Ferit Baltacı ve  benzeri tüm
BALTALARA ORHAN ÇEKİÇ’in
CEVABIDIR:

10 Haziran 2008 Salı günü CKM Salonunda “Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nda” Atatürk’e ilişkin yaptığım konuşmanın duyurusunun Sn. Naci Kaptan tarafından internette hazırlanıp yayınlandığı gün, anlaşılan bu etkinliklerden rahatsız olan ve “Kemalizm 1919” grubu içine her nasılsa sızmış veya sığınmış bir yobaz, yani tam bir balta olduğu anlaşılan Ferit Balta(cı) kinini de zehrini de kusmuş: Söylediği özetle şu:

“…Dr. Orhan Çekiç Atatürkçü geçinir ama, siz bakmayın, o da kökü dışarda olan Lions Kulübünün bir üyesidir ve bu nedenle de gerçek bir Atatürkçü olamaz, çünkü Atatürk Tam Bağımsızlıktan yanadır. Oysa Lions, kökü dışarda olduğuna göre emperyalisttir. Öyleyse sakın yanılıp da Orhan Çekiç’i dinlemeyin…” 

Sn. Naci Kaptan da bu yoruma karşılık beni savunmaya çalışmış, kitaplarımdan ve etkinliklerimden tanıdığı kadarıyla faydalı çalışmalar yaptığımı bildiğini, ama lion olup olmadığımı bilmediğini, benim Lion olduğum konusunda Balta’nın elinde bir kanıt olup olmadığını sormak gereğini duymuş.

Bütün bunlar hangi dönemde oluyor? Daha birkaç gün önce Çeşme’deki “Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nda” 3.5 saat süren bir konuşmayla Atatürk’ü ve Kemalizm’i anlattıktan sonra, hemen ertesi günü İzmir’de TRT’de canlı yayında Atatürk’ü anlatıp, İstanbul’a döner dönmez her iki günde bir 5 saat süreyle girdiğim diyalize koşup, ordan çıktıktan sonra da CKM’deki toplantıda 2.5 saat Atatürk’ü anlattığım dönemde oluyor. Tam da Şişli Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Şenliği dolayısıyla 12 Haziran Perşembe günü Şişli Mıstık Parkı’nda, Cumhuriyet Standında, hem kitaplarımı imzaladığım, hem de programa göre 1 saat olarak planlanan ama gösterilen ilgi nedeniyle 3.5 saat süren 

 Laiklik ve Türban Kararı” konulu konuşmamı yaptığım sırada yukardaki eleştiriyi alıyorum ve bir lion olduğum için Fethullahcı olmakla suçlanıyorum…

Şu zavallı halimize bakar mısınız dostlarım? İçinde bulunduğumuz şu rezil durum karşısında hâlâ biz nasıl bu hallere düştük, Atatürkçülük nasıl bu hallere kimler tarafından getirildi, dibimizi kim oyuyor? diye sormamıza gerek var mı? Ferit Balta gibi bir baltanın “Kemalizm 1919” sitesinde ne işi var? O grup içindeki gerçek Kemalistler, aralarında bu baltalara nasıl yer verirler? Nasıl bu gibilere (kaba kuvvetle değil ama) fikirleriyle tepkilerini göstermezler? Anlaşılır gibi değil.

İnternetten Google’a benim adımı girerseniz karşınıza binden fazla yazdığım ve bana yazılan yorumlara ulaşırsınız. Orada bana saldıranlara bakın, bunların sadece “Kadir Mısıroğlu” gibi yobaz ve Fethullahcılar olduğunu görürsünüz ve bin yorum içinde, bunun da sayısı bir veya ikidir. Şimdi de bu Ferit baltası nedeniyle üç olmuştur. Hepsi o kadar. Her şey aklıma gelirdi de, üstelik “Tam Bağımsızlıktan” yana olduğunu söyleyen bir Kemalistin beni Fethullahçılıkla suçlayacağı aklıma gelmezdi. Eminim, beni tanıyanların da aklına böyle bir saçmalık gelmez. Sn. Naci Kaptan’ın şaşkınlığı da bundandır.

