ALI SIRMEN KIMIN BORUSUNU CALIYOR

    TURKISH FORUMDAN ONSOZ:

    BILIMSEL ARASTIRMALARINA DAYANARAK HAKIKATI SOYLEMEKDEN CEKINMIYEN, SAYIN YUSUF HALACOGLU’NA ALI SIRMEN’DEN  TAHMINLERE DAYANAN ARASTIRMASIZ  VE MESNETSIZ YAPILMIS BIR HUCUM ..  ..  LAIK TURKIYENIN EN KUVVETLI EVLATLARI KENDILERINE EN FAZLA IHTIYAC OLUNAN, ERMENISTANLA MUZAKERELER  DEVRESINE GIRERKEN IKIYE AYRILMAK UZERE ..  .. BU ILK ADIM. .. ACABA KIMIN MENFAATINE ..

    Halaçoğlu’nun Gidişi ve Kimlik Sorunu

    ALİ SİRMEN                                                                                          Cumhuriyet 26.07.2008

    Dün bu sütunda, emekli Büyükelçi Candan Azer’in bir uyarı mektubu yayımlandı. Konunun uzmanı Sayın Azer ile yaptığımız telefon konuşmasında, emekli büyükelçi, başka bazı noktalara da dikkat çekiyor, özellikle Filistin’de Yahudilerin, devletlerinin kuruluşları öncesinde gayrimenkul edinmeleriyle, İngiliz yönetimindeki Kıbrıs’ta Rumların aynı doğrultudaki girişimlerini bir kez daha dikkatlice anımsamamızda yarar olduğunu söylüyordu.

    Sayın Azer, Türk ve Ermeni heyetleri arasındaki görüşmeler için İsviçre’nin seçilmiş olmasının yanlışlığını da mektubunda vurguluyordu.

    Tam bu olaylar olurken Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Halaçoğlu’nun Türk Tarih Kurumu Başkanlığı görevinden alınması (ki, Devlet Bakanı Yazıcı görevden alınmanın söz konusu olmadığını, Halaçoğlu’nun süresinin dolduğunu söylüyor) görüşmelerin bir sonucu olarak yorumlandı, medya tarafından. Dünkü Vatan gazetesinde çıkan bir haber ise, Ermenistan’da Dışişleri Bakanlığı’nda da, diyalog karşıtlarının görevlerinden alındıklarını bildiriyordu.

    Halaçoğlu’nun görevden alınması basında çeşitli tepki ve eleştirilere yol açtı.

    Her şeyden önce, Halaçoğlu’nun başında bulunduğu kurumun, başlangıçtaki statüsünün Atatürk’ün iradesi ve hukukun temel ilkeleri hiçe sayılarak, 12 Eylül yönetimi tarafından değiştirilmiş olduğunu anımsatmakta ve TTK Başkanı’nın görevden alınmasından da çok o göreve siyasi iradenin kararıyla getirilmiş olmasının yadırganmamış olmasının tersliğini vurgulamakta yarar var. Bir özerk kuruluş, darbeyle siyasi iradenin tasarrufu altına sokulursa, başkanının onun isteğiyle gelmesi gibi gitmesini de yadırgamamak gerekir.

    ***

    Doğrusunu isterseniz, ben Halaçoğlu’nun bu olay üzerine değil, çok daha önce görevinden alınmış olmasını yeğlerdim.

    “Kürt Alevi olarak bilinen birçok insan da maalesef Ermeni dönmeleri” sözünü söylediğinde görevinden alınmalıydı Halaçoğlu. Bu maalesef sözcüğünün kabul edilmesi mümkün değildir. Ermeni kökenli olmak da esef edilecek ne vardır? Yaşanmış olan tarihi trajediler, Ermenilerin bu toprakların kültürlerine katkılarını, geçmiş zenginliklerimizdeki paylarını görmezden gelmemize ya da unutmamıza neden oluyorsa, bunun adı, ırkçılık ve şovenizm değil midir? Böyle bir davranışta bulunan kişinin bilimsel çalışmalarının değeri ne olursa olsun, TTK’nin başında kalması esef edilecek bir durum değil midir?

    Halaçoğlu’nun çalışmalarının bilimsel niteliği ne olursa olsun, sonuç değişir mi?

    Hitler Almanyası’nda da, çeşitli alanlarda çalışmalar yapmış olan ırkçı bilim adamlarının çalışmalarının bilimsel nitelikleri onların amaçlarını kabul edilebilir hale getirmemişti.

    Değerli tarihçimiz İlber Ortaylı galiba konunun bam teline parmak basıyor. Ortaylı dün Hasan Pulur’un da köşesinde yayınladığı bir konuşmasında, “Halaçoğlu’nun yazdıklarında ve tebliğlerinde bilime ters düşen bir yan yoktur” diyordu.

    ***

    Ama aynı Ortaylı, yine de Halaçoğlu’nun insanların kimlikleriyle ilgili açıklamalarına itiraz ediyor ve diyor ki:

    – İnsanlar kimliklerini kendileri açıklarlar, Türkiye’de onların yerine birilerinin kimlik açıklama eğilimleri son derecede yanlıştır.

    İşte olayın bamteli burada. Yüzyıllar boyu kültürler etnik gruplardan oluşan zengin mozaik olan Anadolu’da saf ırklar aramak veya toplumsal ya da ulusal birliği ırk esasına dayandırmaya çalışmak, çağdaş ulus kavramını hiç anlamamış olmak demektir.

    Bizleri bir araya getiren öğe ırkımız ya da dinimiz değil, birlikte yaşamak isteğimiz olmalıdır.

    Bu yüzdendir ki, çağdaş bir toplumda, etnik kökenleri ne olursa olsun, bir insan kendini ne olarak hissedip algılıyorsa, odur.

    Kimliğini şu ya da bu olarak açıklayan kişiye, “Hayır sen Ermenisin, Rumsun ya da Kürtsün” demek ırkçılığın dik âlâsıdır.

    Aynı şekilde, varsayalım ki bir kişinin katışıksız olarak Türk Oğuz boylarından geldiğini kanıtladınız. Ama adam kendisini, Türk olarak değil, uyruğunu kabul ettiği başka bir ülkenin kimliğiyle tanımlıyor ya da kendisini Ermeni veya Kürt olarak kabul ediyor. Şimdi bu adama karşı,

    – Hayır kardeşim sen öz be öz Türksün, demenin ne anlamı olabilir?

    Adam haklı olarak size şu yanıtı veremez mi:

    – Bırak da kimliğime kendim karar vereyim.

    Halaçoğlu olayı üzerine bazı konuları daha ciddi olarak düşünmeliyiz sanırım.

    asirmen@cumhuriyet.com.tr

    BİR CEVAP BIRAK

    Please enter your comment!
    Please enter your name here