleyi olay yerindeki vatandaşlar yaptı. Hemen çevredeki hastanelere kaldırıldı.”
 
Olay yerinde inceleme yapan İstanbul Valisi Muammer Güler’in, “saldırının bir terör saldırısı olduğu” açıklamasından hareketle; Bu terör saldırısının özelliği masum insanlara olması nedeniyle lanetlenecek bir eylem olduğunu, bir kez daha dünya kamuoyu önünde tekrarlıyoruz.

İnsan hakları Evrensel beyannamesinin üçüncü maddesinde belirtildiği gibi; “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır” denilmesine rağmen yaşanan vahşete gerekçe bulmaya çalışanları insanlık adına kınıyoruz.

4 Kasım 1950 Tarihin de kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. Maddesinde belirtilen “Yasadışı Şiddete Karşı Korunma Yükümlülüğü”nün ilgililerce hatılanmasında yarar görüyoruz.
Bu olayın ülkemize bulunan insanların yaşama hakkına kasteden bir olay olduğunu bir kez daha ifade eder, şiddetten beslenmek isteyen vampirlerin bir an önce bulunarak yargı önüne çıkarılmasını ve gerekli cezaya çaptırılmasını talep etmekteyiz.                                        

 

Abdullah Buksur
Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Gn. Bşk.


www.uihaf.org

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here