Sanırım buna ençok, Fethullahçılar şaşırmıştır.

Uzun uzun kendimi anlatmaya gerek duymam, zira “…ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

Ama yıllardır üniversitemde her gün dört saat binlerce öğrencime Cumhuriyet Tarihimizi anlatırım.

Her gün öğleden sonraları mutlaka bir okulda bir konferansım vardır. Bunların ayda 20 dolayında olduğunu söyleyebilirim. Zaman zaman öğrenci velilerine de konuşurum.

İki günde bir diyalize girmek zorunda olduğum için, çevredeki yakın yerlerin davetine veya uçakla gidilebilen her yere gider, konuşur, bazan diyalize o yörede girerim, yani kaytarmam.

Üniversitemde derslerime, sorumlu olmayan, üst sınıf öğrenciler, hatta diğer branşlardan hocalar da katılır, bundan övünç duyarım.

Öğrencim sınıflara sığmaz. O nedenle ben derslerimi Konferans Salonlarında ve Sinema Salonlarında yaparım, bununla da övünürüm. Bunu tüm üniversitem bilir.

Televizyon kanallarında ve radyolarda yıllardır Kemalizmi savunurum, Atatürk’ü, Cumhuriyet Tarihimizi anlatırım, laik düzenimizi anlatır ve savunurum, bu doğrultuda yayınlar yaparım.

Harp Akademisi’nde Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerine Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi hocalığı yapıyor olmaktan onur duyarım, onlara Atatürk’ün Nutkunu ders olarak anlatıyor olmaktan, bu görev için seçilmiş olmaktan şeref duyarım.

Atatürk için yaptığım TV programlarının ve hazırladığım CD – DVD sayısı 200’ün üstündedir.

Ve bütün bu nedenlerle de, elbette belli çevrelerin hedefi olurum:

YOBAZLARIN ve BALTALARIN.

Yakın dostlarım bana Atatürkolog derler, bununla övünürüm.

Bugüne kadar verdiğim konferans sayısı bini aştıktan sonra saymayı bıraktım, bununla da övünürüm.

Bu kadar sayıda etkinlikte bulunabilmemde en büyük destek kaynağım, Lions Kulüpleridir, bununla da övünürüm.

BEN ÜSTELİK 30 SENEDİR BİR LİON’UM VE BUNUNLA DA ÖVÜNÜRÜM…

LİONS kulüplerinin üyelerinde aradıkları bir tek koşul vardır: MUTLAK SURETTE KATIKSIZ ATATÜRKÇÜ OLMAK ve yüz kızartıcı bir suç işlememiş, dürüst, ahlaklı olmak.

BUNUNLA DA ÖVÜNÜRÜM

Bu yüzden de lionlara daima iki çevre saldırır: YOBAZLAR VE BALTALAR…

Ama her şeye rağmen “İT ÜRÜR, KERVAN YÜRÜR?”

Peki ama Lions nedir ve ne yapar? Kimlerin tepkisini çeker? Kısaca belirteyim:

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda bütün dünya yakılıp yıkılınca, yürekli bir adam, Melvin Jones,-bir sigortacı- ortaya bir fikir atıyor: “…Bu kadar başarılı iş adamlarıyız. Yakılıp yıkılmış bir dünyada her şeyi devletten beklemek olmaz. İş adamları biraraya gelseler ve ayda sadece bir kere toplanıp, o günkü mesailerini toplumlarının ihtiyacını giderici projelere yöneltseler, dünyanın her ülkesindeki her aydın yurttaş, kendi ülkesi için aynı şeyi yapsa, ortaya ne kadar başarılı sonuçlar çıkar?”. Bu fikirden yola çıkılarak LİONS KULÜPLERİ kuruluyor.

Fikir yurt dışından gelmiş mi? EVET! Bu durumda “kökü dışarda mı?” EVET.

Peki KIZILAY nasıl kurulmuş? Fikrin kaynağı ne? KIZILHAÇ. Yani kökeni dışarda ama her ülke kendi Kızıl Haçı’nı, bizde haç olamayacağına göre biz de kendi KIZILAY’ımızı kurmuşuz, hem kendi sorunlarımıza melhem olmaya hem de dünyanın herhangi bir yerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Tıpkı LİONS gibi.

Her ülkedeki Lions Kulüpleri önce kendi ülkelerinde, bölgelerindeki sorunlara yardımcı oluyorlar, sonra da yurt dışındaki insanlık için önemli projelere destek veriyorlar. Bu nedenle, her ülkenin yasalarının elverdiği ölçüde, örneğin Türkiye’de herhangibir Lions Kulübüne üye olan bir Lion ABD’deki merkeze ayda 3 dolar karşılığı bir katkıda bulunur.

Şimdi yobazlar ve baltalar, eminim hemen hesaba sarılırlar: Kaç tane lion, her ay üç dolardan, emperyalist Amerika’ya acaba şu kadar yılda ne biçim para aktarmıştır?

Yobaz eminim buna takılacaktır, çünkü yüreği fesattır.

Bari merakta bırakmayayım da ben anlatayım.

… Bu paralar ABD’deki merkezde toplanır. Sonra bakın bu paralar ne olur?

Evvela “buhar” olmaz. Bizim “Bosna müslümanlarına yardım” amacıyla, kökü içerde olan camilerde topladığımız paralar buhar olur da, kökü dışardaki bir merkeze giden bu paralar buhar olmadığı gibi, çok daha büyük yardımlar şeklinde Türkiye’ye döner. Çünkü Türkiye, diğer gelişmiş ülkelere nazaran daha fakirdir, dolayısıyla daha çok desteğe muhtaçtır, dolayısıyla Türk Lions Kulüplerinin sundukları projelere daha büyük bütçelerle bu paralar ABD’deki merkezden Türkiye’ye büyük fonlar halinde geri döner.

Geri döner de ne olur?

BAYRAMPAŞA GÖZ HASTANESİ olur. Balkanların en büyüğü olan bu hastane, tümüyle lionların, sadece Türk Lionlarının değil, tüm dünya lionlarının eseridir ve bu hastane yıllardır binlerce yoksula derman olmaktadır. Hastanedeki cihazların çok önemli bölümü de yurt dışı lions kulüplerinin bağışıdır.

TÜRK KALP VAKFI olur. Bu vakıf lionların eseridir ve Türkiye’de, konusunda tek vakıftır. Buradan da yıllardır binlerce fakir-zengin bakmaksızın tüm yurttaşlarımız yararlanmaktadır ve kalp gibi son derecede yaşamsal bir sağlık konusunda, bu durumda kökü dışarda olan Lions Kulüpleri Türk yurttaşına hizmet veriyorlar demektir. Yani Melvin Jones haklı çıkmıştır. Herşey devletten beklenemez.

HİZMET HASTANESİ olur, Türkiye’nin enbüyük Böbrek Hastanesi’ne dönüşür, ülkemizin binlerce diyaliz hastasına her gün hayat verir.

Bunun anlamını bir tek yobazlar kavrayamaz. Onlar her Türk Lionu’nun ABD’ye gönderdiği 3 dolara kafalarını takarlar, bunu ülkeyi satmak gibi yorumlarlar da, bu gidenin karşılığında neyin geldiğini görmezler bile. Onlar kör oldukları gibi, bunu kavrayamayacak kadar nankördürler. Oysa Güngörende oturup da her gün yaşama yeniden doğan bir diyaliz hastasıyla konuşsalar, o hastanenin, dolayısıyla lionların bu hizmetlerinin ne anlama geldiğini anlayabilirler ama, dedim ya, kördürler. Onlara göre Allah verir, Allah alır. Gerisi boştur. Oysa, bir diyaliz hastası, diyalizi iki gün kaçırsın, ölür. Yani diyaliz hastası her iki günde bir diyaliz sayesinde yeniden doğar. Yani Allah ona dokunmaz. Çünkü Allah Kuran-ı Kerim’de de “…sana akıl verdim, onu kullan…” diyor. Kökü dışarda biri de aklını kullanıp bir cihaz yapıyor. Diyaliz Cihazı. 1972 yılına kadar, yani bu cihaz ilk kez Türkiye’ye getirilip kurulana kadar bütün böbrek hastaları ölüyorlardı. Bugün tüm diyaliz hastaları yaşıyorlar. Diyalize girmesinler hemen ertesi gün gene ölürler, ama yaşıyorlar. Ama ne yapalım ki, bu cihazları yapan da, bulan da,, insanlığın hizmetine sunan da, hep kökü dışarda olanlar.

Allah onların hepsinden razı olsun. Bunu yobazlar anlayamazlar.

BİNLERCE OKUL VE DERSLİK olur. Türkiye’de Lions Kulüpleri’nin açtıkları okulların ve dersliklerin sayısı Fethullahınkinden fazladır. Bundan yobazlar hoşlanmaz, çünkü Lionlar Atatürkçüdür, Atatürkçü gençlere destek verir.

BİNLERCE BURS olur ve Laik Cumhuriyet ilkelerinden sapmayacak öğrencilere eğitim desteği verir. Yobazlar bundan da hoşlanmaz.

TÜM DÜNYA ÖLÇEĞİNDE UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE EDER. Bu özelliği nedeniyle Birleşmiş Milletler Bünyesi içinde bir ofisi vardır ve tüm dünyadaki Birleşmiş Milletlere üye ülkeler, kendi ülkelerinde gençliğe yönelik böyle bir sorun yaşıyorsa, o ülkedeki Lions Kulüplerinden yardım ve destek isterler. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, üyelerine bu tavsiyede bulunur.

GÖZ NURUNU KORUMA komiteleri aracılığıyla, her ülkedeki lions kulüpleri kendi ülkelerindeki görme özürlülerinin hem eğitimi, hem yaşamı, iş edinmesi konularında hizmet verir, diğer taraftan bu hastalıkla mücadelede de etkin rol oynar. Bu maksatla ülkemizde kurulmuş bulunan 6 NOKTA KÖRLER OKULU ve VAKFI bir lions hizmetidir.

BEYAZ BASTON bir Lions etkinliğidir.

DİYABET hastalığıyla mücadele, kişileri bu konuda bilinçlendirme konusu da gene Lions Vakıfları ve Komitelerinin faaliyetlerine girer.

Bu ve benzeri hizmet komitelerinin sayısı yüzleri geçer. Dolayısıyla LİONS, hiçbir karşılık beklemeksizin toplumuna hizmet sunar. Yani bu anlamda ulusal’dır. Aynı zamanda tüm dünyadaki lions kulüpleri de öncelikle kendi ülkeleri için çalıştıkları, yani herkes kendi evninin önünü temizlediği için, bu hareket aynı zamanda evrenseldir. Bunun emperyalizmle ne ilgisi var? Zaten sözcük anlamına da bakarsak:

  L (Liberty – ÖZGÜRLÜK)

  I (Inteligencia – ANLAYIŞ)

  O(Our – BİZİM)

  N(Nation’s – ULUSUMUZUN)

  S(Safety – GÜVENLİĞİDİR)

Yani LIONS, ” Özgürlük, Anlayış, Ulusumuzun Güvenliğidir” demektir. Bu hareketin ruhu bu olduktan sonra, bu fikrin doğduğu kaynak yurt dışında olsa ne olur, yurt içinde olsa ne olur?

Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç
T.C. Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı,
T.C. Maltepe Üniversitesi Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü,
Harp Akademileri SAREN Stratejik Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi,
Moda Lions Kulübü Atatürk Komitesi Başkanı. (Aralıksız 20 yıldan bu yana!…)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.